09 Aralık 2018 Pazar
Öztekin Kaşukci
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kudüs’ün Kutsallığı (8)

Yüksel Yılmaz

03 Şubat 2018 tarihli yazısı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Kudüs bizim kırmızıçizgimizdir. Kudüs’ün tarihi statüsünün muhafazası tüm Müslümanlar açısından tarihi bir öneme sahiptir. Kudüs sadece İsrail’in yahut Yahudilerin Musevilerin değil Müslümanların ve Hıristiyanlarının haklarının olduğu önemli bir şehirdir. İslam İşbirliği Teşkilatı da her türlü girişimin tanınmayacağını ifade etmiştir. Ürdün devletinin Filistin’deki vakıf mallarının korunmasında özel bir sorumluluğu bulunmaktadır. Biz de bu çerçevede Ürdün yönetimiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz…” demişti. Demek oluyordu ki Kudüs, herkes için önemine binaen Yahudilerin ve Hıristiyanların da kırmızıçizgisiydi. Kültürel açıdan bakılınca herkes için önemli oluyordu. Beni bu değil şu açı ilgilendiriyor: Kudüs Müslümanların vatan toprağıdır ve buraya tecavüz söz konusudur. Bana ne dinsel kültüründen, sanatından, folklorundan… İşgal edilen bir vatanın, silip süpürülen bir millettin, indirilen bir bayrağın konuşulacağı andır bu an… Bir ülkenin filanca bölgesi çok önemli olursa, falanca bölgesi çok önemsiz demektir. Kurnaz işgalciler de elbette önemsenmeyen bölgelerden ele geçirmeye başlarlar ve en önemseneni en sona bırakırlar; yeter ki bu şuurda olmayın…

 

Filistin lideri Abbas, “Kararı kınıyor ve reddediyoruz. Karar ABD’nin barış sürecinden çekilme ilanıdır. Kudüs, Filistin’in ebedi başkentidir. Kudüs için savaşacağız” diyor. Türkiye,  “Kararı büyük endişeyle karşılıyor ve kınıyoruz. Bu karar uluslararası hukuka ve ilgili BM kararlarının açık bir ihlalidir. Bölgede barış ve istikrar bakımından olumsuz yansımaları olacak bahse konu karar, barış zeminini tamamen yok etme riski taşımaktadır” diyor. Sonra da sanki yalnız değilmişiz gibi bir de bakıyoruz ki İngiltere kaygılıymış. AB de öyle. Fransa üzüntülüymüş. Almanya Başbakanı Merkel iki-devletli çözüm beklentisinde. BM de öyle. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi sanki kendi çok adilmiş gibi Donald Trump’ı Ortadoğu sorunlarını daha da karmaşıklaştırmanın gereği olmadığı konusunda uyarmış. Onun da jetonu Arafat gibi geç de olsa düşecek mi dersiniz? İşgal altındaki Doğu Kudüs bölgesindeki Mescid-i Aksa’da Şeyh Yusuf Ebu Suneyne cuma hutbesinde, “İslam dünyası ABD yönetiminin Kudüs ile ilgili aldığı kararına karşı büyük bir öfke içindedir. Bu karar bizim için geçersizdir” diyerek İslam dünyasına birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Mescid-i Aksa’da kılınan cuma namazının ardından Harem-i Şerif’in avlusunda toplanan yüzlerce Filistinli, Kudüs ve Mescid-i Aksa lehine sloganlar atarak rahatladılar. ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararını sloganlarla protesto eden öfkeli kalabalık, Kıble Camisi’nin önünden Kubet’us-Sahra’ya oradan da yine Harem-i Şerif’in Meclis Kapısı’na kadar yürüyüp hava aldı ve açıldı, kendine geldi. Nihayet sonraki Cuma namazları bu derece öfkeli ve heyecanlı geçmeyecekti… Bu kalabalıklar hep “ateş düştüğü yeri yakar” gerçeğiyle geçici çözümleri gösterdi. Asla İslam Birliği gibi kalıcı çözümler için ümmetçe toplanmadık ve sloganlarla arş-ı ala’yı inletmedik. Gelelim İsrail’in değerlendirmesine… İsrail Başbakanı Netanyahu şöyle dedi: “Tarihi bir an, cesur karar için teşekkür ederiz. Diğer ülkelerden benzer adım bekliyoruz.” Farkında mısınız,onlar sadece demekle kalmıyorlar; icraat da yapıyorlar.

 

Kudüs’ün en eski bölümüne, İsa’dan önce 4. yüzyılda ilk yerleşim gerçekleşti. 1538’de şehri çevreleyen duvarlar inşa edildi. Bugün bu duvarlar, Ermeni, Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman olmak üzere dört çeyreğe bölünen Eski Şehri (Eski Kudüs) çevreler. Uzun tarihi boyunca Kudüs 2 defa yok edildi; 23 defa işgal edildi. İncil’e göre İsa bu şehirde çarmıha gerilmiş ve 300 yıl sonra Azize Helena İsa’nın hayatındaki hac noktalarını belirlemiştir. Kutsal Kabir Kilisesi içinde yer alan türbenin İsa’nın mezarı olduğuna inanılıyor. Hıristiyanların en önemli hac mekânı olan Kutsal Kabir Kilisesi, eski Kudüs’ün merkezinde yer alıyor. Hazreti İsa’nın ellerinin çivilendiği sırtındaki haç ile yürüdüğü yol da Kudüs’te. Kudüs’teki Kutsal Kabir Kilisesi aralarında Rum Ortodoks Patrikhanesi, Roma Katolik Kilisesi ve Ermeni Patrikliği’nin de olduğu farklı mezheplerin temsilcileri tarafından yönetiliyor. İncillerde de Kudüs önemlidir. Markos İncili’ne göre Hz. İsa, Galile bölgesinde halka tebliğ faaliyetine başlar ve onların olumsuz tavrı üzerine Kudüs’e yönelerek şehre girip mabedi temizler. Yahudi otoritelerinin tepkisiyle karşılaşınca şehrin cezalandırılacağını ve mabedin kirletileceğini haber verir. Şehrin dışında çarmıha gerildiğinde ise mabedin perdesi yırtılır. Diğer İnciller Kudüs’le ilgili bu bilgilere bazı ilâveler yaparlar. Yuhanna İncili Hz. İsa’nın birçok defa Kudüs’e geldiğini kaydeder. İncillere göre Hz. İsa’nın dünyevî hayatı Kudüs’te sona erer, havariler orada “kutsal ruh”u alırlar.

 

Hal böyleyken Hıristiyanların emperyalist gücünün Müslümanlara veya Yahudilere seyirci kalacağını mı sanıyorsunuz? “Sinsice beklemek” seyircilik değil, savaş stratejisidir. Kardeşane tavsiyemdir: Hayal dünyasında gerçek bir hayat kurmayın. Onları gerçekten görmeye başladığınızda gerçek dünyanızı kaybettiniz demektir.

 

Gerçek dünyasını kaybettiğinde hurafelerle yaşarsın. Kötülükten hayır çıkmasını umarsın. Sabrı tembellikle karıştırırsın. “Allah’ın izniyle” deyip izninin dışına çıkarsın veya bir başka deyişle “İnşaallah” deyip ütopyayla tatmin olursun. “Maşaallah” deyip acınacak haline şükredersin. Mitolojik kahramanlara intisap ederek mürid olursun. Masallar ve mecazlar “mucize” adı altında gerçekmiş gibi gelirler ve gerçekler sıradanlaşarak beğenilmez olurlar.

 

Bir kâğıt üzerine düşülen notta takriben yarım asır sonrasıyla alakalı olarak 1914’te bir Sırp bir kralı öldürecek, 1. Dünya Savaşı çıkacak, tüm imparatorluklar ve sultanlıklar yıkılarak yerine ateist bir yapı kurulacak dese sonra da Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Çarlık Rusyası ortada kalmasa hayret etmez misiniz? Çarlık Rusyası yerine ateist bir yapı kurulmadı mı? Bolşevik isyanı olmadı mı? 1871’de düşünülen bütün bu şeylerin 1914’te aynen gerçekleşmesi nasıl açıklanabilir? Sadece 2. Dünya Savaşı’nın çıkacağını yazmakla kalmıyor, faşistlerle Siyonizm arasında çıkacak olan kavganın İsrail Devleti’ni kurduracağını da yazıyor. O da 1948’de gerçekleşti. Nereye varmak istiyorum biliyor musunuz?

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
mobesko okşin beçet çolak Ford Medicalpark Yuvacık su Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM konak_dr Gürpınar su ibrahimoğlu