Bir asırlık ömür

Asırlık çınar ağaçları vardır hani, kocaman gövdesi, uzun dalları, açılmış el misali yaprakları ve görkemli duruşuyla farklı bir yere sahiptir belleğimizde.Onun koyu gölgesi altında soluklanmak dinginlik ve huzur verir insana.Hele bir de altına uzanıp gözlerinizi onun kocaman dalları ve yapraklarında gezdirdiğinizde düşünceleriniz sizi farklı bir boyuta taşıyacaktır.

Efendim, istatistiklere göre günümüzde ortalama insan ömrü yetmiş , seksen yıl olarak belirlenmiş. Bu arada istisnalar da var tabi, doksan küsür yaşını geride bırakmış ‘’Ayşe Muhsine’’ hanım gibi.

O, bir devrin bitip Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan süreçte, siyasal ve sosyal çalkantıların yoğun olarak yaşandığı, kıtlığın hüküm sürdüğü ekonominin taban yaptığı zor yılların müşahidi bir hanımefendi. Bu kadar uzun bir ömürde sayısız acı tatlı hatıra biriktirmiş deyim yerindeyse ‘’hayat profösörü’’ olmuş koca bir çınar o.

Sizi satırların aracılığı ile tanıştırmak istediğim Ayşe Muhsine hanımın anlatacakları umarım faydalı olur. Bu dilek ve düşüncelerle sohbetimize başlayalım buyrun;

Efendim, önce sizi tanıyabilirmiyiz?

-Evladım ben 1925 yılında Gebze Tepeköy’de dünyaya gelmişim. Babam Çanakkale savaşı gazilerindendi.Annem o dönemin varlıklı ailelerinden Halil ağanın kızıydı. İki kardeşiz, benden üç yaş büyük ağabeyim var, o da hayatta. Güzel bir çocukluk dönemi geçirdim. Köyümde herkes akrabaydı dolayısıyla insani ilişkilerimiz çok iyiydi.O zamanlarda kötülük yoktu, kimse kimsenin malına, namusuna göz dikmezdi.

Okula gitme imkanınız oldu mu, okuma yazmanız var mı?

-Ben Osmanlı devletinin yıkılışı, Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan yasakçı bir dönemin çocuğuydum. Okuma yazmam yok, Kur’an okumayı ise altmış yaşımdan sonra öğrendim elhamdülillah. O zamanlar yasaktı, benim yaşımdakilerin çoğu eski yazıyı da yeni yazıyı da bilmezlerdi. Annem iyi bir terziydi, çocuk denecek yaşlarda ona özenerek bende dikişe başladım.Kumaşları ziyan ettiğim çok olmuştur, ama annecim bana hiç kızmazdı. Böylelikle bende iyi bir terzi olmuştum. Bunun yanında her türlü elişini yapardım. O zaman her ihtiyacımızı kendimiz yapmaya çalışırdık. Bu günkü gibi hazır giyim yoktu, tekstil fabrikası sayısı çok azdı. Dedim ya ben Türkiye’nin zor dönemlerini gören ve yaşayanlardanım. Buna rağmen o zamanları hep özlemle anarım, hatıralarım rüyalarımda halen canlanır.

Çocukluğunuzda hiç oyuncağınız oldumu?

-Annem bana basmadan elişi bebekler yapardı. İçini yünle doldurup yüzüne rastıkla kaş göz çizerdi. Bende bebeğime elbiseler dikerdim.Arkadaşlarımla evcilik, beştaş, saklambaç gibi oyunlar oynardık.Biz çok basit oyuncaklarla mutlu olan çocuklardık.

Daha sonra evlendiniz, bundan sonraki yaşamınız nasıl oldu?

-Gelin olduğum yer yoksuldu, o dönemde kıtlık olduğu için herkes aynı durumdaydı.Biz kalabalık bir aileydik. Aile büyüklerimizin yanında eşimin anneanneside bizimle yaşıyordu.Allah(cc) hepsine rahmet etsin.Ekmek yapmak için un bulamazdık düşünün! Yenilebilir otları toplayıp içine bir iki kaşık un atıp pişirir bununla karnımızı doyururduk.Bu günki gibi türlü türlü yiyecekler yoktu.Yiyeceğimizi kendimiz elde etmeye çalışırdık. Un, yağ, şeker,gazyağı temel ihtiyaçlarımızdı ama bunlarda yoktu.Anlayacağınız tam bir kıtlık yokluk dönemiydi.

Peki bu zor dönemi nasıl atlattınız?

-Bütün bunlar bizi yıldırmadı elhamdülillah.Eşimle elele vererek bütün zorlukları aştık. Büyüklerin sözleri ne kadar doğru ‘’yuvayı yapan dişi kuştur’’demişler.Bende elimden gelen her şeyi yapıyordum.Bu arada çocuklarım oldu. Allah(cc) yarattığı her canlının rızkına kefildir, dolayısıyla her çocuğum rızkı ve bereketiyle dünyaya geldi. Terzi olmam hasebiyle köylü kadınların dikişlerini dikiyor düğünlerde gelinbaşı yapıyordum. Onlarda karşılığında neleri varsa (yumurta, buğday, bulgur gibi yiyecekler) getirirlerdi.Biz köyde yaşıyorduk ama bir tavuğumuz bile yoktu. İneğimiz sütümüz ise sonradan oldu. Daha sonraları kendi evimizi yaptığımızda bir dokuma tezgahı aldık. Evimin kilimlerini, çarşafını, peşkirini (dokuma havlu) kendim dokudum. Yine dış giysi kumaşlarımızıda kendim dokuyup dikiyordum.Bunun yanında bahçe ve tarla işlerimizde vardı. Bizim köyümüzde kadınlara fazlaca iş düşerdi. Ev işinin yanında ahıra bakmak, köy fırınında ekmek pişirmek, çeşmeden su taşımak, derede çamaşır yıkamak...büyüklerin, çocukların bakımı hep kadının vazifesiydi. Bu kadar işin arasında bazen akşam yemeği gecikiyordu. Bununla ilgili şu hatıram beni hala üzer;

Üç oğlum küçük olmalarına rağmen iş tutarlar akşam eve acıkmış halde gelirlerdi.En küçük oğlum ocakbaşına gelir ‘’anne çorba ne zaman pişecek’’? diye mızıldanırken aç uyur kalırdı. O küçük oğlum şimdi altmışbeş yaşında ve hala benim ‘’küçük oğlum’’.

-Eğlenceleriniz olurmuydu köyde?

-Olurdu tabi, düğünler çok eğlenceli geçerdi, at yarışları, güreş gibi sosyal etkinliklerde yapılırdı.Geceleri komşularımızla toplanırdık. Eşimin anneannesi bize ‘’Ahmediyye’’kitabını okurdu. Ondan çok şey öğrendim, nur içinde yatsın. Baştada söylediğim gibi benim okuma yazmam yoktu. Namaz surelerini ve diğer ilmihal bilgilerini anneanneden öğrendim.

Çocuklarımın zamanında yasaklar kalkmıştı artık. Onlar dini eğitimlerini köyümüzün hocasından aldılar elhamdülillah. O zamanlar hatim törenleri düzenlenirdi. Komşu köyler, akrabalar herkes davet edilir, meydanlarda sofralar kurulur, hatim yapan çocuklara hediyeler verilerek onore edilirdi. Eşim ve ben bunu çok arzu ediyorduk ve çocuklarımız için bu güzel töreni yaptık.

-Yaşadığınız yokluk ve zorluklar size neleri öğretti diye sorsam neler söylersiniz?

-Evladım yokluğu bilmeyen varlığın kıymetini bilemez.Rızkı, malı mülkü veren –Malikül Mülk-olan Allah(cc) dır.Biz kullara düşen ise gayret etmek, yokluğa sabır varlığa şükretmektir.Biz okul görmedik, dini eğitim alamadık dolayısıyla cahildik ama; kalbimizdeki iman ateşi her zaman yandı. İşte bu manevi güç bizi güçlü kıldı çok şükür.Ye’se ümitsizliğe kapılmak insana hiç birşey kazandırmaz.Sağlık ve huzur olduktan sonra her zorluk aşılır.Hayatta yaşanılan herşey insana tecrübe kazandırır.Yokluk gören israf etmemeyi öğrenir.Darlık gören ise varlıkta şükretmeyi.Allah’a şükürler olsun, ele güne muhtaç olmadan bu günlere geldik evladım.

-Daha sonra köyünüzden taşındınız, burada nasıl geçti zamanınız?

-Oğullarım burada iş sahibi oldu ve evlendiler. Kızlarımda öyle,hepsi evlendi torunları var.Kocaman bir aile olduk, torunlarımın çocuklarını severken‘’hey gidi günler heyy’’diyerek zamanın ne çabuk geçtiğine hayıflanıyorum.İnsanoğlu hayata tek olarak başlıyor, zamanla bir çift oluyor.Daha sonra giderek çoğalıyor.Vakti geldiğinde ise kanatlanan yavrular yuvadan uçuyor. Bundan sonrası artık yavaş yavaş geri dönüş zamanı.Bir bakıyorsunuz evde iki kişi kalmışsınız. Bir nine ve bir dede..Ben de şimdi tek kaldım. Hacım vefat edeli beş sene oldu.Allah (cc) ondan razı, mekanı cennet olsun.

Hacımla altmışbeş yıl evli kaldık. Dile kolay, altmışbeş yıl.. Bir insan ömrü neredeyse. Şimdiki evlilikler ise altı ay sürmüyor.

-Efendim, bir asra yakın yaşamınızın size kazandırdığı tecrübelerinize dayanarak genç hanımlara neler söylersiniz?

-Gençlik çok çabuk geçiyor, hatta ömür çok çabuk geçiyor.Dolayısıyla zaman boşa harcamasınlar. Günümüz gençleri isteklerine kolayca ulaşabiliyor, bunun kıymetini bilsinler.Havasıyla, suyuyla, toprağıyla cennet gibi bir vatanımız var.İhtiyacımız olan her şeyi buluyor ve alabiliyoruz elhamdülillah.Bütün bunların kıymetini bilmek ve israftan kaçınmak lazım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Melek Engin Aktemur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

06

Selvet arar - Örnek alınacak insanlar.allah rahmet eylesin ne güzel evlat yetiştirmişler. Kalemine saglık melek Hanım.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 13:41
05

AYNUR KESKİN. - TEBRİKLER. KUTLARIM. BAŞARILARINIZ DAİM OLSUN. (HA GELDİK, GİDİYORUZ. BİR UÇURUMUN KENARINDAYIZ.)

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 13:41
04

Kevser Alp - Hamd sukur sabir muhabbet kanaat tevekkul kokan istifade edilmesi elzem gunumuz genclerine ornek nasihat olmasi niteliginde muazzam bir roportaj olmus elinize gonlunuze saglik....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 13:41
03

Şenay Ay - Her dem şükürle çalışkanlık la sevgiyle yaşanmış bı ömür inşaallah örnek alanlardan oluruz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 13:41
02

Muharrem DÜZER - Yokluğu bilmeyen varlığın kıymetini bilmez diyor ya Annemiz hayatın özeti de bu Şimdi yetiştirdiğimiz çocuklarımıza biz bunu anlatamıyoruz Hiçbir şeyden mutlu olamayan hep daha fazlasını isteyen bir nesil yetişiyor Bu Anneler bizleri yetiştirdi ama biz onlar kadar güçlü olamıyoruz belki onlar okul okumamıştı birileri onlara cahil diyor ya acaba şimdi okumuş anne babaların yetiştirdiği evlatlara bakınca soruyorum cahil kim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 13:41
01

Hayriye yaren - Maşallah ne kadarda güzel anlatmışsıniz selam ve dua ile

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 13:41

Anket Kocaelispor’un yeni teknik direktörü Selahattin Dinçel başarılı olur mu ?