24 Mart 2019 Pazar
Birol Aydın
Sibel Gönül
Melek Engin Aktemur

Melek Engin Aktemur

aktemurmelek@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Türk aile yapısında neler oluyor?

Melek Engin Aktemur

05 Mart 2019 tarihli yazısı

TÜRK AİLE YAPISINDA NELER OLUYOR?

 

 

Her canlı doğar, yetişir ve vakti geldiğinde ölür. Bu Allah'ın sünnetullahıdır. İnsanda dünya sahnesinde kendine biçilen rolü iyi, ya da kötü oynar ve hayat sahnesinden çekilir. Sahne ve rol derken: Sahnede kukla mesabesinde değildir elbet.

Yaradanın- eşrefi mahlukat- olarak tanımladığı insanı, akıl ve irade ile tezyin etmiştir.

 

İlk insanın dünyaya gönderilmesi ile beraber ona sorumluluklarını bildirecek, doğru ve yanlışı gösterecek peygamberler ve ilahi kitapları da göndermiştir. Bir ayet-i kerimede -biz insanı ve cinleri ancak bize ibadet etsinler için yarattık- (1) buyurulmaktadır.

Ve -İnsanın başıboş bırakılacağını sanıyorsunuz-(2) hitabı ilahisi ile uyarıldığını görmekteyiz. Bu ayeti kerimeler bize başıboş bir hayat yaşayamayacağımızı bildiriyor. Tabii bu inananlar için geçerli olan bir ikazlardır.

Günümüz insanının dilinde pelesenk olmuş şu cümle düşündürücüdür;

- Herkes inancında ve yaşantısında özgürdür, kimse kimseye karışamaz!....

Evet... Ama toplumun da genel geçer kuralları, örf ve değerleri vardır. Bütün bunlar hiçe sayılarak, saygıdan, edepten ve haktan yoksun bir özgürlük, ancak kendini bilmezliktir.

İnsan hayatını inancı ve içinde yaşadığı toplumun etik kuralları şekillendirir. Müslüman Türk toplumunun asırlar boyunca edindiği zengin manevi ve kültürel değerleri sayesinde aileye son derece önem vermiş ve günümüze gelmiştir. Toplumun en küçük yapı taşı ailedir. Aynı zamanda en önemli bir kurumdur. Milletleri millet yapan da yine ailedir.

Efendim, eski Türk kültüründe büyük aile yapısı mevcut idi. Aile büyükleri, evlat ve torunlar aynı evde yaşardı. Bunun sosyolojik açıdan değerlendirmesini yapmak elbette sosyologların işidir. Ben gözlem ve bilgilerime dayanarak şunu söylemek isterim ki:

-Saygı ve sevginin olduğu yerde zorluklar kolay olur.

- Edep ve haya insanın süsüdür, kişiyi insan kılar.

- Hamd ve şükrün olduğu evde bereket zuhur eder.

- Sabır ve tevekkül insanı huzur ve mutluluğa ulaştırır.

Eski aile yapısında bu vasıfların varlığını görmek mümkün. Dolayısıyla birbirine destek olan, arka çıkan sağlam bir aile yapısı var. Hastalık ve sağlıkta, zorluk ve kolaylıkta, yaşlılıkta beraber olmak...

İşte bu unsurlar sosyo-psikolojik açıdan irdelendiğinde insana muazzam güven ve güç verdiği düşüncesindeyim..

Günümüzün çekirdek ailesini, bireylerin yaşamını gözlemlerken aslında ne kadar yalnızlaştığımız apaçık ortada. Artık aile büyüklerinin bizimle yaşamasına müsaade etmeyen çok katlı binalarda yaşıyoruz. İnsanı yalnızlaştırmak adına, her şey kol kola girmiş gibi adeta.

Kadının çalışma hayatına atılması ile yalnızlaşan çocuklar…Akraba ve komşular… Apartman hayatının bizim özümüze uymadığının göstergesidir. Komşuluk ilişkilerinin yok olması da insanın yalnızlaştığına örnektir. İnsani ilişkileri akrabalık bağları kuvvetli olan aileler her zaman daha mutludur.

Efendim aileden yola çıktık, günümüzdeki aile yapısı ve sorunları ile devam edelim dilerseniz;

İstatistiki bilgilere göre geçtiğimiz sene evlenme yaşı kadınlarda 26 erkeklerde ise 30 olarak belirlenmiş. Ülkemizde evlenme yaşı giderek artış göstermekte. Son 10 yılda Türkiye genelinde evlenen çift sayısı %8 gerileyerek 596 459 oldu.

2008 yılında ise bu rakam 673 459 olarak kaydedilmişti. Bu verilerden yola çıkarak ülkemizde evlilik yaşının ortalamanın üstünde olduğunu ve evlenen çift sayısının azaldığını görüyoruz.

Söz konusu dönemde boşanan çift sayısında ise yüzde 29 artış görülmüş. Buna göre 2008 yılında 99 bin633 olan boşanma sayısı geçen yıl itibarıyla 128 bin411 e yükseldi.

Boşanma sayısının en çok olduğu illerin başında İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirler geliyor. Doğu illerinde ise bu sayı oldukça düşük. Bu istatistiki bilgiler doğu illerimizde geleneksel aile yapısının hala sağlam olduğunu göstermektedir.

Son yıllarda evliliğin azalması, evli çiftlerin ise boşanmasının sebepleri nelerdir diye araştırdığımızda karşımıza şunlar çıkıyor;

-Okuyup meslek ve kariyer sahibi olmak

- Bir süre bekarlığın keyfini yaşamak

- Güven duygusunun azalması ve…

- Her şeyin tam olması, evlenmeyi geciktiren sebepler arasında sayılabilir.

Boşanma sebepleri olarak şunları sıralayabiliriz.

- Aldatma

- Şiddet, dayak

- İçki kumar

- Ailelerin müdahil olması gibi.

Efendim, hiç kimse boşanmak için evlenmez. Bir ömür boyu.. hastalıkta sağlıkta.. iyi ve kötü günde hep beraber olma niyetiyle kurulur yuvalar. Ümit ve nice hayallerle.

Ne yazık ki günümüzde evlilikler uzun sürmüyor, sürdürülemi yor. İki üç ay önce nikah törenine gittiğiniz bir yakınınızın veya arkadaşınızın evliliğini sonlandırdığını duruyorsunuz. Bu üzücü bir haber karşısında neden!. diyorsunuz.

Cevap: Geçinememişler!..

Evlenmek kolaydır efendim, zor olan ise evliliği sürdürmek... Evlilik sabır ister, emek İster, olgunluk, hoşgörü, müsamaha ister. Saygının olmadığı yerde sevgiden bahsedilemez. Sevgi çiçeğinin açmadığı ortamda mutluluk ve huzur elbette olmaz. Ufak sorunlar ise konuşularak çözüme kavuşur. Önemli olan istişare ederek, eşlerin karşılıklı güven ortamını oluşturmalarıdır.

Burada zamanı biraz geri sararak evvelki evlilikleri irdelediğimizde:

Daha uzun süren evlilikleri görüyoruz. Pazara kadar değil mezara kadar süren evlilikler.. 50 yıllık, 60 yıllık evlilikler bunlar!..

Nasıl olmuş da bu kadar uzun sürmüş diye düşünüyor insan. Peki şimdi niye sürdürülemiyor evlilikler?. Ne oldu, neler değişti de, aile kurumu çözülmeye başladı?

Bu sorunun cevabı ise çok kapsamlı. Sosyo- ekoomik nedenler, psiko- sosyal ve kültürel- ahlaki yozlaşma, yabancı kültürlerin etkisinde kalma gibi nedenler sayılabilir.

 

Dünyayı etkisi altına almış olan kapitalist sistemin getirilerinden birisi de tüketim çılgınlığıdır. Elinde var olanla yetinmeyip –moda rüzgarına-kapılan bireyler tüketerek mutlu olacağına inandırılmış tır. Medya yoluyla kitlelere ulaşan bu sistem hedefine fazlasıyla ulaşmıştır. Tüketici, daha çok çalışmalı çok kazanmalıdır. Bu ise seküler hayatın ta kendisidir.

Oysa bizim inanç ve kültürümüzde ahiret odaklı bir hayat vardı.. İsraf,haram İnfak helaldi.. Varlığa şükür, yokluğa sabır edilirdi hani?...

Ne yazık ki, eskimeden atılıp yenisi alınan eşyalar, mobilyalar mutlu edemedi yuvalarımızı!..

Yediği önünde, yemediği arkasında, her istediğini hemen elde eden çocuklarımız sabır denen o güzel mefhumu bilemediler. Zoru, yokluğu göstermenin -kötü anne baba- olduğu vehmine kapılarak çocuklarına iyilik yaptığı düşüncesiyle avundu ebeveynler. Kültürünü, değerlerini yavrusunu öğretmekten bigane kaldı.

Oysa Efendimiz (sav);

- Hiçbir ana baba evladına güzel ahlaktan daha değerli bir miras bırakmamıştır buyuruyor.

Ailede annenin çalışıyor olması çocukları yalnızlaştırıyor demiştik. İnternetin sanal ortamdaki oyun ve arkadaşlıkların onları etkisi altına aldığını biliyoruz. Sanal ortam, sanal oyunlarla körpe zihinleri dumura uğruyor, gerçek mutluluk ve hazzı bilmiyorlar.

 

Aile içinde büyüklerle beraber yaşayan çocuk bana göre zengin bir çocuktur. Zira büyükanne ve büyükbabadan öğreneceği çok şey vardır. Karşılıksız sevgi transferi iki taraf için de çok değerlidir.

Yaşlılar bizim dua kapımızdı önceden. Onların hayat tecrübeleri yolumuza ışık olurdu, varlıkları bereket.

-Beli bükülmüş yaşlılarınız ve sabileriniz olmasa belalar başınıza sağanak sağanak yağardı- buyurur Efendimiz.

Biz ise onları -günümüz şartları böyle gerektiriyor- diyerek yalnızlaştırdık.

 

Televizyon dizileri, filmler, oyunlar zamanla kültürümüze yabancılaşarak, aile ve toplum yapımızın hızla çöküşüne zemin hazırlamıştır. Buna bağlı olarak fertler evliliğe karşı bir tutum içine girmişlerdir. Bu ise evlilik dışı beraberliğin meşrulaştırılması demektir. Bu beraberlikler ise; çocukları olsa bile bir aile olamazlar. Nikah akdi ile bir araya gelmemiş çiftlerin yuva kurmak ve aile olmak gibi bir beklentisi yoktur.

 

Maalesef bugün Türk aile yapısı hızla dejenere olmakta, çöküşe doğru gitmektedir. İnsan fıtratına uygun olmayan bu gidişatın gün geçtikçe farklı boyutlara evrildiği görülmektedir.

Feminist akımın öncülüğünde -cinsiyet özgürlüğü- çığırtkanlığını yapanlar, kadını başka mecralara çekerek, aslından ve aslı vazifesinden uzaklaştırma derdindedirdiler. Kadını bir süs, eğlence ve zevk aracı olarak gösteren bu düşünce kadına yapılan bir saygısızlıktır.

Allah kadını ve erkeği farklı fıtratlarda yaratmıştır. Bu değiştirilemez bir gerçektir. Kadın erkek için erkek de kadın için tamamlayıcıdır ve her ikisi diğerine muhtaçtır. Birbirinin ihtiyaçlarını ve yalnızlığını giderir, sonu ebediyete giden hayat yolculuğunda destek ve şenlik olurlar.

Kadın ve erkek fıtratlarını tanır Yaratanın hükmüne razı olur, birbirinin hak ve hukukunu koruduğunda insanlar mutlu, yuvalar huzurlu ve uzun ömürlü olacaktır.

 

Kadının erkek, erkeğin de kadının rolüne meyletmesi muvazeneyi bozan bir unsurdur. Kadın ve erkek yaratılış gayesini ve rolünü iyi bilmek durumundadır.

 

Efendim, bu konu çok su götürür Kısaca toparlamak gerekirse, topyekün olarak özümüze rücu edelim derim

Kadim Türk aile yapısını yeniden gündeme getirerek konuyla ilgili adımlar geç kalmadan atılmalıdır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkili bir merci olarak konuyu ele almalı ve çözüm odaklı çalışmalıdır. Burada en büyük rol yayın ve basın organlarına düşmektedir. Topluma, aileye dair kültürel değerler ve örnek şahsiyetlere yönelik yapımlarla- bize bizi- yeniden hatırlat malıdır. Yıllardır televizyon dizilerinde yabancı kültürlerin yapımları revaçta idi. Ahlaki değerler ve aileni çöküşünde önemli bir rol oynayan televizyon dizileri filmler vs insanımız ve toplumun ahlakını yozlaştırmış adeta kendine karşı bancılaşmıştır.

RTÜK konuyla ilgili gereken kararları alarak Türk Aile Yapısına karşı duyarlılığını topluma göstermelidir.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Medicalpark Gürpınar su Yuvacık su Davetiyem
YEDİ İKLİM KÖZDEN CAFE Gölcük Belediye Başkan adayı Ali Yıldırım Sezer konak_dr BasiskeleSanayi