17 Ekim 2018 Çarşamba
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Tarihte sinsi silah: Ok -1

Yüksel Yılmaz

15 Haziran 2018 tarihli yazısı

Silah olarak özellikle okçuluk benim en için en ilginç olanıdır. Çünkü bir okçu kadar tehlikeli ne bir mızrak ne de bir kılıç kullanıcısı olabilir. Kılıç ok kadar gizlenemez. Mızrak da ok kadar hafif olmadığından gelişini daha ziyade belli eder. Fakat ok böyle değil. Nerden ve ne kadar hızla geldiği belli olmayabilir. Hatta ucu zehirli de olabilir. Ağaçların yoğun dallarının, yapraklarının, meyvelerinin arasından hızla süzülerek geldiğinde saplanmıştır bile ve iş işten geçmiş olur. Nerden çıktığı belli olmadan sadece saplandığı da fark edilebilir. Yakalanma ya da engellenme ihtimali yok denecek kadar azdır. Okçunun kendini güvenlice siper ederek bunu yapabilmesi geriye sadece nişancılığı gerektiriyor.

 

Moğollu Ataok ve talebesi Derdevur, Çinli Vei Fei ve talebesi Chi Chang, sahabeden Sa’d b, Ebi Vakkas okçulukta efsane olmuşlardır. Osmanlı padişahlarından Üçüncü Selim, Dördüncü Murad, İkinci Mahmud da okçulukta rekora yaklaşmışlardı. Bu alanda yazdığım eski yazılarımı buldum. Kâğıtlar neredeyse kullanılamaz hale gelmişlerdi. Bunları 1996-97’lerde ulusal medyamızdan Akit Gazetesi için hazırlamıştım. İki sene kadar yazdıktan sonra dönemin spor müdürü tarafından “Mason Sporcular” başlıklı yazım yayınlanmayınca daha da göndermedim ve böylece elimde kalmış oldu. Şimdi burada değerlendirmek istiyorum.

 

Ok ve yay ta Taş Devri’nden beri insanoğlunun kullandığı en eski silahlardandır. Bununla ilgili kaynakları (*) araştırdığımızda hayli geçmişe uzanıyor. M.Ö. 16000’lerde Afrika’da ortaya çıktığı sanılıyor. Avrupa kıtasındaki en eski kalıntılar Danimarka’daki Holmegaard kalıntıları olup M.Ö. 8000’lere aittir. Önceleri avcılık için kullanılan ok ve yay zamanla insanlar arasındaki çatışmaların silahı olmuş ve kısa sürede yaygınlaşmış. M.Ö. 2000’lerde ok ve yay Mısır ordusunun başlıca silahıdır. Başlangıçta basit bir teknikle yapılan menzili düşük yaylar Ortaçağ ve sonrasında M.Ö. 1800’lerde Asurlular tarafından ağaç, boynuz ve deri birleşimiyle masrafsız ve basitçe kuvvetlendirildi. Asur ordusunun asıl birimi hafif zırh giyen okçulardı. Okçuları kalkancılar kalkanlarıyla korurlarken onlar da siper alarak ok atarlardı. İnsan boyuna yakın uzunluktaki yaylar 1 metrelik okları 300 metre kadar uzağa fırlatabiliyordu. Özellikle İngiliz uzun yayları (Longbow) Hastings, Agincourt, Crecy, Poitiers gibi savaşlarda birinci derecedeki etkisiyle savaş tarihine damgasını vurmuştur. Uzun yay 14. ve 15. yüzyıllarda İngiliz ordularının başarı nedenlerindedir. 1150’li yıllarda Galler civarlarından alındığı düşünülen uzun yay, ilk kez 1252 tarihli Silah Kararnamesi’nde ulusal silah olarak kabul edilmiştir. I. Edward (1239-1307) dönemden itibaren İngiliz savaş taktiklerinin önemli bir parçası olmuştur. Süvarilerin rahatça kullanılabildiği kısa yaylar özellikle Asya’da mükemmelleşti. Ağaç, boynuz (kemik), sinir ve tutkaldan oluşarak gittikçe gelişti.

 

Sami kökenli bir Asya toplumu olan Hyksosların Mısır’ı fethinde, Romalıların Parth Krallığı’nı alamamasında, Haçlı seferlerinin başarısızlığında ve Cengiz Han’ın ordularının bu silahı iyi kullanan toplumlara yenilmelerinde gelişmiş yayların etkisi büyüktür. Kökeni Orta Asya’ya uzanan kısa yaylar, atların ve at arabalarının üzerinde de kolaylıkla kullanılabildi. İskitler, Hunlar, Moğollar, Anadolu Türkleri ve diğer Asyalı toplumlar Çin’den, kuzeybatı Avrupa’ya kadar düşman piyade ve süvarisini farklı maddelerin bir araya gelmesiyle gelişmiş yaylarla galibiyeti elde etmeyi başardılar. M.S. 800’lü yıllara kadar tek parça ağaçtan yapılan Yumi, önce bambu ile birleştirildi, sonra deri ile lamine edilerek kompozit bir hal aldı. Batı Roma ordusunda okçuluğa çok fazla önem verilmediyse bile onların doğudaki devamı olan Bizanslılar hayli önem verdiler. Talimnamelerinde okçuların nasıl savaşacaklarını bile yazdılar. Saf tutan okçuların ilk iki safı düşman süvarisinin atlarının ayaklarına doğru nişan alırken, arkadaki saflar oklarını yukarıdan düşmanın üzerine yağacak şekilde dik açıyla nişan aldılar. Düşman süvariler kalkanlarla kendilerini atlarıyla birlikte koruyamadıklarından bu atış tekniğinin düşmana daha fazla zarar vereceğini düşündüler. Baktılar ki kalkanlarla kendilerini koruyabiliyorlar düşman piyadesini doğrudan hedef almamaları istendi. Kore yayı, boyu ve biçimiyle diğer Asya yaylarına nispeten Osmanlı yayına en fazla benzeyendir. Kurucu krallardan Go Jumong bir ok ile havadaki beş sineği yakalayabilen efsanevi bir okçu olarak anlatılır. İskitlerin Batıya yaptıkları akınlarla tanıttığı atlı okçuluk Hunların Avrupa’ya yayılmasıyla daha çok tanındı. Batıdaki basit uzun yaylar kısa yaylardan fazla bir manevra alanına ihtiyaç duyarlar ve krişleri ancak yüze kadar çekilebilir. Fakat Asya’nın kısa kompozit yayları dar bir manevra alanında kullanılabildiğinden at üzerinde rahatça atış yapılabildi ve krişleri kulağa kadar çekilebildi. Üzenginin icadıyla at kullanımı kolaylaşınca okçuların işi kolaylaştı. Zira üzengisiz ata binmek başlı başına bir maharettir. Binici at üzerinde daha rahat oldu, atı istediği yöne daha rahat hareket ettirebildi ve atın üzerinde daha etkin atışlar yapabildi. Okçu piyadeler ok atarken krişi tutan ellerini sabitte bırakabiliyorken atlı okçular aynı anda atı idare ettiğinden krişi tutan elleri sabit kalmadığından üzengi bu dezavantajı ortadan kaldırdı. İskitler okçuluktaki yetenekleriyle ün saldılar. Yediden yetmişe kadın-erkek her İskitli okçuluk talimi yaptı. Bazı İskit kurganlarında bulunan zırh parçaları ve temrenler İskit zırhlı okçuları hakkında günümüze bilgiler taşır. Akdeniz toplumları ve Çinlilerin entari giydiği dönemlerde onların pantolon ve çizme giymeleri ve üzengiyi kullanmaları atların sosyal hayattaki önemini gösterir. Heredot, Perslerin sadece üç şeye önem verdiğini belirtir: Yay kullanmak, ata binmek ve doğruyu söylemek. Perslerde okçuluğun ve atlı okçuluğun çok önemli öğeler olduğunu sadece Heredot anlatmıyor. Okçuluk yeteneğinde zirveye ulaşmak için 20 senelik bir eğitim sürecinden geçilmesi gerektiğine inanıyorlardı. Zira usta bir okçu düşmanı kulağından vurabilmeliydi. Antik dönem Pers ordusunun 10000 kişilik okçu birimleri savaşta kilit rol oynadılar. Sparabara adı verilen okçu piyadeler kalkancı tarafından korunarak yanaşık düzende ok atarlardı. Atlı okçular ise Pers kültürüne Asurlar tarafından yerleşmiş olabilir. Atlı okçuların ana görevi düşmanı kuşatıp üzerlerine her yerden ok yağdırarak onları zor duruma sokmaktı. Özellikle Türkler ve Moğollar savaşlarda mobilize atlı okçu birimleriyle hayli başarılı oldular. Batıda yaya okçular M.S. 11. yüzyılda bile öncelikle piyadelerin hareketini kolaylaştırıp kuvvetlendirmek için savaş alanında saf tuttular. Onlardan 700 yıl önce Hunlar atlı okçularını birincil güç olarak kullanıp, düzenli orduları savaş alanlarında mağlup edebildiler. Türk devletleri, Araplar ve Moğollar okçu birlikleriyle önemli zaferler kazandılar. Arap okçuları için yay en ölümcül silahtı. Ayrı bir birim olarak örgütlenen okçular, etkili menzilleri 100 metre kadar olan oklarını ustaca kullandılar. Araplarla savaşan düşmanların üzerlerine isabet eden oklar nedeniyle kirpiye döndüğü efsaneleri vardır. Ok yağmuru düşünün… Okçular odun ya da bambudan çoğunun temrenine zehir sürülmüş metal uçlu 30-50 oklar taşırlardı. Atlı okçulukta son 1000 yılda Macarlar, Moğollar ve Türk-Osmanlı atlı okçuları ekolleşerek öne çıktılar.

 

KAYNAK: *Christon I. Archer - John R. Ferris vd., “Dünya Savaş Tarihi”, (Çev.) Cem Demirkan, Tümzamanlar Yayıncılık, 2006; C.W.C Oman‚ “Ok Balta ve Mancınık: Ortaçağ’da Savaş Sanatı” 378 - 1515‚ (Çev.) İsmail Yavuz Alogan, Kitap Yayınevi‚ İstanbul‚ 2002; Murat Özveri, “Türk Geleneksel Okçuluğu Bölüm: 1” ve “Türk Geleneksel Okçuluğu Bölüm: 2”, (Çev.) Mert Topçubaşı, 15 Şubat 2011; William Weir, “50 Weapons That Changed Warfare”, New Page Books, 2005; Osprey Publishing (Muhtelif Kitaplar).

 

Not: Bu yazı tarihinde yazılmış notlarımdır.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Darıca Belediyesi mobesko Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu Beykar BasiskeleSanayi konak_dr