23 Eylül 2018 Pazar
Global
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Belgesel Tadında Tayland Maceramız (3)

Yüksel Yılmaz

19 Mayıs 2018 tarihli yazısı

Para birimi Baht idi. 1 Türk lirası (TRY) = 7.20 Tayland bahtı (THB). Para spekülasyonlarını sınırlamak için diğer ülkelerle döviz ticaretinde kısıtlamalar koymuş. Tayland dışındaki bankalar (offshore) dövizle THB alışverişinde bulunamıyorlar. Son gün paramızdan değersiz bir parayı elimizde bırakmamak için neye masraf yapalım diye çok düşündük…

 

Bizim için çok önemli olan bu şampiyonanın açılışına yetişemedik; çünkü on gün kalacak kadar masraf yapamazdık. Biz gitmeden evvel National Stadium’un bir parçası olan Nimibutr Stadium’da dostum

Grandmaster Tom Keplar seminer vermiş ve Grandmaster Mikhail Kim gösteri yapmış. Biz gittiğimizde bazı müsabakaların açılışlarına ve ödül verme törenlerine hemen dâhil edildik.

 

Hatta Ferhing’in Dünya Şampiyon olduğu alanda kendisiyle müsabaka gösterisi de yaptım. Çok beğeni toplayınca başta Gihara olmak üzere masa hakemleri uzatmamı istediler. Gösteri sonrasında bol bol resim çektirdiler.

 

Otelde 14. Dünya Wai Kru Muay Thai Töreni’ne (World Wai Kru Muay Thai Ceremony) katıldık. Ödüller World Muay Boran Federation Başkanı Chinawut Sirisompan (Grandmaster Woody), Bushi Ban Başkanı International Başkanı Grand Master Zulfi Ahmed ve onlara nispeten kenarda kalan Batılı olduğunu düşündüğüm biri tarafından takdim ediliyordu. Herkes geleneksel kıyafeti kuşanmıştı. Ülkenin en büyük üstatları tarafından toplu halde geleneksel Muay Thai formları uygulanıyordu. Bir usta onlara yüksek sesle formu göstererek yapmalarını istiyordu. Disipline uyulmadığında ise onlara hiç üşenmeden aynı uyarıyı tekrar ediyordu. Kendi gözlerini işaret ederek kendisine dikkat etmeleri, kulaklarını işaret ederek kulak vermeleri ve ağzını işarete ederek konuşmamaları gerektiğini sabırla söylüyordu. Hatta birkaç kişiye şınav cezası da verdi.

 

Ertesi gün aynı salon çok önemli görülen “Hall of Fame” ödül töreni için hazırlanmıştı. Grand Master’lar olarak en öne oturtulduk. 100’ün üzerinde çeşitli branşlarda ustalar çeşitli ödüller aldılar. Fakat bu organizasyonun JKD branşında “Yılın Grand Maser’ı” ödülünü Tom Keplar aldı. Ben de World Martial Arts Summit & International Thai Martial Arts Games & Festival-Hall of Fame Asia Pacific Martial Arts/2018 Outstanding Dedication In the Martıal Arts (2018 yılı Savaş Sanatlarında Üstün Özveri) ödülü aldım. Soke Kim de uzun yıllar verdiği emeğe mukabil bir ödül aldı. Bunun dışında otelin resepsiyonunun bulunduğu geniş alanda saatlerce süren ödül dağıtımı ve fotoğraf çekimi sonunda canımı sıksa da oradan ayrılamadım. Grandmaster Tom Keplar, Grandmaster Mikhail Kim ve ben her fotoğrafın karesinde yer aldırıldık.

 

Şampiyonada JKD branşında Sifu Tom Keplar, Soke Mikhail Kim ve ben “Grandmaster” olarak tanıtıldık. Birlikte her fırsatta otelin kafe’sinde çay içtik. Bu ortamda Sifu Keplar’ın eşi Marianna da onun yanındaydı. Çok yoğun olmasına rağmen Sifu Gihara da her fırsatta bulunuyordu. Soke Kim’in tercümanlığını Timur adında Özbekistanlı asistanı yapıyordu. Onun Kazakistanlı iri kıyım iki asistanı daha oradaydılar ama onların İngilizceleri yoktu. Onlardan biri bana bir şeyler demek istedi. “Chi Sao” diyordu ama bunun dışında ne demek istediğini tam anlayamadım. Benden istifade etmek istediğini düşündüm. Olumlu anlamında başımı salladım. Yarım saat kadar sonra bana uzaktan işaret yapınca ustalardan müsaade isteyerek kalktım yanına gittim. Baktım Chi Sao pozisyonu alıyor; ben de aldım ama önce ilk aklıma gelen ona Chi Sao konusunda yardımcı olmaktı. Sonra baktım klasik Chi Sao değil de bizim uzun yıllardır spor salonlarımızda yaptığımız his geliştirme amaçlı olanı yapmak istiyor; yani amacı benim açıklarımı bularak bana dokunabileceğini göstermek. Bu çalışmada dokunmak “istersem vurabilirim” demektir. Bunu anlayınca anladım ki istifade etme derdi yok. Bu sefer ben de ona bunu üzerimde yapmanın kolay olmayacağını göstermek istedim. Farkettim ki Sifu Gihara da gelmiş kameraya alıyordu. Sonradan gözümün ucuyla Sifu Tom’un da geldiğini fark ettiğimde Kazakistanlı partnerimi bombardımana uğratıyordum. Parmak uçlarım ve avuç içlerim açtığı her noktada gezerek ona vururken o bana ulaşamıyordu. Hatta arada birkaç tokat da kaçırdım. Özbekistanlı arkadaşı Timur kafile arkadaşının vehametini görünce daha fazla uzamaması için araya girip kendisine anlamadığım kendi dillerinde bir şeyler söyledi. O da selam verip bıraktı. Soke Kim Budist idi; öğrencisi Timur ise Müslüman. Bazen başka ülke ustaları da dâhil oluyordu. Mesela Kyoshi Karate’nin Amerika’daki öncü isimlerinden 9. Dan sahibi Fred DePalma ile kafede tanıştık. 1981’den beri dövüş sanatlarını öğretiyor ve 1986’dan beri kendi okullarını yönetiyor. “Kyoshi DePalma” olarak Amerika’da meşhur olmuş. 700’den fazla kupa ve ödüle layık görülmüş eski bir ulusal şampiyon. Mütevazı biri.

 

“Hall of Fame” ödüllerini aldığımız zaman Avustralya’da yaşayan dünyaca ünlü Türk Taekwondocu Rıdvan Manav bizi fark etmiş kafede yanımıza geldi. Onun yönettiği Australian Martial Arts Academy, Education Funding Company (EFC) tarafından 2016’da dünya birincisi ilan edildi. Onun okulu 1967’de kurulan EFC bünyesinde 700 okul arasında birinci seçildi. Çok doğal bir insandı. Kısacası ortam kaliteli ustalarla kaynıyordu. Bir ara World Jeet Kune Do Council Başkanı Lion S.L.Gihara ile telefondan görüntülü olarak temas kurduk. Kendisi Sifu Gihara’nın hocası ve amcasıydı. Onun oğlu Sam da yanımızdaydı ve zaman zaman bizden istifade etmeye çalışıyordu.

 

Berbat kokan yemeklerinden kurtulmak için “Turkish Restaurant” yazılı bir yer bulduk. “Türk var mı?” diye sorduğumuzda anladık ki Mısırlı imişler. Şef Türk imiş ama Ramazan ayından sonra gelecekmiş. (Yani bu Ramazan). Müslüman yemeğidir kokusu olmaz diye içeri girdik. Menüde lahmacun ve tanıdık yemekler görünce sevindik. İki lahmacun istedim ama ilginçtir ki her biri iki ayrı tabakla geldi. Bir de yoğurda karıştırılmamış halde dilimlenmiş salatalık herhalde cacık niyetine yapılmıştı. Öğrencilerim Oğuz Yalçın ve Ferhing Kara kebap söylediler. Garson Taylandlıydı ama tam bir Galatasaray hayranıydı. Galatasaraylı futbolcuları sayınca onu kucakladık. Üstelik ben babadan kalma açık bir Galatasaraylı idim. Bu restaurant kesinlikle Türkiye’dekilerin yerini tutmamakla birlikte Tayland gibi bir yerde tercih edilebilir. Bir de Ottoman Restaurant varmış ama ona gitmeye vaktimiz olmadı; çünkü geç keşfettik. O güne kadar neredeyse oruç tutmaya karar verecektik. Hintli dostlarımızın ısrarı nenediyle Hint Lokantası’na da gittik; burası da Tayland yemekleri kadar berbat olmamakla beraber yine de onları hatırlatan bir şeyler taşıyordu. Sanırım bizim Türk yemeklerine Arap müslümanlar kadar yakını yoktu. Ferhing ikram etmek isteyince çarşıda hayatımda ilk defa Hindistan cevizi suyu içtim. Dedim ya üçümüz de “baht”ları bitirmeye çalışıyorduk. Alışmamışım diye mi bilmem Hindistan cevizini zorlukla içtim, hatta bitiremedim. Sanki meyvelerine bile o berbat koku ve tat sinmiş, bir şey yemeğe kalktın mı damağını bırakmıyordu.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu bbs inşaat BasiskeleSanayi konak_dr