14 Aralık 2017 Perşembe
Yücel Alpay Demir

Yücel Alpay Demir

kocaeli@kopiservis.com.tr

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Diyanet İşleri özelleştirilebilir mi?

Yücel Alpay Demir

06 Eylül 2017 tarihli yazısı

En evvela şunu söylemeliyim ki, Diyanet İşleri Cumhuriyet rejiminin ürünü bir kurumdur. Cumhuriyetçiler ve Atatürkçüler olarak iğneyi biraz kendimize batırabilirsek belki mevcut hükümete doğru tavsiyelerde bulunabiliriz diye düşünüyorum.

 Laikliği din ve devlet işleri birbirinden ayrı olmalı diye öğrenmiştik ama ?...

Osmanlının yıkılış sürecinde halkın cehaletinden de faydalanarak kontrolden çıkan İngiliz, Fransız, Rus ve hattaYunan istihbarat servislerinin maddi imkanlarıyla neredeyse her kafadan bir fetvanın çıktığı dönemde, bazı dini yapılanmaları ve ibadet işlerini ıslah ederek düzene sokamadığımız için kurduğumuz Diyanet İşleri Başkanlığımız ile, din ve devlet işlerini birbirinden ayıramamış hatta din işlerini devlete bağlamıştık.

Belki de gerçek anlamda hiç laik olamamıştık!

Evet, devlet eliyle yazdırılan Kur’an-ı Kerim mealleri, doğru düzgün yetiştirilen vaiz, müezzin ve cami hocaları ile olması gereken seviyeye doğru önemli gayretler sarf edilmişti.

Yeni kurulan bir devletti, 5 yıllık kalkınma planları çerçevesinde her kurum her işletme, her bakanlık, önce hedefler belirliyor sonrada idealist bir şekilde adeta diğer kurumlarla yarışarak o hedefe varmak için tüm gücüyle çalışıyordu.

SEKA fabrikası gibi, demiryolları-kara yolları gibi, Çimento fabrikaları, TRT, Tekel ve Sümerbank gibi, TÜPRAŞ-PETKİM–Telekom gibi, bu örnekleri askeri ve akademik alanlarda yaşanan gelişmelerle gururla devam ettirebiliriz.

Ya sonra!

Her ülkenin takdirini kazandık, NATO’ya girdik, 2. Dünya savaşından öyle ya da böyle en az zararla sıyrıldık, yeni ticaret anlaşmaları yeniden toparlanmaya çalışan Avrupa ülkeleri vs.derken bir rahatlık bir rahatlık ki sormayın.

Siyasallaşan askerler, politikleşen akademisyenler, elindeki kalemi bırakıp silaha sarılan komünist öğrenciler ve karanlık yıllar.

İhtilaller, acı ve anti demokratik günler, çalışmayan fabrikalar, kurtarılmış üniversiteler, çöplüğe dönmüş şehirler, işi gücü siyaset olan pekçok asker ve kamu görevlileri, siyasilerin arpalık haline getirdiği binlerce işçi fazlası olduğu halde çalışmayan kamu iktisadi teşekkülleri.

Devalüasyonlar, krizler derken…

AK Parti iktidarıyla başlayan açılım, ıslahat ve reform dolu yıllar.

Kabul edelim veya etmeyelim belki de Türk siyasi tarihinin en kararlı, halkın en içinden “Tek Kişilik” siyasi hareketinin kendine has yöntemleri!

Herkese ön verildi, düzelmesi için fırsat verildi, açılımlar çalıştaylar vs. vs.

Sonra düzelen düzeldi,düzelmeyen ıslah edildi.

Asker kışlaya gönderildi, ilk önce ön verilen düzelmesi beklenen, sırtı sıvazlanan belki uslanırlar diye sabredilen siyasal PKK ‘ya ve siyasal cemaate haddi layıkıyla bildirildi.

Telekom, TÜPRAŞ, tekel ve çimento fabrikaları özelleştirildi, SEKA kapatıldı, neredeyse tüm kurumlara öyle yada böyle ya pansuman yapıldı yada sağlam bir neşter vuruldu.

Bir tek Diyanet İşleri Başkanlığına hiç dokunulmadı diyebiliriz.

Camilerde Cuma namazı sonrası toplanan paralar, cami derneğinin esnaftan ve yerel yönetimlerden aldıkları, dindaş ülkelerdeki mağdurlar için toplanan paralar, kurban derileri ile halkın hiç teveccühünü eksiltmediği tek kurum diyebiliriz.

Ama ne doğu illerimizdeki terör sorununa ne kanser gibi yavaş yavaş kendi dahil tüm kurumlarımıza sirayet eden cemaat yapılanmasına karşı, ne de siyasal ötekileşmeye karşı hiçbir çabası olmadı diyebiliriz ki Cumhurbaşkanımız da aynı hususa işaret etti.

Yaklaşık 120 bin çalışanıyla kişi başına düşen doktor , öğretmen ve bilim insanı sayısından fazla bir kurum.

Özelleştirme tabiri biraz haddini aşan bir tabir olabilir, ilahiyatçı olmadığım için haddim olmayan ama bir müslüman olarak hakkım olan bir konuda sorununa parmak basmak istiyorum.

Sadece kendi çalışanları ile yapılacak olası bir ankette, kurumsal güvenilirliği endişe verici boyutta az çıkabilme ihtimali olan bu kuruma hükümetimizin müdahale vaktinin çoktan geldiğini belirtmek isterim.

Devletimize ve milletimize maddi ve manevi yük olmayacak şekilde yeniden dizayn edilmesinin, siyaset dışında görevlerinin olduğunu hatırlatılmasının , en azından mesleklerinin kutsallıklarına zarar gelmesin diye her seçimde çok büyük çoğunluğu iktidar partisinden adaylıklar yaptıktan sonra mesleğe yükselerek geri dönme planlarının engellenmesinin hem kurumun saygınlığına , hem kurum personelinin güvenilirliğinin artmasına hem milletimize, hem de devletimize gereğinden fazla maddi ve bürokratik yük olmamaları adına çok faydalı olacağını düşünüyorum.

İnşallah sürçü lisan etmemişimdir.

Selam ve dua ile.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr