Dava-Siyaset İkilemi Üzerine…

Nasıl bir ülke, toplum, medeniyet tasavvuruna sahip olunmak istendiği siyasi partilerin varlık gerekçelerini oluşturmaktadır.

Her siyasi parti farklı bir gelecek perspektifi ile ortaya çıkmaktadır. Bu noktada günümüz siyasetinin programlarında modern dönemin dinleri olan ideolojilerin etkilerini inkar etmek mümkün değildir. Siyasi partiler kendilerini farklı kavramlarla tanımlasalar da temelde belirleyici olan kavramlar milliyetçilik, muhafazakârlık, cumhuriyetçilik, demokratiklik, solculuk gibi kavramlardır. Her ne kadar günümüz dünyasında ideolojilerin muğlaklaştığı veya klasik anlamlarından farklı bir noktaya evrildikleri söylenebilse de aralarında fark kalmadığı anlamına gelmemektedir. Günümüz dünyasında siyasi partilerin ideolojik olarak eski derin ayrışmaları ortadan kalkmış hatta birbirine büyük ölçüde benzeşmiş olsa da yine de aralarında hiç fark kalmadığını söylemek mümkün değildir.

Siyaset, uzlaşıyı zorunlu kılmaktadır. Bu durum ise partilerin belli noktalarda taviz vermelerini zorunlu kılmaktadır. Tam da bu noktada “dava” ile siyasetin çelişkisi ortaya çıkmaktadır.

Siyasi partiler belli bir dava için yola çıkıyorlar fakat zamanla dava siyasetin kurbanı olabiliyor. İktidara gelebilmek veya ondan pay kapabilmek için en kolay heba edilebilen şey dava denilen şey olsa gerek.

Dava dendiği zaman hemen akla İslami veya ülkücü partiler gelmemelidir. Bütün partilerin birer davası vardır. Kimisi din temelli, kimisi ülkücü veya solcu davalar güderken kimisi de ülkeyi bölme davası güdebiliyor.

Tam da burada davaların nasıl kurban edilebildikleri üzerinde durmak gerekir. Siyasi partilerin varlık gerekçelerinden savrularak karşı taraf denen yerde demirlemeleri bu durumun en net resmi olsa gerek.

Laik Cumhuriyet’in yılmaz bekçisi olarak kendini tanımlayan bir siyasi partinin bir süre sonra İslamcı diye tanımladığı partilerle birlikte gelecek vizyonu ortaya koymaları tam da bu durumun yansımasıdır. Laiklik elden gitmesin diye var olduğunu söyleyen parti, laiklik karşıtı bir odak olarak gördüğü ve yıllarca zulmettiği kite ile birlikte “10. Yıl Marşı”nı okuyabilmekte.

Cumhuriyetin kurucu partisinin ülkeyi yıkmak için siyaset yapan PKK’nın siyasi uzantısı ile dans etmekte en ufak bir beis görmeyebiliyor.

Aynı durumu Milli Görüş geleneği partilerinde de görmek mümkündür. İslami değerleri ülkede hakim kılmak amacıyla kendini var iden siyasi partilerin zamanla laikliğin yılmaz bekçisi olarak kendini tanımlayan partinin bir uydusu haline dönüşmesi de durumun farklı bir versiyonudur.

Daha da ötesi, kendilerini milliyetçi olarak tanımlayanların bir kısmının PKK’nın siyasi uzantısı ile bir araya gelebilmesidir.

Cumhur İttifakı partilerinde de kimi noktalarda bir evrilme olduğu söylenebilir. Özellikle AK Parti ile MHP’nin ortak bir uzlaşı sağlaması bazı noktalarda törpülenmeleri beraberinde getirmiştir. Laiklik ve Atatürkçülük gibi noktalarda söylemlerin yaklaştığı görülmektedir.

Bütün bu örnekler dava için yola çıkan partilerin yolda davayı kurban ettiklerini göstermektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdulvahap Akıncı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?
Tüm anketler

Kocaeli Haber

Oyunlar