21 Eylül 2018 Cuma
Global
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

EKONOMİK DARBE - 3

Yüksel Yılmaz

01 Eylül 2018 tarihli yazısı

 “Adam gibi üret, adam gibi paylaştır” 

Dolar kurunun düşmesi için her çareye başvurduğunuz halde düşürememiş olabilirsiniz. Ticari faaliyetlerin gelişip ülkelerin dışa açılmalarıyla bu mümkündür. Dolar kurunun uzun vadeli olarak yüksek seviyelerde kalması ülkenin ithalatını azaltacağından temel ihtiyaçlar dışında yabancı malların ülkeye girişi zorlaşır; ürün ve hizmet çeşitliliği azalır. Dolar kurunun yükselmesi ihracatı arttırır. Çünkü ülke içerisinde üretilen mallar, yerli paranın değer kaybetmesiyle yurtdışında ucuzlar. Dolayısıyla ülkenin ithalata bağlı olmayan yerli üretim malları yurt dışında daha cazipleşir. Bu durum sadece %100 yerli ürünlerde karşımıza çıkar. İthalata bağlı ihracat yapılan sektörler döviz kurundan doğrudan etkilenirler. Diyelim ki bir eşya üretiyorsunuz. Ürettiğiniz eşyanın parçasını yurtdışından ithal ederek satıyorsanız, ithalata bağlı ihracat yaptığınız için dolar kurunun düşmemesi sizi olumsuz etkiler. Yani ortada bir ihracat artışı vardır ama açığı kapatmak için yeterli değildir. Dolar kurunun yüksek kalması sürekli olarak daha fazla yerli para kullanmaya zorlayacağından enflasyonist bir baskı yapar. Döviz kurunun artması, ürün ve hizmet fiyatlarına zam olarak yansır. Böylece bollaşan yerli para daha çok değer kaybeder.

 

Bir ülkedeki dolar kurunun düşmesi o ülkede bol miktarda dolar bulunmasına bağlıdır. Yani ülkede talep edilen dolardan daha fazla dolar olmalıdır. İhracat, turizm gelirleri, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmek direkt olarak dolar kurunu düşürebilirler. En başta siyasi istikrar dolaylı da olsa başta dolar olmak üzere tüm yabancı para piyasasını etkiler. Demek ki öncelikle itimat telkin etmeli. Hukuk sistemi güven vermeli. Şeffaf olmalı. Kurumlar bağımsız olmalı. Yapısal reformlara girişilmeli.

 

 “Dış güçler bize operasyon çekiyor” diyerek bütün suçu Amerikalı vahşi Tramp’ın “kramp”ına atmak da yanlış. O düşmanlık yaptığında zaten işini yapıyordur. Son gaza basan ve asla fren kullanmayan bir sürücü gibi devlet yönetme. Amerikan halkının bile büyük bir kesimi Tramp’ı sevmiyor. Zaten kendisi ekonomik katkısı olacak diye oy veren çıkarcı Amerikanolarla seçildi. Zaten o seçilmeseydi Türkiye için fark eden çok şey olmayacaktı. Çünkü hatırlayın; seçim öncesi Hillary Clinton ile de kafa kafaya gelmiştik. Mesele şurada: Dış güçler bize operasyon çektiğinde bizim buna dayanacak gücümüz olmalı. Erbakan Hocamın “kendi gücümüzle kalkınmak” şuurunu henüz içselleştiremedik. “Amerika bana niye yumruk attı?” diye sormamızın yanı sıra, yumruğu niye bloke edemediğimizi de sorgulayalım. Dolarizasyon davlüasyonu büyütür ve devleti küçültür; işadamları batar ve devlete posta koyamazlar; para sadece devlette olur ama hazinesinde varsa… Devlet hazinesinde para kalmazsa dış ülkelere posta koyamazsın! Hazine boşken ardı ardına gelen doğal felaketlerin de zuhuru, hastanı parasızlıktan tedavi ettirememene benzer. Belediye doğal felaketlere karşı iyi tedbir almazsa, sünnetullah işler ve ekonomik zarar olarak önümüze çıkar. Allah’ın yardımı, doğal felaketlerin olmaması ve bize verdiği aklı iyi kullanmamızla mümkündür. Merak etmeyin; laftan anlamayan bile “açlık”tan anlar! Derin nefes almazsan dibi bulamazsın; dibi bulmadan yükselemezsin…

 

Başkan Erdoğan’ı elinde Musa’nın hani şu mitolojik olarak anlatılan ve aslından saptırılan “asa”sı varmış gibi düşünmemeliyiz. Ortak aklı çalıştırıp en muhalif ekonomistlerin görüşlerine de kulak vermeli hem yapıcı hem de her türlü öneriye sonuna kadar açık olmalıyız. Başkan Erdoğan’ın bütün bir toplum olarak yanında olmalıyız. Meydan okuma ve gaz vermelerle mehter marşları bir yana akıllı, stratejist, gerçekçi ve sağduyulu olmalıyız. Hiçbir şey için çok geç değil. Mahkemelerimizin bağımsız olduğuna ve mahkemelere müdahale edemeyeceğimize bütün milletimiz inanmalı. Adil ve yönlendirilmeye tam kapalı bir yargı sistemimiz olmalı; bu yetmez, inandırıcı da olmalı. Muhalif kanat içimizdeki bir düşman gibi ülkenin batmasına razı olmamalı. Dolar mı düşüyor yoksa milletimizin parasının değeri mi düşüyor? Bu aynı şey gibi görünse de aynı şey değildir. Ülkenin kötü gidişatına ahmaklar sevinir, gafiller savunur, acizler dövünür, pislikler sövünür, zalimler övünürler.

 

Gazeteler “2018'in ilk 6 ayında, ABD'den Türkiye'ye 5 milyar 75 milyon dolarlık ihracat, Türkiye'den ABD'ye de 5 milyar 78 milyon dolarlık ihracat yapıldı” yazıyor. Yahu ithalatı yanında yazmazsan kıyaslamazsan bana ne…  Sattığımız mal satın aldığımız maldan çok olmadıktan sonra satsan ne yazar?.. Denklem şu: “Adam gibi üret, adam gibi paylaştır.”

 

Başkan Erdoğan’ın, “Amerika'nın elektronik ürünlerine biz boykot uygulayacağız. Onların iPhone’u varsa öbür tarafta Samsung var. Kendi ülkemize Venüs, Vestel var. Biz bunları uygulayacağız. Ne yaptığımızı ne yapacağımızı anlasınlar. Olmayanı da üreteceğiz. Dışarıya para verip yaptırdığımız her işin daha güzelini yapıp, biz dışarıya servis edeceğiz” demesi bu savaşın ciddiyetini gösteriyor. Çünkü Abdullatif Şener gibi isimler ABD ile yaşadıklarımızı bile ciddiye almayıp kavganın göstermelik olduğunu düşünüyorlar. Boykot ciddi iş olduğunu söylediğimizde bunun Amerika’yı hiç etkilemeyeceğini söylüyorlar. Uzun süreli bir boykotun boyutları bu konuda belirleyici olacaktır. Zira hatırlayın: Tramp, Erdoğan için “Benim arkadaşım oldu” bile demişti. Hatta hızını alamamış, “Erdoğan çok, çok ilgili ve açık olmak gerekirse çok puan topluyor. ABD ile de birlikte çalışıyor” bile demişti. Daha da ileri gitmişti: “Ülkelerimiz arasında harika bir dostluk var. Bence biz, şu anda hiç olmadığımız kadar yakınız. Bunun büyük bir bölümü kişisel ilişkilerle alakalı.” O halde artık ortak bir ses çıkarmalıyız: Bir daha asla Batıya, Doğuya, Kuzeye, Güneye güvenme! Kendine güven! Kendi gücümüzle kalkınmalıyız; bir daha Batıya güvenmemeliyiz. Erbakan Hocamın istediği gibi “kendi gücüyle kalkınan” bir ülke olsaydık, bize ekonomik savaş açılamazdı; açılsa da vız gelirdi.

 

Ülkemizdeki en büyük ekonomik problemlerin başlıcası olan “kayıt dışı ekonomi”den kurtulmalıyız. Kayıt dışı ekonominin altında boyutunu vergi denetimi geçirme ihtimali, beyan dışı kalan gelir sebebiyle ödenecek vergi cezası, mükelleflerin muhatap oldukları marjinal gelir vergisi oranı ve mükelleflerin risk alma eğilimi yatar. Mükellefler eğer yakalanırlarsa ödeyecekleri vergi cezası, tam beyan yaptıklarında ödeyecekleri vergi miktarından daha düşükse, vergi kaçırma eğiliminde bulunabilirler. Denetim geçirme ve ceza görme ihtimali çoksa kayıt dışı ekonominin boyutu daralır. Gelir sahiplerinin hemen hemen hiçbiri çeşitli bahanelerle vergilerini ödemek istemezler. Mükellefin rızasına dayanmayan vergiler mükelleflerin dirençleriyle karşılaşır. Vergi konusunda uzlaşılmazsa vergiye karşı koymanın farklı biçimleri ortaya çıkar. Bireysel ya da topluca kamu gücüne karşı baskı söz konusu olabilir. Bir verginin kabulü için parlamentoda veya vergilendirmeyle ilgili olarak mali idareye baskı yapılabilir. Hukuksal yollarla daha az vergi ödenebilir. Doğrudan doğruya vergi kanunlarına ve mali idarenin uygulamalarına karşı gelinerek de vergi kaçırılabilir. Vergiye karşı koyulabilir. Büyük sanayiciler hem de hukuki yollardan vergiden kaçarlar. Küçük ve orta ölçekli işletmeler doğrudan vergi kaçakçısı olurlar. Kayıt dışı ekonominin nedeni ve etkilerine bakınca ortadan kaldırılamayacağını düşünebiliriz. Bu yüzden gerçekleştirilecek idari yeniden yapılanma, vergi ahlakının tesisi ve kul hakkı yememe terbiyesi kayıt dışı ekonomiyi en aza indirebilir. Ödeme sistemimiz bir daha ele alınmalıdır. Parayla ödeme yerine kredi kartıyla belirli hadlerin üzerindeki alışverişler bankalar ve diğer finans kurumları vasıtasıyla kayda alınabilir. Denetimler artırılmalıdır. Denetim olmazsa yahut çok uzun zaman aralıklarıyla veyahut önceden haber vererek denetim olursa, mükellefleri vergi kanunlarındaki ağır müeyyideler bile caydıramayacaktır. Ekonomide kayıt dışı sektörün genişlemesine imkân tanınmıştır. İhbarlarla tespit edilebilir. Mükelleften kesilen cezadan pay verme sistemiyle ihbar sayısı ve belge düzeni artırılabilir. Servet beyanı müessesesi tekrar uygulamaya geçirilmelidir. Mükellefler kendilerinden toplanan vergilerin onlara geri döneceğine inandırılırlarsa vergi ahlakları artar ve vergi kaçakçılığına eğilimleri azalır. Vergi ceza sisteminde hapis cezaları artırılmalı ve kesilecek cezalar paraya çevrilmemelidir. Vergi kaçakçılığında meslekten süresiz ve süreli men cezası uygulanmalıdır. Ayrıca vergi kaçakçılığında ısrar eden mükellefler ikamet ettikleri şehirden uzaklaştırılma cezası almalıdırlar. Özel gider indiriminin kapsamı (faydalanacak kişi sayısı artırılmalı ve özel gider indirimine giren mal ve hizmetlerin kapsamı) genişletilmelidir. Böylece vatandaşlar fatura-fiş pazarlığına girmeden devletin hem gelir vergisi hâsılasını hem de katma değer vergisi hâsılasını artırırlar. Düz oranlı vergi sistemine geçilmelidir; tek bir vergi oranı tatbikiyle artan oranlı vergilerin yol açtığı “çok kazananı cezalandırma” sisteminden vazgeçilmelidir. Düz oranlı vergiler sayesinde mükellefler, karışık olan tarife yapısını basitleştirerek yatırıma gidebilecek fonlarını daha iyi değerlendirebilirler. Sağlam bir vergi sistemi kurulduktan sonra çok fazla değişikliğe gidilmemelidir. Bütün bunlar bencillikten vazgeçip toplumu ve geleceği düşünmekle aşılır. Erbakan Hoca derdi ki: “Eğer sen Hollandalının ineğinin ürettiği süt kadar süt üretemezsen, öyle ordulara gerek yok; elin oğlu gelir peynirle ekonomini çökertir ve senin devletini yıkar.”

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu bbs inşaat BasiskeleSanayi konak_dr