24 Haziran 2019 Pazartesi
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Ümmetin kafası neden karıştı? (7)

Yüksel Yılmaz

13 Nisan 2019 tarihli yazısı

Bu durumda hem Ebu Hanife’ye hem de Buhari’ye itimad eden ehl-i sünnet bunlarla karşılaşsa kafası elbette karışacağı için çıkarlarını değil dürüstlüğünü devreye sokmalıdır. Toplumdan değil, Allah’tan çekinmelidir (100). Allah, Resulullahı bile konuda uyarmıştır; çünkü bu öyle kolay değildir; insanlardan çekinmek diye bir psikoloji var. Ebu Hanife’ye şiddetle muhalefet eden biri ehli sünnet olabilir mi? Ehl-i sünnetçi muhaddis ve fakih Süfyan bin Uyeyne, Ebu Hanife’nin ölüm haberi kendisine gelince demiş ki: “Allah ona lanet etsin! İslam’ın can damarlarını, bir, bir kopardı. Müslümanlar arasında ondan daha şerir biri doğmamıştır” (101). Ne demek geliyor aklınıza? Taberânî’nin (873-918) hocası İbnu’l Carud (845-920) neredeyse onu mülhid yerine koyacaktır: “Müslüman olup olmadığı tartışmalıdır” (102). Hale bakınız… Ehli sünnetin “Taberani hazretleri” dediği adam ehli sünnetin “İmam-ı Azam Ebu Hazretleri” dediği adama neler diyor? Ya İmam Malik ne demiş? “Ebu Hanife, İslam bünyesinde doğan en şerir varlıktır. Bu ümmete, fikirleri yerine kılıçla vursaydı daha iyi olurdu” (103). Ehli sünnet fanatiği burada haklı olarak kaynak isteyecektir. Burada yazdığımız halde ille orijinal sayfasını görmek isteyen de olacaktır. Bu da ancak bir yerde buluşup kaynak kitabı alıp getirmekle mümkündür. Fakat bu ne kadar yetecektir? Çünkü inanmak istemeyen bunun kitaba sonradan girdiğini söyleyebilir. Bu durumda biz aynı dönemde yaşamış diğer âlimlerin bu konu üzerindeki değerlendirmelerini ortaya koyuyoruz. İnanmak istemiyorlar; kafalarının karışmasına hazır değiller. Geçmiş dönemde âlimler sanki hep kardeş kardeş geçinmişler; öyle sanıyor. Her şey yolunda gitmiş… Sanıyor ki o âlimler de birbirlerine “…Hazretleri” diyorlardı. Fakat bir realiteden bahsediyoruz. Ortada kitaplar var. İnanmayabilirsiniz. Âlimlerin birbirlerini nasıl tenkit ettiklerini bilmeden hepsini sevebilirsiniz. “Bunun ne sakıncası var?” diyebilirsiniz. Gerçeklerle yüzleşecek kadar ilminiz, vaktiniz ve cesaretiniz olmayabilir. Eğer üzerine gitmezseniz birçok şeyin farkında olmadan hayatınızın sonuna kadar halinizden memnun olursunuz. Yok, eğer üzerine metodlu giderseniz gerçeğe açılan her kapı sizi başka gerçeklere de taşıyacak, sürekli olarak yanlışlar elenecek, gizlenemeyecek, doğru bildiğiniz yanlışlar ve yanlış bildiğiniz doğrular saklandığı yerden ortaya çıkacaktır.

 

Ebu Hanife’yi (699-767) eleştiren İmam Malik (711-795) onunla aynı dönem âlimi. Taberani  (873-918) ve Ebu Hanife’nin vefatından 106 yıl sonra doğmuş, kırk yaşında âlim olduğunu düşünmek için kırk yaşına gelse 146 yıl sonra onu eleştirmiş olur. Kaynağını verdiğimiz âlimlerden İbn Adi (893-974), İbn Abdilberr (978-1071) ve Hatib el-Bağdadi (1002-1071) de tartışmaların çok uzağında kalmayacak kadar yakındırlar. Yani bunlar dönem âlimleridirler ve hapsi bu kadar isimle sınırlı değildir. Birbirlerini araştırma imkânları olmalıdır. Ehli sünnet rivayetler bunların hepsinin takva olduğunu söylerken tartışmaları gündem yapmamaktadır.  Biz ne kadar saklarsak saklayalım buların yaşanması ümmetin kaos yaşadığını gösterir. Kur’an’ın kat’i yasağına rağmen cemel, hakem, kerbela, ridde, mihne olaylarıyla çok kalp kırıldı, çok kan aktı ve çok can alındı.

 

Fitne fırtınası aralıksız esmiş… Asım b. Yezid şöyle demiş: “Sufyan es-Sevri söyledi ki: Ebu Hanife hem sapık hem de saptırıcı idi” (104). Ahmed b.Hanbel (780-855) de Sufyan es-Sevri’den (715-778) Ebu Hanife’nin iki kere tövbeye davet edildiğini nakleder (105). Aynı dönemde yaşamamışlar… Hep dedikodu… Tehanevi’nin iddiasına göre her ne kadar Şafii arabuluculuk yaptıysa da “Biz ehl-i reyi, onlar da bizi durmadan lânetlerdi” diyor (106). (Özellikle Ehli sünnet demiyorum) ehli sünnetçiler burada sıkıştıklarında hemen Şafii’nin arabuluculuğunu ileri sürüyorlar. Oysaki bu Tahanevi’nin iddiasıdır ve doğru da olmayabilir. Eğer doğruysa ne diyor Tahanevi, “…O bizi kaynaştırdı” diyor. Ne dedi de kaynaştırdı? Ebu Hanife’yi övdü mü yoksa çok hatalı bir kul olduğunu ve üstüne gitmenin faydası olmayacağını mı söyledi? Kaynaşmanın nedeni meselenin üstünü kapatma da olabilir. Bu yüzden işine geldi mi kolay yoldan tatmin olma yoluna kaçanlar var...

 

Malik b.Enes gibi ehli sünnet kabul edilen bir âlimin “Ebu Hanife az kalsın dini yıkacaktı” dediğini Ahmet bin Hanbel gibi ehli sünnet kabul edilen bir âlim söyleyebiliyor (107). Demek ki işler cami imamlarının söyledikleri gibi yolunda değildir. Bu işler akademik araştırma yapan ilahiyatçıların gözünden kaçamıyor. Neden bütün bu öfke? Neden olacak Ebu Hanife “Kur’an İslamı”ndan söz ediyor diye!.. Hadisleri güvenilmez buluyor diye!.. Kur’an’ı referans alanlardan neden şiddetle nefret ediliyor? İşinize gelen rivayetlere iman ettiğiniz gibi bunlara da da etsenize. Bunlar da ehli sünnet âlimleri… Hammad bin Seleme, “Ebu Hanife bir şeytandı. Resulullahın sözlerini kendi görüşlerine dayanarak reddederdi” (108) diyor. Söveni de sövüleni de sevdiğinden haberiniz bile yok. Onların karın ağrısı Ebu Hanife’nin Kur’an Müslümanlığından söz etmesi. Ebu Hanife de tıpkı bizi yanlış anladıkları gibi yanlış anlaşıldı. Ebu Hanife gibi bilge bir adam Resulullahla beraber yaşamadı ki onun sözlerini (hâşâ) reddetsin…  O Resulullah hakkında söylenen uydurma ve iftiraları reddetti. Hüsnü zan etselerdi zalim hükümetlere baş kadılık yapmayı reddeden böylesine takva birinin Resulullaha nasıl muhabbet duyacağını anlayabilirlerdi.

 

“Hadis dini”ni oluşturanların hızını alamadıklarında İmam-ı Azam’ın talebesi Ebu Yusuf’un ağzından, “…hadislere dayanan görüşüne döndüm, benim gördüğüm bu delilleri, hocam Ebû Hanife de görmüş olsaydı…” (109) dedirttiler. Yahu İmam Yusuf yüzü varsa kendi yazdığı kitaplarında deseymiş ya bunu. Neden kaynağı bana bile çağdaş olan Kardavi’dir? Kardavi o dönemden bir kaynakla gelmelidir; kendisi bin yıl öncesinin kaynağı olamaz. İmam Yusuf’un yüzü varsa dememin sebebi hocası gibi zalim Hükümete tavır koyma cesaretinin olmayışıdır; amacımız hakaret değildir. Tavır koyamadığından hocasına olan saygısı aksine artmış olmalıdır; çünkü Ebu Hanife’nin gösterdiği cesaret takvası nedeniyledir. Tabi bütün bunlar da rivayettirler.

 

Neden bu rivayete karşı çıkarken bile rivayetleri kullanıyoruz söyleyeyim: Birincisi rivayete iman edenler daha başka ne rivayetler var görsünler diye. İkincisi biz Kur’an’a ve sünnetullah’a ters düşmeyen rivayetlere karşı değiliz. Toptan hadis karşıtı değiliz; biz hadis yoluyla iftira atılmasının karşısında sizinle kavga yapıyoruz. Hale bakınız…

 

Hem kaynak veriyoruz hem de hesabı basit. Ebu Hureyre 603-681 arası yaşamış. Dönemindeki Emevi halifeleri Abdulmelik b. Mervan 646-705 arası, Hişam bin Abdulmelik ise 691- 743 tarihleri arası yaşamışlar. İkisi de beş para etmez halifeler ama her nedense Ebu Hureyre’ye çok rahat ettirmişler. Mesela Ebu Hişam, Ebu Hanife’ye işkence yapan İbn-i Huneyre şerefsizini azleden zalim halifedir. Şehid Ebu Hanife 699-767 tarihleri arasında yaşamış. Şehid eden Ebu’l Cafer Mansur 714-775 arasında yaşamış zalim bir Abbasi halifesidir. Ebu Hanife’yi döven alçak İbn Hubeyre 728’de gebermiş. Yahudilikten Müslümanlığa geçme Kab bin Ahbar, Ebu Hureyre’nin hocası. Müslümanlara Tevrat’ın bozulmamış nüshasının elinde olduğunu söylüyor. Kab’ın “karısının oğlu” denilen Nevf ve Tubey adında iki kişiyi daha yetiştirmiş. Kab gibi talebeleri Ebu Hureyre, Nevf ve Tubey de hep mitolojik hadis rivayetiyle dikkat çekiyorlar. Onun için Ebu Hureyre’yi Halife Ömer rivayet etmemesi hususunda tehdit ediyor. Kab da Medine dışına sürülmekle tehdit edilmiş. Aişe validemiz bunlara uydurma hadis rivayet ediyorlar diye hakaret bile etmiş. Muaviye döneminde rahat eden Ebu Hureyre onu öven hadisler söylemiş. Belli ki ortalığı karıştırmakla dikkat çekmişler. Hadis usulcüleri hadis tenakuzunda Aişe ile Ebu Hureyre arasında kalınırsa Aişe’yi seçmeyi tavsiye ediyorlar. Nevf denen kişi Musa resulü 600 metre yukarı sıçratan hadisin rivayetçisi. Tubey ile İbn-i Abbas birbirlerine güvenmiyorlar. İbn-i Mesud’un ve sahabelerin eleştirilerini kaynaklarıyla verdik. Ebu Hureyre 603’te doğup 628’de Müslüman olmuş. Resulullah 632’de vefat ediyor. Ebu Hureyre onun hiçbir istişaresinde yahut harbte yok. Ebu Hureyre ile hadis rivayetinde yarışıp onu bile geçen Abdullah bin Amr da hep mitolojik hadisleriyle dikkat çekiyor. Bütün bunlar hadislerin niçin Kur’an’a son derece aykırı düşebildiğini açıklayıcıdır. Bunlar hadislerin niçin Kur’an’a aykırı olduğu sorusunun yanıtıdır. Bazı araştırmacılar önce hadisleri tanımış ve sonra da eleştirmişlerdir. Bazı araştırmacılar ise hadislerin bıraktığı anormal sonuçları görüp hadislerin doğru olmayacağı şüphesiyle yola çıkıp öyle hadisleri eleştirmişlerdir. Araştırmayanlar ne mi yapmışlardır? Peygamber sözü sanıp bodoslama iman etmişlerdir.

 

KAYNAKLAR:

100. Bknz. Ahzab, 37

101. İbni Abdulbirr el-İntika s.149-150.

102. İbn Abdilberr el-İntika s.150.

103. İbn Abdilberr el-İntika s.150.

104. Ebuşşeyh Tabakat 2/110.

105. Ahmed b.Hanbel Kitabu’l-İlel.II/69/428-32.

106. Tehânevî, Kavâ‘id fî ulûmu’l-hadîs, 384, dipnot.

107. Bknz. Ahmed b.Hanbel Kitabu’l-İlel.II/69/428-32.

108. İbn Adi el-Kamil fi Zuafair-Rical.8/239; Ahmed b.Hanbel İlel II/68/428, II/246/1775.

109. Yusuf el Kardâvi, Fetâvâ Muâsırâ, Daru Uli’n-Nuhâ, Beyrut, ty, II, 113.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Medicalpark BasiskeleSanayi
Etçi Beyler konak_dr Davetiyem