16 Ekim 2018 Salı
Melek Engin Aktemur

Melek Engin Aktemur

aktemurmelek@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Cemreler gönüllere düşse

Melek Engin Aktemur

07 Mart 2018 tarihli yazısı

Halk arasında “cemre” olarak bilinen ve yedişer gün arayla hava,su ve toprağa düştüğü takvim bilgisi, 20 Şubat’ta ilk cemrenin  havaya düştüğünü yazıyordu.

Cemrenin, kor parçası anlamında olup düşmesiyle hava, su ve toprağın ısınmasına sebep olduğu inanışı epeyce eskilere dayanmakta.

Cemreler aynı zamanda baharın müjdecisidir bu coğrafyada. Kışın yavaş yavaş etkisini yitirip yerini bahara bırakmanın ilk işaretidir cemrelerin düşüşü.

Zemheri soğuğunun etkisi azalırken zaman artık bahara doğru evrilmekte. Kışlar yaza, yazlar güze doğru yol alırken, insanda bu yolculuktaki yerini almaktadır.

İnsanoğlu beden ve ruh olarak mevsimlerden, çevresinde olup bitenden doğrudan etkilenen bir varlık.

Bahar ayları geldiğinde yeniden canlanan doğa gibi insanda canlanır, yeni arzu ve istekler tomurcuklanarak yaşam enerjisiyle dolar.

Kışın soğuk ve kasvetli havasının yarattığı o ağırlığın yerini hareket, canlılık ve duygusal coşkunluk alacaktır.

Tabi bunlar orta yaş ve üstünde olanlar için geçerli şeylerdir. Gençler ise her zaman dinamik her zaman enerjik durumdalar.

Şu gerçeği unutmamak gerekir; insan ömründe de mevsimler vardır. İlkbahar, yaz, hazan ve kış.

İlkbahar uyanışın, tazeliğin ve canlılığın yaşandığı gençlik evresini temsil eder.

Duygu, düşünce ve arzuların cuşa geldiği, coşkun akan ırmaklar gibi çağladığı dönemdir. Dalların tomurcuklanıp çiçek çiçek açmaya durduğu, tohumların çatlayıp fidan olmaya heveslendiği, belki de beğenilmek istediği bir mevsim ilkbahar. Gençlik te öyle değil midir? Görülmek, beğenilmek, sevilmek ister tabi ki.

Yaz mevsimi ise, ekinlerin evin verip meyvelerin olgunluğa durduğu zaman dilimidir. Bu da insan hayatının tecrübeleriyle yavaş yavaş olgunlaştığı mevsimidir. İnsan bu mevsimde duygu ve arzuyla değil, akıl ve mantık çerçevesinde hareket etmededir.

Gelelim sonbahara… Hazan ve hüzün mevsimi olarak tanımlanan sonbahar, ömrün de sonbaharı durumundadır. Gençlik, olgunluk dönemleri geçmiş meyveler toplanmış ve yaprak dökümü başlamıştır artık. Esen rüzgarlar ömründen bir günü daha önüne katarak savurmaktadır. Zamanla sertleşen rüzgara karşı koymak imkansızdır artık. Sahip olduğu şeyler birer bire onu terk edip gitmededir. Arkasına dönüp baktığında “hey gidi günler” deyip hüzünlenir insan.

Önüne baktığında ise yolun sonuna yaklaştığını görür. Ve yapmak isteyip yapamadığı şeylere belki iyi bir eş, iyi bir ebeveyn, iyi bir evlat, en önemlisi ise iyi bir insan olamadığına üzülür.

Ömür bir defalıktır, tekrarı yoktur. İşte bunu anlanmak için ille de yaşlı mı olmak gerekir diye geçirir içinden. Ama heyhat! Vakit geçmiş güneş guruba yaklaşmıştır artık.

O hazan güneşi battığında yerin altında soğuk bir kış mevsimi kendini beklemektedir. Yatağın toprak, yastığın taşlar, yorganın bembeyaz kar olduğu yer… kabirdir. Tüm sevdiklerin ve yakınlarının terk edip gittiği yapayalnız kalınan bu alem ise “berzah” alemidir artık.

Ömrün dört mevsiminde yaptığı iyilik ve kötülüklerin insana yoldaş olduğu bu alemde huzurlu olmak ise hayatta iken iyi bir kul, iyi bir insan olmaktan geçmektedir.

İyi kul, iyi bir insan olmanın yolu elbette sevgiden geçer, merhamet ve şefkatten geçer dostlar. Yaşarken akarsu gibi tatlı ve dinamik olmak insan ömrüne bereket verir. Zira tatlı suyun başı kalabalık olur. Akarken geçtiği yerlere canlılık ve hayat verir. İnsan da böyle olur, kış olan gönüllere güneş olup girebilirse ne mutlu.

Eski insanların gözlem ve tecrübeleriyle edindiği “cemreler” nasıl ki hava, su ve toprağa düştüğünde bu elementlerin ısınmasına vesile oluyorsa insanda “cemre” olup tüm canlıların iyiliğine vesile olabilir dostlar.

Peygamber sav Efendimizin şu hadisi şerifi bunu ne güzel ifade eder; “İyiliğe vesile olmak, o iyiliği yapmak gibidir”.

Yine hepimizin bildiği “iyilik yap at denize, balık bilmezse Halik bilir” deyimi de ne güzel anlatır konuyu.

Velhasıl misafir olduğumuz şu dünyada, ev sahibine karşı şükran duygularıyla hareket ederken, burada bulunan tüm canlılara karşı sorumluluklarımız olduğu bilinciyle yaşamak durumunda olduğumuzu hiç unutmayalım efendim. 

İlkbaharın müjdecisi olan cemreler bu yıl bütün insanların gönlüne düşsün, düşsün ki, çoraklaşmış gönüllere rahmet olsun. Orada nice güzellikler neşvü nema bulsun temennisiyle…

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Darıca Belediyesi mobesko Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu Beykar BasiskeleSanayi konak_dr