24 Ağustos 2019 Cumartesi
Bellona
Sabahattin Yamak

Sabahattin Yamak

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

“Sonsuzluk” hatrına

Sabahattin Yamak

23 Temmuz 2019 tarihli yazısı

Son iki yüz elli yıla yakındır ne bu topraklarda yaşayanlar ne de gönül coğrafyasında yaşayanlar huzur buldu. Ne oldu da bir mektupla, bir selamla ülkeleri hizaya getiren insanlar ve onların koca devletleri yıkılıp gitti?

İlmin, teknolojinin, sanatın, estetiğin merkezi iken, birden yitip gidenleri saymak ve geçmişi yad etmenin dışında bir şey kalmadı elde.. Elbette ki her dönemi, olayı kendi zaman, mekân ve imkânları içinde değerlendirmek daha doğru sonuçlara ulaştıracaktır bizleri.

Bugün yitip gidenlere hayıflanma vaktidir sadece. Neyin gittiğine değil de nasıl gittiğine bakmak sanki daha faydalı olacaktır. O kadar geçmişe gitmeye lüzum olmasa gerek. Son yüz yılı ya da elli yılı film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirdiğimizde ortaya bir fotoğraf çıkacaktır.

İlk olarak bizden her zorluğun üstesinden geleceğimize olan “İnanc"ımızı aldılar...

Sonra İnancımızı besleyen, umutlarımızı bağladığımız “Hayal”lerimizi...

En son ruhumuza kan pompalayan şah damarımızı, “Aşk”ımızı aldılar…

Zamanın bir yerinde de Kelimelerimizi, kavramlarımızı aldır. Sığlaştırdılar, sağırlaştırdılar, zihin dünyamızı zincirlediler, öyle budadılar ki bizi “Düş” bahçemize küstürdüler.

Duygularımızı körelttiler... Coşkun ırmaklarımıza set çektiler. Kurudu topraklarımız...

Hislerimizi, duygularımızı onları ifade eden dilimizi tırpanladılar diğer topluluklardan farkımızı aldılar.

Oysaki biz çokluktan, farklılıktan mutluluk duyuyor, ona zenginlik gözüyle bakıyorduk.

Yaratıcının “ben sizleri kaynaşasınız diye farklı farklı kavimlerden yarattım” buyruğuna rağmen tek tipleştirdiler. Kendimizden başkasını tanımaz olduk, oysa ki biz topal keçimizin ayağına taş değse hesabını verecek olanlardık..

Hayatlarımızı sürdürelim, birbirimizle “hasbihal” edelim diye kelimelerimizi yasak ettiler bize. Ayıpladılar, sakat bıraktılar.

“Aşkın” olanı çıkardılar hayatlarımızdan.

“ Aşk”ımızı aldılar.

“ Aşk” ı sadece insani zafiyetlerde kullanılan bir araç haline getirdiler.

Hepimiz beraberce tükettik.

Hepimiz beraberce tükendik.

Kaybettiğimizi tekrar bulmak için “hüznümüzü”, “kederimizi”.

İçimizi, yakan “Hicran”ımızı kaybettik.

Zihnimizi, dilimizi “modern” dediğimiz çağa devşirmek uğruna İndirim reyonlarında tükettik.

Bu sebeptendir ki Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Ahmet Yesevi’yi, ne de daha nicelerini anlamakta güçlük çekiyoruz ya da  hiç anlamıyoruz.

Bir sevincimizi, hüznümüzü anlatamaz ifade edemez olduk. Sıradanlaştırıp, tek tipleştirip ruhsuzlaştık.

İnsanoğlu kelimeleri, kavramları, kurduğu cümleler kadar düşünüp, hayal edip, düşler kurabilir.

Sonsuz olanın iddiasında olanlarız, sonsuzluğa duyulan özleme yakışır olmalı özlemlerimiz, kelimelerimiz, düşüncelerimiz, hayallerimiz.

Küstürülmüş bahçelerimizde; boynu bükülen dallarımıza taze filizler yakışır, zemheriye inat yetişen cennet hurmaları yakışır.

Aldandığını bile bile çiçeğe kalkan erik misali yeşermeli yeşertmeliyiz. “Sonsuzluk” hatırına.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford BasiskeleSanayi
konak hastanesi Medicalpark Davetiyem