21 Eylül 2018 Cuma
Global
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Bir gazetecilik eleştirisi

Ozan Özgenç

16 Kasım 2017 tarihli yazısı

Tarzı ve üslubu nedeniyle, bu toprakların pek yakınlık duymacağı tipolojide bir isim gibi görünse de, yazılarından çok faydalandığım bir isim de Habertürk yazarı Oray Eğin’dir.

Oray Eğin geçtiğimiz günlerde yazdığı bir yazıda, senarist Emrah Serbes’in trafik kazasında üç kişinin ölümüne sebep olduğu olayın, medyadaki yer alış biçimini eleştirmiş.

Posta Gazetesinin, Serbes’in cezaevinden yolladığı mektubu yayınlaması ve diğer internet sitelerinin de bu mektubun üzerine balıklama atlayarak yayınlamasını eleştiren Eğin, “Serbes’e edecek ağdalı küfürlerim var ama, aslında ona hâlâ bu cüreti gösterme hakkını tanıyan, alan açan medya. O masum üç insanın ölümüne yol açan trafik kazasını bir “performans” olarak görüyor ve kendi kendine bir temsil sergiliyor belli ki. Sadece dizi yazdığı, bir dönem bu dizi çok izlendiği için mi ısrarla üç kişinin katili olduğu görmezden geliniyor? Gazetecilerin bu gibi kritik kararlar aşamasında adımlarını atmadan önce kendi vicdanlarında bir muhasebe yapmaları gerekir. Bu mektubun olduğu gibi, vicdani çerçeveden geçmeden yayımlanması habercilik değil, cezaevinden yönetilen aşağılık bir PR çalışmasına alet olunması sadece. Posta yöneticilerinin üç yakını şöhretli biri tarafından öldürülseydi bu ayrıcalık ona tanınacak mıydı?” diye altına imza atacağım bir eleştiri yapıyor ve ekliyor:

“Bir başka gazetenin aileyle görüşmemiş olması, akıllarına bile gelmemesi sadece kötü gazetecilik ya da haber atlama sorunu değil, yaygın bir çürümüşlüğün sonucu.” da.

 Bu çürümüşlük, bizim kentimizdeki medyaya nasıl yansıyor diye düşünüyorum.

Sansasyonun, ihtirasın, kişisel hırsların, tehdidin, şantajın kol gezdiği canavarca bir habercilik anlayışının, nasıl da satın alındığı ortada değil mi?

Hele, fotoğraf, delil, video olmadan, kendi gözleriyle de görmeden, bir başkasının iddiasıyla yapılan haberler vasıtasıyla, göz önünde olan bazı insanların kendini savunmak zorunda bırakılması, olsa olsa haber pornosudur.

Tamamını kapsamasa da, bu da bu kentin gazeteciğilinin çürümüşlüğüdür.

Bu çürümüşlüğe karşı bir vicdan muhasebesi de, bizler için gerekiyor.

--------------------------------------

İYİ Parti neyin merkezi olacak?

Geçtiğimiz iki hafta içinde Kocaeli’de yaşananlar, İzmitli Meral Akşener’in partisi İYİ Parti için pek de iyi olmadı demek mümkün.

Çok hızlı gelişen bir il başkanı ataması ve istifa süreci yaşadık.

Anlaşılan o ki, İYİ Parti’nin kuruluşu biraz sancılı yürüyor.

Yola merkez partisi olma hedefiyle çıkan İYİ Parti’nin, bu hedefe yürüyecek isimlere ihtiyacı var.

Bunlardan biri de kuşkusuz, istifa eden Haluk Ulusoy’du.

İdeolojik temeller yerine, sosyal altyapısı güçlü isimler, pek çok kesime ulaşmayı kolaylaştıracaktı kuşkusuz.

Ancak işin bu merkez olarak gösterilen yanı, sanki biraz sorunlu gibi.

Çünkü partinin genel yapısında olduğu gibi, ilimizdeki yapılanmasında da, daha çok ülkücü-milliyetçi isimlerin yoğunlaştığı bir parti oldular.

Eski MHP milletvekili Lütfü Türkkan, Cumali Durmuş ve milliyetçi kökleri ortada olan Ruhittin Sönmez’in kimlikleri ortada.

İlimizden İYİ Partinin kurucular listesini oluşturan bu isimlerin, daha sosyal demokrat ya da liberal bir ismi ne kadar merkezde bırakacakları da kuşkulu değil mi?

Bilinen o ki istifa eden Ulusoy, Lütfü Türkkan’ın desteklediği bir isimdi.

Türkkan da aslında her ne kadar ülkücü camianın bir parçası olsa da, sosyal yanı kuvvetli olan, farklı isimlerden biri.

Zaten, Ulusoy’u başka bir ismin önermesi, desteklenmesi de beklenemezdi.

Lakin, ilk isim ilk iş kazası olunca, İYİ Parti’nin imajında da bir sorun olduğu aşikar.

Şimdi, Kocaeli için ismi geçen en önemli aday Şanbaz Yıldız.

Geçtiğimiz günlerde parti genel merkezinde Genel Başkan Meral Akşener ve Teşkilatlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Koray Aydın’la bir araya gelen Yıldız’ın, bu görev için istekli olduğu da ortada.

Ancak, istifanın ardından bir hafta geçmesine rağmen, henüz ortada bir Kocaeli İl Başkanı da, il binası da olmaması iyi bir izlenim vermiyor.

Anlaşılan o ki, Türkkan ve Durmuş’un anlaşamadığı bir isim Yıldız.

Bunun yanında ben Meral Akşener’in, bu kez yoğurdu üfleyerek yiyeceği kanaatindeyim.

Sanırım bu işin uzamasının bir sebebi de bu.

Son olarak merkez siyaseti peşindeki İYİ Parti’nin, bu zamana kadar Kürt oyları üzerine yürüttüğü hiç bir politika da göremedik.

Geçmişteki Demokrat Parti,  DYP, ANAP hatta Refah Partisi gibi partiler, kimlik siyasetinin dışında politikaları nedeniyle merkez partisi olabilmişlerdi.

Yola sessizlerin sesi, kimsesizlerin kimsesi parolasıyla çıkan AK Parti’yi de iktidara taşıyan sebeplerden biri de bu olmuştu.

Ama bizim izlediğimiz İYİ Parti, sanki henüz hüviyet cüzdanını oluşturamamış gibi.

Milliyetçiliğin merkezi mi olacaklar, demokrasinin merkezi mi?

Eğer hedefleri merkezde siyaset yapmaksa, bunu artık hızlıca ortaya koymaları gerekiyor.

Bir gazeteci olarak, izlediğim İYİ Parti’nin neyin merkezinde olduğunu inanın ben henüz anlamadım.

Ki, okuyuculara neyi anlatabilelim?

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ford Yeşil Düş Vadisi Medicalpark Beykar Davetiyem
Ekcan YEDİ İKLİM ibrahimoğlu bbs inşaat BasiskeleSanayi konak_dr