16 Ekim 2018 Salı
Global
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

BEŞ VAKİT NAMAZIN İSPATI BAHSİ (2)

Yüksel Yılmaz

22 Eylül 2018 tarihli yazısı

Farkındaysanız geleneksel fıkhın “sünnet”i “farz” veya “emir”den ayıran ve “farz” ile “emir”i birbirine müsavi görme hatasını yapmadan bir yol haritası çizdik.

Bazıları her ne kadar Bakara suresinin 238. ayetinde geçen “salat’il vusta” kelimesini “orta namaz” olarak öğle ya da ikindi anlasalar da siyak ve sibak usulüyle böyle olmadığı aşikârdır. Bu konuda çok saçma hesaplar yapılmıştır. 5 vakit namazın ortası 3 imiş; üçüncü sırada ikindi varmış; böylece ikindi namazı imiş. Günün ve gündüzün ortası öğle vaktiymiş; böylece öğle namazı imiş ve saire. Belli bir vaktin namazı olamaz çünkü Allah belli bir vaktin namazını diğerlerinin hepsinden daha fazla önemsemez. Meallerin çoğunda bu namaz özellikle önemsenerek vurgulanıyor ki bu yanlıştır. Öyleyse başka ne olabilir?

 

Burada “vusta” kelimesi geçmektedir. Bu “vasat” demektir. Başka bir ayette vasat bir ümmet (ummeten vasatan) olduğumuz belirtilmektedir (19). Biz vasat yani mutedil bir ümmetiz. İfrata ve tefrite kaçmayan, dengeli, ölçülü, aşırıya kaçmayan… Öyleyse salât’ın vasatı nasıl olur? Mutedil salât. Burada salât’ı “namaz” olarak anlayacaksak ayette namazı en uygun şekilde ifa etmeye dikkat etmemiz ve Allah'ın huzurunda içten bir bağlılıkla durmamız isteniyor. Yani bizim namazımız da mutedildir.

 

Resulullahtan nasıl gördüyseler öyle yaparlar. Ne çok hızlı ne çok yavaş. Ondan ne rekât çıkarır ne de ona rekât eklerler; ne namazda ne yapılacağını unutacak kadar derinlere dalar ne de dünya hesaplarıyla namazı geçirecek kadar kayıtsız kalırlar; yani namazda ne okuduğumuzu dikkate almayacak kadar dünyaya ne de kaçıncı rekâtta olduğumuzu unutacak kadar ahirete dalmamalıyız. Tam kıvamında olmak, ne çiğ ne de yanmış… Namazımızın orta olması da işte bu anlamdadır. Mutedil bir namaz…

 

Bizler bu çağın Müslümanları olarak birtakım geleneksel birikimlerimiz nedeniyle o dönemin hakikati üzerine atılan hurafe küllerini üfleyip atamadığımızdan Kur’an’da yatsı ya da ikindi gibi kelimeler arayarak çok vakit kaybettik ve çok yanlış yönlendirmelerde bulunduk. Hiç düşünmedik ki bunlar kelime olarak değil de, kelimelerin açılımları olarak Kur’an’da yer alıyor olabilir…  Böylece mikro gözlükler evrensel gerçekleri gösteremedi. Kendimizi o dönemin müslümanı yerine koyamadık. Sanki Sahabe Ebu Bekir “niyet ettim ikindi namazını kılmaya” diyor... Ah şu üçüncü sınıf ilmihaller yok mu?

 

İslam bir haberdir. Bunun akademisi olmaz. Müslümanlar akademisyenlerden kurtulmadıkça hakikatler boğuntuya gelecektir. Dinsel konularda akademisyenlik olmasın demiyorum. Ama saf, katıksız, Kur’an endeksli bir İslam anlayışı üzerine bina edilmelidir. Sorumluluklarımız basittir. Bunların dışında teferruatlı konularda akademik çalışmalar yapılabilir. İslamdan haberdar et, İslami konulardaki araştırmalarını paylaş, öğret, ilet… İslamın değil; tarihinin, hadisinin, kelamının, fıkhının akademisi olmalıdır. Her Arapça bilen âlim geçinir olmuştur. Suud’da çoluk çocuk Arapça bilmektedir ama bu onları âlim yapmaz. İlim “gerçeğe ulaştırıyorsa” vardır! Kur’an âlimin Allah olduğunu haber veriyor. Biz sadece haberci olabiliriz ve âlimliğimizi bildiğimiz bilgilerin çokluğu değil, gerçeğe uygunluğu belirler. Daha ileri gidenlerimiz akademisyen olabilirler ve gerçekleri yakaladıkları kadar âlim olabilirler. Apaçık bir haberi âlimin yitik malı olsun diye zan katarak örtmenin gereği yoktur. Bu haber çok zeki olmayı değil, çok dikkatli olmayı gerektirirken içindeki bir sözü başka bir sözüyle açıklayan bir haberdir.

 

Sonuç olarak Sabah namazını (20), Öğle namazını (21), İkindi namazını (22), Akşam namazını (23) ve Yatsı namazını (24) her ne kadar vaktin tevakufu ve isabeti bakımından tesbit ediyor gibi bir izlenimimiz olsa bile önerimiz şudur: Metodlu yaklaşmalıyız. O takdirde kendimizin Resulullaha direkt hatta dolaylı bile değil, uzak muhatab olduğumuzun farkına varırız. Mademki biz uzak muhatabız bilmeliyiz ki, bu namaz vakitleri direkt muhatablarına açıktı ve dolaylı muhatab da onlardan gördü. Bizler gibi uzak muhatablara da mütevatir bir gelenekle intikal etti. Bugünkü beş vakit namazı uzak muhatab olmamız hasebiyle belki ayetlerde apaçık gösteremeyebiliriz ama bugünkü beş vakit namaz uygulaması itikadda tek ölçümüz olan Kur’an’a ters de değildir. Bugünkü beş vakit namaz uygulaması Kur’an’a ters düşmeyen hadislerde de benzerdir. Mütevatir gelenekten sonra bu hadisler amelde üçüncü ölçümüzdürler. Namazın biçimi bellidir, vakitleri bellidir, meramı bellidir; zorlamaya gerek yoktur. Allah içinde bulunduğumuz imkânlara göre yargılayacaktır. Beş vakit namaz kılmak, namaz kılmamaktan ve özellikle bu konuda azınlığı taklit etmekten iyidir. Gündüzün uçlarında ve karanlıkta namazın olduğu hem kesindir hem de emredilmiştir. Resulullah bu vakitleri disipline ederek beşe bölmüştür. Allah’ın namaz vakitleri hususunda herhangi bir uyarısı söz konusu olmamıştır. Buradan da anlaşılıyor ki Allah elçisinin disipline ettiği bu saatlerden razı olmuştur.

 

Bu yazıyı okuyan gelenekçi kardeşlerimiz, "biz zaten 5 vakit kılıyoruz bizim ihtiyacımız yok" diyebilirler. Fakat onlar bu 5 vakti hadislerden değil gelenekten yola çıkarak ikame etmekteler. Mütevatir gelenek hadislerden daha büyük bir rol oynamaktadır. İmam Buhari hadis araştırmadan evvel nasıl namaz kılıyordu? Hadislere bakmıyordu. Babasından nasıl gördüyse öyle kılıyordu. İmam Buhari’nin babası da namaz kılıyordu ve oğlunun araştırmalarının bitmesini beklememişti. Öyleyse Kur’an’dan sonra ikinci kaynak mütevatir sünnettir. Hadislere göre namaz kılmaya kalkanın kafası karışır. Sünnet diye Cumadan sonra namaz kılmak isteyenin dört rekât kılması gerektiğini (25) söyleyen hadise mi uyacaksın, yoksa iki rekât kılması gerektiğini (26) söyleyen hadise mi? Peygamberimizin kadınlar gibi elini göğsüne koyduğuna dair hadisler de var (27) ama kadınlar hariç hiçbirimiz böyle yapmıyoruz. Kısacası Resulullahın vakit namazlarını nasıl kıldığıyla ilgili o kadar farklı hadisler var ki onlara bakarak namazı gerçekleştirmek imkânsızdır. Bugün kıldığımız yüzlerce rivayetten o da kısmen sadece biri olup Resulullah kesinlikle beş vakit namazı robotları programlamada olduğu gibi yahut bizim gibi kılmamıştır. Onun namazı bize nispeten çok daha doğaldı.

 

KAYNAKLAR: 19. (Bknz. Bakara, 143). 20. (Bknz. Taha, 130; Rum, 17; Hud, 114). 21. (Bknz. Rum, 18). 22. (Bknz. İsra, 78). 23. (Bknz. Taha, 130; Rum, 17; Hud, 114). 24. (Bknz. Rum, 18, Hud, 114). 25. (Bknz. Ebu Davud, Salât: 26; Nesai, Cuma: 44). 26. (Bknz. Buhari, Cuma: 38; Nesai, Cuma: 42). 27. (Ebu Davud 759; Ahmed 22026; Albânî Cenaiz 150; İbni Huzeyme 479; Beyhaki 2/30).

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Darıca Belediyesi mobesko Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu Beykar BasiskeleSanayi konak_dr