17 Kasım 2018 Cumartesi
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kudüs’ün Kutsallığı (4)

Yüksel Yılmaz

06 Ocak 2018 tarihli yazısı

Osmanlı İmparatorluğu, 1517’de işgal ettiği Kudüs’ü 1917’ye kadar kontrol edebildi. 1917’de Osmanlı’nın elinden İngilizlere geçen Kudüs, BM’nin planlarına göre 1947’de bölünecek iken 1948’de Arap-İsrail savaşının çıkmasıyla bu plan iptal oldu. İsrail, 1967’de Altı Gün savaşıyla Doğu Kudüs’ü tamamen işgal etti. 1947’de hayata geçmesi gereken plan sekteye uğrasa da dünya devletleri son işgali reddederek Doğu Kudüs’ü İsrail işgali atlındaki Filistin sınırı olarak tanımladılar. Bu yüzden İsrail, 1980’de Kudüs’ün tamamını hem de “bölünmez başkent” ilan etmiş olsa bile uluslararası toplumda karşılık bulamadığından Kudüs’te hiçbir elçilik binası bulunduramadı. Diplomatik temsilcikler İsrail’in önemli ticaret kenti olan Tel Aviv’deler. İsrail devletine ait meclis, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklar gibi resmi kurumlar Kudüs’teler. Şımarmış hale getirilen İsrail, Arapların toprağını gasp ettikten sonra Araplara vatandaşlık hakkı bile verecek cüreti gösterdi.

 

 

ABD Kongresi 1995’te Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan bir yasayı kabul ettiği halde aceleci davranmayıp o tarihten bu yana gelen başkanların tümü, dış politikadaki yetkilerini kullanarak elçiliği Tel Aviv’de tutup kentin statüsüyle ilgili olan müzakerelere destek verdiler. Filistin, Doğu Kudüs’ü ileride kurulacak bağımsız bir Filistin Devleti’nin başkenti yapmak istiyor. Fakat bütün Kudüs’ü başkenti olarak gören İsrail, uluslar arası tepkilere rağmen hükümet binalarının hepsini Kudüs’e taşıdı. Hale bakınız: Buralar Filistinlilerin iken Kudüs’ün Doğusuna bile razı edilmişler… Ama buralara tecavüz eden Yahudiler Kudüs’ün tamamını istiyorlar… Aklıma şu geldi: Kıbrıs Harekâtı’nda Başbakan Ecevit Kuzey Kıbrıs’a razıydı; ama şuur abidesi Erbakan bütün Kıbrıs’ı istemişti… Alınan ders ortada: Toprağımın yarısını al dersen hepsini almak isterler; bir karışını bile vermeyeceksin!

 

1967’den beri İsrail burada uluslar arası hukuka aykırı şekilde en az 10 yerleşim birimi kurdu. Batı Şeria’daki yerleşimlerde 400 bin, Doğu Kudüs’te ise 200 bin İsrailli yerleşimci yaşıyor iken, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin sayısı 2.9 milyondur. Nihayet 850 bin kişilik Kudüs’ün % 37’si Arap, % 61’i Yahudidir. Uluslar arası hukuka göre bu yerleşimlerin tümü yasadışıdır. Doğu Kudüs 50 yıldır işgal altında ve Müslümanlar hala bir araya gelemediler. Asıl problem bu “duyarsızlık”tır!

 

İçerisinde Mescid-i Aksa, Harem-üş-Şerif, Ağlama Duvarı, Kubbet-Us-Sahra gibi dini öneme sahip yerler barındıran Kudüs üç dinden de mensupların gözünü diktiği bir yerdir. İyi niyetli Müslümanların ters köşeye yattığı bir husus var. Kudüs’ün Yahudiler için ne önemi olduğunu biliyorlar ama Hıristiyanlar için önemini bilmiyorlar ve Siyonizmin Müslümanlar gibi Hıristiyanları da kullandığını sanıyorlar. Bu yazının sonunda maalesef korkunç bir gerçeği sergileyemeye çalışacağız…

 

Kudüs Siyonistler için önemli! Birinci dünya savaşı sonrasında Yahudi işgaliyle 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti kurulurken İsrail Kudüs’ü en önemli kent olarak görüyordu. Fakat merhale merhale ilerleyecekleri için stratejik ve geçici olarak Tel Aviv daha uygundu. Çünkü Kudüs’te özellikle Müslümanların hala bir ağırlığı vardı. Kudüs’teki Mescid-i Aksa’yı yıkarak “Ağlama Duvarı” ve çevresindeki Yahudi varlıklarını artırmayı amaçlayan İsrail, diğer taraftan Arz-ı Mev’ud olarak Nil’den Fırat’a kadar genişleme planları için de Kudüs’ü bir merhale olarak gördü. Halen İsrail, Batı Şeria’da pek çok kentte Filistinlileri evlerinden ederek, buralara Yahudi İsrail vatandaşlarını yerleştirmektedir.

 

Kubbet-üs Sahra’nın hemen alt kısmı Ağlama Duvarı’dır. Burası Yahudilik inancındaki en kutsal mekândır. Kral Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı tövbe yeri olarak kullanılır. Kudüs şehri Tevrat’ta sadece bir defa “Salem” adıyla zikredilir (1). İshak’ın kurban olarak takdim edildiği Moriah dağının Süleyman Mabedi’nin yapıldığı yer olduğu iddiası tartışmalıdır. Şehrin krallık ve ibadet merkezi oluşu Kral Davud’la başlar (2). Birinci mâbed döneminde mâbedin bulunduğu tepeye “Sion Tepesi” deniliyordu ve “Sion” adı Kudüs’ün tamamını ifade ediyordu. Kral Davud’a saltanatının ebediyen devam edeceği vaad edildiğinde bu aynı zamanda krallık ve mabed şehri olan Kudüs’ün ebedîliğine de bir işaretti (3). Kral Süleyman zamanında mabedin inşası Kudüs’e ayrı bir kutsallık sağladı. Bir taraftan Davud’un saltanatının ebediyen devam edeceğine dair Tanrının vaadi, diğer taraftan mabedin Tanrının ebedî mekânı olarak kabulü şehri kutsallaştırdı. Mezmurlar’da (4), ahid sandığının getirildiği Davud şehri (Sion) sadece Rabbin krallık için seçtiği bir şehir olarak değil Rabbin meskeni olarak da takdim edilir. Hatta Peygamber Yeremya’ya göre Kudüs’e “Rabbin tahtı, adalet yurdu, kutsiyet dağı” denilecektir (5). O ayrıca “yüksekliği güzel, bütün yerin sevinci” (6), “güzelliğin kemali”dir (7). “Eğer seni unutursam ey Yeruşalim, sağ elim hünerini unutsun; eğer seni anmazsam, eğer Yeruşalim’i baş sevincimden üstün tutmazsam dilim damağıma yapışsın” (8) denilir. Kutsal Kudüs, Yahudi şeriatında diğer şehirlerden farklı bir konumda ele alınmış ve bazı kurallar Kudüs’e uygulanmamıştır. Tanrı tarafından seçilen bir yer olarak kabul edildiğinden (9) Kudüs Mabedi sadece kurbanların takdim edildiği bir mekân değil aynı zamanda Haccın da hedefidir. Çünkü yılda üç defa (Pesah, Şavuot ve Sukkot bayramlarında) her erkek kurban takdimi için Rabbin huzurunda (mabedde) bulunmakla yükümlüdür (10). Hac mekânı olduğundan Yahudiler burada belli bir süre ikamet ettikleri için mabedin ayakta olduğu dönemde halkın kültür hayatı şekillenmiştir. Tanrı tarafından seçilmiş olması dolayısıyla Kudüs, Yahudiliğin en yüce değerlerinin ve ümitlerinin simgesidir. Peygamberler ondan övgüyle bahsettiler. İşaya Kudüs’ü “adalet şehri” diye adlandırdı ve şeriatın Sion’dan, Rabbin sözünün Yeruşalim’den çıkacağını bildirdi (11). Yeremya gelecekte Kudüs’e “Rabbin tahtı” denileceğini, bütün milletlerin onda toplanacağını belirtti (12). Diğer taraftan Eski Ahid’de onun güzelliği anlatılarak sevgiliye benzetilir (13). Talmud’da (14) Kudüs’ü görmeyenin güzel bir şehrin nasıl olduğunu asla bilemeyeceği belirtilir. Midraş’ta (15) Âdem’in Kudüs Mabedi’nin toprağından, bir başka rivayette ise dünyanın Sion’dan başlayarak yaratıldığı nakledilir. Yahudi şeriatına (Halakah) göre bütün ülke kutsaldır fakat Kudüs en kutsalıdır. Şeriatta Kudüs’ün kutsallığının gerektirdiği emirler ve yasaklar sıralanmıştır (16).

 

 

Kaynaklar: 1. Tekvîn, 14/18. 2. II. Samuel, 6-7; bablar, 24/18-25; I. Tarihler, 21/18-22. 3. II. Samuel, 7/13-16. 4. Mezmur, 132. 5. 31/23; 33/16. 6. Mezmur, 48/2. 7. Mezmur, 50/2. 8. Mezmur, 137/5-6. 9. II. Krallar, 21/4; Mezmur, 132/13. 10.Çıkış, 23/17; Tesniye, 16/16-17. 11. İşaya, 1/26; 2/3. 12. Yeremya, 3/17. 13. Neşîdeler Neşîdesi, 6/4; Mezmur, 48/2; 50/2. 14. Sukkot, 51b. 15. Genesis Rabbah, 14, 8. 16. Neusner, V, 15-16.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
mobesko Ford Medicalpark Yuvacık su Beykar Davetiyem BasiskeleSanayi
Ekcan YEDİ İKLİM murat yıldız aday adayı konak_dr Gürpınar su ibrahimoğlu