21 Temmuz 2018 Cumartesi
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kudüs’ün Kutsallığı (5)

Yüksel Yılmaz

13 Ocak 2018 tarihli yazısı

M.S. 70’teki yıkımın ardından Yahudiler için Kudüs daha az rol oynadıysa da bu Siyonist Yahudiler için böyle olmadı. Yahudiler nerede olurlarsa olsunlar ve hangi saatte dua ederlerse etsinler mutlaka Kudüs’e yönelmek zorundadırlar. Yemek dualarında Kudüs’ün yeniden inşası dileği yer alır. Müslümanların da alıyor mu? Günde üç defa tekrarlanan “Amidah” adlı dua Kudüs’e dönülerek yapılır ki bu duada Kudüs’e dönme, şehri ve Davud saltanatını yeniden tesis etme arzusunu ifade eder. Yıllık üç oruçta Kudüs’ün yıkılışının anısına yas tutulur. Kudüs’ün ibadet hayatındaki önemi Yahudi devletinin Mesih tarafından bu topraklarda kurulacağı inancına dayanır. Kudüs’ün yeniden inşa edilip mabedin yapılması bunun işaretidir. Yahudi geleneğine göre yeryüzünde bir Kudüs olduğu gibi gökte de bir Kudüs vardır. Talmud’da Tanrı’nın yerdeki Kudüs’e girmeden gökteki Kudüs’e girilemeyeceğini bildirdiği nakledilir. Nedir Talmud? Yan kaynak. Zaten Allah’ın indirdiği Tevrat’ı kalem oynatarak ve işlerine geldiği gibi yorumlayarak saptırdılar. Zaten yan kaynaklar onların sapan yolları oldu. Yahudi dinî literatürünün bir kısmında semavî Kudüs’ün dünyanın sonunda yerdekinin yerini almak üzere ineceği belirtilir. Yahudilerde, Kudüs yeniden kurulduğunda ve ölüler diriltildiğinde mabedin bulunduğu tepeye yakın olduğundan zaman kazanmak ve sıkıntıyı azaltmak amacıyla Zeytindağı’na gömülme arzusu vardır. Yahudi “Fısıh” bayramının seder sofrası ve kefâret günü ibadeti “seneye Kudüs’te” dileğiyle sona erer (1).

 

Tevrat’a göre Süleyman Tapınağı, Kudüs’teki ilk Yahudi tapınağıdır. Elçi Süleyman’ın inşa ettirdiği, Yahudilerin Bet Ha-mikdaş (Kutsal Ev) dedikleri bu tapınak, elçi Süleyman tarafından yapıldığından “Süleyman Mabedi” olarak da bilinir. Yahudiler göçebe hayat sürdükleri dönemde ve Filistin’e yerleşimin başlarında ibadetlerini Mişkan adı verilen portatif tapınakta yapıyorlardı. Ahit Sandığı da Mişkan’daki “Kutsallar Kutsalı” adı verilen bölümde saklanıyordu. M.Ö. 1000’lerde Kral Davud Kudüs’ü fethederek şehri imar edip Yahudi toplumunun başkenti yapmış. Ahit Sandığı’nın çadırda bulunmasından rahatsız olan Davud, sandığın korunması için Tanrının evi olarak kabul edilecek görkemli bir mabed yapmak istemiş. Ancak Tevrat’a göre Tanrı tarafından kendisinin bu mabedi yapması uygun görülmeyince Peygamber Natan bunu kendisine bildirmiş. Tanrı niçin bunu direkt olarak kutsal Davud’a söylememiş? Yoksa o sıradan bir kral mıydı? Tanrının isteğine uyan Davud bu mabedi yapmasa bile mabedin yapılacağı yeri belirleyip mabedin yapılması için kaynaklar hazırlamış ve mabedin ayrıntılı planını oğlu Süleyman’a vermiş.

 

Elçi Süleyman hükümdarlığının dördüncü yılında (M.Ö. 964’lerde) mabedin inşasına başlamış. Tevrat’a göre Süleyman tapınağının yapımına Yahudilerin Mısır’dan çıkışının 480. yılında başlanmış. Elçi Süleyman, daha önce elçi Davud’un sarayının yapımında büyük emeği geçen ve Davud’la yakın dostluğu bulunan Sur Kralı Hiram’dan da malzeme ve zanaatçı tedarik etmiş. Mabedin inşasında Hiram işçilerin başında bulunmuş. M.Ö. 957’de tapınağın inşası tamamlanmış. Ancak tapınağın etrafındaki kraliyet sarayı ve diğer kraliyet binalarının tam bir kompleks haline gelmesi takriben otuz yılı bulmuş. Genel görüşe göre Süleyman Mabedi, Kudüs’teki Haram-i Şerif’in bulunduğu dağ sırtının orta bölümünde yer alan Kubbet-üs-Sahra’nın olduğu yere inşa edilmiş. Dönemin mimarisine göre Süleyman Mabedi, “Kutsallar Kutsalı”, “Kutsal Yer” ve mabedi kutsal olmayan yerden ayırmak için yapılmış olan “Eyvan” olmak üzere üç bölümden oluşmuş. Ahit Sandığı, “Kutsallar Kutsalı” olarak adlandırılan bölümde saklanmış. Yahudi terminolojisine göre, Süleyman’ın yaptığı mabed, “Birinci Mabed” olarak nitelendirilir. Süleyman’ın ölümünden sonra krallık ikiye bölününce mabed güneydeki Yahuda Krallığı sınırları içerisinde kalınca zaman zaman istilacılar yağmalayıp yıkmışlar. Süleyman’ın oğlu Yahuda Kralı Revaham’ın zamanında, Mısır Kralı I. Şeşonk’un Kudüs’e yönelik saldırısında, Süleyman Mabedi’nin bütün hazinelerini alarak yanında götürmüş. Süleyman’dan sonra olan Yahuda krallarında ve toplumun büyük bölümünde görülen putperest eğilimlerle mabed itibarını yitirmiş. Kral Yotam (M.Ö. 740-736), Hizkiya ve Yoşiya (M.Ö. 638-609) dönemlerinde mabed tadilat görmüş. Babil krallığına bağlı olan Yahuda devletinin isyan etmesiyle Kudüs’ün M.Ö. 597’de Buhtunnasr (II. Nebukadnezar) tarafından ele geçirilmesiyle tapınaktaki değerli hazineler alınarak Babil’e götürülmüş. İlk işgalde çok fazla zarar görmeyen tapınak, Kudüs halkının yeniden isyanıyla M.Ö. 586’da Kudüs’ü yeniden ele geçiren Babil kralı tarafından yıktırılmış. Bu olaydan sonra tapınaktaki Ahit Sandığı kaybolunca bir daha bulunamamış.

 

Nitekim Kur’an’da Süleyman’ın emrinde çalışan cinlerin mihraplar, heykeller, havuzlar kadar geniş leğenler ve sabit kazanlardan ne dilerse yaptıkları belirtilir (2). Babil sürgününden dönen Zerubabel’in idaresindeki Yahudiler, yıkılan mabedin yerine tapınak inşasına başlamışlar ve bu tapınağı M.Ö. 515’te tamamlamışlar (İkinci Mabed). Roma İmparatorluğu’na bağlı Kral Herod, İkinci Mabed’in daha görkemli bir şekilde olması için yeniden yapmaya M.Ö. 20-19’larda başlamış. Bir iki yıl içerisinde ibadet bölümü tamamlanan mabedin diğer bölümlerinin tamamlanması uzun yıllar sürmüş. M.S. 66’da Romalı idarecilerin yönetimine karşı fanatik Zealotlar tarafından çıkarılan isyanla tapınak Romalı idareci Titus tarafından M.S. 70’de yıktırılmış. Yahudilerin Simon bar Kohba önderliğinde, M.S. 132-135 yılları arasındaki isyanı bastıran Romalılar tapınağın kalan kısımlarını da ortadan kaldırmışlar. Süleyman Mabedi’nden sadece Herod’un yaptırdığı Batı duvarı (Ağlama Duvarı) günümüze ulamış. Mabedin yıkılışından sonra Yahudilikte ibadet yeri olarak sinagog ortaya çıkmış. İsrail uzun yıllardır Süleyman Mabedini bulabilmek için arkeolojik kazılar yapmakta ise de başta Filistinliler olmak üzere Müslüman âlemi İsrail'in yaptığı kazılarda amacının Mescid-i Aksa'yı ortadan kaldırmak olduğu iddiasındadırlar.

 

Yahudiler için Mescid-i Aksa’nın hemen altında yer alan ve Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı’nın yer alması burasını Yahudilik inancının en kutsal mekânı yapmış.

Hıristiyanlar Kudüs’te bulunan Kutsal Kabir Kilisesi’nde İsa’nın çarmıha gerildiği ve kabrine konulduğuna inanıyorlar. Bu kilise, aralarında Rum Ortodoks Patrikhanesi, Roma Katolik Kilisesi ve Ermeni Patrikliği’nin de olduğu farklı mezheplerin temsilcileri tarafından yönetiliyor. Müslümanların büyük bir kısmı için en kutsal yerlerden biri kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra Doğu Kudüs’te yer alıyor. M.S. 610’da ilk kıble olan Mescid-i Aksa mıdır, Kudüs mü? Yani burada Mescid-i Aksa adı verilen mescid Kur’an’da geçen o Mescid-i Aksa mıdır? 10 yıl sonra Miraç’a bu şehirden çıkmış… Allah Resulü zamanında bu mescid inşa edilmiş miydi? Sahabe Mescid-i Aksa’dan ne anlıyordu? Buna bu şekilde inanan Müslümanlar yine Allah Resulünün buradan göğe yükseldiğine inanıyorlar. Hatta o Kubbet-üs Sahra’nın içinde göğe yükselirken üzerine oturduğu “Muallâk taşı” hala yer çekimine meydan okuyormuş… Yani havadaymış… Ama imanımız artmasın diye Yahudiler bunu gizliyorlarmış… “Ne taşı yahu Burak’la göğe yükseldi” diyenlere göre, Harem-üş Şerif’in içinde atı Burak’ı bağladığı halka dahi durmaktaymış... Duymadınız mı bunları?.. Buna böyle inanan Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir. Bunu destekleyen hadisler var (3). Bazı rivayetlerde Peygamberin Beytülmakdis’te (Mescid-i Aksa) namaz kılmayı tavsiye ettiği de aktarılır (4). Kütüb-i Sitte dışındaki rivayetlere göre İsa dünyaya nüzul ettikten sonra bir gün ölünce Medine’de Resûl-i Ekrem’in kabri yanında veya Kudüs’te defnedilecek. Hicretten önce iki veya üç yıl süreyle Peygamberin Kâbe’yi de önüne alarak Kudüs’e yönelip namaz kıldığı (5) ve -farklı rivayetler bulunmakla birlikte- Medine döneminde on altı veya on yedi ay bu uygulamanın devam ettiği, daha sonra kıblenin Kâbe’ye çevrildiği kabul edilir (6). Muhammed Hamidullah, el-Mescidü’l-Aksa’nın Beytülmakdis değil semalarda bulunan, meleklerin sürekli Allah’a ibadet ettikleri bir mescid olduğunu ileri sürmüşse de (7) adı geçen mescidle sonradan bu ismi alan caminin değil elçi Süleyman tarafından yaptırılan Beytülmakdis’in kastedildiği bilinmelidir. Bunların dışında Kudüs’ün, elçi İbrahim’den itibaren pek çok peygamberin yaşadığı mukaddes bir bölgede bulunması, elçi Süleyman’ın inşa ettiği Beytülmakdis’i barındırması, İsrailoğullarının ve onlara gönderilen peygamberlerin mücadelelerine mekân olması açısından semavî dinler geleneğinde önemli bir yere sahip olmuştur (8).

 

Kaynaklar: 1. Dictionnaire encyclopedique du Judaisme, s. 573. 2. Sebe', 13. 3. Buhârî, Fażlü’s-salât fî mescidi Mekke ve’l-Medîne, 6, Ĥac, 26, Enbiyâ, 8, 40; Müslim, Hac, 288, Mesâcid, 2; Nesâî, Mesâcid, 3. 4. Ebû Dâvûd, Salât, 14. 5. İbn Sa‘d, I, 243; Kurtubî, II, 150; Fahreddin er-Râzî, IV, 110. 6. Buhârî, Salât, 31, Tefsîr, 18; Müslim, Mesâcid, 11-12. 7. İslâm Peygamberi, I, 150-151. 8. Bk. Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, s. 63-147; TDV İslam Ansiklopedisi, Kudüs md.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM Efe Tur ACARLAR TURİZM YENİ bbs inşaat konak_dr