Kimlik bunalımımıza bir çözüm önerisi: Türk Milli Kimliği

Ülkemizde toplumsal kesimler arasında süren birbirine yabancılaşma hatta düşmanlaşmaya giden süreç, şimdiki ve gelecek nesiller için bir tehdit unsuru olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir.

Farklı dünya görüşüne sahip toplum kesimlerinin birbirini ötekileştirmesi ve ötekileştirdiklerini kendi varlığı için bir tehdit olarak görmesi, toplumu fazlası ile germektedir. Gerginliğin olduğu toplumlarda makul bir tartışma ortamı oluşturmak ve sorunlara çözüm üretmek pek mümkün olamamaktadır.

Ülkenin eğitimli kesimi topluma büyük ölçüde yabancılaşmıştır. İçinden çıktığı toplumun inanç ve kültürüne yabancılaşan kitle, ülkenin geleceğine çözüm üretmesi gerekirken, sorunun merkezinde yer almaktadır.

Ortak sorun alanları ve projelerde bile bir birliktelik mümkün olamıyor. Birinin bayramı diğerinin nefreti olabiliyor. Empatinin tamamen ortadan kalktığı süreçte bilginin değil algının esiri olunuyor. Toplum kesimleri bazı kötü niyetlilerin operasyonuna açık hale geliyor.

Akademik dünyadaki durum daha da vahimdir. Bir hocanın Osmanlı veya Abdülhamid sevgisi bile büyük bir sorun haline getirilebiliyor. Tarihi ile barışık olan akademisyenlere baskı kurulup dersleri ellerinden alınabiliyor. Özgürlükçülüğü her ortamda savunan sözde aydınlar kendileri gibi olmayanlara yaşama hakkı tanımıyorlar.

Ben kendi adıma kör bir savaşın saplantılı bir fanatiği olmadım ve de olmayacağım. Benim seçtiğim yol, üzerimde hissettiğim sorumluluk bilinciyle, çıkış yolu aramaktır. Sorunların kaynağına inilmeden, bütün tabuları kırarak, olabildiğince gerçekleri ortaya koymadan bir çıkış yolu bulmak mümkün olamayacaktır.

Yaptığım okumalar ve çalışmalar, ülkemizde günümüzde yaşadığımız sorunların temelinin Osmanlı Devleti’nin son döneminde ve tek parti iktidarında yattığını ortaya koymaktadır.

Uzun yıllar süren bir çalışma sonucunda yaşadığımız dönemin kimlik bunalımının temel gerekçelerini bir bütünlük içerisinde ortaya koymaya çalıştım. Bu bağlamda kısa bir süre önce yayınlanmış olan “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Milli Kimliği” başlıklı kitabım ile bir nebze de olsa sorumluluğumu yerine getirdiğimi düşünüyorum.

Kitap, Batı’da ortaya çıkan kimlik inşa süreçlerini ele aldıktan sonra, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemlerinde yaşanan kimlik inşasını da ele almıştır. Gerçekler bilimsel çerçevede ve hiçbir endişeyi dikkate almadan kaleme alınmıştır.

Tanzimat Döneminde ortaya çıkan uygulamalar ve özellikle eğitim politikası ile farklı gelecek tasavvuru olan nesillerin yetişmiş olmasının bugüne yansımaları dikkate değerdir.

Yapılan çalışmada Tanzimat süreci olmadan bir Cumhuriyet döneminin olamayacağı gerçeği ile de karşılaşılmıştır. Cumhuriyet’in belli noktalarda Osmanlı Devleti ile bir devamlılık taşıdığı, bazı noktalarda ise tam bir kopuş yaşadığı tespit edilmiştir.

Kitap yayınlandıktan sonra farklı dünya görüşünde olan çok sayıda okuyucuyla buluştu ve çok güzel geri bildirimler aldı. Kitabıma ilgi duyan ve güzel dileklerini paylaşan bütün dostlarıma teşekkür ederim.

Kimlik bunalımının aşmış bir Türkiye temennisiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdulvahap Akıncı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?
Tüm anketler