23 Ağustos 2017 Çarşamba
Melek Engin Aktemur

Melek Engin Aktemur

aktemurmelek@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Gıda Terörü Durdurulmalı

Melek Engin Aktemur

06 Temmuz 2017 tarihli yazısı

Yağışlı ve serin geçen Ramazan ayından sonra mevsim normallerinin üzerinde seyreden aşırı sıcaklar bunaltmaya  devam ediyor. Buna bir de Kocaeli'nin nemli havası eklendiğinde durum daha da sıkıcı bir hal alıyor.

 Türkiye'nin coğrafi yapısı nedeniyle  gün içerisinde dört mevsimi bir arada yaşayabilen nadir ülkelerden biriyiz . Karadeniz Bölgesi'nde yazların serin geçmesi Ege,Güney ve Güneydoğu da ise çok sıcak geçmesi coğrafi yapısından ileri gelmektedir. Bu değişik iklim şartları toplumun yaşamına etkilemekte sosyal hayat ve düzen buna göre işlemektedir. Akdeniz ve Ege'de meyve sebze ağırlıklı bir ziraat yapılırken Doğu bölgelerimiz de hayvan besiciliği öne çıkmakta, orta Anadolu'nun karasal iklimi ise tarım ürünlerini yetişmesi için uygundur.

 Marmara bölgesinin Ilıman iklimi bağ bahçe yapımına uygun olmasına rağmen bölgenin hızlı sanayileşmesi bu olguyu tersine döndürmüştür

Yemyeşil elma armut üzüm bağları kat karşılığında satılarak gözü ve gönlü yoran beton yığınlarına dönmektedir

 Avrupa ülkelerinde  Ziraat ve tarıma uygun toprakların bir karışının bile değerlendirildiğini biliyoruz..Bizde ise buna hiç önem verilmiyor, yeni yerleşim yerleri olacaksa bunun yeri verimli ziraat alanları olmamalı. Bu konuda yetkili makamlara görev düşmektedir. Plansız bir yapılanmanın ne gibi sonuçlar doğuracağı ön görülmeli.Gelecek nesiller için ivedilikle önlem alınmalıdır

Dünyada kendi başına yetebilecek ender ülkelerden biri olmamıza rağmen izlenen yanlış politikalar nedeniyle ithal ürünler kullanıyoruz Oysa bu ülkede her şey yetiştirilebilir ithal değil ihraç edilebilir. Buna bizim elimizde topraklarımız müsaittir. Doğru politika ve teşviklerle insanımız yeniden toprakla buluşturulmalı ve olmamız gereken yere gelmeliyiz.

 Doğuda hayvancılık teşvik edilmeli, yöre halkı bu konuda istihdam edilmelidir .Kendi yerinde yurdunda geçimini sağlayabilmeli ve büyük şehirlere göçü düşünmemelidir.

Gıda ve Tarım Bakanlığı'na bu konuda önemli görevler düşüyor. Umarım bir vatandaşın düşündüklerinden çok daha fazlasını düşünürler ve gerekli uygulamalara geçerler. Türkiye vatandaşı olarak bizler kendi yetiştirdiğimiz ürünleri tüketmek istiyoruz. Sağlıklı beslenmek sağlıklı yaşamak her insanın hakkıdır.Bu hakkı sağlamak ise büyük ölçüde devletin politikası dahilindedir. Gıda Terörüne dur  diyecek ve bu konu ile ilgili önlem alacak olan tek Merci Gıda ve Tarım Bakanlığıdır.

 Sıcaklardan bunu aldığımızdan bahsederken şu konuya da temas etmeden geçemeyeceğim.

 İnsan sağlığı için doğal ve katkısız yiyecek , içecekler ve giyecekler  çok önemli .Bu türden gıda  ve giysi bulmak günümüzde  hakikaten çok zor. Hormonlu sebze meyveler, tavuk, yumurta, et hemen her üründe katkı maddesi var. Bu durumda ne yapacağını şaşıran vatandaşın sesine kulak vermeli Gıda ve Tarım Bakanlığı.

Giysi konusuna gelirsek doğal pamuktan üretilmiş ürünleri bulamıyor ya da fahiş fiyattan dolayı alamıyoruz. Dolayısıyla sentetik karışımlı ürünleri alıyor ve bunları içinde sıcağı daha fazla hissediyor ve tabiri caizse Terden boğuluyoruz. Şimdi soruyorum Çukurova'da yetiştirilen pamuklardan imal edilen ürünler iç piyasaya sunulmadan ihraç mı ediliyor? ihraç etmek Ülke ekonomisi için olumlu bir gelir kaynağıdır, ama kendi insanımızın da bu nimetlerin faydalanması gerekmez mi? öncelik sırası kendi vatandaşımıza verilmeli değil mi?

 Pamuk üretimi yeterli ölçüde değilse konu iyileştirilecek ve teşvik edecek olan yine Gıda ve Tarım Bakanlığıdır. Vatandaşın sağlıklı Gıda ürünlerine kavuşması için bu merciye çok iş düşüyor. Yıllardır uygulanan yanlış politikalar sonucu verimli topraklarımız verimsiz leşmiş durumdadır

Yerli tohumumuz kalmamış hibrit tohumlarla GDO lü ürünler üretilerek halkın sağlığıyla oynanmaktadır. Bütün bunlar daha çok ürün elde etmek daha çok para kazanmak için yapılmaktadır .

Unutulmamalıdır ki hayatta en önemli şey sağlıktır. Sağlıksız bir yaşamda paranın  hiçbir önemi yoktur. Ayrıca bu önemli bir kul hakkıdır da. Her insanın bu dünya hayatında insanca ağlıklı ve huzurlu yaşama hakkı vardır. Bu hak birilerinin cebi dolsun diye ihlal edilmemeli.  Aksi durumda vebali bu dünyada da ahirette de  büyük olacaktır. İnancımız ve değerlerimiz bize bu konuda yol göstermek ve birbirimizden sorumlu olduğumuzu hatırlatmaktadır.

 Efendim  konu geniş kapsamlı .söylenecek yazılacak çok şey var ama biz bu  kadarıyla yetinelim. Meramını anlatabildiysem  ne mutlu bana. .Sesimi birilerine duyurabilirsem  ne ala.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
kafkas bbs inşaat AYYILDIZ eskar Gökhan Otel Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Başiskele Sigorta cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ Ford