21 Haziran 2018 Perşembe
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

İbadet amaç değildir-2

Yüksel Yılmaz

24 Şubat 2018 tarihli yazısı

Dikkat edilirse Kur’an sonuç itibarıyla “iyi insan” istiyor. Toplamda iyi insan olmak. Mesela “takva” tek bir davranış değildir; Kur’an’la terbiyelenen kişide yerleşmiş bir huydur. Onun bütün davranışları ibadettir. Fakat uydurma hadis ve bunlardan etkilenen kıytırık içtihadlar maalesef Müslümanların anlayışlarını olumsuz etkilemiştir. “Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb'i: ‘Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız?’ der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir” (1). Bu hadisi sorunlu yapan Kur’an’da hiçbir ibadet tek başına kurtaramadığı halde “bonus ibadet” olarak durmasıdır. Buradaki eksiklerin telafi tarzı da gariptir. Allah en ufak bir şeyin bile hesabını soracağını söylüyor: “Ve biz kuracağız adalet kıyamet günü için. Artık zulmedilmez kimseye hiçbir şeyle. Ve eğer hardaldan tane ağırlığında bile olsa onu getiririz. Ve kâfidir bize hesap görücüler” (2). En küçük şeyin bile hesabı soruluyorsa gerisini siz düşünün… Tabi bu yanılgıdan sonra, “…namaz, muhakkak nehyeder fuhşiyattan ve nekirden…” (3) şeklinde meallendirilen ayeti hatırlatıyorlar. Biz de diyoruz ki Kur’an’da hiçbir nüsuk yoktur ki kısmen faydası olmasın. Fakat bütün kısımlar bir araya gelerek sizde bir bütün oluşturmalı. Dikkat ederseniz ayet namazın fuhşiyattan ve inkârdan alıkoyduğunu buyuruyor ama tek başına namazın seni kurtarmaya yeteceğini söylemiyor. Çok faydalı olması başka, kurtarması başka… Mesela namaz takvanın bir parçasıdır; fakat takva namazın parçası değildir. Allah’ı razı etmeyen bir namaz söz konusu olabilir ama Allah’ı razı etmeyen bir takva söz konusu olamaz. Çünkü Allah “takva” sahibinden daima razıdır. Allah’ı razı etmeyen bir oruç, bir hac, bir sadaka da söz konusu olabilir; ama Allah her “birr” sahibinden daima razıdır… Allah her salih amelden daima razıdır…

 

“Kulluk” ve “ibadet” aynı şey olduğu halde “ibadet” nüsuk anlamında kullanıldığından ibadetin araç olduğunu söyledik. Zira namaza, oruca ibadet diyorlar; fakat kulluk kesintisiz olarak hayat boyudur. Kitaplarda, dergilerde, web sitelerinde veya vaazlarda kaynak olarak sayfa adı ve hadis numarası verilmeyen binlerce uydurma hadis okuyucuları saptırmaktadır. Böylece Kur’an’a ters kalınmaktadır. Kaynağın (delilin) olmadığı yerde fitne vardır. Bu yüzden biz bunlara değil uydurma da olsa kaynak verilenlere değineceğiz…

 

Kur’an’a uygun görünen bir hadiste, “Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, annesinden doğduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner” (4) buyrularak dikkat edilirse iş sadece hac ile sınırlanmıyor. Devamında Allah’a karşı gelinmemesi de isteniyor. Böyle bir ömür tövbe ettikten sonra bozmamak anlamına geleceği için elbette bağışlatıcı olabilir. Fakat  “Her kim ramazanı inanarak ve ecrini de umarak oruçla geçirirse, daha önce işlediği günahları bağışlanır” (5) hadisi sorunludur. Çünkü ayete göre daha önce işlenen günahların bağışlanması oruca değil, daha sonra pişman olup tövbenin tutulmasına bağlıdır (6) ve bunun için iyilik yapmaya bağlıdır (7). Bizi ayetler yönlendirmelidir rivayetler değil. Rivayetler Tevrat ve İncil’i bile bozacak güçte olduğundan müslümanı da bozabilir. Bereket ki son kitap korunmuş olduğundan bozulmayacaktır (8). Ama dikkatsizlik durumunda doğrular yanlış algılanabilir ve algılar bozulabilir.

 

“Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın ziyaretçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, Ondan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar” (9) hadisi sadece ziyaretçiler için geçerli değildir. Bizim Kur’an’dan aldığımız ölçülere göre hac ve umrede dua ve tövbe edenlerin samimiyet durumları önemlidir. Daha sonra tövbesini bozmamaya kararlı mıdır? Eğer hem samimiyet hem kararlılık varsa yani tövbe tutulacaksa zaten hacda veya umrede değil Kocaeli’de de olsan fark yoktur. Şuna inanıyoruz: İstiğfar edilerek söz verilir; söz tutularak tövbe yerine getirilir. Allah’ın bağışlayıp bağışlamadığı ise kesin olarak ancak hesap günü anlaşılır. Tövbenin burada kabul edileceğini nereden çıkarıyoruz? Burada tövbe edersin; tövbeni nasıl edip tuttuğuna göre Allah orada kabul veya red eder. Yani biz sağımıza solumuza amellerimizi biriktiririz. Zembike, cünah, hata, ecir, istiğfar, tevbe ve sair yazdırır bunları biriktiririz. Sonra tartısı ağır gelen kurtulur (10), tartısı hafif gelen hüsrana düşer (11). Bu kadar. Daha tartılmadan dünyadayken affolmak ya da kurtulmak yok; sen günah biriktirmemeye ve tartını ecir bakımından ağır tutmaya bak.

 

Ayet bunu söylediği halde buna muhalif hadisler uydurulmuştur. İmam Sadık’ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: “İnsan her hangi bir günaha bulaştığı vakit akşama kadar ona mühlet veriliyor. Eğer istiğfarını dilerse onun işlemiş olduğu o ameli dikkate alınmaz ve göz ardı ediliyor” (12). Yani Allah ve melekleri bekliyormuş… O arada ölse hem işleyecek hem yazılmayacak… Buna uygun tek bir ayet göstermek mümkün değildir. İyi ya da kötü her yaptığımız her an kayda geçiyor. Bu yüzden kötü olanı yazdırmamamız gerekiyor. Çünkü melekler bunları bizimle yazıyorlar. Günahımız da ardından istiğfarımız da anında zabta geçiyor. Yazboz tahtası yok; muhasebe defteri var; hiçbir şey silinmiyor; iyi-kötü her şey detaylıca kaydoluyor. Sonra ağır basan tarafla Allah’ın şefaati belirleyici olacak…

 

KAYNAKLAR: 1. (Tirmizî, Mevâkît 188; bk. Ebû Dâvûd, Salât 149; Nesâî, Salât 9; İbni Mâce, İkâmet 202). 2. (Enbiya, 47). 3. (Ankebut, 45). 4. (Buhârî, Hac, 4; Müslim, Hac, 438; Nesâî, Menâsikü’l-Hac, 4). 5. (Buhârî, Îman, 28; Savm, 6; Leyletü’l-Kadr, 1; Müslim, Salâtü’l-Musâfirîn, 175; Ebû Dâvûd, Ramazan, 1; Tirmizî, Savm, 1). 6. (Bknz. Bakara, 187). 7. (Bknz. Bakara, 271). 8. (Bknz. Hicr, 9). 9. (İbn Mâce, Menâsik, 5). 10. (Bknz. A’raf, 8). 11. (Bknz. A’raf, 9). 12. (Kuleyni, Muhammed b. Yakup, “Kâfi”, Tahran: Darul Kitabul İslamiye, 1365, h.ş. c. 2, s. 437. Hadis no: 1).

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford YEDİ İKLİM Sabitzade köfte Yuvacık su Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan Gürpınar su Müjdat Optik Medicalpark ACARLAR TURİZM YENİ bbs inşaat konak_dr