20 Ağustos 2018 Pazartesi
Global
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Gazeteler valiliğin yayın organları değildir

Ozan Özgenç

12 Haziran 2018 tarihli yazısı

Hep tartışılan konulardan biridir: Basın özgür mü, değil mi?

Bu aslında biraz da konunun öznesinin, yani özgürlüğü tartışılanın, bizzat kendisini nasıl tanımlayıp, konumlandırdığıyla da ilgilidir.

Mesafeni kaybeder, bir güç odağına fazlaca yakın durursan, en azından ve ister istemez otokontrol yoluyla da olsa, bir tarafın kontrolü altına girersin.

Bir de durumdan vazife çıkarıp, mevcut konumunun kendisine sağladığı kolaylıkları kullanarak, üzerinizde baskı oluşturmak isteyenler olabilir.

Bu yüzden önce mesafeleri iyi ayarlamak gerek.

Herkes yerini, haddini, hududunu iyi bilmeli.

Dün sabah, uzun yıllardır Valilik İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak görev yapan Birsel Kavcı aradı.

Çok yakından tanışmadığımız, birkaç kez yüz yüze, birkaç kez de telefonla görüştüğüm bir isim Birsel Hanım.

Yani öyle çok samimi olduğumuz bir isim değil.

Zaten arada nezaket, had, hudut bilmek olduktan sonra, samimi davranmak için yakından tanışmaya da gerek yok.

Ama konuşma ilerledikçe, konu vahim bir yere doğru gitmeye başladı.

Birsel Hanım, Valilik tarafından gönderilen haberleri, neden yeterince yayınlamadığımızı(?) sorgulamak için aramış.

Bir de diğer basın kuruluşlarını örnek gösterip, bizde neden aynı sıklıkla yayınlanmadığını da.

Üstüne üstlük de, Vali Bey kendisiyle ilgili basında çıkan haberleri istiyormuş.

Yani, Bizim Yaka’nın orada az olması da tabi dikkat çekiyormuş.

Ona göre yani…

Ben Birsel Hanıma karşı nezaketi elden bırakmadan, uygun cevaplar vererek kapattım telefonu.

Ardından Birsel Hanımın sorumluluğundaki valilik internet sayfasını açtım ve İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünün Görevleri kısmını okudum.
Ama a’dan h harfine kadar süren 10 maddelik görev listesinde, valilik haberlerinin neden yayınlanmadığının hesabını sormaya yeltenmek görevini okuyamadım.

Kaldı ki boşluk bırakıldığında, bu yeltenmelerin bizzat hesap sormaya gideceği de aşikardır.

Bizim Yaka gazetesi, Kocaeli Valiliği’nin basın yayın organı değildir.

Dolayısıyla il müdürünün yetki alanına girmez. Had ve hududunun dışındadır.

Kaldı ki, kişisel olarak da sevip, saydığımız Sayın Vali Hüseyin Aksoy ilgili bugüne kadar o kadar haber yapılmışken, bu neyin telaşıdır anlamak mümkün değil.

Hatta, yapılan onca haber için, beklediğimizden değil ama arayıp, teşekkür etme gereği duyulmazken, yapılmayan haberler için arayıp, uyarma hakkı hissetmek ne kadar samimi olabilir?

Bu gazetede 3 yıldır yürüttüğüm Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevinde, önceki Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu’da olduğu gibi, Sayın Hüseyin Aksoy’da da aynı hassasiyetleri taşıyarak hareket ettik.

Zaten ben biliyorum ki Vali Beyin, müdürünün bu tutumundan haberi dahi yoktur.

Çünkü kendisi de benim gördüğüm en zarif insanlardan birisi.

Hele, basında görünmek için özel çaba sarf edecek, buna ihtiyaç duyacak birisi asla değil.

Çünkü, bizzat bildiğim, aldığı ödülleri bile yayınlatmayan bir isim Vali Aksoy.

O yüzden Birsel Kavcı’nın bu davranışı da Vali Beyi değil, kendisini bağlar. 

Tabi başlıkta valilik yazıyor ama gazeteler hiçbir kamu kurumunun değil, bizzat kamunun, yani halkın kendisinin yayın organıdır.

Gazeteler kimsenin babasının çiftliği değildir.

Biz kimseye saygıda kusur etmeyiz. Ama bir gazeteci olarak da, bu onurlu mesleğin hak ettiği saygıyı görmesini de bekleriz.

Ne bir eksik, ne de bir fazla.

------------------------------------------------

İKİ MİTİNGDEN NOTLAR

Hafta sonu ardı ardına iki lideri ağırladı Kocaeli.

Önce 9 Haziran’da CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce geldi Perşembe Pazarı alanına.

Miting öncesi beklenti 50 bin kişiydi.

Yaklaşık 25 bin vardı.

Heyecanın dorukta olacağı, ittifaklardan da büyük katılım olacağı düşünülüyordu. Ama olmadı.

Tansiyonu ne yüksek, ne de düşük bir miting oldu.

Bana göre ne şiş yandı, ne de kebap.

Ama Muharrem İnce Kocaeli’de bir rüzgar oluşturdu mu derseniz, hayır derim.

Rüzgar da kaybetmedi.

Ancak rüzgara ihtiyacı olan, muhalefet. İktidar değil.

***

Ardından ertesi gün Cumhurbaşkanı Erdoğan geldi İzmit’e.

Ben gazeteyi baskıya hazırladığım için mitinge katılamadım ama yakından takip ettim.

16.00’da başlayacak program hafta içinde 17.30’a ertelenmişti zaten.

Alana gelişi ise neredeyse 18.30’u buldu Sayın Cumhurbaşkanının.

Hava sıcak. İnsanlar beklemekten bunalmış.

Buna rağmen, gelmeden önce yer yer görülen boşluklar, bir anda doluveriyor.

Mahmut Civelek dönemindeki 100 bin kişilik miting hedefi tutmuyor belki ama

50 bin civarı insan aç, susuz alanda.

Tıpkı bir gün önce CHP’de olduğu gibi, hedef yarı rakamda kalıyor.

Ama ramazan ayının, sıcağın ve beklemenin yarattığı olumsuzluk mutlak etkiliyor.

Cumhurbaşkanının, Hünkar Çayırına millet bahçesi yapılması fikrini çok olumlu buldum.

Ne olacağı sürekli tartışılan Hünkar Çayırı’nın, birilerinin dikeceği binalar yerine, insanların vakit geçireceği bir park olarak kullanılması yüreklere sus serper.

Ama 3’üncü üniversite müjdesinin gerçekleşmesi için biraz erken olduğunu düşünüyorum.

Kocaeli 3’üncü üniversiteyi de, 4’üncüyü de kaldırır.

Ama bu iş 85 bin kişilik KOÜ’nün bölünmesiyle mi, yoksa yeni bir üniversite oluşturulması yoluyla mı olacak, Kartepe’ye mi, İzmit’e mi yapılacak belli değil.

Yani daha çok erken.

 

------------------------------------

MİLLET KIRAATHANESİNİ SEVMEDİM

Baştan söyleyeyim: Bu millet kıraathanesi vaatlerini çok popülist buldum.

İhtiyacımız olanın kıraathane değil, üretimhane olduğunu düşünenlerdenim.

Bedava çayla, kekle boş oturmayı değil, çay parası kazanmayı özendirmek gerek diye düşünüyorum.

Çünkü Türk Lirası bedava yiyip, içerek değil, katma değer üreterek değer kazanır.

İşsizlik daha çok çalışıp, üreterek azalır. İstihdam öyle artar.

Zaten çayı, kahveyi insanın alın teriyle kazandığı, kendi parasıyla içmesi gibi yoktur.

Üstelik adını da sevmedim.

Sanki diğer kıraathaneler, gayri milliymiş, ecnebi kıraathanesiymiş gibi bir hava yayıyor…

Dün Sayın Cumhurbaşkanının millet kıraathanesini tanıtırken, Zeytinburnu Belediyesi’ni örnek göstermesini de, ister istemez yadırgadım.

Kendisinin de söylediği gibi bu bir belediye vaadi olabilir ama bir Cumhurbaşkanı vaadi olamaz.

Çılgın, asrın projelerine alıştığımız Sayın Cumhurbaşkanı bugün vizyon olarak, Zeytinburnu Belediyesi’ni örnek gösteriyorsa, çanlar AK Parti için çalıyor demektir.

Diyeceksiniz ki; Muharrem İnce, CHP ne vaat etti ki?

Haklısınız. Onun da benim gibi eleştirmenin dışında, Cumhurbaşkanı adayı olarak somut bir şeyler ortaya koyması gerekiyordu ama yok.

Huzur vaat etmekle, huzur elbette gelmiyor.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu bbs inşaat konak_dr