26 Mayıs 2019 Pazar
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Ümmetin kafası neden karıştı? (4)

Yüksel Yılmaz

16 Mart 2019 tarihli yazısı

Resulullahın vefatından sonra Müslüman olmuş birisi olarak rivayetlerinin ilginçliği Kab’ı ilgi odağı yaptı (35). Kur’an ve Resulullahın sünneti hakkında bilgi sahibi olan bazı kimseler, ihtida etmiş Yahudi bilginlerin sözlerini aktarmakta ve onların kaynaklarını kullanmakta da bir beis görmediler (36). Sahabe Ömer ve Abdullah b. Selâm gibi kıymetli isimlerin onu yalancı ve Allah’ın düşmanı olarak görmeleri (37) düşündürücüdür; çünkü bu isimler normal bir müslümanı asla kötülemezler. Muaviye b.Ebî Süfyan’dan nakledilen şu ifadeler, Kab’a itimat edildiğini, ancak yine de anlattıklarına kuşkuyla yaklaşıldığını açıkça ortaya koymaktadır: “İsrailoğullarından hikâye aktaranlar arasında en doğru sözlüsü Ka’b idi. Yine de biz onun yalan söyleyip söylemediğini denerdik” (38). Kab tarafından çok övülüp ödüllendirilen Muaviye bile böyle dediyse gerisini siz hesab ediniz… Zaten en nihayet onun hakkındaki değerlendirmeler genellikle olumsuzdur (39). Hatta bu değerlendirmelerden bazılarında onun İslâm’ın içine bilinçli olarak sızmış kötü niyetli bir ajan olduğu söylenir (40). Kab’ın, inananlar arasına fesat sokup İslam dinini bozmak gibi gizli emelleri olduğunu söylemek zor olsa da, kaynağı belirsiz ve aklın kabullenemeyeceği birtakım rivayetleri Müslümanlar arasında yaymak suretiyle, genel anlamda İslam’a zarar verdiği açıktır (41). Aklınıza şunu demek gelebilir: “Bunlar da rivayet.” Zaten biz bütün hadisler için dediğimiz gibi bu rivayetlerin de dini değil, ilmi olduğunu söylüyoruz. Ayrıca diyoruz ki: Kur’an ve sünnetullah’a ters düşmeyen bir şey bizim için de itibarlıdır. Biz ona dinen olmasa bile, ilmen değer veririz. Fakat Kur’an’a ve sünetullah’a ters düşene ilmi değer de vermeyiz.

 

Resulullaha iftira olan hadislerin birinde “İsrailoğullarından hadis naklinde bulunun, bunda zarar yoktur” denilir. Bu hadisi Abdullah bin Amr’ın naklettiği söylenir. Her nedense Tirmizi, Ebu Davud, Buhari bu hadise yer vermişlerdir. Fakat maalesef Abdullah bin Amr, Kab el Ahbar’ın talebesidir. İslam’a sokulmaya kalkışılacak binlerce İsrailiyat hikâyesinden önce bu hadisi uyduranlar, daha sonraki uydurmalarını buna bina ettiler. Kab el Ahbar bunların en önde geleni olup, kendisi yalnız hadis nakletmekle kalmamış Ebu Hureyre, Abdullah bin Amr, İbni Ömer, İbni Abbas gibi şahıslara da ders vermiştir. Ebu Hureyre’nin hadis nakline karşı çıkan sahabe Ömer, aynı tavrı Kab el Ahbar’a karşı da göstererek onu sürgünle tehdit etmiştir. Sahabe Ömer’in şehadetine kadar fikriyatını yayamayan Kab, sahabe Ömer’in vefatından sonra rahatça yayabilmiştir. Kab’ın tüm bu hareketlerini anlatan Mahmud Ebu Reyye, Kab’ın sahabe Ömer’in öldürülmesinde parmağı olduğunu söyleyerek şu izahları yapar: “Hz. Ömer’in bu dahi Yahudiyi akıllıca ve ısrarlı bir şekilde izlemesi ve …birtakım çirkin emellerinin farkına varmasına rağmen, sonunda o dehasının gücüyle Hz. Ömer’in uyanık ve iyi niyetli oluşuna galebe çalmış, gizli ve açık tuzağını kurmaya devam etmiştir. İş, Hz. Ömer’in katledilmesine kadar varmıştır. Elde var olan verilerin hepsi, bu olayın gizli bir cemiyetçe tertiplenmiş olduğunu göstermektedir. Büyük deha Kab’ın da üyelerinden biri olduğu bu cemiyetin başkanı Hürmüzan’dı. Malum olduğu üzere Hürmüzan, Huzistan’ın kralıydı ve Medine’ye esir olarak getirilmişti. Hz. Ömer’i katletme görevi ise Ebu Lülüe’ye verilmişti” (42). Sahabe Ömer’in katilinin münafık olması düşündürücüdür.

 

Abdullah bin Amr’ı Ebu Hureyre şöyle över: “Hadisleri benden daha çok ezberleyen ve rivayet eden olmamıştır. Fakat Abdullah bin Amr bin Âs bundan müstesnadır. O, benden daha çok ezberlemiştir…” (43). Resulullah ayda 1 hatim indirmesini önermiş fakat o daha kısa zamana düşürmesini isteyince Resulullah nihayet on günde bir hatim indirmesi tavsiyesinde bulunmuş; Abdullah daha kısa sürede hatim yapabileceğini söylemesine rağmen Resulullah buna izin vermemiş (44). Abdullah bir gün Resulullaha “Üç hayır ve üç şer nedir?” diye sormuş. O da üç hayır, üç de şer saymış (45). Kur’an varken aşırı hadis ezberlemesi, üç şer üç de hayır şey söylemesini istemek gibi acayip hallerle bu hadislerin ayaklarının yere basmaması, oysaki Kur’an sindire sindire Kuran okunmasını Resulullahtan bile istediği (46) halde hızlı hatim gibi bir bid’ata girişmesi, -hadi Muaviye zamanında dönemin sorunsuz bir Küfe valisi olması bir yana olsun- Mısır’da da mezalime rağmen sorunsuz valilik yapması elbette onun hakkında düşündürücüdür. Çünkü sadece takva Müslümanlar zalim idarecilerin zulmüne maruz kalıyorlardı.

 

Kab’ın karısının oğlu terkibiyle tanıtılan Nevf b. Fedâle el‐Bikâlî (708) de rivayetlerle zarar vermiştir. Onun aleyhine sayılabilecek birkaç olay da anlatılır. Saîd b. Cübeyr kanalıyla gelen bir habere göre, İbn Abbas elçi Musa ile ilgili bir meselede Nevf’i yalan söylemekle itham eder (47). Nevf’in aleyhine yorumlanabilecek bir başka rivayet Ümmü’d‐Derdâ’nın haber yollayarak Nevf’i uyarmasıdır (48). İbn Hacer, Nevf’in durumunun kapalı olduğunu belirterek İbn Abbas’ın onu yalanladığını söyler (49). Nevf’in elçi Eyüp (50), elçi İbrahim (51), elçi Uzeyr (52), elçi Süleyman (53), elçi Musa (54) ve Meryem (55) validemiz hakkında çeşitli açıklamalar içeren rivayetleri İsrailiyat türünden haberlere misaldir. Elçi Musa ile ilgili bir haberi masalsı bir anlatıma sahip olup, aşırı abartılı tavsifleriyle dikkat çeker. Bu haber elçi Musa’nın efsanevî zorba Ûc’u (56) öldürmesiyle ilgilidir ve Ûc hakkındaki rivayetler asılsızdır. Bu hadisi siz de okuyun bakalım ne diyeceksiniz? “Ûc’un tahtı sekiz yüz zira’idi. Musa’nın boyu on zira’, asasının boyu da on zira’ idi. Musa yukarı doğru on zira’ sıçradı (yani kendi boyu kadar) ve ‘Ûc’a vurdu. (Asa) onun topuğuna isabet etti ve o ölü olarak yere düştü; ceset bir köprü oldu, insanlar onun üzerinden geçtiler” (57). Bizim uçuk dediğimiz işte böyle şeyler; öyle az abartılmış şeyler değil. Ayrıca bu hadiste geçen 1 zira’ ölçüsü, 68‐80 cm. arasında değişen bir mesafedir ki düşünün 10 zira’ sıçramış… 1 metre 100 cm ettiğine göre Musa yukarı doğru 7-8 metre sıçramış oluyor ki takriben üç katlı binanın üçüncü katının balkonuna tekabül eder. İşte bunlar ilim de değildirler ve sünnetullah’a aykırı her rivayet dine zarar verir…

 

KAYNAKLAR:

35. Bknz. ez‐Zehebî, Muhammed Hüseyin, Tefsir ve Hadiste İsrâiliyyât, çev. Muhammet Yılmaz, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, II, sy. 1, 155‐189 (2002), s. 165 vd; Ali Kuzudişli, (Yard. Doç. Dr), “Ka’bu’l-Ahbar’ın Karısının İki Oğlu ve Rivayetlerinin İsrailiyata İlişkisi”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 31, 2011, s. 67‐90.

36. Bknz. . Atmaca, Veli, Hadis’te İsrailiyât’a Bakış I, Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, II, 359‐ 388, (1996), 365; Ali Kuzudişli, (Yard. Doç. Dr), “Ka’bu’l-Ahbar’ın Karısının İki Oğlu ve Rivayetlerinin İsrailiyata İlişkisi”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 31, 2011, s. 67‐90.

37. Bknz. Aydemir, Abdullah, Tefsirde İsrailiyyât, İstanbul 2002, 94 vd.; Zâhid el‐Kevserî, Muhammed, Ka’bu’l‐Ahbâr ve İsrâiliyât, çev. Osman Güner, Dinbilimleri Dergisi, IV, sy. 1, 221‐225, (2004), s. 224.

38. Buhârî, Ebû Abdillah İsmail b. İbrahim (869), el‐Câmiu’s‐Sahîh (I‐VIII), İstanbul tsz., İ’tisam, 96/25.

39. M. Yaşar Kandemir, “Ka’b el‐Ahbâr”, DİA,  XXIV, 2.

40. Küçük, Abdurrahman, Dönmeler ve Dönmelik Tarihi, Ötüken Yay., İstanbul tsz., 28.

41. Bknz. Atmaca, Veli, Hadis’te İsrailiyât’a Bakış II, Kâ’bu’l‐Ahbâr, Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, III, 163‐180, (1997), s. 174.

42. Mahmud Ebu Reyye, “Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması”.

43. Buhârî, İlim: 39.

44. Bknz. İbn-i Esir, Usdü’l-Ğabe, 3: 234.

45. Bknz. Hilye, 1: 288.

46. Bknz. Müzemmil, 4.

47. Buhârî,  Tefsîr, 65/3; Müslim b. el‐Haccâc el‐Kuşeyri en‐Neysabûrî (874), el‐Müsnedü’s‐ Sahîhi’l‐ Muhtasar (I‐V), thk. Muhammed Fuâd Abdulbâkî, Beyrut 1972, Fedail, 43/46. (Bu kaynakta ‘Allah’ın düşmanı’ ifadesi yer almamaktadır); İbn Hanbel Ahmed b. Muhammed (855), Müsned (I‐L), thk. Ahmed Muhammed Şakir, Beyrut 2001, XXV, 43, hds. no. 21114; 50, hds. no. 21118; et‐Taberî, Ebû Ca’fer Muhammed b. Cerîr (922), Câmi’u’l‐Beyân fî Te’vîli’l‐Kur’ân (I‐XXX), thk. Heyet, Kahire tsz.  XV,  279, hds. no. 23147 (Son kaynaktaki rivayette, konuşmaya şahit olan Ehl‐i Kitap’tan bir grup olduğu da söylenmektedir.

48. Buhârî, Târîh,  VIII,  129.

49. İbn Hacer, Takrîbu’t‐Tehzîb (I‐II), thk. Abdulvahhab Abdullatîf, Beyrut 1975,  II, 309.

50. İbn Hanbel, Ahmed b. Muhammed (855), Kitabü’z‐Zühd, thk. Muhammed Celal Şeref (I‐II),  Beyrut, 1981, I, 110.

51. İbn Hanbel, Kitabü’z‐Zühd, I, 98.

52. İsbahânî, Hilye, VI, 50.

53. İsbahânî, Hilye, VI, 53.

54. İsbahânî, Hilye,  VI, 50.

55. İsbahânî, Hilye,  VI 51‐52.

56. Ûc b. Unuk, Hz. Musa devrinde yaşadığı söylenen efsanevî bir zorbanın adıdır. Ûc hakkındaki rivayetlerin asılsız olduğu hakkında bkz. Sakallı, Talat, Bir Hadis Tenkid Örneği Ûc (A’vec) Efsanesi, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, IX, 91‐95 (1996).

57. Taberî, Tefsîr, VI, 200, hds.no. 11620.

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Medicalpark BasiskeleSanayi
mobesko konak_dr Davetiyem