16 Aralık 2017 Cumartesi
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Muhtarlık seçimleri ve CHP

Mevlüt Soysal

06 Haziran 2017 tarihli yazısı

2007 seçimlerine birkaç ay kala dönemin AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, onlarca muhtara AK Parti rozeti takmış ve “Seçimlere katkısı en büyük olan birimler muhtarlıklardır” minvalinde bir de cümle kullanmıştı.

O güne kadar muhtarlar gözümde birer “tarafsızlık” sembolüydü.

Mahallenin ağabeyi, ablalarıydı onlar… Siyasi partileri ne olursa olsun herkese eşit yaklaşan mahalle ombudsmanlarıydı.

Kandıra’daki yerel seçimleri iyi inceleyenler bilir… 

2004 seçimlerine kadar sağ ve solun dengeli olduğu Kandıra’da siyasi demografi 2007’den sonra değişti.

Kandıra, sadece Kandıra’dan ibaret değildir.

İzmit’i, Derince’yi, hatta Gebze’yi etkiler…

Etkiledi de… AK Parti oylarını her seçimde daha da artırdı.

Elbette burada kastım, “2007’de Nihat Ergün 50 küsur muhtara rozet taktı ve kentteki siyasal süreç değişti” demek değil. Bu ifade fazlasıyla zorlama olur. Fakat şunu ifade edebilirim: AK Parti, “muhtarlık ve oy” ilişkisini fark etmesiyle birlikte halka daha kolay ulaştı. Halkın sorunlarını ve taleplerini daha iyi anladı. Bugün de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkede en fazla değer verdiği kitlenin muhtarlar olması, kuşkusuz ki pragmatik bir yaklaşım ve oy odaklı…

***

CHP’den İzmit Belediye Başkan Adaylığı düşünen bir ağabeyim, geçtiğimiz aylarda yaptığımız sohbette çalışmalarını üçe ayırdığını söylemişti.

Bir: Bireysel çalışmalar…

İki: Parti çalışmaları…

Üç: Muhtarlarla ortak çalışmalar…

Tabii ki, konumuz üçüncü madde… Bu ağabeyim, partiye yakın muhtarlar sayesinde mahalledeki düğünler ve cenazeleri atlamıyor, CHP’li muhtarlar tarafından kendisi için düzenlenen etkinliklerde halkla yakın diyaloga geçiyordu.

Bilindiği gibi örgütsel çalışmalarda diyalog kurulan kitle partililer olurken, muhtarların yaptığı çalışmalarda tüm kesimlere ulaşılıyor.

***

Tahmin edeceğiniz gibi konuyu getireceğim nokta, önceki günkü muhtarlık seçimleri ve CHP’li seçmenin yoğun olduğu Orhan Mahallesi’nde AK Partili bir ismin seçim kazanması…

Evet, AK Parti öncesinde olduğu gibi muhtarların siyasi partilerinin önemsenmediği bir dönemi yaşasak, kuşkusuz ki kimin kazandığının siyasal bir getirisi olmaz.

Fakat dönem farklı…

Artık muhtarlar politize ve İzmit gibi çok az oy farkla seçimlerin kaderinin değiştiği bölgelerde bir muhtarlık İzmit’i bambaşka bir yarınlara ulaştırabilir.

***

Peki, nasıl oldu?

AK Partili aday AK Parti oylarının tamamını alırken, CHP’li aday CHP oylarının yarısını bile alamadı.

AK Partili aday “evet” diyenlerin tamamının oyunu alırken, CHP’li aday “hayır” diyenlerin üçte birinin dahi oyunu alamadı.

Bunu şöyle ifade edebiliriz:

CHP örgütleri, olayın ciddiyetini seçmene yeteri kadar ulaştıramamış. Ya da CHP için kronikleşen “hizip hastalığı” bu seçimde de etkisini göstermiş. CHP yönetimleri gibi CHP seçmeni de muhtarlık seçimlerinin önemini kavrayamamış.

Kısaca… CHP en küçük sandıktan en büyük sandığa kadar, seçim süreci yönetme konusunda başarısız.

Peki, seçmen?

Seçmen de her zaman olduğu gibi kaygısız.

 

……………………

 

Kefillik ya da düşmanlık

 

Bir siyasi ile ilgili ortaya atılan iddiaların ardından bir kesimin “koşulsuz” savunma, bir kesimin de “koşulsuz” karalama tarafında yer aldığını görünce düşünmeden edemiyorum:

Ortada FETÖ adında bir örgüt var…

Bu örgütün üyeleri “ajan” eğitimi almış…

Yani, hepsi farklı farklı karakterde… Dindar olarak karşınıza çıkabilir; aynı şekilde bir Atatürkçü, bir solcu, bir liberal…

Ortada “var oluş” şekilleri “gizlenme” üzerine kurulan bir terör örgütü bulunurken başta gazeteciler olmak üzere sağda solda sözü dinlenen insanlar nasıl bu kadar “net” olabiliyorlar?

Nasıl, soru işaretsiz bir şekilde bir belediye başkanının FETÖ’cü olduğunu ifade ederlerken bir başkasının da “temiz-ak” olduğunu söylüyorlar?

***

Düşünün ki en ince detayına kadar yapılan araştırmaların ardından Cumhurbaşkanlığı’na bir yaver atanıyor; yani, Türkiye’nin en tepesindeki isme en yakın kişi…

Görüyoruz ki o yaver terör örgütü üyesi çıkıyor…

Aynı şekilde, Genelkurmay Başkanı’nın yaveri FETÖ’cü çıkıyor.

Benzeri… Milli Savunma Bakanı’nın özel kalemi bu örgüte mensup çıkıyor.

Yani devletin en üst kademelerindekiler bile bu örgüt üyelerini “tanıma” noktasında başarısız iken, elinde tek bir belge olmayanlar, bir belediye başkanı ya da bir milletvekillini baş başa oldukları birkaç buluşma ile tanıyanlar, nasıl olup da bu kişileri aklıyorlar ya da karalıyorlar?

***

Sadece kendinden sorumlu değildir insan…

Birine kefil mi?

Evet, ondan da sorumludur.

Birine düşman mı?

Evet, ondan da sorumludur.

Bu yüzdendir ki, koşulsuz kefil olmalar ve koşulsuz karalamalar, bizleri doğru sonuca ulaştırmayabilir.

Çünkü örgütün var oluş ve çalışma şekli “gizlenme”…

Bu yüzden herkes, “kefil” ya da “düşman” olacağı isimler konusunda daha hassas olmalıdır. Hele de ortada böyle bir terör örgütü varken…

Gizlenen ve kendini başka başka renklerde tanıtan bir örgüt… 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr