17 Ekim 2017 Salı
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Atatürk’ü bilerek sahip çıkacaklar ülkeye

Mevlüt Soysal

19 Eylül 2017 tarihli yazısı

 

Gözlerimin önünde o öğretmen…

İnce, uzun, kara bıyıkları dudaklarını kapatmış ve gözlerimin önünde bir tiyatro sanatçısının sahnedeki icrası gibi Çanakkale’yi anlatıyor.

Düşmanı anlatıyor.

Atatürk’ü anlatıyor.

Bağımsızlığı anlatıyor.

Özgürlüğü anlatıyor.

Kısık gözleri yüzünde çizgi gibi duran öğretmenin yüzüne vakur bir gülücük yerleşiyor ve “Atatürk,” diyor, “işte bunları yaptı.”

***

Çanakkale’ye taşınmazdan önceki son eğitim gününde tüm sınıfa Çanakkale ve bağımsızlığı anlatan öğretmen gözlerimin önünde flu, belirsiz ve tanımlaması zor bir haldeyken o günün yirmi beş yıl sonrasına geliyorum.

Bugün…

Sınırımızda Akdeniz’e açılan bir Kürt devleti için referandum kararı alınmış ve 1926’da imzalanan bir antlaşmaya göre Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması durumunda bölgeye askeri müdahale yapmamızın önün açılmışken kendime soruyorum:

“Savaşa gider misin?”

Düşünmeden yanıtlıyorum.

“Giderim.”

Belki yaşım, askerliği kısa dönem yapışım sıcak çatışmaya izin vermez ama elbette bizim gibilere de bir görev çıkar.

***

Diyeceğim şudur:

Bağımsızlık için savaşacak bir kitlenin önsözüdür Atatürk…

Çünkü tüm dünya görmüştür:

İnce bacaklarıyla Selanik sokaklarında salınan Mustafa’nın öncelikli hedefi demokrasi ya da laiklik değildir.

Bağımsızlıktır…

Adlarını, dinlerini gizlemek zorunda kalan… Türk toprakları kaybedildikten sonra ötelenen Türkleri görünce aklına gelen tektir Mustafa’nın…

Bağımsızlık…

Trablusgarp’a gittiğinde hedefi aynıdır Mustafa Kemal’in…

Bağımsızlık…

Samsun’da aynıdır.

Çanakkale’de aynıdır.

Ve Atatürk olduğunda da bellidir yine öncelik:

Bağımsız bir Türkiye…

Çünkü bellidir:

Bağımsız bir Türkiye olmadan ne laiklik ne de demokrasi olur.

Özgürlüğün yoludur bağımsızlık…

***

Şimdi mi?

Çok değil bir yıl önce kanlı bir terör örgütünün işgal girişimini askeri, polisi ve halkının vakur ve bağımsızlıktan yana tavrıyla püskürtmüş olan bir ülkeyi yönetenler, ilk iş olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün adını ve yaptıklarını müfredatta azalttı.

Merakım şu:

Bu topraklardan emperyalizmi yerle bir etmiş, dünyanın gıpta ettiği bağımsız bir devlet kurmuş, tüm mazlumlar milletlere rol model olmuş bir liderimiz varken;

Siz onun adını unutturarak mı bağımsızlığa sahip çıkacaksınız?

Atatürk’ün adını az duyan çocuklar yetiştirerek mi bağımsızlığı koruyacaksınız?

Gülerler…

Düşmanlar avuçlarını ovuşturarak gülerler…

***

Ve bilmeli herkes…

Sabah heyecanla okullarına koşturan çocuklar kim ne yaparsa yapsın Atatürk’ü öğrenecek…

Ve Çanakkale’yi bilerek…

Ve ilke ve inkılapları bilerek sahip çıkacaklar ülkesine…

 

………

 

Kötülük ve suç

Kötülük ve suç birbirinden farklı kavramlardır. Her kötü suçlu olmayabilir, her suçlu da kötü…

Örneğin Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan ve Şahin Alpay gibi FETÖ’den tutuklu olan gazeteciler. Onların kötülükleri sabittir.

Peki, suçları?

Bilemem.

Bu toprakların en değerli kadını Türkan Saylan gözlerimizin önünde ölürken onlar her yazılarında gülücükler dağıttılar.

TSK paramparça edilir, vatanseverler bir bir içeri tıkılırken, onlar televizyon programlarında “Az bile” dediler.

Atatürk’ün Türkiyesi içeriden işgal edilirken onlar bu işgalin “algı yöneticisi” olarak görev yaptılar.

Evet, kötüydüler. Çok kötüydüler. İnsanlıktan uzaktılar. Bu ülkeyi sevmiyorlardı. Bu yüzden yapayalnızlar.

Başa gelirsek; her kötü, suçlu olmak zorunda değil. Çünkü kötülük kavramı subjektiftir, yani, onları kötü bulmam benim görüşümdür.

Bu yüzden, onların akibetlerini kötü olmalarının değil, somut kavramların belirlemesini isterim. Zaten vicdanlarımızda mahkumlar. 

 

………………..

  

Ali Korkmaz

 

Ali Korkmaz beğendiğim bir politikacıydı.

İzmit gibi sosyokültürel açıdan her çeşit kitleyi içinde barındıran bir kente yakışıyordu.

Her kesimle iyi ilişkiler kurabiliyordu; insanları ötekileştirmiyor kendinden farklı olanla da iyi diyalog kurabiliyordu.

Ve en önemlisi…

Popülist bir politikacı değildi Ali Korkmaz…

Önceliği güçlü ve motive olmuş teşkilatlardı.

Her gün gazetelere çıkmak, muhalefetin her sözüne yanıt vermek gibi bir derdi yoktu.

Kısaca, bir AK Parti emekçisiydi.

Bizim toplumumuzda gidenin öncelikle kötü özelliklerini masaya yatırırlar.

Oysaki tersi olmalı…

Siyasetin güzelleşmesi, iyilerin artması, saygının öncelikli hal alabilmesi için Ali Korkmaz gibi isimlerin bu harikulade özellikleri sıkça anlatılmalıdır.

Kendisinin, uzun yıllar yaptığı görevin ardından Kocaeli siyasetinin yarınlarında olacağına inancım tam…

Başarılar dilerim. 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ