24 Eylül 2018 Pazartesi
Global
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

EKONOMİK DARBE - 1

Yüksel Yılmaz

18 Ağustos 2018 tarihli yazısı

“Paran Düşmezse Dolar Yükselemez” 

4 Ağustos 1958 tarihi en büyük devalüasyonun yaşandığı gündür. 1946-1958’e kadar 2.08 olan dolar kuru % 300 artarak 9 liraya çıkmıştı. Sonra da sürekli olarak devalüasyon yaşandı. Bu tecrübeden sonra ekonomik darbe girişimini engellemek için malımızı mülkümüzü dövizlerimizi bozdurup milli para ile cevap vermemiz gerekiyor. An herkesin Hükümetin yanında yer alması gerektiği andır. Muhalefet de gerginliği germemeli, bu sonuçlara varan yolun toplumun bir tercihi olduğunu unutmamalı ve saygı göstermelidir. Gidişatın vahametinden dolayı Metin Feyzioğlu gibi hükümete muhalif bir isim bile birlik olma çağrısı yaparak güzel bir örnek olmuştur. Abdullatif Şener gibi ekonomiyi çok iyi bilen kişiler dahi ekonominin “e”sinden bile anlamayan vatandaşlar tarafından adeta topa tutuldu. Fakat adam diyor ki, “Ben görevi bıraktığım aydan itibaren dolar sürekli artmıştır; ama ben görevdeyken sürekli düşmüştür.” Enteresan…Fakat bu da çare değil. Çare nedir?

 

Son zamanlarda yurt dışında yabancı firma alma bahanesiyle ülke içerisindeki bankalardan yüklü kredi çekerek dövize çevirip yurt dışına kaçıran, bu kredileri ödemeyip yapılandırma bahanesiyle süre kazanmaya çalışan ve yurt içerisindeki mal varlıklarını tasfiye eden, bankalardaki para veya paraya çevrilebilen varlıkları (likidite) azaltan kişilerin tespit edilerek neye hizmet ettikleri sorgulanmalıdır. Sırf kendi şahısları, cemleri ve tarikleri için menfaatçiler kul hakkı gasp etmekteler.

 

Seçim süreci ekonomik dalgalanma yarattığından dolar biraz yükselmişti. ABD ile Türkiye arasında gerilimle ziyadeleşti. ABD, Papaz Brunson ve FETÖ ile ilişkilerinden dolayı tutuklu bulunan ABD büyükelçiliği çalışanlarının yargılanmasını ve eğer suçsuz bulunursa tahliye edilmesini isteyeceğine bir ültimatom gibi doğrudan tahliyesini isteyince Türkiye bu teklifi kabul etmedi. Anlaşılan ABD, Türk yargısına itimatsızdır. Onu yargılamak için daha ne bekliyoruz? Derhal dünya kamuoyunun önünde Türk yargısının tarafsızlığını gösterelim şunlara! Trump, Türkiye’ye yaptırım uygulama kararı alınca dolar hızla 5 TL’yi aştı. Trump resmi Twitter hesabından attığı bir tweet’le Türk çelik ve alüminyum ürünlerine yönelik gümrük vergilerini ikiye katlayacağını duyurunca dolar 6.40’a tırmandı. Daha sonra rekor kırarak 7’yi de şaştı. TL ekonomik bir çöküş yüzünden doğal olarak değil, siyasi gerilimlerin ekonomideki baskısı nedeniyle değer kaybediyor. ABD ile iletişimimiz bugün düzelse yükseldiği hızla düşer ve 2018’in başından beri seyrettiği ortalama 4 TL bandına geri döner. Trump’ın vicdanı sızlayıp da yaptırım konusunda geri adım atmasını beklemeyin. O en çok ekonomik çıkarlarını ve evanjelizmi umursar. Trump’ın önümüzdeki senelerde yapılacak seçimlerde kazanamaması Türkiye’nin ilişkilerini tekrar düzene sokabilir. Bu bir ihtimal. Türkiye’ye güvenilir yatırımların gelmesi buna bağlı ama bu kadar direnebilecek miyiz? İran’a da yaptırım uyguluyor… Komşu İran’la bütün ticari ilişkilerimizi kesmemizi içeren yaptırım İran’la düzenli ticaret halindeki yatırımcılarımızı zora sokuyor. Yatırımcılar endişeli çünkü enflasyon yüzde 15’in üzerine çıksa da Merkez Bankası faiz oranlarını artırmayı reddediyor.

 

Başkan Erdoğan yıllardır yüksek faiz oranlarına ve adı malum ama ne idüğü meçhul faiz lobisine karşı açıklamalar yaptı… Yatırımcılar yıllarca Merkez Bankası’nın bağımsızlığından endişe ettiler… Erdoğan Mayıs’ta Londra ziyaretinde mali politikayı daha sıkı kontrol altına alacağını söyleyerek yüksek faiz oranlarının nedeni olduğuna işaret etti… Oysaki bu kontrol enflasyon sorununu tedavi etmeye yönelik olsaydı endişe azalacaktı… Çünkü hastanın endişesini hastalığın nedenini bilmek değil reçeteyi bilmek azaltır. Öyle ya, Hazirandaki başkanlık seçimlerinde elde ettiği zaferle yetkilerini artırmışken çözümü başka kimden bekleyecektik?

 

Arjantin gibi IMF’den yardım istese nefes alabiliriz ama bunu yapamaz çünkü IMF’ye sırtını dönmekle çok övündü. Hadi bunu bir şekilde bu halka kabul ettirir ama IMF de bu sefer Türkiye’ye sıkı parasal ve mali politikalar gerektiren bir ekonomik programı dayatır. Mehmet Şimşek yerine damat Berat Albayrak’ın değil mantalitenin değişmesi önemli. Yüz mimiklerinden bile egonun tavan yaptığı anlaşılan insanlar tarihin kayıtlarında sabittir ki Allah’tan yardım görmemişlerdir…

 

Amerikalı pastör Andrew Brunson’un tutuklanması yüzünden iki Türk bakana getirdiği yaptırımlara “ek önlemler tehdidi” krizi artırdı. Ankara’nın TL’deki düşüşü ülkeden sermaye çıkışını önleyerek durdurmaya çalışması mümkün mü? Sermaye kontrolü devletin mali piyasalarda kontrol titizliğinde ve halkın yurt dışına para göndermesi önlenmeye çalışılırken işe yarar. Sermaye kontrolleri sadece yeni borç bulunmasını önler; yatırım problemini halletmez. Zira Türkiye’deki para akışının çoğu, yabancıların ülkeye borç vermesi veya yatırım yapması şeklindedir.

 

Yüksek enflasyona ve büyüyen cari açığa karşın, Türkiye’nin bütçe açığı gayrisafi yurtiçi hâsılasının yüzde 2’si civarıdır. Gevşek mali politikanın talebi artırma ve ileride daha fazla enflasyona neden olma ihtimali var. Daha yavaş ekonomik büyümenin kamu maliyesindeki baskıyı azaltması mümkündür. TL değer yitirirken başa çıkılması daha da zorlaşan Türk şirketlerinin döviz borcu yükü taşınmaz haldedir. Merkez Bankası son raporunda Türkiye’de mali sektör dışındaki şirketlerin döviz borçlarının 337 milyar dolar olduğunu açıklamıştı.

 

Kurulan yeni Hükümete ve adı duyulmamış sisteme piyasalar negatif tepki verdi. Dolar üç günde yüzde 10.3 arttı. Hazine ve Maliye Bakanı’nın Bankalar Birliği’ni ziyaret etmesi ve G20 Toplantısı her ne kadar tansiyonu düşürdüyse de bunu Merkez Bankası’nın faizleri sabit tutması ve piyasa beklentisine uygun davranmaması tansiyonu bozunca dolar aynı gün içinde 4.9403’e kadar çıktı ve sonrasında kendiliğinden yatışma eğilimine girdi. Gündem ve haber akışının yoğunluğu pozitif hareketlerin trende dönüşmesine  izin vermeyince dolar kendini 5 TL’nin üzerine attı. Bu kritik bir eşik olduğundan doların 5 TL’nin üzerinde kaldığı her gün, kurun düzeyinin zihinlere yerleşmesi ve enflasyona ithalat yoluyla yansıması son derece olumsuz etki yapmaktadır. Eylül ayının gündem yoğunluğunun küresel piyasalarda durumu nasıl değiştireceğini şimdiden kestiremeyiz. Zira gündem de belirleyicidir. Erdoğan’ın damadını ekonominin başına koyması bile piyasaya olumsuz yansımıştır. Yabancı yatırımcı dışarıdan ve uzaktan gözlemde bulununca şirket görünümü soru işareti doğurmaktadır. Bu da itimadı olumsuz etkilemektedir. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları ve ABD’deki ara seçimler de gündeme gelecek. Şimdilerde Tramp’ın seçimi kaybetmek için nedenleri çok ama kazanmak için nedenleri daha çok. Uyguladığı popülist politikalarla zaten üzerine bindiği büyüme rüzgarı eserken seçimi rahat alabilir. Tabi bu süreçte kıracağı potlar yahut ülkesine kattığı ekonomik kazanımları alacağı puanı belirleyecektir. Diğer ülke paraları koro halinde bize diyorlar ki: “Doların değeri artmadı; paranız değer kaybetti.”

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu bbs inşaat BasiskeleSanayi konak_dr