21 Ekim 2017 Cumartesi
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Arakan gerçeği

Yüksel Yılmaz

07 Ekim 2017 tarihli yazısı

Myanmar (Myanmar Birliği Cumhuriyeti) yani ‘altın ülke’ benim daha ziyade “Bersilat” (Burma Boksu) incelemelerimde adını Burma ve Birmanya olarak duyduğum Güneydoğu Asya’da, Andaman Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında yer alana bir ülke. Ülkenin Kuzeybatı sınırında yer alan Arakan, Myanmar’daki 7 eyaletten biri. 950 sene önce Kral Ana-Wrahta Myanmar bölgesinde yaşayan farklı toplulukları yönetimi altında birleştirmeyi başararak Başkent Pagan merkezli bir Krallık inşa etti. Hindistan’dan ithal edilen Budizm, Krallığın resmi itikadı oldu. Şüphesiz Hint-Çin kültürünün, edebiyatının, itikat ve siyasetinin ülke üzerinde çok etkisi var. Vietnam, Laos ve Kamboçya’yı perişan eden sömürgeci Hollanda, İngiltere, Fransa, Japonya ve ABD’nin emperyalist işgal ve talanına karşı Burma’da da halk isyan bayrağını çekti. Sovyet Bolşevik İnkılâbı, Hindistan Bağımsızlık Mücadelesi ve Çin Devriminin ülkenin aydınları ve subayları üzerinde etkileri büyük.

 

1885’ten sonra İngiltere işgal ordusu altında yaşayan Burma sözde 1948’de bağımsızlık olmuş. 1962’de solcu subaylar iktidarı ele geçirince sosyalist tek partili sivil-askeri yönetim 1989’da ülkenin adını Myanmar Birliği Cumhuriyeti olarak değiştirmiş. İsim BM tarafından onaylansa bile Kanada, İngiltere ve ABD onay vermemiş. 2011’e kadar ülkeyi yöneten “sol” asker-sivil yönetim Kasım 2010’da seçim yapılmasına izin verse bile, Mart 2011’de uzlaşmayla oluşturulan ulusal hükümete uzun yıllar ev hapsinde tutulan barış güvercini(!) Lady Suu Kyi dâhil edilmemiş. İngiltere-ABD arasında mekik dokuyan Lady Suu Kyi 1988’de Myanmar’a giriş izni almış. 1989’da ülkede birliği sağlamak yerine yabancı çıkarlar uğruna siyasi fitne çıkarma suçlamasıyla ev hapsine alınmış. 1990 seçimlerinde çoğunluğu elde ettiği iddia edilse bile askeri yönetim seçim sonuçlarını kabul etmemiş. 1995’te ev hapsinden çıkarıldıktan sonra 2000’de tekrar ev hapsine mahkûm edilmiş. 2002’de yeniden serbest bırakılmış. 2003’te Myanmar sokaklarında Hükümet yanlıları ile Lady Suu Kyi’nin taraftarları arasında şiddetli çatışmalar yaşanınca yeniden ev hapsine alınmış. 2009’da evine gizlice giren ABD’li John Yettaw ile yakalanınca ABD’nin baskısıyla ikisini de ülkeden çıkarmışlar. “Yabancı ülke ajanlarıyla işbirliği” suçlamasıyla gıyabında hapis cezasına çarptırılmış. Emperyalistlerin 2010 Arap Kanlı Baharı gibi bir süreç Hindu-Çin coğrafyasında da tatbik edilmiş. 2010 seçimlerine katılması için BM Genel Sekreterliği, İngiltere, ABD ve İsrail Myanmar Hükümetine baskı yapmışlar. Myanmar Anayasasına göre yabancı vatandaşlarla evli ve hapis cezası almış olanların seçime katılması yasak olduğundan Lady Suu Kyi’nin partisi seçimlere katılamamış. Tabi Batı devletleri seçim sonuçlarını kabul etmemiş. Nihayet Batı’nın baskılarıyla 2012’de yapılan seçimlere katılmasına izin verilmiş.

 

Batı’nın istediği gibi bağımsız aday olarak seçimlerde bir koltuk da olsa kazanan Lady Suu Kyi parlamenter olmuş. Sol’a inat Batı’nın desteğiyle 2015’teki seçimlere Ulusal Demokrasi Birliği Partisi olarak katılıp çoğunluğu elde etmiş. Lady Suu Kyi seçimlerde dış destekle milyon dolarlarca rüşvet vermiş ve kazanması halinde önderliğinde ülkesinin Batı’dan gelecek ekonomik yardımlarla şahlanıp istikrara kavuşacağı izlenimi vererek halkı kandırmış. İngiltere ve ABD öncülüğündeki Batı devletleri ekonomik baskı, tehdit, şantaj, medya operasyonları, Nobel Barış ödülü ve daha nice araçları devreye sokarak Myanmar’a diz çöktürmek için Kasım 2015’teki ikinci seçimlerde Lady Suu Kyi’ın Hükümeti kurması için gerekli sandalye sayısını elde ettirmişler. Parlamentoda çoğunluğu elde eden Lady Suu Kyi, yabancı bir vatandaşla evli ve anayasaya binaen devlet başkanı olamadığı için danışmanı Htin Kyaw’ı devlet başkanı tayin etmiş. Ancak siyasi bir makam ve statüye sahip olması için kendisine has “Devlet Şansölyesi” adıyla bir ofis tesis edilmiş. Böylece perde arkasında partinin ve devletin tek yöneticisi olunca tabi Batı da onun yönetici olmuş. Blair’den Clinton’a, Obama’dan birçok Batılı devlet erkânına ABD için bu kadın, Hindu-Çin coğrafyasına açılan “altın kapı”nın anahtarı kabul edilmiş. Ulusal Demokrasi Birliği Partisi’nin başında olan Lady Suu Kyi “özgürlük ve demokrasi kahramanı” sıfatıyla Nobel ödülüne layık görülmüş. Uzun yıllar bu ülkeyi işgal ettiği halde 1948’de terk etmek zorunda kalan İngiltere, ABD ile birlikte bu bölgeyi sömürmüş. Onlar bu gibi işgal ettikleri bölgelerden çekilirken arkada mutlaka etnik olarak mezheplere bölünmüş sınırları adeta çizilmiş ülkeler bıraktılar. Zengin Müslümanlar İngiltere ile işbirliği yaptılar. Yoksul Müslümanlar alternatif ucuz iş gücü olarak istihdam edildiler. Hep en altta kalanın canı çıktı. Gariban Müslümanlar saldırı, tehcir ve katliamlara kurban oldular. Hal böyle olunca da İngiltere duruma tekrar el atmak için bahane buldu. Bu coğrafyada Çin sadece Batı ile değil Hindistan’la da rekabet halindedir. 1949’da bir devrimle Mao önderliğinde kurulan Çin Halk Cumhuriyeti Myanmar’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olmuştu. Myanmar’a karşı kayıtsız kalmayacağını göstermek için 29 Mart 2017’de Çin ordusu Myanmar hududuna yakın bir bölgede büyük bir askeri tatbikat yapınca Lady Suu Kyi bile ilk yurtdışı ziyaretini Pekin’e yapmak zorunda kaldı. Batı’nın şansölye yaptığı Suu Kyi’ın iktidarında Müslüman saldırıları ve katliamlarına duyarlı olmasını bekler misiniz? Halkın %90’ı Budist olsa bile asıl belirleyici iktidarın ardındaki Batı gücüdür. Resmi olmayan istatistiklere binaen Myanmar’da 2-3 milyon dolayında Müslüman var ve büyük çoğunluğu komşu Bangladeş ve Hindistan’dan İngiltere hâkimiyetindeki Myanmar’a göç etmişler. İngiltere’nin 1948’de ülkeden ayrılmasıyla zengin Müslümanlar da ülkeyi terk etmişler. Geride garibanlar kalmış.

 

Böylece ülkeyi Batı’cı cuntacılar yönetmiş. Müslümanlar yaşantılarıyla, asayiş ve düzenleriyle güzel örnek olmuş. Batı’da özellikle Hıristiyanlar nasıl en çok İslam dinine geçiyorlarsa, Doğu’da da hatta Uzak Doğu’da özellikle Budistlerin en çok İslam dinine geçtikleri görülmektedir. Bu da birilerine elbette rahatsızlık vermektedir. Ancak özellikle Myanmar-Bangladeş sınırında yer alan Arakan bölgesinde (Rohingya) bir milyona yakın devletsiz, vatansız ve kimliksiz Müslümanın şartları çok zordur. 1982’de bu bölgenin Müslümanlarına “beyaz kart” kimlikleri dağıtıldı ve 2008 Anayasa referandumuyla 2010 seçimlerinde oy kullanma hakkı elde ettiler. Lady Suu Kyi’nin kazandığı 2015 seçimlerine az kala Arakan Müslümanlarından bu kartlar alındı ve seçime katılma hakları lağv edildi.

 

Biz diyoruz ki: Yıllar önce devreye girmesi gereken BM Barış Gücü bir an önce bölgeye intikal etmelidir. Bu askeri kuvvetin içinde taraf ülkeler ama özellikle İngiltere yer almamalıdır. Komünizmle mücadele senaryosuyla Kore’ye ABD şemsiyesi altında asker gönderen Türkiye müttefiklerince yaşadığı hezimeti unutmayıp, 2006’da Lübnan-İsrail arasında istihdam edilen askeri güç misali BM çatısı altında Arakan’da temsil edilmelidir. Zira Arakan meselesi sadece solun, sağın dindarın değil insan olan herkesin meselesi olmalıdır. Oradaki gerçek zulmün ilgisiz fotoğraflarla buharlaşmasına izin verilmemelidir. Buradaki zulme dünya kamuoyunun ilgisi dürüstçe çekilmeli ve başta müslüman ülkeler olmak üzere zulme karşı olan her ülke Arakanlı mazlumları sahiplenmelidir.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ