ŞÜPHE YOK, ŞAŞIRMA YOK!

Arapça rızık kelimesi ‘ihsan, pay, şükür ve dahî yiyecek’ anlamlarını ihtiva etmektedir. Yani rızık ile işaret edilen besin maddelerinden daha fazlasıdır.

Düşünecek olursak; Kalbin rızkı ilim, gözün rızkı güzeli görmek, dilin rızkı ise hoş olanı söylemektir. En dar anlamıyla ele almak gerekirse, âyet-i kerimede şöyle buyruluyor: “Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: ‘Meryem, bu sana nereden geldi?’ deyince, ‘Bu, Allah Katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir’ dedi.”                                                                                                  

Meryem(ra) kendinden emin ve mutmain bir kalp ile soruyu yanıtlıyor; “Allah katındandır”. Yüksek bir idrak… Şüphe yok, şaşırma yok.                                                     

Bildiğimiz üzere İslam öğretisinde evren tasavvuru daireseldir. Her şey en başına döner, ilk kaynağına. O’ndan geleni O’nun yolunda harcamak da böyledir. Modern dünya ise eksilenden, azalandan söz eder; verdikçe bitmektedir sendeki. Sen kazanmışsındır ve senindir. Allah’tan geldiğini Allah’ın tamamladığını anlayamaz bu zihin.

Nitekim bir diğer ayette:                                                                                                                            

 “O günahkârların Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, ‘Rabbimiz! Gördük, duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık’ diyecekleri zamanı bir görsen” buyruluyor. İşte, Yaratıcının “ölüm gelmeden evvel” demesi, bu sebepledir.

Ölümde gecikme yoktur. An’dır; bir anda olur.. Akletmeyen kalbin artık tatmin olması fayda vermeyecektir. İşte tam da bu yüzden her fırsatta bizlere bahşedilenlerden tasadduk etmeliyiz. Sadakanın ömrü uzatması ömrün bereketlenmesidir. O’ndan geldik dönüşümüz ancak O’nadır..   

**

Bir yudum kitaptan minik bir hikayecik;

Sinem Sal, “Behice'nin Yarım Kalan İşleri” kitabında "Dünyadan bütün intikamımı aldım, bu sabah çiçekleri suladım" der ve ekler: "işte benim marifetim bu."

Dünyanın tüm çirkinliğine inat ben de çiçekleri suladım bu sabah sevgili okur. Dilerim tüm dünya çiçek açar ve bizim çocuklarımız o çiçekli dünyada yaşar..

Annem, her zaman yaptığı gibi bizi ölümüne de hazırladı. O pimpirikli biriydi. Mesela yüzmeyi geç öğrenme sebebimdir annem. Simitten kolluğa üç yılda geçtim. Kollukları çıkardığımdaysa, yani yaklaşık beş yıl sonra, en az üç stilde yüzebiliyordum. Annem bizi hastalıklarımıza bile hazırlardı. Ufacık bir hastalık sinyalini günler öncesinden algılar, evi buna göre yeniden düzenler, ihtiyacımız olabilecek her türlü şeyi barınağımıza depolar, gece nöbetlerinde dinç durabilmek için evin koridorundaki ışıkları açık bırakırdı. Annem beni ilk aşk acısına yedinci sınıfta hazırlamıştı örneğin.

Yan yana koltuklarda oturmuş dizi izliyorduk. Kadın, adama durmadan “Çünkü sana âşığım,” diyordu. Ben de anneme “Aşk tam olarak nasıl bir duygu?” diye sormuştum. Bunu sorduğum anda annem televizyonu kapatmıştı. Ellerimi ellerinin içine alıp şöyle demişti:

“Kolluklarını çıkardığımız günühatırlıyor musun?”

“Evet.”

“O gün ne olmuştu?”

“Yüzmüştüm.”

“Doğru. İnsan bir kere yüzmeyi öğrenirse, bir daha unutmaz değil mi?”

“Unutmaz anne.”

“Peki... Geçen yaz ne olduğunu hatırlıyor musun?”

“Ne oldu?”

“Ayağına kramp girdiği için az kalsın boğuluyordun. Yüzme bilmene rağmen.”

Annem, bunları söyledikten sonra “Aşk, tam olarak böyle bir şey” demeseydi, felaket hikâyemle aşk arasındaki bağlantıyı asla kuramazdım. Neyse ki söyledi. Ben ne mi yaptım? Lisede ilk kez âşık olduğumda kolluklarımı çıkardım ve ayağıma kramp girdi. Hazırlıklı olmam beni “az kalsın boğulmak”tan alıkoyamadı. Yine de bu, annemin beni ilk aşka da hazırladığı gerçeğini değiştirmez.   

Okursanız kitabı, beni anımsarsınız.

Sevgiyle ve merakla, sevgili okur…                                                                                                     

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsüm Güney - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?

Kocaeli Haber

Oyunlar