16 Aralık 2017 Cumartesi
Galip Ataman

Galip Ataman

galipataman41@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Başkan Hüseyin Üzülmez 'teleferik' sözünü tuttu

Galip Ataman

02 Ağustos 2017 tarihli yazısı

başkan üzülmez

Hüseyin Üzülmez’in, Kartepe Belediye Başkanı seçildiği 30 Mart 2014 tarihinden sonra yaptığı ilk açıklama, “Kartepe’yi Uluslararası Kongre Merkezi yapacağız” olmuştu.

2015 Aralık ayında “teleferik” müjdesi verirken “Derbent-Kuzu Yayla arası teleferik projesi ile turizm potansiyelimiz artacak” demişti.

Samanlı dağları zirvesinde KSO, KOTO, MÜSİAD, KASİAD, KATSİAD, MARKA yöneticileri ile Kartepe Belediye Başkanı Üzülmez’in “Uluslararası Kongre Merkezi” projesi o tarihlerde çok konuşuldu.

Ama ben böyle iddialı bir projenin hayata geçirilmesinin imkansız olduğunu yazmıştım.

Öyle de oldu. Tek bir toplantı ve açıklamanın ardından bir daha gündeme gelmedi.

Dünya’da teleferiği olmayan tek kış sporları merkezi Kartepe olduğunu sık sık gündeme taşımama rağmen Başkan Üzülmez’in “teleferik” projesine de inanmamıştım.

Ama Başkan Üzülmez “teleferiği” gerçekleştireceğine inanmıştı, Kartepelilere, Kocaelililere söz vermişti, dönüşü yoktu.

Ankara’da, özellikle Orman Bakanlığında bürokratların çıkarttığı, “olmaz” dediği zorluklar karşısında pes etmedi.

Arslanbey Belediyesi kurucu başkanı dayısı Hasan Yılmaz’ın 1984 seçimlerinde seçim beyannamesine yazdığı “teleferik” vaadini 41 yıl sonra hayata geçirmek konusunda kararlıydı.

Bakan Fikri Işık, Büyükşehşir Belediye başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve milletvekillerinden aldığı destek ile eleştirilere kulaklarını tıkadı, kamuoyuna açıkladığı “teleferik” projesini gerçekleştirmek için her yolu denedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım dahil çalmadık kapı bırakmadı.

 

TELEFERİK İZNİ TAMAM

Başkan Üzülmez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Görüştü

Hüseyin Başkan geçtiğimiz günlerde, Teleferik projesi Kartepe ilçemizin var olan vizyonunu daha ileri götürecektir. Bu yatırım, ilçemizde turizmin gelişmesine büyük katkı sağlayacak. Yaz ve kış aylarındaki turizm, ilçemizde daha canlı bir yaşamı beraberinde getirecek. Göreve gelir gelmez Teleferik Projesi için büyük çaba sarf ettik. Bu çabalarımızın sonucunda 50 yıllık teleferik hayali sona eriyor. Ağustos’ta ihaleye çıkıyoruz. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan gereken izinler alındı” açıklamasını yaptığında da yazıp yazmama konusunda kararsızdım.

Ama Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun son Kocaeli ziyaretinde

“Sayın Cumhurbaşkanımızın Kocaeli’ye ayrı bir sevgisi var. Kendileri sizlere selam ve muhabbetlerini iletti” cümleleri ile başlayan, “Kartepe’de 50 yıllık hayal olarak nitelendirilen Kuzuyayla Teleferik projesinin kesin iznini imzalıyorum” diyerek “izin belgesini” basın mensupları ile paylaşmasının ardından inandım.

bakan vali

Başkan Üzülmez “Kartepe Teleferik İzin Belgesi” imza törenine yurt dışında olduğundan katılamamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın müdahalesi ile her türlü engeli aşan, “imkansız” denilen “Kartepe Teleferik Projesi”nin en önemli belgesini alan Hüseyin Başkanı kutlamak için aradım.

Kartepe’nin 50 yıllık hayalinin gerçekleşmesinin önündeki en büyük engelin aşılmasından duyduğu mutluluğu paylaşırken, “Hocam, teleferik projesinde sona doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Buraya gelmek kolay olmadı. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız müdahil olmasaydı izin belgesi almamız zordu. Ağustos ayı içinde teleferik Projesinin Derbent-Kuzu Yayla arasında çalışacak birinci etabın ihalesine çıkacağız. Bir yıl içinde bize tahsis edilen 2 bin 500 metrekarelik alanda Kuzu Yayla’ya teleferik ile çıkan vatandaşların her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak tesisler kuracağız” dedi.

Teleferik izni kadar kendisini mutlu eden 33 yıl önce yaşadığı bire anısını, paylaşırken şu anısını anlattı, “Arslanbey Belediyesi kurucu Başkanı dayım Hasan Yılmaz’ın 1984 yılı seçimlerinde hazırladığı seçim beyannamesindeki teleferik vaadini ben yazmıştım. Dayımın 33 yıl önce vadettiği projeyi kimse hayata geçiremedi ama bana nasip oldu. O nedenle de teleferik projesinin hayata geçirilecek olması benim için önemli”.

Başkan Hüseyin Üzülmez “teleferik” sözünü tutarken vatandaşlar, Hikmetiye-Derbent’ten Kuzu Yayla Mesire Alanına çift yönlü üç halatlı, 90 kişilikli kabinlerle çıkacak.

Teleferik ile çıkarken çok sayıda ağaç türüne sahip ormanların üzerinden bir tarafta İzmit Körfezi diğer yanda Sapanca Gölü’nün panoramik görüntüsünü aynı anda izleyerek Samanlı Dağları'nın zirvesine ulaşılacak.

teleferik

Teleferik sözünü tüm engelleri yılmadan, yorulmadan, pes etmeden aşarak sona yaklaşan Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez’i kutluyorum.

Darısı; Seka Kamp Alanından kalkarak Sapanca Gölü üstünden Derbent’e ulaşacak teleferik projesinin ikinci etabına.

..................................................................................................

 

GAZETECİLERİN SANSASYONEL YAZISI KENDİSİNE ZARAR VERİR

Gazetecinin saygınlığı; yazdığı yazıların, yaptığı haberlerin doğruluğunu gösterir.

Gazetecinin güvenirliği; altına imzasını koyduğu yazı ya da haberin kim ve kimler tarafından verildiğine bağlıdır.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de ve Kocaeli’de bu böyledir.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunu sanan gazeteciler güven yitiriyor.

Kamuoyunda bilgi kirliliğine neden olan gazeteciler saygınlığını bitiriyor.

Yazdığı yazının doğruluğunu kendisinin değil de yalan olduğunu; suçlananların ispatlaması gerektiğini savunan gazeteciler “cirit” atıyor.

Gerçek, güncel olmayan, kamu yararı bulunmayan asparagas haberler, eskisi gibi okunmuyor, çöpe atılıyor.

Kaynak gösterilmeden masa başında kulaktan dolma bilgilerle yapılan sansasyonel haberler prim yapmıyor.

“korku, tehdit, ve şantaj” ile yapılan gazetecilik toplumda ve okur nezdinde büyük tepki alıyor.

Araştırarak, belgelerini koyarak gerçekleri yazan gazeteci sayısı azalıyor. Mahkemelerin tekzip kararı verdiği, yayın yasağı getirdiği yazılar ile mahkum ettiği gazeteci sayısı çoğalıyor.

Gazetecinin güven yitirdiği, saygınlığını kaybettiği, sansasyonel haberler ile prim yapacağını düşünen gazetecilerin meydanı boş bulduğu bir ortamda basın ve fikir özgürlüğünden bahsedilebilir mi?

Devlet sırlarını açıklayan, barışa, demokrasiye, özgürlüklere, birliğimize ve beraberliğimize zarar verecek yazılar yazan gazetecilerin masum olduğu söylenebilir mi?

Anayasa, yasalar, AİHM gerçek, güncel, kamu yararı bulunan, hakaret içermeyen haberlerin kamuoyu ile paylaşılmasını suç saymıyor.

Cebine sarı basın kartı taşıyan gazetecinin her istediğini yazma, kamuoyu ile paylaşma gibi bir görevi de lüksü de olmadığını söylüyor.

Aksine bu tür haberlerin “sarsıcı, incitici, yıpratıcı” olması gerektiğini savunuyor.

Son günlerde, “Marifet iltifata tabidir” diyerek yapılan güzellikleri kamuoyu ile paylaşmak yerine, sansasyonel haberler ile kendisini ispatlamaya ve belli çevrelere kabul ettirmeye çalışan gazetecilere yazanlara sıkça rastlar olduk.

“iddia, söylenti” ifadeler ile gerçeği yansıtmayan kulaktan dolma ya da “kurgu” haber ve yazılar o kadar çok arttı ki.

Özellikle, 15 Temmuz sonrası siyasilerin TBMM’de, demokrasi mitinglerinde, Yenikapı’da verdiği “Birlik, Beraberlik, Kardeşlik ve Barış” mesajlarını hazmedemeyip kabullenemeyenlerin “asparagas ve sansasyonel” haberler ile kamuoyunu yanıltan gazeteci sayısı her geçen gün güven yitiren medyaya zarar vermeye başladı.

Neymiş efendim,  dünya ve siyasi görüşü farklı AK Partili İbrahim Karaosmanoğlu ile CHP’li Hikmet Erenkaya düğüne neden birlikte gitmişmiş, neden aynı masa etrafında yan yana oturmuşmuş!

Farklı görüşteki insanlar bir araya gelip hal hatır soramazmış, konuşamazmış, sohbet edemezmiş, ülke sorunlarını tartışamazmış!

Bir araya gelirlerse gazetenin manşetinde yazdığı gibi, “CHP’yi karıştıran fotoğraf” verirlermiş!

Kim diyor? Belli değil.

Bir dönem İzmit ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan, milletvekili seçilen Hikmet Erenkaya’yı sevmeyen CHP’liler öyle söylüyormuş!

Hangi CHP’liler? Kimmiş o CHP’liler?

Gazetecilik sırrıymış! Gazeteci haber kaynağını açıklayamazmış!

Bitmedi. “Başkan İbrahim Karaosmanoğlu CHP’yi dizayn edecekmiş!”

Kim diyor? Söyleyen yok, sadece söylentiymiş!

Yapmayın Allah aşkına. Ne zamandan beri gazetecilik kaynağı belli olmayan “söylentileri” haber yapar, manşete taşır oldu?

“Bu söylentilere ben de inanmıyorum ama yazıyorum” cümlesine, açıklamasına ne demeli? 

Hem de pehlivan tefrikası gibi günlerce gazete manşetinde, köşe yazısında yer verilmesine!

Genç arkadaşlar, “AK Partili İbrahim Karaosmanoğlu ile CHP’li Hikmet Erenkaya dünya ve siyasi görüşleri farklı olmasına rağmen iki medeni insan gibi biraya gelip aynı masa etrafında yan yana oturup konuştular. Son dönemlerde özlemini duyduğumuz bu görüntüyü yaşatan Karaosmanoğlu ve Erenkaya’yı kutluyoruz” diyebilmiş olsalardı tepki değil övgü alırlardı.

Kocaeli’yi yönetmeye, “sansasyonel ve söylenti” haberler ile kendisini kabul ettirmeye çalışan gazeteci ve gazetenin yanlış bilgilendiren ilk yazısı değil.

Kocaeli Üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Dr. Bekir Çakır’ın akademik çevrelerin alışık olmadığı, etik ve nezaket kuralları bir kenara bırakarak, deyim yerinde ise “restleşerek” istifa edişini, “Bekir hocadan istifa dersleri” başlığı ile verilerek kamuoyu yanıltılmak istenmişti.

Anlıyorum; mevsim yaz, habercilerin manşet ve konu bulmakta zorlandığı bir dönem.

Ama Kocaeli gibi her gün bir bakanın ziyaret ettiği, açıklamalar yaptığı, önemli mesajlar verdiği bir ilde gazetecinin yazacağı onlarca haber, eleştirileceği yüzlerce konu varken “dedikodu ve söylentiler” manşete taşınıyorsa orada durmak, düşünmek, gerçek niyeti anlamaya çalışmak lazım.

Gazetecinin kendisini kabul ettirmesi, kişi ve kurumlar ile iletişim kurması, okurun beğenisini, haber kaynaklarının güvenini kazanmasının yolu ve yöntemi bu olmasa gerek!

Benimkisi birilerini eleştirmek, suçlamak değil.

Gazetecilikte iddialı olan, köşe yazısı yazan gençlere meslek büyüğü olarak küçük bir hatırlatmada bulunmak.

İsteyenin istediğini yazmakta özgür olduğu bir dünyada gazetelerin ve gazetecilerin ne yazacağına karar vermek gibi bir görevim olmadığı gibi haddime de değil.

 

 

*******************

 

TÜRK EĞİTİM SEN YÖNETİCİLERİ

RASİM HOCAYA HAKSIZLIK ETTİ

ikili

Türk Eğitim Sen üyesi okul müdürleri geçmişte Eğitim Bir Sen’in isteği doğrultusunda verilen “çakma puan” ile mağdur edilmişti.

O tarihlerde okul müdürlerinin yanlı, keyfi puanlarla itibarsızlaştırılarak öğretmen yapılmasını ben eleştirirken Türk Eğitim Sen çıkıp, üyelerine benim kadar sahip çıkmamıştı.

Ama Eğitim Bir Sen üyesi hakkında “taciz” iddiası ile soruşturma açılan ve görevden alınan bir okul müdürüne sahip çıkarak milli eğitim yönetimini eleştirmişti.

Önceki yıllarda onlarca üyesi müdürn öğretmen yapılmasına sessiz kalan Türk Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkan Vekili Feyzullah Divli yanına Yalçın Kanyılmaz’ı da alarak “Temmuz ayında milli eğitim mülakat değil, kapalı kapılar ardında müzakere yapmış. Mülakata girenlerin aldığı puanları tam liste halinde yayımlayamayacak kadar utanacağınız bu mülakat tarihe şerh düşülmüştür” demiş.

Bugüne kadar eğitimin kalitesini arttırmak, başarı çıtasını yükseltmek, öğretmenlere motivasyon kazandırmak, okullarda sosyal barışı sağlamak için en ufak çaba harcamayan Türk Eğitim Sen, “Türk Eğitim Sen olarak; ötekileştiren, ayrıştıran, dışlayan zihniyetle mücadelemize azim ve karalılıkla devam edeceğiz. Bu iş burada bitmeyecek, yapılan haksızlıların ve rezilliklerin hesabını öbür dünyaya bırakmayacak ve mutlaka bu dünyada soracağız. Milli eğitimimizi düşürdüğünüz bu acınası seviye, bir devlet geleneğine dönüştürdüğünüz hukuksuzluk ve vicdansızlık ve yandaşlığınızın doymak bilmez tamahkarlığıyla zalimce ötekileştirme” diyerek milli eğitimden hesap soracaklarını söylemiş.

Türk Eğitim Sen yöneticileri, milli eğitim il müdürü Fehmi Rasim Çelik’in hassasiyetini, önceki yıllarla kıyaslanmayacak kadar adil davranıldığını bilmiş olsaydı eleştirmek yerişne teşekkür ederdi.

Feyzullah hoca, bugün Kocaeli’nin en popüler ve başarılı okullarında görev yapan müdürler ile yargı kararı uygulanan Türk Eğitim Sen üyesi olduğunun farkında değil.

Kocaeli’yi diğer ilkler İle karıştırıp haksız saldırıda bulunanlar, ayırım yapıldığını söyleyenler keşke tercihlerin ve görevlendşirilmelerin yapılmasını beklemiş olsalardı.

Öyle anlaşılıyor ki, tüm okul müdürlüklerine Türk Eğitim sen üyeleri görevlendirilse “başka yok mu?” diyerek isyan ederler.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr