24 Ekim 2017 Salı
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Adalet yürüyüşü

Mevlüt Soysal

11 Temmuz 2017 tarihli yazısı

İki adet korkumun gerçekleşmemesi beni fazlaca sevindirdi.

Bir: Provokasyon…

İki: Suçluları aklayacak bir dilin kullanılması…

Bir kişinin burnu kanamadan sonuçlanan yürüyüş ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmada 15 Temmuz’da bir darbe girişiminin yaşandığını ve suçlularla hesaplaşmada sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ifade etmesi miting açısından olumlu bir durumdu.

Diğer yandan alana sadece “adalet” pankartları, Türk bayrakları ve Atatürk fotoğraflarıyla girilmesine izin verilmesi, mitingle ilgili “Terör örgütleri destek verecek” iddialarını boşar çıkarttı.

Yenikapı’daki kırmızı-beyaz tonlar Maltepe’de de vardı.

***

Adalet yürüyüşü başlamadan önce yönelttiğim “Beş benzemez bu kitle referandumun ardından nasıl birlikte hareket edecek?” şeklindeki bir soruyu şu şekilde yanıtlamıştım:

“Bu kitlelerin tamamının ‘adalet özlemi’ olduğundan ‘adalet’ başlığı bu kitleleri asgari ölçekte aynı çatı altına sokabilir.

Malum, yakalarındaki CHP rozetiyle hapishanelere giriyor artık CHP’liler; muhalif MHP’liler ‘yargı kontrolü’ ile kurultay yapamıyor; HDP’liler kendilerine olan baskının zirvede olduğunu ifade ediyor; merkez sağ ve milli görüş siyasetinin önü tıkanıyor.

Diyeceğim:

Geniş bir kitle, siyasal yollarının doğal olmayan yollarla kesildiğini ifade ediyor.

Bu yüzden bu kitlelerin ‘adalet özlemleri’ne saygı duymak gerek.”

***

Diğer yandan yürüyüş öncesi yönelttiğim bazı soruların CHP açısından da olumlu sonuçlandığını görüyorum:

“Hayır’ bloğunun temeli ve kolonları kuşkusuz ki CHP…

Bu yüzden toplum, farklı kesimler arasındaki ‘yapıştırıcı’ görevini CHP’nin yapmasını arzu ediyor.

CHP’nin dezavantajı elbette ki var.

Toplum, Türkiye’nin dününde yapılan tüm hataları CHP’nin sırtına bindiriyor. Türkiye’nin doksan dört yıllık tarihinde CHP’nin her dönem var olması, bu güçlü siyasal yapıyı kendisine bol bol ‘düşman üretmiş’ hale getiriyor.

Fakat bir de avantajı var:

CHP bu ülkenin kurucusu…

Emperyalizm 15 Temmuz’da ‘işgal edilmiş bir Türkiye’ arzularken, buna karşı koyuşun adı, yani ‘bağımsızlık’ olgusu Atatürk’ün ilkelerinden…

Sınırlarımızdaki savaşların temeli dinsel ve mezhepsel durumlar iken, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘laiklik’ ilkesi dünden daha fazla kişi tarafından algılanmış durumda…

Şu net ki;

Bugün Türkiye, kurucu felsefeyi daha fazla sahipleniyor. Dünya ve ülke kaosu yaşarken, bizim kurucu değerlerimizin bir elmas gibi eşsiz olduğu fark ediliyor.

Peki, CHP, dünden ve bugünkü gücünden kaynaklı bu sorumluluğunu yerine getirecek mi?

Bu sorumluluğu yerine getirmek için neler yapmalı?

Elbette şunu söylemeliyiz:

Farklı kesimlerin adalet özlemlerini siyasi partiden öte bir ‘çatı örgüt’ gibi dile getirebilmek…

Yani, bir merkez sağcının da sesi olabilmek; bir ülkücünün de… Aynı şekilde bir İslamcının arzularını da sunabilmek…

Lafla ya da yazıyla bunları ortaya koyabilmek elbette kolay…

Peki, hayata geçirebilmek…

Bu sağlanabilecek mi?”

***

Yanıtımı yürüyüş sonunda vermek için uzun süre bekledim.

Evet, bunu sağladı CHP…

Bu barışçıl ve hedefe uygun yürüyüş nedeniyle kendilerini tebrik ederim.

 

 

………………….

 

 

Toptancı dil

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun toptancı dili biraz rahatsız edici…

Örneğin, “Hapisteki gazeteciler için yürüdük” diyor.

Elbette sırf gazetecilik yaptıkları için tutuklu olanlar var. Fakat bir de FETÖ’nün  “medya ayağı”nın temsilcileri var.

Onlar gazeteci değil…

Onlar, Balyoz ve Ergenekon’da vatansever asker ve aydınlar için “darbeci” algısı yaratmak için görev yaptı.

Onlar, Balyoz ve Ergenekon’da “sahte belge üretim tesisleri”nde genel yayın yönetmenliği ve yazarlık görevi üstlendi.

İsimleri tek tek zikretmeye gerek yok.

Evet, hapiste gazeteciler var.

Ama hapiste terör örgütünün medya ayağının temsilcileri de var.

 

……………………….

 

Adalet yürüyüşüne

soğuk mu baktım?

 

Çokça sordular:

Yürüyüşe neden soğuk bakıyorsun?

Yanıtladım:

Özü itibariyle yürüyüşe soğuk bakmıyorum.

Bu yürüyüşün “hayır” bileşenlerini motive etmek adına önemli bir eylem olduğunu düşünüyorum.

Ama şu da var:

Türkiye emperyalizmin hedefinde olan bir ülke… Amaç ne? Suriye’den sonra Türkiye’nin de karışması ve sıranın İran’a gelmesi… Böylelikle Ortadoğu’da dikensiz gül bahçesi yaratılması… 15 Temmuz işgal girişiminin zirve yapmış haliydi… Fakat film sürüyor.

***

Yürüyüşle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Dünyaya sesleniyorum” diye söze başlaması beni üzdü.

Kim o dünya?

Emperyalizm…

Kim o dünya?

Sahte belgeler ve sahte yargılamalarla ülkeleri fakirleştiren sömürgeci güçler…

ABD…

NATO…

CIA…

İsrail…

Bunların amacının “demokrasi” olduğunu söyleyenin aklından şüphe ederim.

***

İşte Kılıçdaroğlu’nun bu çığlığının, Türkiye ve İran’ın parçalanması için avuçlarını ovuşturan emperyalizmin işine geleceğini düşündüm.

Bu durum “Yürüyüş iyi ama…” girişli cümleler kurmama sebebiyet verdi. 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ