19 Temmuz 2018 Perşembe
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Belgesel Tadında Tayland Maceramız (4)

Yüksel Yılmaz

27 Mayıs 2018 tarihli yazısı

Çarşıda hayatımda gördüğüm en büyük iş merkezinde bir yandan fotoğraf çektiğim bir sırada Ferhing ile Oğuz’u kaybettim. Param ve idare edecek kadar İngilizcem olduğundan çok telaşlanmadım. Neyseki takribi yarım saat kadar sonra birbirimizi kaybettiğimiz noktada Ferhing’le rastlaştık.

 

Tuk tuk süren sürücüye Bruce Lee’yi tanıyıp tanımadığını sorduk. Tanımıyormuş. Muay Thai’ı sorduk, duymamış. Sonra şivemizden kaynaklanacağını düşünerek tekrar sorduk sonra hatırlamış gibi bir kahkahayla karıştırarak gümbürtüye getirdi ve tanıyor muymuş yoksa tanımıyormuymuş emin olamadık.

 

Sifu Gihara’nın organize ettiği vapur gezisi unutulmazdı. Chaopraya Nehri’nde bizi taşıyan vapurda son derece romantik bir havada yemeğimizi yedik. Ben müzikli eğlenceye yanaşmadım. Fakat Sifu Tom Keplar bir ara dayanamayıp gençlerin arasına karışınca bu onların çok hoşuna gitti. Aramızda Soke Mikhail Kim ve asistanı da vardı. Hakem Oğuz Yalçın ve şampiyonumuz Ferhing Kara da vardı. Sifu Keplar’ın eşi Marianna ve hakemler de vardı. Bir düzine kadar kişiydik.

 

Gece olduğundan nehir kenarında birbirine karışmış farklı sosyal sınıflara ait yerleşim yerlerini çok net göremiyorduk. Çok lüks villalar, yıkık dökük kulübeler, yüksek sanayi yapıları, beton lojmanlar, tarihi kale ve kuleler, yüksek modern binalar ve saire gece manzarası muhteşemdi. Karanlık timsahların net olarak görünmelerine izin vermiyordu.

 

Sifu Tom’la ilgilenmek için Ayutthaya’ya pek gitmek istemesem de bu fırsatı kaçırmak da istemedim. Sifu Gihara’ya onunla ilgilenmesini rica ettim. Ayutthaya Tayland’ın başkenti Bangkok’un 85 km kuzeyinde antik Ayutthaya krallığının başkentliğini yapmış bir şehirdi. 1350’de kurulan Ayutthaya, Sukhothai şehrinden sonra Siyam krallığının başkenti oldu. Turizm için dizayn edilmiş halde ve çok turist çekiyor. Muay Thai’ın kökeni olan Muay Boran’ın doğduğu yer. Bu kültür gezisini Muay Thai’ın en yüksek dereceli ustalarından Chinawut Sirisompan (Grandmaster Woody) yönetiyordu. Bu gezi de 3. International Martial Arts Festival & Games’in bir parçasıydı.

 

Önce elleri tespihli Thai rahiplerinin ilahilerini dinleti eşliğinde izledik. Yanyana lotus pozisyonunda oturan Budist rahipler bizim tasavvuftakinin daha gelişmiş bir formuyla zikir meclisi kurmuşlardı. Bir kelimeyi ve bir cümleyi sürekli tekrar ediyorlardı. Ben Türkiye’de de geçmişte zikir meclislerine katılmıştım. Farkı sadece kullanılan kelimelerdi. Onlar diyelim ki “Nirvana” diyorlarken bizimkiler “Allah” diyorlardı. Onlardan alınan şeklin içi İslami literatürle doldurulmuştu. Bizdeki tarikatlar takriben bin yıl evvel Hindistan’a yayılan Müslümanlığın onların kültürleriyle harmanlanarak biz Müslümanlara geri dönüşümüydü. Abdullah el-Dehlevî ‘ler, Mevlânâ Ziyâüddin Hâlid-i Bağdâdî’ler zamanı…  Molla Abdülaziz el-Hindî adı size bir şey fade etmiyor mu? Neyse… Tapınak çevresinde yemek içmek bedava idi ve masalar kurulmuştu. Fakat kokuya dayanmak zorundaydınız. Hatta örs ile ateşte kızan demiri döverek kılıç yapıyorlardı.

 

Adeta bir belgesel programının içine girmiş hissi uyandıran çok eski Budist tapınaklarını gezerken hava çok sıcaktı. Güneş gözlüğüm nimete dönüştü. Burada kısa bir seminer de verdim. Gezerken Hindistanlılar ve Pakistanlılarla berber grup halinde idik. Ayutthaya’da “Nai Khanom Tom” Günü Kutlamaları’na katıldık. Koca bir arazi devlet tarafından profesyonelce organize edilmişti. Bizimle sürekli gezmekte olan bir Hintlinin Müslüman olduğunu sonradan öğrendiğimde buna hem çok şaşırdım hem çok sevindim. O da yemeklerden bizim gibi şikâyetçiydi. Mezhebini sordum, anlamakta çok zorlandı. “Ehlisünnet misin?” dedim; “Elhamdulillah” dedi. Aynısını Pakistanlıya sordum ondan da aynı karşılığı aldım. Belki de sünnet ehli olmaktan mezhebi değil sünnete saygıyı anlamış ve hamdetmişlerdi. Tribünlerdeydik. Muay Thai ustaları ayrı bir yere yerleştirildi. Fillerin yürüyüşü ilginçti. Akşama kadar uzaması canımı sıkmıştı ama bir defa için yine de değerdi. Akşam yemeği için Müslümanlara ayrılan bölüme gittik. Buranın yemekleri farklıydı. Ama o nahoş tat yine de bir şekilde varlığını sürdürüyordu. Pakistanlılarla bir masya oturduk. İlk kez Mart ayında karpuz yemiştim. Karpuzu bile bizdeki gibi değildi. Yöresel dans ve müzikler eşliğindeki gecede masamızdan ayrılmadık. Ama öğrencilerim her fırsatta çekim yaptılar. Özellikle Pakistanlı antrenör Mohammad Shahbaz ve Hindistanlı Sam Gihara bize sürekli eşlik ettiler. Kimi dövme yaptırıyordu, kimi maç yapıyordu, kimi maçları izliyordu, kimi yumuşak ve gözenekli muz ağaçlarını tekmeliyordu, kimi alış veriş yapıyordu…

 

Buradaki haberler Güney Asya ülkelerinin medyasına bile taşındı. Resimlerimiz yabancı ülke gazetelerinde çıktı.

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM Efe Tur ACARLAR TURİZM YENİ bbs inşaat konak_dr