Kimlik Bunalımı – Batı Hayranlığı

Kim olduğumuz sorusuna verdiğimiz cevap bizim kimliğimizi ortaya koymaktadır. Kimlik çok yönlü bir olgudur. Aslına bakılırsa çok karmaşık ve herkeste farklı içeriği olan bir karışımdır.

Kendimizi cinsiyet, din, milliyet, spor takımı, vatandaşlık, meslek gibi çok farklı olgularla tanımlarız. Bazen doğduğumuz yer bazen de kökenlerimiz ön plana çıkabilmektedir.

Herkesin kimliği farklı özellikleri ile ön plana çıkar.

Geleneksel toplumlarda kimliğin en belirleyici öğesini din oluşturmaktaydı. Kim olunduğuna verilen cevapta din en belirleyici yere sahipti. Asabiyet bağları bazı toplumlarda kimliğin en belirleyici özelliği olabilmekteydi. Bu durum özellikle Araplarda çok yaygındı.

Modern dönemler ortaya koyduğu yeni değerler ile geleneksel kimlik anlayışına büyük zarar verdi. Modern dönemin ideolojileri veya modern dinler diyebileceğimiz yaklaşım tarzları bireysel kimliklerin inşasında çok etkili oldular. Milliyetçilik, Komünizm, muhafazakârlık gibi ideolojiler bazı dönemlerde toplumsal kamplaşmaların en belirleyici değerleri haline geldiler.

İslam dünyasında Batı karşısında alınan yenilgiler dolayısıyla ciddi bir kimlik bunalımı oluştu. Ancak batılı eğitim ile ülkenin kurtulacağına olan inanç beraberinde batılı değerleri de getirdi. Batıya karşı var olma mücadelesi veren ama batı hayranı nesillerin yetiştiği bir sürece girilmiş oldu.

Bu süreçte iyi olan her şey batı ile özdeşleştirilirken kendimize ait olan değerler geri kalmışlığın gerekçesi olarak görüldü.

Batı, demokrasi, insan hakları ve hukuk noktasında bir ilham kaynağı olarak görüldü. Kendi ülkelerindeki monarşiye karşı nefretle yaklaşan kafalar batılı monarşilere hayranlıkla baktılar.

Ülkemizde Kraliçe Elizabeth’e hayran olan ama Vahdettin’den nefret eden kitleler türedi.

Artık kim olduğumuz sorusuna verdiğimiz cevaplar çok muğlak hale geldi. Kendimizi batılı tanımlamalar ile ancak tanımlayabilir hale geldik.

Kendi geçmişimize karşı olan nefrete karşın Antik Yunan’a hayranlık besler duruma geldik. İstanbul’un fethini kötü bir şey olarak görenler ortaya çıkmaya başladı.

Taksimdeki onca kilise ve havradan rahatsız olmayan kitlenin camiden nefreti ile yüzleştik. Kilisenin gongunun sesinden rahatsız olmayan ama ezandan nefret eden bir tümörlü kitle ile yaşar hale geldik.

Sanal iletişim kanalları üzerinden dünyayı okuyan ve kendini tanımlayan gençlerin sayısı hiç de az değil.

Katiline hayran bir toplum olduk. Bütün vahşetine rağmen medeniyeti batıda aramaya devam ediyoruz. Batıda yaşama hayali kuranların sayısı hiç de az değil.

Türkiye’deki Arap’tan rahatsız olan ama batılı gördüğünde memnun olan bir kafa toplumda huzuru tehdit ediyor.

Ülkede yabancı istemiyorum diyen kafanın kendini batıya atmanın yollarını araması da ayrı bir hikâye.

İsrail’in yaptığı katliama batının desteği bile bazı kafaların gerçeği görmesine yetmiyor. Ama artık kimse kalkıp da batılı değerleri eskisi gibi yüceltemez.

Kimlik bunalımımızdan kurtulmak için kendi köklerimiz ile barışık olmak, geçmişten alınan ilhamla geleceği inşa etmek zorundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdulvahap Akıncı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?
Tüm anketler

Kocaeli Haber

Oyunlar