16 Ekim 2018 Salı
Galip Ataman

Galip Ataman

galipataman41@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Turgut Reis İlkokulu'ndaki olaydan çıkartılacak dersler

Galip Ataman

08 Ekim 2018 tarihli yazısı

Milli eğitim müdürü Fehmi Rasim Çelik ve ekibi, eğitim-öğretimin aksamaması,  için 7/24 özveriyle çalışıyor.

Mesai saatleri dışında cumartesi Pazar dahil Rasim hocayı ne zaman arasam, “Okulları dolaşıyorum, Nuh Eğitim kampüsü başta olmak üzere devam eden inşaatları geziyorum” cevabını alıyorum.

Yalnız milli eğitim müdürü mü? Diğer sorumlu personel de eğitim-öğretimin başladığı bugünlerde olası aksaklıkları gidermek için okul okul geziyorlar, müteahhitleri uyarıyorlar.

Eğitim kalitesini arttırmak, Kocaeli’nin tamamında tekli eğitime geçmek, değişik kurumlarda belirlenen hedefleri yakalamak için çalışırken yaşanan bir talihsizlik herkesin moralini de, çalışma heyecanını da yok ediyor.

“Araba devrilince yol gösteren çok olur” atasözünde olduğu gibi cuma günü Derince Turgutreis İlkokulunda yaşanan üzücü olay sonrası herkes akıl ve öğüt veriyor.

Bence öğüdü bırakıp okul bahçesindeki demir kapı altında kalarak hastane yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken vefat eden birinci sınıf öğrencisi Mehmet Ali İşler olayından ders çıkarmak lazım.

Öncelikle yönetmeliklerde “Nöbetçi öğretmen ders başlamadan yarım saat önce nöbet yerine gelir, ders bitiminden yarım saat sonra görev yerinden ayrılır. Nöbetini aksatan öğretmen derse girmemiş gibi işlem görür”  yazmasına rağmen “Öğretmene ücret ödenmezse nöbet tutmayacak” diyerek eylem yapan eğitim sendikaları.

Sonra müdürlük koltuğuna oturduktan sonra kendilerini herkesin üstünde gören okul müdürleri, yardımcıları.

Ve nöbet ücreti ödenmeye başladıktan sonra nöbet tutmaya başlayan öğretmenlikle güvenlik görevliliğini karıştıran sendika üyesi öğretmenler.

Kaldırıldığı Derince Araştırma Hastanesinde yaşama tutunamayıp vefat eden  küçük öğrenci Mehmet Ali İşler’e Allah’tan rahmet, ailesi, arkadaşları ve öğretmeşine sabırlar diliyorum.

Cuma gününden buyana herkesin “Araç kapısı neden açıktı, çocukların okul paydos olduktan sonra orada ne işi vardı, demir kapı neden devrildi, parka açılan kapı neden aylardır kilitli tutuluyordu?” sorularının cevabını aradığını biliyorum.

Milli eğitim müdürlüğü inceleme, savcılık taksirli yaralama iddiasıyla soruşturma başlattı. Polis ifadeler alıyor.

Olayın nedeninin bulunacağına, sorumluların hesap vereceğine inanıyorum.

Hakim, savcı, müfettiş olmadığım gibi olayla ilgili yargısız infaz yapacak da değilim.

Gazeteci refleksiyle bazı soruların cevabını merak ediyorum.

Bir: Devrilen demir kapı, itfaiye ve ambulans başta olmak üzere araçların giriş çıkışı için kullanılmasına rağmen okulun boşaltıldığı bir zamanda neden açık tutuluyordu?

İki: bakımı bir yıl önce yapılan demir kapının mekanizması zaman zaman okul yönetimi tarafından kontrol ettiriliyor muydu?

Üç: Müdür ve müdür yardımcılarının okulda olduğu zaman yaşanan bu üzücü olayda tüm öğrenciler okulu boşaltırken kapı ile oynayan öğrencilerin velileri neredeydi?

Dört: Çocuklar 150-200 kiloluk demir kapı ile oynarken çıkan gürültü duyulmadı mı?

Beş: Okulun parka açılan kapısı neden aylardır kapalıydı? Aylardır kullanılmadığı için paslanan kilit acil durumlarda nasıl açılacaktı?

Altı: İddialar ve cevap bekleyen sorular çok. Cevabını Savcılık soruşturması sonunda öğreneceğiz.

 

KİLİTLİ KAPI

******************

 

CHP’NİN BÜYÜKŞEHİR VE

İZMİT BAŞKAN ADAYLARI

 

Yaklaşık 6 ay sonra 30 Büyükşehir, 51 il ve 957 ilçede yerel yöneticileri seçmek için sandığa gideceğiz.

Öyle görünüyor ki, 24 Haziran’da olduğu gibi 2019’da da seçim AK Parti ile CHP arasında geçecek.

Sonucu AK Parti’ye destek MHP ile CHP’ye köstek olacak 2 parti belirleyecek.

AK Parti, Büyükşehirlerin tamamını alarak 13 olan sayıyı 30’a çıkarmak, il ve ilçe belediye başkanlık sayısını arttırmak istiyor.

CHP, her zamanki gibi “Adaylar ön seçimle mi yoksa genel merkez tarafından mı belirlensin?” tartışmasını yaparken bir arpa boyu mesafe alamıyor.

Bu arada genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İzmir, Eskişehir, Aydın, Muğla, Hatay, Tekirdağ’ın yanında başta İstanbul, Ankara olmak üzere Adana, Mersin, Balıkesir, Uşak’ı da katmak istiyoruz” açıklamasında Kocaeli’nin olmaması moralleri bozdu.

Kamuoyunda konuşulan isimler de “Genel başkanın havlu attığı bir yerde ben niye aday olayım” diyerek köşe bucak saklanıyor.

Geçen hafta Ankara ve İstanbul’da siyasi parti kulislerini iyi takip eden, burnu iyi koku alan gazeteci ve politikacı dostlarımla CHP’yi konuştuk.

Öyle ilginç şeyler anlattılar ki duyduklarıma inanamadım.

Genel başkan Kılıçdaroğlu’nun Kocaeli Büyükşehir için kafasındaki ismi söylediklerinde “olmaz, olamaz, kabul etmez” dedim.

Benim için olduğu kadar sizler için de sürpriz olacak Haydar Akar ismini ilk duyduğumda şaşırdım ama anlatılanları ve gerekçeleri dinleyince hak verdim.

“Neden Haydar Akar?” soruma aldığım cevap ise “CHP, 2004’te Hikmet Erenkaya, 2009’da Sefa Sirmen, 2014’te Tahsin Tarhan’ı aday gösterdi. AK Parti adayı karşısına 3 dönem bir milletvekilini aday gösterdi. Haydar bey milletvekili olmanın ötesinde parti meclis üyesi” oldu.

CHP’nin Kocaeli Büyükşehir’e milletvekili aday göstermesi bana da mantıklı geldi ancak “CHP Genel Merkezinin yaptırdığı anketten bir başka milletvekili Fatma Hürriyet Kaplan çıktı” diyerek Haydar Akar ismine itiraz ettim.

Dostlarım, “Kemal bey, Fatma hanımı İzmit Belediye Başkan adayı olarak düşünüyor” dediler.

 

AKAR’A YAKIŞIR

Dostlarımdan ayrıldıktan sonra yol boyu,  Haydar beyin Kocaeli Büyükşehir, Fatma hanımın İzmit Belediye Başkan adaylıklarını düşündüm.

24. 25. 26. 27. Dönem milletvekili, parti meclisi üyesi, “Kılıçdaroğlu prenslerinden” Haydar Beyin isminin, bugüne kadar neden gündeme gelmemesini, hatırlanmamasını bir gazeteci olarak garipsedim.

Haydar beyin İzmitli ve ODTÜ mezunu olmasına, 7 yıllık performansına, ağzının laf, yumruğu iş yapmasına, açıklamalarıyla gündem yaratmasına baktığımda “neden olmasın?” dedim.

Dahası, Haydar beyin Büyükşehir Belediyesine aday gösterilmesiyle 2004 yılından buyana AK Parti adayına karşı CHP’nin milletvekili aday gösterme geleneği de bozulmamış olur.

Kaldı ki, Haydar Akar’ın profili, konsepti, vizyonu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile yüzde 100 örtüşüyor.

Aranızda, Haydar Beyin kazanamayacağı seçime girmeyeceğini söyleyenleriniz çıkabilir. Haklıdırlar.

Yalnız Haydar Akar mı? Fatma Hürriyet Kaplan da riskli seçim bölgesinde adaylık kabul etmeyebilir.

Ama Akar da, Kaplan da genç, önümüzdeki süreçte daha uzun yıllar siyaset yapmak istiyorlar.

Kaldı ki, 31 Mart 2019 seçimi sonrası yaşanacak olası bir yol kazası sonrası milletvekilliğine kaldıkları yerden devam edebilecekler.

O nedenle sayın genel başkandan gelecek adaylık teklifine hayır diyemezler. Karşı gelmeleri halinde siyasi kariyerlerinin noktalanacağını bilirler.

SONUÇ: CHP, Haydar Akar’ı Büyükşehir’e, Fatma Hürriyet Kaplan’ı İzmit’e aday göstererek en isabetli iş yapmış ve tartışmalara nokta koymuş olur.

Tek dezavantaj: Akar’ın Büyükşehir, Kaplan’ın İzmit başkanlık koltuğuna oturmasıyla CHP’nin TBMM’de 2 milletvekilinin eksilecek olması.

 

AKAR-KAPLAN

********************

 

EKMEKTEN, FIRINCI DEĞİL

MARKET PARA KAZANIYOR


Elektrikten doğalgaza, sudan ulaşıma, giysiden kırtasiyeye, kahveden çaya, pastadan simide, iğneden ipliğe her şeye zam yapılıyor.

Ama sıra halk tipi somon ekmeğe gelince kıyamet kopuyor.

Bakanlar, valiler “Tam buğday, çavdar, kepek, susamlı ekmek dahil her türlü ekmeğe zam yapabilirsin karışmayız ama dar gelirlilerin yediği halk tipi 250 gram ekmeğin fiyatına da gramajına da dokunamazsın” diyerek karşı çıkıyor.

Fırıncıları dinliyorum, haklı. Valileri dinliyorum, haklı. Sokaktaki vatandaşı dinliyorum haklı.

İstanbul’da 250 gram halk ekmeği 75 kuruşa alırken Kocaeli’nde 210 gram ekmeğe 1.25 TL ödemek zorunda kaldığım için ben de haklıyım.

Herkes haklı olduğuna göre bu kavganın nedeni ve sorumlusu olmalı.

Kavganın nedeni 1.25 TL’den satılan 250 gram ekmeğin gramajının 2.10 grama indirilmesi. Sorumlusu ise Fırıncılar Odası Başkanı Ali Sarı.

 O zaman “Fırıncılar Odası olarak ekmekteki gramaj ayarlamasını Ticaret Bakanlığının görüşü doğrultusunda yaptık” diyen Başkan Sarı’yı dinleyelim.

Ali Başkan 3 yıldır zam almadıklarını, artan maliyetler karşısında kar etmek için değil zararı önlemek için gramajı düşürdüklerini söyledi.

Ve ekledi, “Unun çuvalı 70 liradan 110 liraya çıktı. Doğalgaza, elektriğe, akaryakıta, oduna, poşete, tüm girdilere zam geldi. 250 gram ekmeğin maliyeti 1.17 TL olarak belirlenmişken fiyat ayarlaması yapmasaydık da ne yapsaydık? Fırınlarımızı kapatsa mıydık?” dedi.

Kocaeli genelinde büyük küçük, merkezde kıyıda köşede 500 civarında fırında yaklaşık bir milyon civarında ekmek üretildiğini anlatan Ali Başkan, “Ekmeği üreten fırıncılar zarar ederken parayı, ekmek satan marketler, bakkallar, büfeler kazanıyor” iddiasında bulundu.

Market sahipleri hiçbir masraf etmeden kapısına kadar gelen ekmeği oturduğu yerden satarken tanesinde 25-30 kuruş kazanırken tırmanan döviz kuru ve artan maliyetler karşısında direnen fırıncı isyan ederken hani haksız da değil.

Ekmek maliyetlerine baktığımızda pastanın büyük payını marketler, bakkallar, büfeler alıyor.

Bakanlığın bugünlerde aldığı, fırınlar dışında satılan ekmekteki yüzde 25-30 kuruşluk kar payını yüzde 15’e indiren karar uygulamaya konur da küçük de olsa fırıncılara “can suyu” olur.

 

ALİ SARI EKMEK

*******************

 

MERAL AKŞENER’İ

PES ETTİREMEZLER

 

31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler öncesi bir araya gelemeyen liderler, siyaseti ısıtmak için “kaynayan kazan” altına odun atmak için adeta yarışıyor.

Sert üslupları, açıklamaları, meydan okumaları toplumu birleştireceği yerde ötekileştiriyor, seçmeni bütünleştireceği yerde ayrıştırıyor.

Seçmenin yüzde 65.21’ini temsil eden AK Parti-CHP kavgası, MHP_İYİ parti arasındaki restleşme gerilimi tırmandırıyor.

Bir günde gelen 8 şehit haberi, dövizin tırmanışı, iğneden ipliğe yapılan zamlar  siyasilerin umurlarında bile değil.

Son günlerde Devlet Bahçeli ile Mereal Akşener arasındaki polemiğe bakar mısınız.

Akşener’in üslubu yenir yutulur gibi değil, “Evet, tekeden süt çıkmaz. Ama bilinsin ki, Saray yancısından da milliyetçi olmaz. Milliyetçiden de Saray paspası olmaz, olamaz. Ne yana çeksen o yana uzayan lastik adamlardan milliyetçi olmaz, olamaz”.

Bahçeli’nin üslubuna bakar mısınız, Bu hanımefendiye son ihtarım, bölmek ve yok etmek istediğin MHP’ye karşı sinir ve sınırları ihlal eden vandal tutumuna devam edersen sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsın. Demedi deme, büyük lafı dinle!”

Hemen ardından Üsküdar teşkilatından bir grubun Akşener’in kapısına dayanarak Bahçeli lehine slogan atması gerginliğin polemikle sınırlı kalmayıp eyleme dönüştüğünü gösteriyor.

O geceden akıllarda kalan ise Akşener’in “Gelin lan gelin. Yuh size. Hadi gelin vurun” meydan okuyan sözleri ile twitter hesabından “Demirden korksak trene binmezdik. Başka anaların çocukları üzerinden yiğitlik olmaz Yüreğin yetiyorsa kendin gel, bekleriz” paylaşımı oldu.

AK Parti ise cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde olduğu gibi Akşener’i yerel seçim öncesi de hedef almıyor, topa girmiyor, polemiklere katılmıyor.

Geliniz, son bir yılda bahçeli ile Akşener arasında yaşananlara bakalım;

25 Ekim 2017 tarihinde İYİ Parti’yi kuran, CHP ve MHP liderlerinin cesaret edemediği Cumhurbaşkanlığına aday olan Meral Akşener yerel seçimler öncesi de yine MHP’nin boy hedefi.

Mevki ve makamları elinin tersiyle iten, çıkışları ve kararlarıyla “ezber bozan” Meral Akşener, dün olduğu gibi bugün de yargısız infaz etmek isteyenlerin gündeminde.

Dün kaset iftirasıyla yıpratılmak istenen Meral Akşener, bugün kapısına dayanıp “linç” girişiminde bulunan sokak kabadayıları karşısında da her zamanki gibi dim dik ayakta, güçlü, karalı, inatçı, inançlı idi.

MHP’nin “salvoları” karşısında sessiz kalmayan Akşener’den kimse pes etmesini beklemesin.

 

meral akşener

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Darıca Belediyesi mobesko Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu Beykar BasiskeleSanayi konak_dr