13 Kasım 2018 Salı
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

EKONOMİK DARBE - 4

Yüksel Yılmaz

07 Eylül 2018 tarihli yazısı

“Sakız Karın Doyurmaz”

 

Gelelim çözüme… “Tek adam rejimi” gibi ifadeler piyasaya zarar verir. Zaten bunun aslı mümkün değildir. Çünkü yabancı sermaye kurumu anlaşmalarla bağlıdır. Dışarıya tek adamlık yapılabilir mi? Hayır. Kötümser hayallerimizi gerçek sanmayalım; iyimser hayallerimizi gerçekleştirelim. Yatırımcıların morali önemli. Üretim gücümüz paranın değerini belirler. Hükümet başlangıçta yani (16 yıl önce) Kemal Derviş modelini kaldıracağını söyleyerek seçimlerde çok büyük oy almıştı. Lakin realitede bu modelin en büyük takipçisi oldu. Bakın uzun yıllar geçti hala sözünü tutmadı; ama artık tutmalı. Çünkü bu modelin “düşük kur yüksek faiz” uygulaması bereketsizdir. Kurlar düşük olunca her şey ithal edilmeye başlandı. Düşük faizle borçlanıp malları veresiye aldık. Vadesi gelince ödeyemedik. Ödeyemedikçe de borcu borçla ödeme girdabına kapıldık. Lâin faiz sarmalı elimizi kolumuzu bağladı. Büyüdük; ama hormonlu büyüdük. Faizli büyüdük; haram büyüdük. Faiz kul hakkı yedirerek büyütür. Her talebi karşılayacak kadar çok üretebildikleri için yabancı devletler hep satmanın yoluna bakarlar.

 

Öncelikle üretim gücü hatta uluslar arası rekabet gücü artırılmalıdır. Üretimi artırmazsanız ve müteşebbisin önündeki engelleri kaldırmazsanız devlete vergi yükleyerek gelir elde etmeye kalkarsınız. Vergi almadıkça da vergi verenlere yüklenirsiniz. “Vergi alma borç al” ilkesine devam edersiniz. Parası olan müteşebbise akıl değil, imkân verilmeli; parası olan zaten akıllıdır. Bu iktidar döneminde maalesef her yıl % 15 devalüasyon yaşandı. Kimin iktidar olduğu önemli değil, önemli olan üretimin istikrarı ve istikrarın muhafazasıdır. Sen dolar sat; dolar fiyatları düşsün; dolar fiyatları düşükken ben gidip satın alayım; sonra nasıl olsa yükselecek; o zaman ben kazanayım… Yahu böylelikle yine kazanç olmuyor; sadece varlığını koruyor. Dolara ya da altına yatırım yapan varlığını korur; kazanç sağlamaz ki.

 

Bir daha söylüyorum: Müteşebbisin önündeki tüm engeller kaldırılmalı. Kurlar düşük tutulmamalı. Çünkü yerli üretici ithal mallarla rekabet edemez. Enflasyonu engellemek için üretimi artıracağımıza tüketimi artırıyoruz. Türkiye ekonomisi kayıt dışı olduğundan ekonomik göstergelerin hiçbirisi gerçeği yansıtmıyor. Hal böyle olunca Türkiye İstatistik Kurumu’nun ne dediği de önemli olmuyor. “Fert başına 10 bin dolar” iddiaları inandırıcı gelmiyor. Alış, satış, gelir, gider, çalışan sayısı net değil. Ekonomi kayıt altına alınmalı. Kayıtlı ekonomi politikası iktisatçı olmayı gerektirmiyor; biraz matematik bilmek yeterlidir. Siyasi partilerin finansmanı bizzat halkın kendisi olmalı ki birey üç kuruşa kendini satmasın; aksine hesap sorsun. İflaslar, iflas ertelemeleri, protestolu senetler, çekler, hacizler yazgımız olmamalıdır. Yabancı sermayecilik demek, “Amerika’dan borç alır getirir burada devlet tahsilini (güvenceli) Türkiye’ye satar yan gelir yatarım” demektir. Yabancılar bankadaki döviz mevduatına vergi koymaya kalkarız diye endişeliler. Sıcak para endişe istemez; yüksek faiz, vergisiz, hesapsız-kitapsız olmak ister…

 

Bankalardaki mevduatın % 55’i döviz mevduatıdır. Çünkü vatandaş mevduat hesaplarını döviz mevduatı olarak açıyor; zira döviz mevduatının faizleri çok düşüktür. Doların faizi % 3-4, euro’nun faizi % 2’ler civarıdır. Bu durumda faiz alsa ne olur almasa ne olur… Merkez Bankası faizleri artırarak bankalara daha yüksek faizle borç vermeyi teklif eder. Yani bankalar daha yüksek faizle borç alacaklar ve o borçla gidip dolar toplayarak durumlarını koruyacaklar. Merkez Bankası bankalar için faizleri artırır; bankaların maliyetleri arttığından bu maliyeti kredilere, hizmet bedellerine yükler. Dikkat! Para bir borç senedidir ve Merkez Bankası’nın imzasını taşır ve hamiline yazılıdır. Ekonominin kendi kanunları çalışır; ama çok vicdansız çalışır. Hatırla denklemi: “Adam gibi üret, adam gibi paylaştır.”

 

Üret! Ürettiğini satarken lira iste. “Yok” derse, bende var” de. “lira ver” derse, “1 lira 7 dolar” de. Almazsa kendi bilir. Fakat bu tek başına bir ülke ve tek bir ülkenin parasıyla gerçekleşemez. Türkiye’nin dost ülkelerle birliği bunu sağlayabilir. Daha çok ülke bir araya gelirse bu mümkün olabilir. Çünkü o nispette olanak artar ve ihtiyaç karşılayabilir. Ama Amerika’yı kimse pratikte karşısına almak istemez. Bu birliktelik olmadığından hacılarımız bile dolarla hacı oluyorlar. 2018’de Diyanet her ne kadar kendi paramızı istiyorsa bile bundan önce dolarla çok kişi hacı oldu. Özel şirketler hala dolarla hacca götürüyorlar. İsterdim ki İslam Ortak Lirası ile hacı olsunlar. Hale bakın! Dolarla kurban da satın alıp kesiliyor. Yahu sadece Kokakola’yı protesto etseniz (belki!) dolara daha çok zarar verirsiniz. Ama bu sıcak havalarda onu da etmezsiniz…

 

İnsanların duygularına hitap ederek ne zamana kadar idare edeceğiz? Uluslar arası arenada çağ “çıkar çağı”dır. Lakin bizim toplumumuz hala geniş açılı bakamıyor. Kocaeli’de üst üste Kurban Bayramında yağmur yağınca sohbet esnasında biri dedi ki, “Her Kurban Bayramı yağmur yağıyor ya bereket getiriyor adeta Kurbanların gözyaşları yağıyor.” Hiç itiraz eden olmadı. Hepsi destekledi. Bu sohbet grubu bu toplumun bir parçasıdır. Türkiye’nin birçok ilinde yağmurun yağmamış olabileceği hiçbirinin aklına gelmedi. Demek ki Kocaeli onların sadece ili değil onları sınırlayan gezegeniydi. Yine başka bir sohbet esnasında başka biri demişti ki, “Kıyamet Cuma günü akşam namazından sonra kopacak o yüzden akşam ezanları hızlı okur.” Hiç itiraz eden olmadı. Hepsi destekledi. Bu sohbet grubu da bu toplumun bir parçasıdır. Dünyanın birçok ülkesinde gece iken yine birçok ülkesinde gündüz olabileceği hiçbirinin aklına gelmedi. Demek ki onlar dünyanın sadece bir yüzüne bakarken gündüz gördüklerinde dünyanın her tarafını gündüz sanıyorlardı. Bu topluma bu yapılmamalı. Bu topluma kıyılmamalı. Bu toplum eğitilmeli. Bu toplum sahipsiz bırakılmamalı. Ancak cahil kalırsalar zalim hükümetlerin, cemaatlerin veya tarikatların talep görmesi mümkün olabilir diye bu problemin üzerine gidilmezse olan yine millete olur. Ağzımızda çiğnediğimizi yutamıyorsak karnımız doymaz. Sakız karın doyurmaz. Talaş kesme; avunmak kar getirmez. Ekonomi talimat dinlemez; emir-komuta zinciriyle çalışmaz; kanun çıkarmakla düzelmez; parti devleti görüntüsü ekonomiyi olumsuz etkiler. Ve saire…

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
mobesko Küçükler Halı Yıkama Ford Medicalpark Yuvacık su Davetiyem Beykar BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM murat yıldız aday adayı konak_dr Gürpınar su ibrahimoğlu