16 Ekim 2018 Salı
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kur’an’daki Adalet (2)

Yüksel Yılmaz

10 Mart 2018 tarihli yazısı

Her nedense salih amel sahipleri hakkında “… (ve amile sâlihan), artık onların Allah indinde ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır” (14) denilerek her geçtiği yerde övülmektedir. Salih amelden ne anlıyorsunuz? Nüsuk değil; hac ya da kurban değil. Salih amel rızkını kazandığın işini, sanatını ya da mesleğini kul hakkı yemeden dürüstçe yapmandır. Bu o kadar önemlidir ki bu ayette de gördüğünüz gibi salih amel sahiplerinin kurtulacakları müjdelenmektedir. Hangi ifade ya da davranışlardan sonra ayetin “kurtuluş”tan söz etmiş olması çok önemlidir; işte “salih amel” bunlardan biridir ve adaletle içi içedir. “Salih” sözcüğü için “nefsin ıslâhı” ya da “nefs tezkiyesi” gibi ifadeler yetersiz kalmaktadır. Çünkü bunlar “salih” olmak için sadece birer sebep iken “salih amel” sonuçtur. “Dürüst” ifadesi nispeten daha tutarlıdır. Allah böyle dürüst müminlerin zulümden (zulmen), haksızlık yapılmasından ve kazandıklarının azaltılmasından korkmamalarını (15) istiyor. Zira dürüstlük başa bela olabilmektedir. Salih amel işleyenleri içinde ebediyyen kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere dâhil edeceğini buyuruyor (16). Allah inanan, dürüst olan, Allah’ı anan ve kendine zulüm yapıldıktan (mâ zulimû) sonra hakkını savunanları dönüş yerine dönerek devrileceklerin dışında tutuyor (17). Salih amel yapanlar, adaletle (bi el kıstı) mükâfatını vermek için Ona iade olunurlar (18).

 

Dinin bize verdiği şu terbiyeye bakın ki bizden adalet ve dürüstlüğün istenmesi bize makul ve hoş geliyor; makul gelmesi akıldan, hoş gelmesi imandan dolayıdır. Hatta ayette bile “Yeryüzünde fesat çıkarmaya (en tufsidû) dönmeniz ve birbirinizi öldürmeniz mi yoksa sizden beklenmeliydi?” (19) şeklinde soruluyor. Öncelik olarak hikmetle ve güzel öğütle çağırmamız ve onlarla mücadele (câdil-hum) etmemiz (20) isteniyor. Bizimle din konusunda savaşmayan, yurtlarımızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmamız ve onlara adil davranmamız istenirken “Çünkü Allah adalet yapanları (el muksitîne) sever” (21) buyruluyor. Mesela zulmetmeyen ve kendi halinde kimseye zararsız halde yaşayan köylü sakini bir gayr-i müslimi de sen yurdundan süremezsin. Nitekim Rabbin sözü sadakat ve adaletle (sıdkan ve adlen) tamamlanmıştır (22). Allah peygambere Kitabı hak olarak indirdi ki insanlara Allah’ın bildirdiği gibi hükmetsin; ama dikkat, “Sakın hainlerin savunucusu olma” (23) buyruluyor.

 

Eğer müminlerden iki grup savaşırlarsa o zaman ikisinin arasını düzeltmemiz isteniyor. İran-Irak savaşında diğer Müslüman ülkeler maalesef bu görevi üstenerek savaşı engellememişlerdi. Saddam’ın Irak’ı Humeyni’nin İran’ına kuklası olduğu Amerika’ya güvenerek saldırmıştı. Ayet, “Eğer ikisinden biri diğerine saldırırsa, o takdirde saldıran grupla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın” diyordu ama Müslüman ülkeler -hem de ABD’nin emriyle saldırıyı başlatan- Irak’a karşı İran’la bir olmadılar. Olsaydılar bu savaş 8 yıl değil, 8 saat bile süremezdi. Ama biz “diğer Müslümanlar” olarak ayete kulak asmadık. Araya girip savunandan yana olsaydık -değil uzun yıllar- belki de hiç kan ve gözyaşı akmayacaktı. Caydırıcı olacaktı. Lakin savaşı durdurduktan sonra bile iş bitmiyor. Ayet şöyle tamamlanıyor: “Bundan sonra eğer dönerse, böylece ikisinin arasını adaletle düzeltin adil davranarak (bil adli ve aksitû). Muhakkak ki Allah adaletle davrananları (el muksitîne) sever” (24). “Onlar şahitliklerini kaim (kâimûne) yapan kimselerdir” (25). Tabi bunun gerçekleşmesi Müslümanların terk ettikleri Kur’an’a dönmeleri ve cihanşumul çapta birlik olmalarına bağlıdır.

 

İnkârcıları, adaletle emredenleri (ye’murûne bil kıstı) ve peygamberleri haksız yere öldürenleri (bi gayri hakkın ve yaktulûne) elîm azapla müjdeliyor (26). Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere (bi gayri hakkın) öldürmeleri, isyan etmeleri ve haddi aşmış (ya'tedûne) olmaları sebebiyle Allah’ın gazabına uğradılar ve hatta üzerlerine miskinlik damgası vuruldu (27).

Ölçüyü tam ifa etmemizi; kıstasla (bi el kıstâsi) doğru olarak, ölçü ve adaletle tartmamızı istiyor (28). “Vay haline” diyor “eksik ölçenlerin (li el mutaffifîne) (29). “Vezni (tartmayı) adaletle (el kıstı) yapın ve mizanı eksiltmeyin” (30). “Birbirinizin mallarını batılla (bi el bâtılı) yemeyin” (31) derken rıza ile yapılan ticareti hariç tutuyor; “kendinizi mahvetmeyin” diyor (32). “İnsanların mallarından bilerek günahla yemek için onu hâkimlere (rüşvet olarak) (ve lâ tudlû) vermeyin” (33) diyor. Hata yaparak veya bir suç işleyerek günah kazanıp onu bir suçsuzun üzerine atanın (yermi bihî berîen) o iftirayı (buhtânen) ve apaçık bir günahı yüklenmiş olduğunu (34) söylüyor. Eğer bir fasık bir haber getirirse araştırıp (tebeyyenû) beyan etmemizi (35) istiyor. Yani buhtan değil,  burhan. Namuslu masum mümin kadınlara iftira atanların (yermûne) dünyada ve ahirette lanetlendiklerini ve onlar için büyük bir azab olduğunu (36) söylüyor.

 

“Şahitliği gizlemeyin (ve lâ tektumûş şehâdeh) (37), “hakkı bâtıl ile karıştırmayın (örtmeyin) ve hakkı gizlemeyin” (38), “eksiltmeyin (ve lâ tebhasu) ve yeryüzünde fesat çıkararak bozgunculuk yapmayın (lâ ta'sev) (39) diye emrediyor. Emanetleri sahibine teslim etmemizi ve hakemlik yaparken adaletle (bi el adli) hükmetmemizi (40) istiyor. Yetimlerin mallarını (emvâlel yetâmâ) zulümle (zulmen) yiyenlerin alevli ateşe atılacaklarını (41) söylüyor. Düşmanlık ve zulmün (udvânen ve zulmen) ateşe yaslayacağını (nuslîhi nârâ) (42) hatırlatıyor. Allah fena sözün açıkça söylenmesini sevmediği halde kendisine zulüm (zulime) yapılan kişinin söylemesini hariç tutuyor (43). Başka ayetlerde de zulmedenler (zalemû) hariç (44) ifadelerine rastlıyoruz. “Allah kulları için zulüm (zulmen) dilemez” (45). Ahrette de herkese amelleri ödenirken onlara zulmedilmez (lâ yuzlemûne) (46). Zira bir resûl göndermedikçe Allah azap edici olmuyor (47). Kendi içlerinden bir resûl gelince onu yalanlayanlar zalimlerdir (hum zâlimûne) (48). Çünkü onunla onları karanlıktan aydınlığa (min ez zulumâti) çıkarıp sırât-ı mustakîm’e ulaştırır (49). Ayetleri yalanlayanları (kezzebû bi âyâtinâ), karanlıklar içinde (fî ez zulumâti) sağır bırakır; dileyeni dalâlette bırakır (50). Nitekim kavimlere beyyinelerle resuller gönderdiğini ama haddi aşanların (el mugtedîne) kalplerinin mühürleneceğini (51) buyuruyor. Zulümleri (zalemû) sebebiyle evleri çöker (52), üzerine Allah’ın sözü vaki olur (53).

Bu zalimlerin (ez zâlimîne) akıbetidir (54). Daha önce mücrim kavimlere resuller beyyinelerle geldikleri halde inanmamış ve zulmettikleri zaman (lemmâ zalemû) helâk olmuşlardı (55). Allah ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri, asi ve haddi aşmış (ya'tedûne) olmaları sebebiyle üzerlerine zillet ve fakirlik vurarak gazaba uğratır (56). Zulümlerinden dolayı (bi

zulmi him) kâfirleri yıldırımın da yakaladığı olmuştur (57).

 

KAYNAKLAR: 14. (Bakara, 62). 15. (Taha, 112). 16. (Talak, 11). 17. (Şuara, 227). 18. (Yunus, 4). 19. (Muhammed, 22). 20. (Nahl, 125). 21. (Mümtehine, 8). 22. (En’am, 115). 23. (Nisa, 105). 24. (Hucurat, 9). 25. (Mearic, 33). 26. (Al-i İmran, 21). 27. (Al-i İmran, 112). 28. (İsra, 35). 29. (Mutaffifin, 1). 30. (Rahman, 9). 31. (Nisa, 29; Bakara, 188). 32. (Nisa, 29). 33. (Bakara, 188). 34. (Nisa, 112). 35. (Hucurat, 6). 36. (Nur, 23). 37. (Bakara, 283). 38. (Bakara, 42). 39. (Şuara, 183). 40. (Nisa, 58). 41. (Nisa, 10). 42. (Nisa, 30). 43. (Nisa, 148). 44. (Ankebut, 46). 45. (Mümin, 31). 46. (Nahl, 111). 47. (İsra, 15). 48. (Nahl, 113). 49. (Maide, 16). 50. (En’am, 39). 51. (Yunus, 74). 52. (Neml, 52). 53. (Neml, 85). 54. (Yunus, 39). 55. (Yunus, 13). 56. (Bakara, 61). 57. (Nisa, 153).

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Darıca Belediyesi mobesko Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu Beykar BasiskeleSanayi konak_dr