17 Kasım 2018 Cumartesi
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Bursa menzilleri

Yüksel Yılmaz

07 Temmuz 2018 tarihli yazısı

Atıcılar alanı, Osmanlının ilk yaptığı vakıflı spor alanıdır. Şöyle anlatılıyor: “Yıldırım Han türbesi önüne düşer. Ok Meydanı tabir olunur. İç açıcı ve bir baştan bir başa düz ovadır. Ok Meydanı yanında musala vardır. Evvele baharda… Cuma günleri gider Cuma namazı kılarlar. Musallanın etrafında çınar ağaçları vardır. Ok Meydanı’nın toprağını Yıldırım Han Hazretleri kalburdan geçürüb ok demrenlerini kırılmaktan korumuştur. Okçuların nişan taşları taraf taraf sünnet-i seniyye-i Muhammediye’ye nişan olmuştur… Bursa halkı bu alanın çevresinde durub yarışmaları izler ve eğlenirler. İlkbaharda Salı ve Cuma günleri…” (1).

 

Seyyid Lokman, Hünername isimli eserinde Orhan Gazi zamanında Mısır’dan gelen elçiye verilen ziyafeti ve elçi ile gelenleri anlatırken şu bilgiyi veriyor: “…Hacı Ömer adlı namlı bir okçuyu da beraber getirmişti. Hacı Ömer, Rum okçularına (Anadolulu okçulara) gösteriş yapıp… Bursa talimhanelerinde o okçunun ektiği yay dünyanın meşhuru olup talimhane duvarında asılı durduğunu gördüm” (2). Bu belgeden de anlaşılıyor ki, Mısır Sultanı Hasan Kılavun’un Orhan Gazi’ye gönderdiği elçi ile beraber gelen cündiler ve okçular tekkesinde gösteri yapmışlardır.

 

Başbakanlık Arşivi tasnif kurulunun ilk üyelerinden Kamil Kepeci, Bursa mahkeme sicillerinden yararlanarak şu bilgileri veriyor: “1325 senesinde Orhan Bey, Bursa’yı alır almaz ilk işi Bursa’da şimdiki Balıklı Köyü ile Atıcılar Meydanı arasındaki sahayı “Yarış Yeri-Koşu Yeri” olmak üzere ayırıp vakfetmek olmuştu. Bursalılar bayramlarını burada yarışlar tertibi ile ve atlarla oyunlar yaparak geçirirlerdi” (3).

 

Yıldırım Bayezid’in vakıf yaptığı ve toprağını elekten geçirterek en küçük bir taş bile bırakmayıp mükemmel bir spor alanı halinde haline getirdiği bu yeri 1761 yılında, etrafındaki bahçe sahipleri içinden su arkı geçirerek tahrip etmişlerdi. Bursa atıcıları, zamanın padişahı Sultan III. Mustafa’ya başvurarak engel olunmasını istediler. Padişah da Burs kadısına şu buyruğu gönderdi: “…Ol su eskiden hangi kanaldan ve ne yere ne şekilde akmış ise yine eskiden olduğu gibi o yere ve o şekilde akıtturub adı geçen bağ sahiplerinin saldırılarını şer’ ile engel olup gidersin. Bundan sonra şer’i şerife ve geleneklere ve buyrularıma aykırı bir yolda iş ettirmeyüb bu husus için tekrar buyruk vermeme neden olmayasın şöyle bilesiz ve…” (4).

 

Üçüncü Mustafa, ecdadı Yıldırım Bayezid’in eserini korumuştu, fakat ondan sonrakiler aynı ilgiyi göstermediler ve Bursalı Süca’ların, Tozkoparan İskender’lerin attıkları o erişilmez mesafedeki okların yerine dikilen taşlardan hiçbiri kalmadığı gibi o koskoca meydan Bursa’nın gecekondu mahallesi haline gelmiştir. Bugün belediye orasına modern bir güzellik katsa bile asla kadim halindeki gibi kültürel ve sanatsal hava estiremeyecektir.

 

Kısaca Atıcılar’daki menzillere temas edelim…

 

Poyraz Menzili: İlk defa atan Yusuf adında bir atıcı olduğu için “Yusufyeri” de denilir.  İkinci taşı Fatih Sultan Mehmed’in şehzadesi Sulta Cem askerlerinden Katır Karagöz dikmiştir. Katır Karagöz, Sultan Cem ile Fransa’ya kadar gitmiştir. Üçüncü taş Şemseddin Usta’nındır. İnce marangozlukta çok mahir olup Sultan Selim Camii’ndeki ecza dolabını o yapmıştır. Dördüncü taş Cemşid’indir. O da ok ustasıymış. Hatta ünlü atıcı Bursalı Şüca’, İstanbul Ok Meydanı’ndaki Lodos Menzili’ni Cemşid’in oku ile yapmış. Beşinci taş Ahmed Çelebi’nindir. Altıncı taş Nakkaş Mehmed’in, yedinci taş Bursalı Şüca’nındır. Sekizinci olan Baştaş’ı da Tozkoparan İskender dikmiştir. Tozkoparan İskender’in İstanbul’dan gizlice gelip bu menzili bozuşunu Hasan Çelebi şöyle anlatıyor: Tozkoparan İskender, Şüca’nın Yıldız Menzili’ni attığı hafta Bursa’ya gitti… Katır Karagöz’ün misafiri olduk. Ne amaçla geldiğimizi de kimseye söylemedik. Ertesi gün tenhaca meydana vurub yayı kurub ok atub Şüca’ya eşit attı. Sonra şehir halkı bizim geldiğimizi anlayıb sefa geldiniz diyerek türlü ikram ve izzet ile bizi meydana davet ettiler ve birkaç ok atmamız için ricada bulundular. İskender de; birkaç gün dinlenelim ondan sonra atalım dedi ise de ille de o gün atması için çok israr ederek yayını kurub hava yerine adamlar gönderdiler. O gün meydana çok sayıda insan gelmişti. İskender yerinden kalkıp dua ve sena ettikten sonra okunu attı yine Şüca’nın menziline eşit düşürdü. Sonra sekiz gün gizlice gidib o menzil üzerinde atış yaptı. Nihayet sekizinci gün gizlice gidib o menzil üzerinde atış yapdı. Nihayet sekizinci gün yetmiş adım ileriye atarak Şüca’nın menzilini bozdu” (5).

 

Yıldız Menzili: İlk atan Makramacı, ikinci taşı diken Kör Kemal, üçüncü taşı diken yaya ustası Karaca, dördüncü Abdurrahman, beşinci Hayreddin, altıncı Bursalı pehlivan Şüca’dır. Tozkoparan İskender bu menzilde de Şüca’yı geçerek Baştaşı dikmiştir.

 

Poyraz Menzili: Bu menzili de Katır Karagöz açmıştır. İkinci Kel Hamza, üçüncü Takyeci, dördüncü İshakzade Takyeci’dir.

 

Lodos Menzili: Bu menzil ağaç okuyla açılmıştır. İlk atan Yaycı Ali’dir. İkinci taşı diken Hallac Şüca, üçüncü Karamanlı Güşer’dir. Bu atıcı aynı zamanda çok iyi puta atarmış ve “300 geze ok atanın okunun gezi üç parmak yerden yukarıya gerekdir. 400 geze atan dört parmak gerekdir” dermiş. Hatta “Sa’d Vakkas’dan sonra ok atmak benim hakkımdır” diye övünürmüş. Bu menzilde son taşı da Abdi Çelebi dikmiştir.

 

İmam Efendi Menzili: Bu menzili açan Hisaraltı Camii’nin imamdır. Yaz ve kış meydanından ayrılmazmış. (Tozkoparan İskender, Bursa’ya gidip Şüca’nın Poyraz Menzili’ni bozmak için atış yaptığı günlerde her gün meydana gelip okun düşeceği yere oturan ve ertesi gün biraz daha geri giden ve okun da sanki o davet etmiş gibi oturduğu yere düşmesini sağladığı sanılan ihtiyar aziz bu İmam Efendi olabilir. İskender 80 adım ileri atıp menzili bozunca, o ihtiyar, İskender’e “Menzilin mübarek olsun, istediğine kavuştun…” demiş ve bir daha da meydana gelmemiştir.) İkinci taş Kasım’ındır. Üçüncü Kara Ahmed’dir.

 

Biz sayısız efsanelere sahip bir milletiz…

 

KAYNAKLAR:

  1. (İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, yazmalar bölümü, Tezkire-i Rımat, No. 224)
  2. (Seyyid Lokman, Hünername, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi (H. 1523) yk. 71.b.)
  3. (Atıf Kahraman, “Osmanlı Devleti'nde Spor”, Kültür Bakanlığı, 1995, Ankara, s.237)
  4. (Uludağ-Türkün-Dergisi, İkincikanun, 1938, Sayı. 14)
  5. (Hasan Çelebi, İstanbul Atatürk Kitaplığı’ndaki yazma Muallim Cevdet Bölümü (O.122) s. 90-92 (İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi yazma bölümü No: 6923’teki nüsha yk. 63 b.-68 b.)

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
mobesko Ford Medicalpark Yuvacık su Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM murat yıldız aday adayı konak_dr Gürpınar su ibrahimoğlu