20 Kasım 2018 Salı
Enes Şen

Enes Şen

senenes41@hotmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Trump’ın son demleri…

Enes Şen

28 Ağustos 2018 tarihli yazısı

Son bir- iki aydır sözde rahip, bizce casus olan Brunson olayının baş vermesi ile zirveye çıkan Amerika ve Türkiye arasındaki restleşme ve devamında gelişenler herkesin malumu…

Evet, ülke olarak sürecin başından itibaren çok zor zamanlar geçirdik ve maalesef geçirmeyi de sürdürüyoruz.

Bu noktaya gelmemiz sürpriz değil aslında…

24 Haziran seçimlerinin üst akılın istediği gibi sonuçlanmaması sonrasında ülkemizin kaosa sürüklenmesi noktasında bir çabanın sergilenmesi beklenen bir durumdu.

Son bir yahut iki aydır ülke olarak mücadele ettiğimiz hususlarda bu çabanın bir tezahürü olduğu gerçeğini unutmamak gerektiği düşüncesindeyim.

Biz Amerika’nın ülkemize karşı açmış olduğu ekonomik savaşa tek vücut olup karşı koymak adına çaba gösterirken, diğer taraftan Erdoğan’ın çağrısı ile gerek maddi olarak uzatılan yardım ellerinin her geçen gün artması ile rüzgar bizim lehimize dönmeye başladı.

Ülkemize verilen desteğin bir göstergesi olarak doların TL’ye dönüştürülmesi Trump’un oluşturmak istediği resmin dışına çıkılmasını da beraberinde getirdi.

Hal böyle olunca da zaten ülkesinde geniş çevreler tarafından gerek siyahilere karşı sergilenen ırkçı yaklaşımlar gerekse polislerin şüphelileri yakalamaktan ziyade öldürmeyi tercih ediyor olması ya da Türkiye ile gelinen noktanın siyasi bir gerekçeden değil şahsi bir husumet duygusu içermesinden kaynaklandığı düşüncesi ile eleştiri oklarının hedefinde…

Mevcut resme bakıldığında Trump’ın ülkesinde ciddi bir değer kaybı yaşadığı yadsınamaz bir gerçek.

Net şekilde söyleyebiliriz ki; Trump’ın suyu ülkesinde de fena halde ısındı.

Trump’ın sonu gözüküyor.

Önemli olan ise bu sonun nasıl olacağı sorusunun cevabıdır.

Bana soracak olursanız Trump’ın koltuğuna veda etmesi çok kısa bir zaman alacak kaldı ki avukatının Rusya ilişkilerini alenen medya organlarında açıklıyor olması da bunun en önemli göstergesidir.

Şimdi akıllarda şu soru beliriyor; ‘’Trump’ın gitmesi Amerika ve Türkiye’nin arasındaki sorunları sıfırlayacak mı?’’

Maalesef hayır, bunun olması da en azından şuan ki tabloda pek mümkün görünmüyor.

Çünkü yerine gelecek olan kim olursa olsun yine Türkiye düşmanı olacaktır.

Trump’ın gelinen noktada Brunson’u bir şekilde ülkeye getirip Hristiyan kesimin desteğini alarak başındaki tehlikeyi ekarte etmek isteyecektir.

İşte bu sebeple de mevcut krizi tırmandırmanın gayreti içerisinde..

Konuya ilişkin hamle Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’dan geliyor ve Türkiye’yi tehdit eden açıklamalarını sürdürüyor.

‘’Brunson’u koşulsuz bırakmayı düşünürlerse kriz hemen biter. Katar’dan gelen para Türkiye ekonomisini kurtarmaya yetmez’’ diyor.

Aslında yapılan bu açıklama bizimde gözden kaçırdığımız gerçekleri tokat gibi yüzümüze çarpıyor.

Zamanında biz bir açıklama yaparak ‘’Fetö’yü bize verin, vermezseniz ilişkilerimizi dondurup mallarınıza ambargo koyarız’’ dememiz gerekirdi.

Ne yazık ki geçti bolu pazarı…

Biz, bize karşı hainlik yapan birini istiyoruz vermiyorlar.

Vermedikleri gibi de yine bize karşı suçlar işlemiş birini istiyorlar.

Türkiye’nin Brunson’u geri iade etmiyor olması yerinde uygulanan bir strateji.

Aksi halde sürecin başından bu yana tüm dünyaya kabul ettirdiğimiz dik duruşumuzu yerle bir etmiş olacağız.

Dolayısı ile Amerika’nın her isteğini koşulsuz şekilde yerine getirme rahatlığını onlara vermiş olacağız.

Haa! Unutmadan…

Meselenin bir de algı operasyonu boyutu var…

Amerika tıpkı FETÖ’de olduğu gibi Brunson konusundaki her açıklamasında ‘’Din adamı’’ sıfatını özellikle kullanarak ‘’Din adamı suç işlemez’’ algısını dünya kamuoyuna kabullendirmeye çalışıyorlar.

Sorun şu ki aynı hatayı farkında olmadan biz de yapıyoruz.

Konu ile ilgili haberlerde ‘’Rahip Brunson’’ söylemini tekrarlayarak sanki alıkoyduğumuz kişi casusluk yaparken yakalanmadı mı?

Elimizde PKK’ya destek verdiğine dahil yüzlerce delil yok mu?

O halde biz basın olarak neden hala ‘’Rahip Brunson’’ söylemini kullanarak masumlaştırıyoruz?

Neyse konuyu uzatmayım.

İnanıyorum ki biz sergilemiş olduğumuz bu dik duruş ile Amerika geri adım atacak ve geri adım atacak.

Nihayetinde biz de zor günleri atlatarak güneşi görüp huzura kavuşacağız.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
mobesko okşin beçet çolak Ford Medicalpark Yuvacık su Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM murat yıldız aday adayı konak_dr Gürpınar su ibrahimoğlu