26 Mayıs 2019 Pazar
Galip Ataman

Galip Ataman

galipataman41@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Abdullah Eryarsoy işten el çektirildi!

Galip Ataman

06 Mayıs 2019 tarihli yazısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; 1976 MSP Beyoğlu gençlik, 1984 RP Beyoğlu ilçe, 1984 RP İstanbul il, 1994 İstanbul Büyükşehir, 2001 AK Parti genel başkanlığı dahil 43 yılda hiç seçim kaybetmedi.

AK Parti; kurulduğu 2001’den buyana girdiği 2 cumhurbaşkanı, 6 milletvekili, 3 yerel seçim, 3 referandum kazanarak 17 yıldır aralıksız tek başına genelde ve yerelde iktidar oldu.

Parti kapatma, e muhtıra, sivil ve askeri darbe girişimlerine rağmen ayakta kalmayı başararak Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilklere imza atarken kendi rekorunu kırdı.

Ama 2017 yılında “metal yorgunluğu” ile başlayan parti içi kavgalar 31 Mart seçimi sonrası “travmaya” dönüştü.

Ankara (CHP), İstanbul (CHP), Antalya (CHP),  Ardahan (CHP), Artvin (CHP), Bilecik (CHP), Sinop (CHP), Burdur (CHP), Bolu (CHP), Kırşehir (CHP), Amasya (MHP), Kastamonu (MHP), Erzincan (MHP), Çankırı (MHP), Bayburt’un (MHP) kaybedilmesinin ardından AK Parti’ye bir şeyler oldu.

İstanbul’da bu kadar ısrarcı olmak Ekrem İmamoğlu gibi isimlerin yıldızını partlattı, CHP’nin kurtarıcısı, Türkiye’nin potansiyel lideri yaptı.

İzmit’te Fikret Toker, Hikmet Erenkaya, Sefa Sirmen karşısında üst üste 3 seçim kazanarak 15 yıldır yerelde iktidar olan AK Parti’nin 31 Mart’ta CHP karşısında seçim kaybetmesi sonrası fatura il başkanı Abdullah Eryarsoy’a çıkarıldı.

Bakmayın siz “Abdullah Eryarsoy istifa etti ya da istifaya zorlandı” söylemlerine, açıklamalarına.

31 Mart İzmit yenilgisinin “günah keçisi” ilan edilen Abdullah başkan istifa etmedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan tarafından “metal yorgunu” olduğu gerekçesiyle “işten el çektirildi”.

abdullah eryarsoy

AK PARTİ’YE YAKIŞMADI

Abdullah Ersoy’un il başkanlığı sorgulanabilir, başarılı olup olmadığı tartışılabilir, İzmit yenilgisinin sorumlusu da gösterilebilir.

Ama 9 aylık başkanlığı döneminde 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı, 13 milletvekilinin 7’sini, 31 Mart’ta İzmit hariç 13 belediyenin Büyükşehir dahil 12’sini kazanan, tüm meclislerde çoğunluğu alan partinin il başkanına bu şekilde “işten el çektirmek” şık olmadı.

31 Mart’ta İstanbul, Ankara, Antalya gibi AK Parti’nin “fabrika ayarlarına” dönmesi gerektiğini hatırlatan illerin il başkanları dururken 24 Haziran’da yüzde 58,9 oy alan, 31 Mart’ta oylarını arttıran Kocaeli il başkanına bu şekilde “güle güle” denmesi AK Parti’ye yakışmadı.

Seçim sonuçları tartışılmadan, özeleştiri yapılmadan, İzmit yenilgisinin sorumluları belirlenmeden yapılan uygulama AK Partililerin aklıyla alay etmenin ötesinde “cinin şişeden çıktığını” göstermiştir.

 

TEK SEBEP, İZMİT Mİ?

Abdullah Eryarsoy’un işten el çektirilmesinde tek sebep İzmit yenilgisi gösterilse de ben öyle olduğunu sanmıyorum.

31 Mart seçim sürecinde ve belediye meclis üye listeleri hazırlanırken yaşananlara, Kızılcahamam toplantısında verilen mesajlara bakıldığında Abdullah başkanın görevi bırakacağı benim için olduğu kadar kendisi için de sürpriz olmadı.

İşten el çektirilmesinin İzmit yenilgisinin yanında bilmediğimiz ve açıklanmayan önemli nedenler olduğunu düşünüyorum.

İl başkanlığı, milletvekilliği, bakanlık, başbakan yardımcılığı yapmış Fikri Işık, il başkanlığı ve bakanlık yapmış Nihat Ergün, Osman Pepe, 15 yıl Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış İbrahim Karaosmanoğlu, kanaat önderlerini dışlayarak apar topar, yangından mal kaçırır gibi il başkanı aramak bana tuhaf geldi.

AK Parti’de il başkanlığı yapan Nihat Ergün, Zeki Aygün, Fikri Işık milletvekili seçildi, bakan yapıldı, İbrahim Karaosmanoğlu 15 yıl Büyükşehir belediye Başkanlığı koltuğunda oturdu.

Mahmut Civelek ve Şemsettin Ceyhan milletvekili adayı yapılmadı.

Abdullah Eryarsoy istifaya zorlanarak işten el çektirildi.

İki gündür gelişmeleri takip ediyorum. Abdullah Ersoy ve adı sıkça gündeme gelen Sibel Gönül dahil AK Parti’nin kanaat önderleri, kurmayları, teşkilat yöneticileri, eski yeni başkanlarla konuşuyorum.

Konuştuklarımın kimi gelişmeleri il dışından izliyor, bazıları uygulamanın yanlış olduğuna dikkat çekiyor, düne kadar Cumhurbaşkanının kararlarını onaylayanlar bugün tepkilerini açıkça dile getirmiyor ama susmayı tercih ediyor.

Sizin anlayacağınız herkesin kafası karışık olsa da, teşkilatta görev almak isteyenler taraflarını belli etmeseler de “gelene ağam, gidene paşam” demek için pusuda bekliyorlar.

Peki Ankara’ya bildirilecek 3 isim kimler olur dersiniz?

Bana göre Sibel Gönül, Şemsettin Ceyhan, Halit Çokan, Mehmet Ellibeş ve Şahin Talus.

Başkanlık koltuğuna kim oturur? Kararı Cumhurbaşkanı verecek.

SONUÇ: Son birkaç gündür İzmit yenilgisi gerekçe gösterilerek il başkanının işten el çektirilmesinin ardından yaşananlara bakıldığında en büyük yarayı AK Parti aldı.

Yeni il başkanı kim olursa olsun, koltuğa kim oturursa otursun AK Parti’de toparlanma değil ayrışma ve çözülme sürecinin hızlanacağı kesin.

İl başkanı ve yönetimin olmadığına göre Kocaeli’de ortalıkta dolaşan bilgi kirliliğini giderecek yetkili de yok.

Cin şişeden çıktığına, taşlar yerinden oynadığına göre 17 yıldır tek başına aralıksız iktidar olan AK Parti’nin önümüzdeki süreçte işi zor.

Toparlanması için kanaat önderleri, parti büyükleri, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın gelişmelere uzak kalmak yerine samimi görüşlerini Ankara’ya iletmesi, düşüncelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a söylemeleri gerekiyor.

Aksi halde gruplaşmaların olduğu, kulislerin yapıldığı, liderlerin pek “takılmadığı” CHP’nin durumuna düşer ki, yazık olur!

Bu arada CHP’nin başarısız olduğu dönemlerde yaptığını şimdi AK Parti uygularken çıtayı düşürüyor.

AK Parti’nin başarılı dönemlerdeki performansını 31 Mart ve sonrası yakalayan CHP, çıtasını yükseltmekle kalmıyor, siyasete yeni isimler kazandırıyor.

 

******************

YILDIRIM YILMAZ

RAHATSIZ OLMUŞ!

Yarım asrı geçen meslek yaşamımda ilki 1966 da olmak üzere sayılarını hatırlamıyorum ama hakkımda 60’dan fazla dava açıldı.

Aralarında valiler, milletvekilleri, mülkiye müfettişleri, kaymakamlar, başkanlar, rektörler, dekanlar, akademisyenler, emniyet ve okul müdürleri, hakimler, avukatlar, sendikaların da bulunduğu açılan ceza ve tazminat davalarının bir ikisi hariç tamamını kazandım.

Bir o kadar şikayet dosyası da savcılıklarca “Kovuşturmaya Gerek Yoktur” denerek kapatıldı.

Çünkü eleştirilerimi; BM kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve yasaların tanıdığı ifade özgürlüğü kapsamında kalarak yapıyorum.

Kamuoyunu bilgilendirirken zaman zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “hedefine saplanacak ok gibi sivri” sözcükleri seçiyorum.

Yazılarımda rahatsız edici, sarsıcı nitelikteki sert, kırıcı, hatta incitici cümlelere yer verirken hakaret içermemesine, suç unsuru oluşturmamasına, kişilik haklarına saldırıda bulunmamasına, küçük düşürücü ifadeler olmamasına özen gösteriyorum.

Araştırmadan, bilgi ve belgeye ulaşmadan, doğruluğuna inanmadan yazı yazmadığım gibi bu özelliğimle de övünüyorum.

Bu arada sayıları bir ya da ikiyi geçmeyen mahkeme kararı “cevap ve düzeltme” dışında e mail adresime ya da noter marifetiyle gönderilen açıklamalara köşemde yer verme gibi bir alışkanlığım olmadığının da bilinmesini isterim.

Bugün bu alışkanlığımı ve prensibimi bozarak Özel KOTO AOSB MTAL ile ilgili yazdığım iki yazıda adı geçen, eleştiriye tahammülü olmayan KOTO meclis üyesi Yıldırım Yılmaz’ın açıklamasını kullanacağım.

Gazeteniz bünyesinde tarafıma iletmiş olduğunuz köşe yazıları ile ilgili cevabımdır; Öncelikle Bahse konu olan Okuldaki görevlerimden kendi isteğimle istifa etmiş olmamdan dolayı 09 Ocak 2019 tarihi itibariyle resmi bir bağım kalmamıştır. Ayrıca köşe yazarınızın temsil ettiğim ticari faaliyet konum ve şahsımı somut bir delile dayanmadan, şahsıma bu konularla ilgili cevap hakkı tanımadan yargısız infaz yapması ve hedef alması kesinlikle kabul edilebilir bir durum olmamakla birlikte gazetecilik mesleği etiklerine uygun değildir. Bahse konu olan okulda görev yaptığım 01.08.2018 ve 09.01.2019 tarihleri arasında ilgili kanun ve ve yönetmeliklere aykırı bir tek işlem yapılmamış, göreve başladığımız ilk gün itibariyle okulumuzu kurumsallaşması adına okul bünyesinde daha önceden süre gelen bir çok çözümsüz kalmış önemli konuyu çok kısa bir zaman içinde hiç bir özlük almadan, üstün gayret ve ekip çalışmasıyla çözüme kavuşturulmuştur. Belirtmek isterim ki Şahsım olarak Eğitim sektöründe 15 yıldan fazla süredir Yöneticilik yapmaktayım, ayrıca yaklaşık 12 yıldır Eğitim Sektörünü temsilen Kocaeli Ticaret Odası Eğitim Komitesinde yüzlerce Eğitim kurumunun üyesi olduğu Eğitim Sektörünü temsilen Meclis Üyesi olarak görev yapmaktayım. Yazarınız bu bilgi ve birikime sahip biri olan şahsımı kamuoyunda eğitim sektörüne uzak, baskıcı ve yöneticilik vasıfları taşımayan biri olarak lanse etmesi, yazı içeriğinde kesinlikle doğrulu olmayan iddialar da bulunması kişilik haklarıma açık bir saldırıdır. Bu asılsız iddialar yapmış olduğum ticari faaliyetlerimi de hedef almaktadır. Bu sebeplerden aşağıda linklerini belirttiğim yazılarla ilgili şahsımı ve yaptığım ticari faaliyetlerimi hedef alan yazılarla ilgili Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi Kurumsal Tüzel kişiliğini ve bu Yazıyı kaleme alan Galip ATAMAN'ı yaşadığım maddi ve manevi kayıplarla ilgili sorumlu tutacağımı tarafınıza bildiririm. Yıldırım YILMAZ / Kocaeli Ticaret Odası Meclis Üyesi”.

yıldırım yılmaz

BİZ NE YAZMIŞIZ

Yıldırım Yılmaz’ın esip gürlemesine, hop oturup hop kalkmasına neden olan biz ne yazmışız?

Birincisi; 21 Eylül 2018 tarihli “KOTO MTAL’ye yazık oldu” başlıklıİktisadi işletmeden sorumlu KOTO meclisince seçilen 2 üyeden Yıldırım Yılmaz’ın görev, yetki ve sorumluluğunu aşarak okulu yönetmeye kalkması, öğretmen ve personel üzerinde baskı oluşturması, milli eğitimden izin almadan bir odayı kendisine tahsis ederek kapısına yönetici odası yazdırması hiç de doğru olmamış.Belli ki KOTO Özel Arslanbey OSB MTAL ile sahibi olduğu Özel Yıldırım Sürücü kurusunu karıştırmış…KOTO Özel AOSB MTAL müdüür Özcan Bedel’i bir kalemde silerken katkılarını ve kazandırdıklarını unutmuş. KOTO meclisince iktisadi işletmeler üyeliğine seçilen Yıldırım Yılmaz,KOTO Özel AOSB MTAL’yi istediği gibi yönetmeye soyunmuş. Hayırlı olsun!”

İkincisi; 3 Mayıs 2019 tarihli “AOSB KOTO okuluna müdür dayanmıyor” başlıklı.Özcan hoca okula kurumsal kimlik kazandırmak için özveriyle çalışırken beklenen oldu. Necmi Bulut yönetiminin görevlendirdiği sürücü kursu sahibi yönetim kurulu üyesi Yıldırım Yılmaz görev, yetki ve sorumluluğunu aşarak okulu yönetmeye kalkınca Özcan Hoca, ‘benden bu kadar’ diyerek sözleşmesinin bitimine 3 yıl kala istifa etti. 2018’in sonlarında Süleyman Yıldırım AOSB KOTO MTAL başına getirildi.”

Her iki yazıda da Özel AOSB KOTO MTAL’nin iyi yönetilmediğine, mezun vermeden 3 yılda 3 müdür değiştirildiğine, okula kurumsal kimlik kazandırmak ve marka okul yapmak için özveriyle çalışan müdürlerin istifa etmek zorunda kaldıklarına dikkat çekmişiz.

Yıldırım Yılmaz’ın yetkilerini aşarak milli eğitimden izin almadan kendisine özel oda tahsis edip kapısına “yönetici” yazdırdığını, okulda müfettiş gibi davranarak 37 yıllık deneyimli, başarılı müdür Özcan Bedel’e baskı (mobbing) uyguladığını yazmışız.

Yıldırım Yılmaz’ın, Özcan hocanın istifasının ardından müdür odasına taşındığını, kapısına adını yazdırdığı odayı istifa ettirildiği tarihe kadar kullandığını söylememişiz.

Başka? Onları da Yıldırım Yılmaz şikayetçi olursa Cumhuriyet Savcısına anlatırız.

SONUÇ; Her iki yazının tamamı okunduğu, okulun 3 yılda 3 müdür değiştirdiği dikkate alındığı, Özcan Bedel’in baskılara dayanamayıp sözleşmesinin bitimine 3 yıl kala istifa etmek zorunda kaldığı, Süleyman Yıldırım’ın 3 ayda pes edip ayrıldığı dikkate alındığında, Yıldırım Yılmaz’ın istifa nedenini sorguladığında KOTO okulunda ters giden işler olduğunu herkes görülüyor, yöneticilerce de biliniyor.

Kaldı ki her iki yazının hiçbir tarafında hakaret içeren, kişilik haklarına saldırıda bulunan tek kelime geçmediği gibi ticari faaliyetlerini de hedef alan hiç bir ifade bulunmamaktadır.

KOTO meclis üyesi Yıldırım Yılmaz’dan esip gürlemek yerine okulla ilgili gerçekleri yazdığım, eleştirilerle yol gösterdiğim için teşekkür etmesini beklerdim.

**********************

EBS’DE YAPRAK

DÖKÜMÜ BAŞLADI 

 

Okullara yeni görevlendirilecek müdürlerle ilgili değerlendirmeyi önümüzdeki günlerde yapmaya hazırlanıyordum.

Ama Kanuni MTAL müdürü Yılmaz Yiğit’in sosyal medyadan  “Hak, hukuk, adalet nerede? Bardağın taştığı son nokta” başlıklı paylaşımı dikkatimi çekti.

Eğitim Bir Sen üyesi Yılmaz hoca, sendikadan istifasını açıklarken bakın ne yazmış, “Değerli dostlar 16 yıldır mensubu bulunduğum ve iki dönem şube yöneticiliğinde değişik görevler yaptığım sendikam Eğitim Bir Sen’den istifa ediyorum… Haklarınızı helal edin”.

Yılmaz hocanın istifası ilk olmayıp Eğitim Bir Sen’de yaprak dökümü devam gelecek gibi görünüyor.

paylaşım

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Medicalpark BasiskeleSanayi
mobesko konak_dr Davetiyem