21 Haziran 2018 Perşembe
Mustafa Kalabalık

Mustafa Kalabalık

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Vesayet merakı bitmiyor..!

Mustafa Kalabalık

27 Ocak 2018 tarihli yazısı

Yaklaşık on yıldır her hafta köşe yazılarım ile okuyucularla buluşuyorum. Bazı haftalar değişik mecralarda da yazılarım yayınlandığı için, iki veya üç ayrı konu ile de bana lütfedilen köşelerden düşüncelerimi paylaşma imkânı buluyorum.

 

Hasan Cemal’in geçen haftaki bir yazısını okuduğumda, geçmişte yazdığım ancak, yönü, muhatabı, mağduru farklı olan kesimlerin, şimdi güçlü(!) olmalarından kaynaklı ve eskiyle aynı şekilde bir tavır içine düştüklerinden, eskinin vesayetçi tartışmaları ile güç gösterilerine kendilerinin de uyduklarının görülmesinden, gelecekten de farklı beklentiler ve konumlandırmaları zorunlu kıldı maalesef…

 

Ferruh Bozbeyli’nin, “Yalnız Demokrat” isimli kitabında; “sanatta ve siyasette üç safha vardır. Birincisi; dikkat çektiği safha, ikincisi; meşhur olduğu safha, üçüncüsü ise; şımardığı saffa.. Bundan paçayı kurtaran bir elin parmaklarını geçmez” dediğini hatırladım yine.

 

Zamanın Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, medyanın karşısında; “savcılara sesleniyorum! Bu kağıt parçasından hareket ederek soruşturmalarınızı yürütün…!” şeklindeki üslubunu, Genel Kurmay karargahında yargı ve medya kuruluşlarına verilen brifingleri, medyaya uygulanan akreditasyonları…!

 

Şimdi de değişmeyen, adeta inovasyona uğratılarak yinelenen, muktediriyet ve vesayet gücünü elinde tutan siyasi irade mensuplarının üslup, uygulama ve dayatmalarını duymak, görmek hiç şaşırtmıyor…!

 

Birçoğumuz, yerel medyanın adeta belediye bülteni gibi haber(!) anlayışı ile günü geçiştirdiklerini, aksi takdirde reklam vs. tehditleri ile gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı içine sokulduğundan şikâyet ederiz.

 

Tabi bunu bir de sırtında küfe olanların gözüyle, yani ayakta kalma mücadelesi veren yerel medya sahipleri ile paydaşları açısından bakmak gerek aslında. Tabi amacı haber ve gazetecilik olanlar açısından..!

 

Yerel medya kuruluşlarındaki bu sorun(!), tehdit(!), tembih ve yönlendirici yayın politikası isteği, uzun zamandır, “ulusal medya” adı verilen ve ülke çapında yayın yapan medyada da hâkim olmaya başladı. Aslında var olan hâkimiyet, sanırım ki daha da belirgin ve keskin, yayılmacı bir zihniyete ulaştı…

 

* *

 

Hasan Cemal, geçen hafta bir yazısında, Başbakan Binali Yıldırım’ın,  gazetecileri Vahdettin Köşkü'nde toplayıp, “ayar çekerken” ve “nasıl gazetecilik yapılması gerektiğini” anlatırken ki bilgiler üzerine; “Devletten yana gazeteci, devlete karşı gazeteci yoktur, sadece gazeteci vardır!” demişti..

 

Mesela: “Türkiye’ye karşı olumsuz algı yaratacak kişilerden görüş alınmamalıymış...

 

Sadece gerçekten yanadır gazeteci! Devlete yardımcı olmak, devlete karşı olmak, devleti yönetmek gibi merakların peşinde olmaz gazeteci, eğer gerçekten gazeteciyse.

 

Devleti yönetenler, devlet ve siyaset adamlarıyla bürokratlardır. Devlete yardımcı olan kişi ve kuruluşlar da vardır. Bunlar da saygı değer mesleklerdir. Bir gazeteci de merak duyabilir bu işlere. Yapmak istiyorsa da meslek değiştirir, gazeteci kimliğini bırakır, devlet yöneticiliğine soyunur o zaman…


Gerçeğin peşin
dedir gazeteci. Gerçeği araştırır, gerçeği yakalayıp kamuoyuna yansıtmaya çalışır.

 

Kuşkusuz gerçek, gazetecinin tekelinde değildir. Devletin de, siyasal iktidarın da tekelinde değildir.

 

Herkes yanılabilir. Yanılabileceğinin bilincinde olmalıdır. Çünkü kimse bilmez bütün yanıtları.


Ama
şunun farkındadır gazeteci: Halk gerçeklerden haberdar olduğu ölçüde, tercihlerini daha isabetli yapar, daha yerinde kararlar verir. Kamuoyu doğru bilgilendirildiği ölçüde, denetim görevini daha etkili biçimde yerine getirir. Böylece, demokrasinin çarkları daha iyi döner. Devlet yönetiminde hukukun kuralları gitgide kökleşir.

 

Siyaset sahnesiyle devlet yönetiminde iyinin kötüyü kovması daha kolaylaşır…


Kendisine söylenenle yetinmek gibi bir alış
kanlığı yoktur. Kendisine söylenmeyeni, kafaların arkasındakileri sergilemeye dönük ihtirasını bir türlü gemleyemez… Demokraside gazetecinin gerçek merakı kendisini devletle, iktidar ve güç sahipleriyle karşı karşıya getirir. Bu durum bazen iyice keskinleşir. Özellikle savaş ve terörle mücadele gibi konularda iki tarafın anlaşmazlığı daha büyür. Çünkü savaşlarda ilk kurban, kayıp ya da eski deyişle zayiat gerçeğin kendisidir. Böyle dönemlerde psikolojik savaş ön plana geçer. Savaşan tarafların verdiği bilgilerin gerçeği ne kadar yansıttığı bilinmez. İki taraf da kayıplarını en az, kazançlarını en abartılı biçimde duyurmak ister…

 

Yıllar geçiyor. Ne devleti yönetmeyi, ne gazeteciliği öğrenebiliyoruz…”

 

* * *

 

Demem o ki; nasıl bir güç, kudret ise şu vesayet merakı, bir türlü bitmek bilmiyor…!

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford YEDİ İKLİM Sabitzade köfte Yuvacık su Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan Gürpınar su Müjdat Optik Medicalpark ACARLAR TURİZM YENİ bbs inşaat konak_dr