19 Kasım 2018 Pazartesi
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Hadi itiraf edelim: En büyük markamız sanayi

Ozan Özgenç

08 Mart 2018 tarihli yazısı

Çok eskiden, Kocaeli Fuarı’nın o görkemli yıllarında yazın bir an önce gelmesini beklerdik.

Tabi ki aileler ve çocuklar için fuarın daha çok eğlence kısmı ilgi çekici gelirdi.

Ama eğlence fuarı başlamadan, bazen de sırasındayken sanayi fuarı da açılırdı.

O dönemlerde Türkiye’de TÜYAP tipi organizasyonlar, EXPO fuarları pek yoktu.

Belki hazırlanış olarak daha yerel ve dar çaplı ama bilinirlik olarak ulusal çapta fuarlar vardı.

Bunlardan en önemli ikisi, Kocaeli ve İzmir fuarlarıydı.

Kocaeli Fuarı’nın hali malum.

Şu anda Büyükşehir Daire Başkanlıkları Fuarı durumuna geldi.

Sanayi kısmını geçtim, eğlence fuarı da kimliğini, özelliğini yitirdi.

Çözümsüzlük manzumesine dönüşen bu konuyu ısıtıp, ısıtıp yeniden gündeme getirmenin de bir anlamı kalmadı ya, konumuz da bu değil.

Aslında fuar konusuna gelmemeni sebebi, önümüzdeki bir ay içinde gerçekleştirilecek olan iki fuar.

Bunlardan biri, artık giderek bir marka olma yolunda ilerleyen 21-25 Mart arası düzenlenecek İDEV 2018, diğeri de 11-15 Nisan tarihlerinde bu yıl ilk defa yapılacak olan Tarım ve Hayvancılık Fuarı.

***

Tabi ki zamanın şartları insanları farklı seçeneklere yönlendirirken, fuarlar da bırakın ulusallaşmayı, küreselleşmeye başladı.

Bugün İzmit’ten işadamları, esnaflar yıl içinde Frankfurt’tan, Milano’ya, Pekin’den, Moskova’ya kadar dünya ölçeğindeki türlü çeşitli fuar organizasyonlarına kolaylıkla ulaşabiliyor.

Kocaeli Ticaret Odası, meslek odaları gibi sivil toplum kuruluşları üyeleri için her yere programlar düzenliyor.

Önceden mahalle ya da şehir bazında düşünen girişimciler, şimdi küresel ölçekte planlamalar yapabiliyorlar.

Ürünlerini tanıtmak, ticari bağlantılar kurmak, kendi ürün gamlarına çeşitlilik kazandırmak ya da en azından hayal dünyasını geliştirebilmek gibi pek çok imkan için bu fuarlar geziliyor.

Bugün dünyanın en önemli ticari döngüsü, bu fuarlar üzerinden sağlanıyor.

Milyonlarca dolarlık anlaşmalar yapılıyor, siparişler alınıyor, bağlantılar kuruluyor.

İşte ben Kocaeli için de böyle bir vizyonun oluşturulmasını bekliyorum.

Mesela İDEV Fuarını çok önemsiyorum.

Bu fuara katılımın ve desteğin artması, şehir ekonomisine de, tanıtımına da büyük katkı sağlayacak.

Kocaeli Ticaret Odası’nın da bu konuda ne denli uğraştığını iyi bilenlerdenim.

Ama şehrin tüm kurumlarının da bu fuarı yeterince sahiplendiği kanaatinde değilim.

Oysa bu fuar, bu şehrin fuarı.

Bu fuarların kabul görmesiyle, yeni fuarlar ortaya çıkacak. Bu şehir kazanacak.

Bunun için kendi kendimizle kavga etmeyi bırakıp, bir anca önce tüm kurumların ortak çabalarıyla harekete geçme vakti.

NE KENTLİLİK BİLİNCİYMİŞ

Aslında kentin kurumlarıyla birlikte hareket edebilmesi öyle atla deve bir durum değil.

Yıllardır tartışılan yanlarımız, bizi tanımlayan taraflar aslında.

Israrla üzerimizdeki elbiseyi çıkarıp, başka bir elbiseye bürünmeye çalışarak, başka bir şehir olmayı hayal ediyoruz.

Ama gerçeklerle yüzleşip daha fazla zaman kaybetmeden, bu kenti kendi gerçekleri üzerinden daha ileriye taşımanın mümkün olabileceğini düşünüyorum.

Mesela bu şehrin aynaya bakıp da hiç beğenmediği taraflarının başında, “olmayan” kentlilik bilinci ve sanayi kenti gerçeği gelir.

Oysa bu kentin böyle bir bilinç peşinde koşması da, sadece sanayi kenti olmadığına herkesi ikna etmeye çalışması da son derece anlamsız geliyor bana.

Burası, pek çok etnik kimliği ve kültürü kavgasız, gürültüsüz bir biçimde içinde barındıran, yüksek sanayi ve buna bağlı iş potansiyeliyle ülkenin, hatta dünyanın her yerinden göç alan kozmopolitik bir şehir.

Önceden Rizeli, Vanlı, Erzurumlu, Sivaslılar vardı, şimdi Suriyeli, Afgan, Suudiler, Koreliler de var.

Yani bu kentin gerçeği bu.

Bu gerçekten hareketle, Türkiye ihracatının en büyük üçüncü şehri olan ve bunun büyük payını sanayi üretiminin oluşturduğu ilimizden turizm kenti, tarım kenti yaratmaya çalışmanın bir anlamı var mı?

Ben de bu kentin turizm potansiyelinin arttırılması, turizme daha fazla değer verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Tarım politikalarının ilimiz dahil ülke çapında geliştirilmesi taraftarıyım.

Hatta bu konularda çalışmalar yapılmasına dair destekleyici yazılar da kaleme aldım.

Ama kümülatif olarak baktığınızda bu kentin en büyük markası sanayidir.

Bununla birlikte, bu kent önemli bir liman ve ticaret merkezidir de. Yani turizm ve tarımı geliştirirken, sanayide markalaşmanın nesi kötü?

Peki tüm bu gerçekler ve imkanlar ortadayken, neden küresel çapta bir fuar organizasyonu yapılmaz anlayamıyorum.

İhracat rakamları bu kadar yüksek bir şehir, böylesine büyük organizasyonlar için daha ne bekliyor?

Şehir sanayisi ve ticaretinin uluslararası bir, hatta bir kaç fuara kavuşması, şehrin küresel bir markasının olması, o çok istediğimiz turizm potansiyeli için de, koyunların otladığı havaalanına uçakların inmesine de bir dayanak olmayacak mı?

Eğer bu kenti pişmaniye ve saat kulesi ile hemşeri dernekleri üzerinden okumaya devam edip, yerellikten kurtaramazsak, Antalya, Bursa, Eskişehir gibi kendisiyle barışık şehirlerin arkasından daha çok nal toplar, şehir olarak daha pek çok kentin gerisinde kalır, küme düşeriz.

Biz kozmopolitik bir sanayi kentiyiz.

Bu bizim kilidimiz değil, anahtarımız.

Bunu artık böyle görüp ona göre davranılım.

Son not:

Hemşeri dernekleri demişken, uluslararası fuar merkezlerinde yapılan o panayır tarzı şehir günlerini de hiç sevemedim.

Bu kent ayrı ayrı Artvinli, Gaziantepli, Trabzonlu, Rizeli değil, hepsiyle birlikte Kocaelidir.

Hem kentlilik bilinci diye ortalıkta gezinip, hem de lokal panayırlarla kültür günleri yapmak komik geliyor bana.

Yapılacaksa bütün derneklerin toplandığı, en azından bölge bölge toplanılan bir etkinlik yapılarak, Kocaeli Günleri bile yapılsa, bu kente daha fazla fayda sağlar.

Bir de o etkinlikler de her şeyi daha pahalı satıyorlar ki, o “hemşeri hemşeriyi” atasözünü her gidişinde hissediyor insan.

EN SON NOT

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.

Bugün vesilesiyle başta şehit anneleri olmak üzere, gerek işte, gerek evlerinde çalışan, sosyal ve ekonomik hayatta erkekler kadar birer birey olan, olmasalardı olmayacağımız kadınlarımızın gününü kutluyorum.

Rahmetli Neşet Ertaş'ın, "Kadın insandır, erkek insanoğlu" sözü üzerine de söz tanımıyorum.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
mobesko okşin beçet çolak Ford Medicalpark Yuvacık su Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM murat yıldız aday adayı konak_dr Gürpınar su ibrahimoğlu