12 Aralık 2017 Salı
Galip Ataman

Galip Ataman

galipataman41@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Fikri Işık, yerel siyasete daha çok ağırlık verecek

Galip Ataman

26 Temmuz 2017 tarihli yazısı

fotoğraf

Son hükümet değişikliğinde Milli Savunma Bakanı Fikri Işık,Başbakan yardımcısı oldu.

AK Parti kurucularından olan, il başkanlığından başbakan yardımcılığına kadar verilen her görevi başarı ile yaptı.

Ama birileri ısrarla ve inatla milli savunma bakanlığından başbakan yardımcılığına getirilmesini eleştirdi.

Kimin ne dediği önemli değil. İnsanların ağzı çuval değil ki büzesin.

Başarıları görmeyenlerin gözlerinin önündeki perdeyi de kaldıracak değiliz.

Varsın birileri yapılanları görmek, anlatılanları duymak istemeyenler kıskançlıklarından çatlasın.

Sayın Işık’ın; dışarda ABD, Rusya, Almanya dahil komşular, içerde PKK ve 15 Temmuz 2016 sonrası FETÖ/PDY terör örgütü ile verdiği mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım takdir ederek milli savunma bakanlığından başbakan yardımcılığına atadı.

Sayın Fikri Işık’ın yeni görevinin terfi mi yoksa tenzil-i rütbe mi olduğunu söylemek için üstlendiği görevlere bakmak lazım.

Birincisi;İşte Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’a verilen görevler; MGK kararlarının takibi, reformların ve yatırımların koordinasyonu, RTÜK, Atatürk Dil ve Tarih Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu.

İkincisi;Milli Savunma Bakanı olarak MGK’na ve YAŞ’a katılan Sayın Işık, Başbakan Yardımcısı olarak da bu görevi sürdürecek.

Üçüncüsü;MGK kararlarının takibini üstlenerek asker-sivil ilişkisindeki çalışmaları devam ettirecek.

Dördüncüsü; Bilim Sanayi Teknoloji ve Milli Savunma Bakanlıklarındaki önemli yatırımlara imza attığı bilinen Sayın Işık, reformların ve yatırımların koordinasyonu ve izlenmesinden de sorumlu olacak.

Beşincisi; Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin reformların ve yatırımların koordinasyonu ve izlenmesi görevini yürütecek.

Altıncısı; Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un RTÜK ile ilgili çalışmaları izleyecek.

Yedincisi; Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in MGK ile görevlerini üstlendi.

Sekizincisi; Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın,Kocaeli’de haftanın 2 ya d 3 gününü geçirecek, yatırımları yerinde takip edecek zamanı olacak.

Dokuzuncusu;Siyaset ağırlıklı bir çalışmanın içinde ve 2019 seçimleri öncesi yerel siyasetin hep içinde olacak, birçok ile başbakan adına gidecek.

Onuncusu ve en önemlisi; 2011 yılında Kocaeli il başkan yardımcısı olarak başladığı aktif siyasette, 16 yıl aralıksız, kesintisiz siyasetin tüm kademelerinde ve hükümette görev alarak AK Parti’de bir elin 10 parmağını geçmeyen siyasetçiye nasip olan bir performans gösterdi.

 

*************

 

İMAM HATİPLERE İFTİRA ATAN BİR DEĞİL, BİN DEFA DÜŞÜNMELİ

Bu köşeden; masa başı kulaktan dolma, kes-kopyala yapıştır yöntemi ile dedikodu yazarak toplumda bilgi kirliliği yaratan gazetecileri ve gazeteleri zaman zaman eleştiriyorum.

Gazetecilik meslek ilkelerini ve etik kuralları bir kenara bırakarak hiç bir belge ve kanıta dayanmayan bilgiler ile kişileri karalayan tamamen iftira haber yapanlara tepki gösterdim.

Ama hiçbir zaman Güngör Arslan’ın internet sitesinde yayınlanan “İmam Hatip’in Bahçesinde Seviştiler” haberine gösterdiğim tepkiyi hiçbir habere göstermedim.

Bir dönem Kocaeli’yi yönetmeye soyunan, 15 Temmuz’da FETÖ/PDY terör örgütünün kalkıştığı darbe girişimi sonrası sert kayaya toslayan Güngör Arslan’ın İmam Hatipleri ve mezunlarını itibarsızlaştırmaya yönelik yazı, kamuoyundan aldığı kadar tepki almadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Ankara Valisi Ercan Topaca, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoığlu gibi tanıdık isimlerin yanı sıra aralarında bakanlar, üst düzey bürokratlar, siyasiler, rektörlerin de bulunduğu çok sayıda imam hatip lisesi mezunu ülkeyi yönetirken itibarsızlaştırma kampanyası başlatmak kimseye bir şey kazandırmaz.

Aksine çok şey kaybettirir.

Okulların kapalı olduğu, öğrencilerin tatile çıktığı bir dönemde Çayırova’da bir okulda çekilen görüntülerin Gebze’de imam hatip lisesindeymiş gibi okura sunulması ne gazetecilikle ne habercilikle ne insanlıkla bağdaşıyor.

Okuyunca üzüldüm ama yazının yayınlandığı internet sitesinin hangi amaçla yayına verdiğini bildiğimden fazla önemsemedim.

Haberde okuldan bahsediliyor olması nedeniyle milli eğitim il müdürü Fehmi Rasim Çelik’i aradım.

Rasim hoca, gerçekleri yansıtmayan, tamamen hayal ve iftira dolu böyle bir haber yapılmasına tepkiliydi.

Konunun araştırılması, çekimlerin kimler tarafından ne zaman kayıt edildiğini belirmek üzere soruşturma başlattıklarını söylerken öfkeliydi.

İmam Hatip Lisesi mezunu olan Başkan İbrahim Karaosmanoğlu da bu siteyi okumadığını, yapılan haberciliğin etik olmadığını söyledi.

İbrahim Başkan, bu tür haberlerin ifşa edilmesinin habercilik olmadığına dikkat çekti.

“İmam Hatip Liselerinden böyle adamlar çıkmaz” dedi.

 

Çok sayıda dostla konuştum. Hepsi Güngör Arslan’ın sitesini ve o haberi okumadıklarını, okunacak değerde bulmadıklarını anlattılar.

Asparagas, iftira, şantaj içeren, meydan okuyan yayınlar yapan bu tür sitelere ne yazık ki sahip çıkan kol kanat geren kişi ve kurumlar da var.

Basın ve fikir özgürlüğünü savunduklarını söyleyen ama basın özgürlüğü ve etik kurallar i,le ilgili en ufak bir ilişkisi olmayan haberlerin yayınlandığı sitenin sahibini koruyanlar da var.

Gazeteciliğin olmazsa olmazı güncel, gerçek, kamu yararı ve masuniyet karinesi gibi kuralların hiç birisi olmayan bu tür haberlerin hala okunuyor olması,

Türkiye’de okurların eğitim, kültür, sosyal ve ekonomik düzeyini, gösteriyor.

Nu son haber, mesleklerin ve kurumların güven sıralamasında gazetelerin ve gazetecilerin neden sonlarda yer aldığının bence en önemli kanıtı.

 

*********************

 

EĞİTİM BİR SEN’İN ‘GAZINA’

GELDİ, KOLTUĞU KAYBETTİ

makam koltuğu (1)

Eğitim sendikalarının rekabeti, üye kaydetme yarışı, temsilcilikleri ele geçirme hırsı her derecedeki eğitim kurumuna zarar veriyor.

Okulları ve kurumları yönetme hevesi ise sosyal barışın bozulmasına neden oluyor.

AK Parti’nin “arka bahçesi” olduğu iddia edilen Eğitim Bir Sen’in son olarak, özgür ve özerk olması Anayasa ile teminat altına alınan Kocaeli Üniversitesi’ni yönetmeye, daire başkanlarını atamaya kalkarak gösterdi.

Son günlerde sun’i gündem oluşturarak üniversitede yarattığı huzursuzluk ile sosyal barışı bozan rektör yardımcısı Prof. Dr. Bekir Çakır’ın tutarsız, gereksiz, etik olmayan açıklamalarını ibretle ve üzülerek takip ediyorum.

Üniversiteyi ve yönetimini 1 Aralık 2014 tarihinden buyana izliyor, zaman zaman yanlışları eleştiriyorum.

Bekir hocanın “istifası” ile ilgili herkes yazdı. Bekir hocaya methiyeler düzdü. Sonucu bekledim, gerçekleri öğrendim ve yazmaya karar verdim.

Eğitim Bir Sen’in KOÜ yönetimine son müdahalesi değil.

Denizcilik MYO sekreterinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü küçük düşüren yazısı, KOÜ öğrenci konsey başkan seçimindeki müdahalesi ve son olarak rektör yardımcısı Prof. Dr. Bekir Çakır’ı daire başkanı atamasında öne sürmesi olayları gibi.

Bekir hocanın bir haftadır “istifa etti mi etmedi mi?” sorusunun cevabı aranırken olay tamamen rektörün tasarrufunda olan bir konu.

Bekir hocanın üzerine vazife olmayan bir konuyu, KOÜ yönetim kurulu ve Kocaeli gündemine taşımasını anlayabilmiş değilim.

Bir rektör yardımcısına, akademisyene yakışmayan sosyal medya paylaşımlarını etik bulmuyorum.

Bekir hoca, ortalığı hocalığa dönmek isteyebilir, bunun yolu Eğitim Bir Sen’i arkasına alarak “Personel daire başkanlığına Semra Ayçiçek’i istemiyorum” diyerek rektöre rest çekmek olmamalıydı.

2 yıl 8 ay oturduğu rektör yardımcılığı koltuğunun boş fotoğrafını çekerek sosyal medyada paylaşan Bekir hocanın referansta bulunan siyasileri ve atamasını imzalayan sadettin hocayı yok sayarak “şov” yapması devlet terbiyesinden yoksun olduğunu, etik kuralları ve usulleri bilmediğini gösteriyor.

İstifa etme kararı alan Bekir hoca, önce AK Parti’de kendisine referans olan büyüğüne bilgi verir, rektöre teşekkür eder ayrılırdı.

Milli eğitime bağlı okullara istediği yöneticileri atamayı başaramayan Eğitim Bir Sen, Kocaeli Üniversitesi’nde de amacına ulaşamayarak “gol” yedi.

Dikkatimi çeken Bekir hocanın, istifa gerekçesini ayrıntıları ile açıklamaması.

O susuyor, Eğitim Bir Sen açıklama yapmıyor ama ben söyleyeyim;

Yetki ve sorumluluk tamamen Rektör Prof. Dr. Sadettin Hülagü’ye ait olan KOÜ personel daire başkanlığına atanan Semra Ayçiçek’in öğretmen eşi Türk Eğitim Sen üyesi imiş.Yapmayın Allah aşkına!

Eşi Türk Eğitim sen üyesi olan Semra Ayçiçek, KOÜ yönetim kurulunda yapılan gizli oylamada 17 üyenin “evet”, aralarında Bekir Çakır’ın da bulunduğu 3 üye “hayır” demiş.

Bekir hoca belli ki, istifa ettiği rektör yardımcılığı kadrosunun rektöre ait olduğunu, diğer birimler gibi YÖK’ün onayı olmadığını bilmiyor.

Bana göre Bekir hoca bu son gereksiz ve yersiz çıkışı ile yalnız rektör yardımcılığını değil, aklından geçirdiği 2018’de rektörlüğü, hayalini kurduğu 2019 milletvekilliği hayalini de kaybetti.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr