19 Temmuz 2018 Perşembe
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Tarihte sinsi silah: Ok-2

Yüksel Yılmaz

23 Haziran 2018 tarihli yazısı

Hunların M.S. 4.- 6. yüzyıllar arasında Avrupa’ya yayılması özellikle Orta Avrupa’da göçebe toplumlardaki atlı okçuluğu etkiledi. Özellikle Macarlar okçuluk ve atlı okçulukta çok tecrübe kazandılar. Köken olarak göçebe yaşam biçimini benimseyen Macar insanı, Orta Asya bozkırlarının göçebe toplumlarıyla benzer askeri taktikleri uyguluyordu. Tüm Macar askerler iyi bir savaşçıydılar ve tüm savaşçılar da iyi bir süvariydiler. Hafif zırh kullanan bu savaşçıların en tipik silahı at sırtında rahatça kullanılabilecek kadar kısa ve bir zırhı delebilecek kadar güçlü kompozit yaylardı. Macarların Lechfeld’de Germe’lere yenildikten sonra toplum olarak Hıristiyanlığı benimseyip, yerleşik düzene geçmeye başlaması bile okçuluğa verdikleri önemi azaltmadı. Daha uzun yıllar boyunca Macar ordusunun temel birimi okçular ve atlı okçular oldu. Bugün bile Macaristan’da hemen her şehirde en az iki tane okçuluk kulübünün olması milletçe okçuluğa verdikleri önemi gösterir. Moğollar okçuluk ya da atlı okçulukta sosyal hayata nüfuz etmişlerdir.

 

Hem hafif hem de ağır zırhlı Moğol süvarisi 350 metre menzile çıkabilen kompozit yaylarla oldukça etkiliydiler. O dönemde Batı toplumlarının kullandığı standart bir yay 35 kg. çekişe sahipken Moğol yayının çekiş gücü 80 kg. civarıydı. Bu da Batı yayları 200 m. civarı bir menzile sahipken, Moğol yaylarının menzilinin 350 m. civarlarında bir menzile sahip olmaları demekti. Moğolların atış stili bile Batılı toplumlardan farklıydı. Tıpkı Türk toplumlarının kullandığı gibi başparmak üzerinde yüzüğe benzeyen, yay kirişinin oku normalinden çok daha fazla hızlı ve isabetli fırlatmasına yarayan bir yüzük (zihgir) kullanıyorlardı. Batı tipi okçulukta ise kiriş işaret parmağıyla çekiliyordu. Zihgirin kullanımı ile hem el yorulmuyor hem de daha seri atış yapılabiliyordu. Başparmağa takılan bu tırnaklı yüzük ok atışı sırasında yay kirişinin başparmağı parçalamaması içindi. Moğollar genellikle sol taraflarında asılı iki yay taşırlardı; bunlardan biri kısa, diğeri uzun menzilliydi. Kısa menzil için ağır oklar, uzun menzil için hafif oklar, işaret vermek için havada ıslık sesine benzer ses çıkaran oklar, yangın için ateşli oklar, zırh delsin diye uçları ısıtıldıktan sonra tuza yatırılmış üç tüylü okları vardı. Neredeyse yürümeye başlamadan önce atlara bindirildiklerinden at konusunda da uzmandılar. Seferlere katılırken her asker beş tane ata sahip olmak zorundaydı.

 

Türk okçuluğunun temeli M.Ö. 1000’li yıllara dayanır. İskitlerle başlayan dönüşüm Hunlar ve diğer Orta Asya Türk toplumlarıyla devam ederek Selçuklu ve Osmanlılarla günümüze kadar taşınabildi. İslam öncesi dönemde özellikle Hunlar okçulukta çok ileriydiler. Dünya savaş tarihinde Hunlar belirli bir düzende atlarıyla hızla hareket ederek düşmanlarını ok yağmuruna tutup netice alan ilk organize atlı okçu birlikleri olarak bilinirler. Kemik uçlu okları ve kompozit yaylarıyla 60 m. mesafeden hedeflerine isabet edebiliyorlardı. Yaylarının menzili kullananın ustalığına göre o dönemde bile 200 m.ye çıkabiliyordu. Müslümanlığın kabulünden sonra da Türk okçuları hasletlerinden bir şey kaybetmediler. Sırf okçuluğu öven hadislerin bulunması bile zaten rivayet toplumunda yetişen Türk okçuları için manevi bir güç oluşturmuştu. Okçular için kullanılan yayın ve atlı okçular için ayrıca atın önemi çok büyüktü.

 

Türk yayının yapılması 3 seneye kadar uzanan ve maharet isteyen meşakkatli bir sürecin ürünüdür. Yayın hedefe bakan dış kısmı gerilime ahşaptan daha dayanıklı olan tendonla, yayın atıcıya bakan iç kısmı ise sıkışmaya ahşaptan daha dayanıklı olarak cevap veren boynuzla kaplanır. Dıştaki tendon, ortadaki ahşap kısım ve içteki boynuz kısmı hayvansal kaynaklı bir tür tutkalla birleştirilir. Bu işlem sırasında ahşap kısım, boynuz, tendon ve tutkal birleşip beraber esneyecek ve sıkışacak hale getirilir. Böylelikle basit ahşap yaylardan farklı olarak Türk yayı uç bükümlü ve kurulu değilken dış bükümlü halde bulunabilir. Dış büküm sayesinde ön gerilim sağlanarak enerji birikimi arttırılabilirken uç büküm sayesinde de ani çekiş kuvveti için sarf edilecek fazla enerjinin önüne geçilir. Böylelikle her Türk yayının ortalama 60-65 kg. çekiş gücüne ulaşması sağlanır. Türk okçuları için kullanılan atların yapısı da önemlidir. Diğer pek çok toplumun aksine Türkler kısa boylu atları tercih ederlerdi. Bu atlar uzun boylu atlara nispeten tempolu yürüyüp geç yoruluyorlar ve uzun mesafelerde diğer atlara fark atabiliyorlardı. Atlara olan ilgi henüz çocuk yaşlarda başladığından her Türk süvarisi atını iyi tanıyan usta biniciydi. Gem, yular gibi aparatlar kullanmadan atları sadece bacaklarla idare edebiliyorlardı. Bu durumda atı yönlendirmek için bir elleri boşta kaldığından bu elleriyle yayı rahatça kullanabiliyorlardı. Bu hünerle Türk okçuları etkili vur-kaçlar ve sahte ricatlar yapabiliyorlardı. Malazgirt Meydan Muharebesi gibi pek çok savaşta Türk atlı okçuları hasımlarını yenilgiye uğratan bir unsurdu.

 

Takriben 15. ve 16. yüzyıllar arası Türk okçuluğu ve yay yapımı Osmanlılarda zirve yaptı. Bu dönemde fırlatılan ok menzili Batılıların menzillerinden daha fazlaydı. 1790’larda İngiltere'de Osmanlı konsolosu Mahmud Efendi’nin bir davette oku en uzağa fırlatma yarışında oku 440 m. civarındaki bir mesafeye göndermiş. O döneme kadar meşhur İngiliz uzun yayı (longbow) ile yapılan en iyi atış 300 metreler olduğundan çok şaşırmışlar. Üstelik Mahmud Efendi atışı yapmadan önce yanındakilere kendisinin antrenmansız ve yayın da tımarsız olduğunu söylemiş. Aynı yıllarda yapılan Osmanlı menzil atışlarında profesyonel kemankeşler 800 metrelere rahatlıkla ulaşabildiklerinden ancak bir amatör için iyi bir mesafe. İlk oklarda temrenler sivri uçlu taş veya kemikti; metalürjinin ilerlemesiyle etkili metal temrenler yapılmaya başlandı.

 

Ateşli silahların icadı okun önemini azaltınca zamanla spor amacıyla yapılır hale geldi. Nihayet artık okçuluk olimpik bir spordur.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM Efe Tur ACARLAR TURİZM YENİ bbs inşaat konak_dr