Bedelli askerlik ücreti belli oldu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bedelli askerlik ücretini 55 bin 194 lira olarak açıkladı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, basın yayın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bakanlıkta bir araya geldiği toplantıda, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Savunma ve güvenlik konularının günlük siyasetin dışında tutulması gerektiğini ve polemik konusu yapılmaması gerektiğine vurgu yapan Akar, "Savunma güvenlik konusu 84 milyonun konusu. Bütün alanların, kesimlerin meselesi" dedi.

Güvenlik ortamının ve güç dengelerinin yeniden şekillendiğini belirten Akar, milletin hak ve menfaatini korumak için her türlü önlemi aldıklarını söyledi.

Akar, "Bir taraftan bazı doktrinler var bunları uygulayarak pratiği götürüyoruz, diğer taraftan da pratikte edindiğimiz izlenimleri vesaire doktrine dönüştürüyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin konumu nedeniyle etrafta, uzakta yakında olan her şeyin kendilerini ilgilendirdiğini aktaran Akar, Türkiye'nin bu bölge halkıyla kültürel ve tarihi bağları olduğuna dikkat çekti.

Akar, şöyle devam etti:

"Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde içinde bulunduğumuz dönemde, bu ortamda, uluslararası ilişkilerde artık özne haline gelmiş bulunuyor. Hem etki alanı hem ilgi alanı genişlemiş oluyor. Etki alanı 3 kıta, ilgi alanı da bütün dünya. Nerde ne olursa, şu veya bu şekilde bizi ilgilendiriyor. Bunun sonucunda da devletimizin ve tabii devletin parçası silahlı kuvvetlerin, Savunma Bakanlığımızın da sorumlulukları, görevleri artmış bulunuyor. Bu manada görevlerimizi yerine getirebilmenin gayreti içindeyiz ve şu anda gerçekten silahlı kuvvetlerimiz Cumhuriyet tarihinin en yoğun günlerini yaşıyor. Aşağı yukarı bütün unsurlarımız şu veya bu şekilde angaje olmuş durumda. Yurt içinde ve sınır ötesinde ve bunun yoğunluğunu yaşıyoruz hep beraber. Bu yoğunluğu olabildiğince kırmadan, dökmeden bizim vazifemiz neyse, hukuk çerçevesinde, şeffaf bir şekilde onu yerine getirmek için gayret gösteriyoruz."

BEDELLİ ASKERLİK

26 Haziran 2019'da başlayan yeni askerlik sistemi konusunda da değerlendirme yapan Akar, bu sistemde erlerin de general olabildiğini anımsattı.

Yeni askerlik sisteminin, 1927'den itibaren 2019'a kadar değişen ve gelişen şartlar, ihtiyaçlar çerçevesinde düzenlemeler yapılarak geldiğini ve sistematiğinin bozulduğunu anlatan Akar, yeni sistemin yoğun çalışmaların ardından belli olduğunu ve bir sistem haline geldiğini kaydetti.

Akar, modern ordularda da uygulanan bu sistem kapsamında er olarak girenlerden 6'sının subay, 41'inin astsubay, 480'inin uzman erbaş ve 1845'inin sözleşmeli er olduğunu açıkladı.

Bedelli askerlik ücretinin nasıl belirlendiğini anlatan Akar, 6 asteğmen maaşının kıstas alındığını, bu maaş yükseldiğinde bedelli askerlik ücretinin de yükseleceğini ifade etti.

Söz konusu sistemle, hem silahlı kuvvetlerin hem de gençlerin ihtiyacının karşılandığını belirten Akar, yoklama kaçağı konusunda da ciddi azalmaların olduğunu söyledi.

Akar, "Bedelli askerliğin sürekli hale gelmesi, belirsizliğin ortadan kalkmasında gerçekten çok önemli. Bedelli askerlik başvurularında 2021 yılında yüzde 57 artış oldu. Bedelli askerlik ücreti de son belirlemelere göre 55 bin 194 lira. Niye? Asteğmen maaşı yükseldi" dedi.

Bakan Akar, 6 aylık askerlik hizmetini tamamladıktan sonra bu hizmetini 12 ay olarak gerçekleştirmek isteyen Mehmetçik'in maaşının 4250 lira, yedek astsubayın maaşının 8 bin 500 lira, astsubayın maaşının da 9 bin lira olduğunu kaydetti.

TERÖRLE MÜCADELE

Terörle mücadelede, yeni bir güvenlik konseptinden bahsedilebileceğini dile getiren Akar, "Bu da teröristlerin ülkemize gelip herhangi bir şekilde eylemde bulunmaları değil. Onların gelmesini engelleyecek şekilde, teröristleri kaynağında etkisiz hale getirmek, amacımız bu" değerlendirmesini yaptı.

Tek amaçlarının teröristler olduğunu tekrarlayan Akar, şöyle devam etti:

"Teröristler neredeyse hedefimiz orası. Bu konudaki amacımız da taarruzi bir anlayışla bunu yaparken, sınırlarımızı ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak. Bunun dışında hiçbir amacımız yok. Bu yaptıklarımızın hepsi meşru müdafaa kapsamında ilgili arkadaşlarımızla karşılıklı görüşerek yapılan icraatlardır. Komşularımızın özellikle Suriye ve Irak başta olmak üzere, hiçbir komşumuzun, sınırında, toprağında, hakkında hiçbir egemenliğinde gözümüzün olmadığını böyle bir niyetimizin olmadığını da herkesin bilmesi lazım. Biz, komşularımızın toprak bütünlüğüne son derece saygılı davranıyoruz. Çok istismar edilen bir konu da bizim gerçekten din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmamız asla söz konusu değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde böyle bir şey yok. Bizim asker olarak yaptığımız bu operasyonlarda da tek hedefimiz teröristler bunun altını tekrar tekrar çiziyorum. Bunun dışında bizim hiçbir şekilde başka bir tarafa yönelmemiz söz konusu değil, böyle bir icraat asla söz konusu değil.

Türkler, Kürtler, Araplar bizim kendi nüfusumuzda 84 milyon kardeştir ve bunun da en somut örneği şehitliklerdir. Şehitlikleri inceleyin orada bütün coğrafyadan Türk, Kürt, Arap karışık bir şekilde kardeşler yan yanı yatıyorlar. Bu da kardeşliğimizin en açık göstergesidir."

Akar, TSK'nın yurt dışındaki operasyonları sırasında sivil hedefler başta olmak üzere, tarihi ve kültürel yerler konusunda aşırı hassas davrandığına değindi. Hulusi Akar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinde kimyasal silah olmadığını da tekrar vurguladı.

TSK'nın başta FETÖ olmak üzere, PKK-PYD, DAEŞ'e karşı mücadelesini sürdürdüğünü belirtirken, en son teröristin etkisiz hale getirilinceye kadar mücadelenin devam edeceğini bildirdi.

Mehmetçiğin yüksek bir moralle kar kış demeden bu faaliyetlerini sürdürdüğüne değinen Akar, "Suriye'nin kuzeyi dahil, 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar 33 bin 275 terörist bugün itibariyle etkisiz hale getirilmiş bulunuyor. 1 Ocak 2021’den itibaren de bir yılda ise 2 bin 795 terörist etkisiz hale getirildi" bilgisini paylaştı.

84 büyük operasyon yapıldığını aktaran Akar, şöyle konuştu:

"Büyük operasyon demek, 3 tabur ve fazlası, büyük operasyon oluyor. Ortak çaplı operasyonlar da bir tabur iki tabur şeklinde yapılanlar onlar da 286. Bu manada toplam 370 operasyon, bu operasyonlar sırasında 1455 mağara/sığınak imha edilerek kullanılamaz hale getirilmiştir. İçindeki teröristlerle beraber. Burada dikkati çekmek istediğim konu, son zamanlarda bu terörist elebaşları özellikle uluslararası basına konuşmaya başladılar. Çok değişik şeyler söylüyorlar. Yakın zamanda sözde elebaşlardan birinin söylediği şey şu; TSK'nın etkisini itiraf ediyor; 'TSK çok yönlü saldırıyor' diyor. 'Açıkça söylüyorlar tek bir kişi bırakmayacağız diyorlar. Saldırılar gerçekten çok ağır.' diyor. Diğer bir elebaşı da 'PKK, YPG'ye dış destek devam ediyor.' diyor. Bunların PKK'nın YPG'den gittiğini açık açık söylüyorlar. Bir başka elebaşı da 'Avrupa ateşkes ilan etmeyeceksiniz, savaşı sürdüreceksiniz diyor.' Bunları da bir tarafa koymak lazım. Sonuçta kim ne derse desin ne yaparsa yapsın 40 yıldan beri milletimizin başına bela olan bu terörü bitirmekte asil milletimizi kurtarmakta kararlıyız."

Akar, "Şu anda 395 üs bölgesinde, bazı üs bölgelerimizde eksi 30 derece, 3 metre kar var. Çığ tehlikesi dahil, karla mücadele dahil tüm zorlu arazi ve iklim şartlarına rağmen Mehmetçik fedakarca görev yapıyor" dedi.

Diğer önemli bir konunun ise çok konuşulan hudutlar meseli olduğuna değinen Akar, hudutların güvenliğinin bir "namus meselesi" olduğunu söyledi.

Akar, "'Hudut namustur' diyoruz. Hudutlarımız şu anda en yoğun şekilde hem fiziki anlamda yapılan tesisle tesisatla hem de ilave gönderdiğimiz birliklerle olabildiğince yani gerçekten Cumhuriyet tarihimizin en yoğun günlerini yaşıyoruz. Hudutlarımız en etkili tedbirlerle korunmaktadır" diye konuştu.

Hudutlarda alınan duvar, tel örgü, hendekler gibi güvenlik tedbirlerinden bahseden Hulusi Akar, "Çok ciddi bir mücadele var, çok yoğun teknoloji kullanılıyor, onun getirdiği bir başarı var. Bu rakamlarda da açıkça görülüyor. 1 Ocak'tan itibaren geçmiş veya geçerken toplam 99 bin 602 kişi yakalandı. 314 bin 586 kişi de engellendi. Yakalananların içinde 495'i terörist. Bunların da 248'i FETÖ/PDY, 92'si PKK, 4'ü DHKP-C, 3'ü MLKP, 68'i DEAŞ ve 36'sı da HTŞ mensubu" dedi.

Akar, bu kişilerle beraber çok miktarda kaçak sigara, uyuşturucu madde ve 1 milyon uyuşturucu hap ele geçirildiğini de bildirdi.

Suriye'nin kuzeyinde 2016'da başlayan ve başarı ile icra edilen Zeytin Dalı (2018), Barış Pınarı (2019) ve Bahar Kalkanı (2020) operasyonlarıyla terör koridorunun parçalandığına işaret eden Akar, "Oradaki kazdıkları kuyulara teröristler gömüldü" vurgusunu yaptı.

Operasyonların ardından yaklaşık 1 milyon Suriyeli'nin kendi istekleriyle o bölgelere döndüklerini belirten Akar, bunların 470 bininin de İdlib bölgesine gittiğini söyledi.

Hulusi Akar, o bölgelerde gerçekleştirilen altyapı ve üstyapı çalışmalarından da bahsetti.

Zaman zaman orada Rusların yaptığı saldırılar olduğunu belirten Hulusi Akar, şöyle konuştu:

"Geçenlerde bir su deposunu vurdular. Orada İdlib'teki halkın hayatını son derece zorlaştırdılar. Zaten zordu, daha da zorlaştırdı. Bunun dışında çeşitli havadan bomba attıkları oluyor. Bunlarla alakalı arkadaşlarımız kendi muhataplarıyla Türk-Rus görüşme konuşma suretiyle bu konuda dikte veriliyor. İkaz ediyoruz, diğer taraftan da 30 Eylül'de Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Putin'le yaptığı görüşmenin ardından ateşkes ihlallerinin ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Bizim temennimiz herkes yerinde dursun, ne zamana kadar anayasa yapılıncaya kadar. Seçimler yapılıncaya kadar. Hem ABD ve hem Rusların daha önce yapılan mutabakatlara uymalarını bekliyoruz. Mutabakatın sürmesine, ateşkesin sürmesine istikrarın devamına katkı için çalışıyoruz."

Çeşitli bölgelerden tacizler olduğuna dikkat çeken Bakan Hulusi Akar, bunlara karşı taviz verilmediğini misliyle mukabelede bulunulduğunu söyledi. Türkiye olarak kendilerinin istikrardan yana olduklarını vurgulayan Akar, ateşkesin de kalıcı hale dönüşmesini istediklerini bildirdi.


Yunanistan'ın göçmenlere yönelik uygulamalarını anlatan Akar, "İnanılmaz şeyler var. Denizin ortasında yapılanlar… Göçmenlere ateş ediyorlar, botu zıpkınla deliyorlar. Hangi medeniyet, hangi insanlık, anlaması çok güç. Bu yapılanlar gerçekten canilik. Uluslararası anlaşmalar, insan hakları, hukuk hiçe sayılıyor" diye konuştu.

Yunanistan'ın Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayı bir araç olarak kullandığını dile getiren Akar, AB ülkelerinin de AB dayanışmasından dolayı mesele Yunanistan olduğu zaman hakkı, hukuku bir kenara bıraktığını belirtti.

Akar, AB'nin, insan hakları ve uluslararası hukuk konusunda çifte standartlığı bırakması gerektiğini söyledi.

Batı Trakya'da Türk kimliğinin inkar edildiğini dile getiren Akar, bu bölgedeki mantığın Kıbrıs için de geçerli olduğunu ifade etti.

Akar, "Kıbrıs'taki çözümsüzlüğün temel sebebi, oradaki Rumların, kendilerini efendi, Türkleri yok sayması. Bunu da AB, görmezlikten geliyor" diye konuştu.

Bütün bu uygulamalara rağmen Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog kanallarının açık olmasını arzuladıklarını vurgulayan Akar, olaylara siyasal ve barışçıl yol ve yöntemlerle çözümler bulmayı istediklerini kaydetti.

Akar, Türkiye'nin, bölgesinde barış ve istikrarın teminatı olmaya devam edeceğini belirterek, şunları söyledi:

"Biz Türkiye olarak kimseye tehdit değiliz. Kimsenin toprağında, hakkında, hukukunda gözümüz yok. Türkiye, dostları için güvenilir, güçlü ve etkin bir müttefiktir. Karalamalarla bir yere varılamaz. Bütün bu iyi niyetimizi ortaya koyduktan sonra da yanlış anlaşılmasın diyoruz. Biz bu kadar iyi niyetliyiz ama aynı zamanda ülkemizin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki kardeşlerimizin hak, alaka ve menfaatlerini korumakta azimliyiz, kararlıyız ve muktediriz."

Akar, Kıbrıs'ta barışın ve huzurun hakim olmasını istediklerini dile getirerek, "Türkiye, garantördür. Garantörlük hakkımızı bugüne kadar yerine getirdik, getirmeye devam edeceğiz" dedi.

F-16 BLOCK VİPER ALIMI VE MODERNİZASYONU

F-16 Block Viper alımı ve modernizasyonu konusunda bir sürecin işlediğini ve bunu takip ettiklerini belirten Akar, aynı zamanda ABD ile F-35 konusunda da bir görüşmenin sürdüğünü kaydetti.

Akar, F-35 konusunda, gelecek günlerde ABD'de bir toplantı yapılacağını ve bunun hazırlıklarının devam ettiğini söyledi.

Türkiye'ye karşı, bazı dost ve müttefik bilinen ülkelerden yedek parça, sistem, malzeme, silah, mühimmat alışverişinde açık-kapalı gecikmenin bulunduğuna dikkati çeken Akar, şu ifadelere yer verdi:

"Adına ambargo denilmiyor fakat gecikmeler var. Biz bunu muhataplarımıza hatırlatıyoruz. Şunu söylüyoruz: TSK'nın bu şekilde zafiyeti, zayıflatılması, isteklerini alamamasından dolayı aynı zamanda NATO'nun zayıflatılması demek. 2021 yılında hazır kuvvet olarak NATO'nun nöbetini tuttuk. Herhangi bir kriz olsaydı birliklerimiz gidecekti. Bu tür örtülü-kapalı ambargolardan dolayı, herhangi bir şekilde istenilen malzemeyi temin edemiyorsak bu, zafiyet doğuracak. Bunu anlatmaya çalışıyoruz. NATO'ya karşı 70 yıldan beri sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirmiş bir orduyuz, ülkeyiz. Hal böyleyken siz şimdi 'NATO'da müttefikiz.' diyorsunuz fakat diğer yandan da ihtiyaçlarımızı parası mukabilinde vermiyorsunuz."

"S-400 KONUSU BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUK"

S-400 konusunun bir tercih değil, zorunluluk olarak ortaya çıkan bir tedarik çalışması olduğunu ifade eden Akar, "Herhangi bir saldırı, tehdit olmazsa kimseye zararı olmayan bir sistem bu. Önceliğimiz ülkemizin, 84 milyonun güvenliği. Müttefiklerimizin vermediğini Rusya'dan temin ettiğimiz bir sistem." şeklinde konuştu.

Akar, S-400 konusunda makul ve mantıklı çözümler bulunabileceğini, Türkiye'nin bu konuda haklı olduğunu ifade etti.

"ABD'Lİ MÜTTEFİKLERİMİZİN BİR AN ÖNCE DOĞRU KARAR VERMELERİNİ BEKLİYORUZ"

Türkiye'nin ABD ile en önemli probleminin YPG/PKK olduğunu dile getiren Akar, "Bu, artık açık ve net, PKK'nın sözde elebaşıları tarafından da ifade edilmiştir ki YPG'nin PKK'dan farkı yoktur; YPG, PKK'nın Suriye'deki teröristleridir. Hal böyleyken ABD gibi bir müttefikimizin bunları desteklemesi, müttefiklik ruhuna son derece aykırı. Bu konuda ABD'li müttefiklerimizin bir an önce doğru karar vermelerini bekliyoruz" dedi.

"15 TEMMUZ'DAN BUGÜNE KADAR 24 BİN 230 KİŞİ İHRAÇ EDİLMİŞTİR"

FETÖ ile mücadele konusunda da değerlendirmede bulunan Akar, şöyle konuştu:

"Bütüncül bir yaklaşımla, yasalar ve mevzuat çerçevesinde yeni bilgi, belge geldikçe istihbarat kurumlarımızla, savcılıklarımızla, komutan arkadaşlarımızın kendi komutanlık bilgileriyle yakından takip edilmekte, yerinde ve zamanında gerekli işlemler yapılmaktadır. 15 Temmuz'dan bugüne kadar 24 bin 230 kişi ihraç edilmiştir."

08 Oca 2022 - 17:11 - Ekonomi



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?