Sosyal Medya Yasası Sansür Yasası değildir

Değerli okurlar,
Basın; bir zamanlar yasama, yürütme, yargıdan sonra 4’üncü güç olarak anılırdı.
Gazetecinin kalemi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, bir atışta hedefine saplanan ok gibi sivri, bir vuruşta düşmanın kellesini kesecek kılıç kadar keskindi.
Gazeteci kişi ve kurumları eleştirirken kin, öfke, nefret, şantaj ve tehditle yalan, iftira haber yazmaz, itibar suikastçılığı yapmazdı.
Gerçek ve güncel haberleri araştırarak, sorarak, sorgulayarak yazar, kamuoyu ile paylaşırdı.
Dijital medya teknolojilerinin yaşamımıza girmesiyle geleneksel gazetecilik pratikleri unutuldu.
Yasal hiç bir yaptırımı ve sorumluluğu olmayan sosyal medya ve internet haberciliğinin pıtrak gibi çoğalmasıyla gazetecilik etik kuralları çöpe atıldı.
Bir başkasına hakaret etmek, yalan yanlış haber yaymak, iftira atmak sıradanlaşınca medya, güven yitiren meslekler sıralamasında ilk sıraya oturdu.
Bu arada internet ortamında yapılan yayınları düzenleyen ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edecek yasa 1 Ekim 2020’de yürürlüğe girdi.
Kamuoyunda “Sosyal Medya Yasası” olarak bilinen; halk arasında panik, korku ve endişe oluşturma kastı taşıyan, ülkenin güvenliği ve kamu sağlığını tehlikeye sokan, kamu barışını bozmaya yönelik yalan haberle ilgili yasa teklifi geçen hafta TBMM’de görüşüldü.
Bu tür haberleri yapan gazetecilere ceza öngören yasa CHP ve HDP milletvekillerinin organize protestolarına rağmen AK Parti ve MHP’lilerin oylarıyla kabul edildi.
Yasanın kabulü CHP ve HDP’lilerle hakareti, iftirayı, itibarsızlaştırmayı alışkanlık haline getiren, kin, öfke, nefret, şantaj ve tehditle haberler yapan gazetecilerle destek verenleri rahatsız etti.
Gazetecilerin üye oldukları meslek örgütleri internet haber sitelerini süreli yayın kapsamına alan, burada çalışanların ayrıcalığını gideren maddeyi görmezden gelerek cezaya takıldı.

GAZETECİ İŞİNİ YAPACAK

Değerli okurlar,
Gazeteci dostlarla velinimetim okurlarımın 13 Ekim'de TBMM’de kabul edilen yasa ile ilgili yorumumu merak ettiklerini biliyorum.
Hemen söyleyeyim;
Gazeteci de olsa hiç kimsenin bir başkasını şantaj, tehdit, kin, öfke, nefret, yalan, hakaret, iftira ile itibarsızlaştırmaya hakkı yoktur.
Yasalar gazeteciye “Hakaret edemezsin, iftira atamazsın, kişileri itibarsızlaştırmazsın, kin, öfke, nefret, şantaj ve tehdit yazılar ve yalan haber yazamazsın” diyor.
Aksine; AİHM, Anayasa, yasalar, yerel mahkeme ve yüksek yargı kararları gazetecilere gerçek, güncel, kamu yararı ve masuniyet karinesine uymak, hakaret etmemek koşuluyla her türlü eleştiri hakkı tanıyor.
İfade özgürlüğü saldırgan bulunan, sarsıcı etki yaratan hatta rahatsız eden, bir derece abartmayı hatta kışkırtmaya başvurmayı içeren bilgi ve fikirleri içeriyor.


Mevcut yasalar gazetecilere meslek kuralları içinde kalmak koşuluyla yazılarını yazma fikirlerini paylaşma hakkı tanıyor.
Önemli olan yasaları değiştirmek değil uygulayıcıların adil karar vermesini sağlamak.
Yasa değişikliğinin en çok tartışılan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla ilgili 29’uncu maddenin biz gazetecilerden çok sosyal medya kullanıcılarıyla sosyal medya platformlarını ilgilendirdiğini düşünüyorum.
Öte yandan, düşüncelerinden, fikirlerinden ve yazılarından dolayı suçlu bulunarak ceza alan, cezaevinde yatan gazeteciler iddiasını da doğru bulmuyorum.
Yazılarından dolayı ceza alan gazeteci yok mu? Var.
Onlarla ilgili verilen cezalar ya hükmün açıklanması geri bırakıldı, ya ertelendi, ya paraya çevrildi ya da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
O gazeteciler cezaevlerine gönderilmedikleri gibi mesleklerini yapmaya, yazılarını ve haberlerini yazmaya devam ediyorlar.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tutuklu Gazeteciler Raporunda yer alan gazeteci olduğu iddia edilen isimlerin yaptıkları haber, yazdıkları yazıdan dolayı değil terör suçu işledikleri için ceza aldıklarını unutmayalım, karıştırmayalım.
Anlayacağınız, gazeteci gazeteciliğini yapacak.
Yasaların tanıdığı kamuoyunu doğru bilgilendirme hakkını başkalarını şantaj, tehdit, kin, öfke, nefret, yalan, hakaret, iftira haberlerle itibarsızlaştıramaya kalkanlar bedelini öder.

SANSÜR YASASI DEĞİL

Değerli okurlar,
Panik, korku ve endişe oluşturma kastı taşıyan, ülkenin güvenliği ve kamu sağlığını tehlikeye sokan, kamu barışını bozmaya yönelik yalan habere imza atanlara yönelik yasa değişikliğinin “Sansür Yasası” olduğu iddia ediliyor.
İfade özgürlüğünün engelleneceği söylenerek eleştiriliyor, tepki gösteriliyor.
Eleştirmek herkesin hakkıdır, saygı duyarım.
Bana göre “Sosyal Medya Yasası” sansür yasası değil.
Sorumluluklarını unutan, meslek ilkelerini yok sayan daha çok sosyal medya kullanıcı ve platformlarını disiplin altına almayı amaçlayan bir yasa.
Gazeteci olarak ilk kez Ankara’da Adalet Gazetesinde çalıştığım 1964 yılında hakim karşısına çıktım.
Bugüne kadar 100’den fazla yazım nedeniyle yargılandım ama hiç cezaevine girmedim, gazeteciğe devam ediyorum, yazılarımı yazıyorum.
Zaman zaman çalıştığım gazetelerde yazılarımın sansürlenmesi, mobbing uygulanması sonrası kimseye eyvallah etmedim, ceketimi alıp gittim.
Eleştirdiğim dönemin valisiyle ilgili patronlar tarafından övücü yazılar yazmam, özür dilemem istendi, yazmadım. O vali FETÖ'ye himmet yardımı yapmaktan tutuklandı.
17 Ağustos 1999 depremi sonrası aynı vali, deniz suyunun ısındığını deprem olacağını yayarak halkta korku ve panik yarattığım iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık iddianın doğru olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi.
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişinin şikayetine itibar eden hiç bir yaptırımı olmayan Basın Konseyi masuniyet karinesi kuralını bir kenara bırakarak kınama cezası verdi. O müfettiş FETÖ davasında meslekten ihraç edildi, tutuklandı.


Gazete patronları ve gazeteciler ekonomik özgürlüğe kavuşmadıkça yasa da değişse bu tür tartışmalar sürer, fırsat kollayan gazetecilerle siyasiler iktidarları eleştirmeye devam eder.
Sorumluluklarını unutarak tehdit, şantaj, asparagas haber yapanlarla ilkeli, gerçek haber yapan gerçek haber peşinde koşan gazeteciler ayrılmadıkça, “çürükler ve safralar” ayıklanmadıkça medya itibarsızlaştırılmaya devam edecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Galip Ataman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Doğrucu - Tetikçiler için yaşasın yasa! Yılların gazetecisinin bu kadar taraflı yazı yazmasına anlam veremiyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ekim 15:00


Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?