17 Ekim 2017 Salı
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Erdoğan’dan neyi bekledim?

Mevlüt Soysal

23 Mayıs 2017 tarihli yazısı

Belki de romantik bir beklenti bu…

Televizyonun karşısına merakla geçtiğimde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğdan’dan dış politikada, sınırlarlarımızdaki savaşlarda, terörler mücadelede ya da ekonomide restorasyon beklediğim gibi sosyal meselelerde de bir bakış açısı farklılığı bekliyorum.

Mesela şu sözler:

“Türkiye’de dün nasıl bir kesim kendini öteki hissettiyse, bugün de tıpkı dünkü gibi kendini dışlanmış hissedenler, yaşam tarzına baskı olduğunu düşünenler var. Biz politikalarımızda buna neden olacak bir girişimde bulunmasak da, belki de siyasal geleneğimiz böyle bir durumun oluşmasına sebebiyet veriyor olabilir. Bundan sonraki süreçte, 80 milyonun bir ve beraber olduğunu kanıtlamak, oluşan algıları yerle bir etmek için elimizden geleni yapmalıyız.”

Bu sözler sadece kendini “öteki” hissedenler için mi gerekli?

Hayır…

Bu sözler ve sözlerin hayata geçmesi AK Parti için de büyük ehemmiyet taşıyor.

Gerçek ortada çünkü:

Ekonomiden de, dış politikadan da önemli bu ayrışma…

***

Malum her seçim dönemi önümüze konan renkli haritalar yardımıyla illerde en çok oyu alan siyasi partileri ya da yapılan referandum ise hangi bölgelerde daha çok “evet” ya da daha çok “hayır” çıktığını anlarız.

Fark ettiniz mi?

Son referandumda fiili bir federasyon algısını yaratacak bir harita ortaya çıktı.

İzmir’de yüzde 80’lere ulaşan “Tayyip Erdoğan’a hayır” hayır diyenleri memnun ettiği gibi Konya’da yüzde 80’lere ulaşan “evet” de evet diyenleri memnun etti.

Ben mi?

İki sonuçtan da rahatsız oldum.

Ülkesini seven bir Türk vatandaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na olan bu aşırı karşıtlık ve bu aşırı yandaşlık ortaya kimlik politikalarının getirdiği bir “körlük” hali koyduğunu gördüm.

Çünkü;

İzmir, “Erdoğan bizim yaşam tarzımıza müdahale ettiği için ‘hayır’ diyoruz” derken, Konya, “Erdoğan bizim yaşam tarzımızdan olduğu için ‘evet’ diyoruz” dedi.

Peki, sağlıktaki yatırımlar…

Peki, 50 mevcuttan 30’a düşen sınıflar…

Peki, tıpkı Atatürk döneminde olduğu gibi raylı sistem hamlesi…

Peki, Türkiye’yi donatan duble yollar…

Türk halkı siyasal tercihini ortaya koyarken yapılanları ya da yapılmayanları masaya yatırmak yerine neden yaşam tarzlarını öncelik kabul ediyor?

Ve bu durum, kime zarar veriyor?

Evet, öncelikle AK Parti’ye…

***

Evet, gerçekten 21 Mayıs günü öğleden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bir “sosyal restorasyon” hamlesi bekledim.

Çünkü bildim;

Bu hamle en çok kendisine fayda sağlar ve yaptığı hamleler insanların kimliklerini bir kenara bırakıp politikaya “proje ve program” özelinde bakmasına sebebiyet verir.

Bunu en iyi bilen Erdoğan…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken onu hapishaneye uğurlayan solcular da vardı.  

***

Belki de romantik bir beklenti bu…

Ama bekledim…

Türkiye birkaç yıldır emperyalizmin bölüp parçalamaya çalıştığı bir ülke iken sömürücü güçlere en büyük karşılığı bir ve beraber olarak verebilirdik.

Nitekim kanıtıydı bunun 15 Temmuz…

Peki, 15 Temmuz bir günlük bir eylem miydi?

Sınırlarımız değişmediyse;

Jeopolitik konumumuz farklılaşmadıysa;

Dış politikadaki tavrımız farklılık kazanmadıysa;

15 Temmuz öncesi olduğu gibi, bugün de emperyalizmin hedefinde bir Türkiye var.

Kısaca, 15 Temmuz İşgal Girişimi’ni hazırlayan şartlar değişmiş değil.

***

İşte bundan…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Siyasal geleneğimiz sebebiyle ülkemde dışlandığını düşünenler olabilir. Eğer böyle bir algı varsa buna son vereceğiz” demesini istedim.

Demedi…

Peki, bundan sonrası?

Erdoğan’ın parti içindeki küfürbazlar, önüne gelenleri hedef gösterenler ve kraldan çok kralcılar yerine aklıselim olanları dinleyeceğini ve farklı yaşam tarzındaki kesimlerin taleplerini dikkate alacağına inanıyorum.

erdoğan

 

…………………

 

Kitap Fuarı’nı güzelleştiren kitle

 

Kitap Fuarı’nı iki açıdan da değerlendirme şansına sahibim.
Bir: Kitapsever bir vatandaş…

İki: Yazar…

Fakat kamuoyundaki “Büyükşehir Belediyesi taşıma yaparak fuarı kalabalık göstermeye çalışıyor” eleştirilerine en iyi yanıtı, Kitap Fuarı’na yayınevi gelmiş bir yazar olarak verebilirim ve şunu derim:

Biz genç yazarlara en büyük ilgi, Büyükşehir Belediyesi’nin öğrencileri ve vatandaşları taşımasıyla gerçekleşiyor.

Neden mi?

Çünkü kitap fuarına gelen iki kitle var.

Bir: Okuyan ve ne alacağını bilen kitle…

Bu kitle elindeki kitapçığa bakıyor ve gideceği yayınevlerini belirliyor. Bu kesim fuarda geçirdiği süre boyunca belirlediği yayınevlerine gidiyor ve bunlara birkaç da sahaf ekliyor.

Açıkçası ben de kitap fuarlarına gittiğimde bunu yapıyorum. Bildiğim yayınevleri dışındaki yayınevlerini görmüyorum bile.

İki: Daha az okuyan ve gezmek için fuara gelen “taşıma” kitle…

Bu kitle “yayınevleri konusundaki muhafazakar” kitleden çok farklı… Her yayınevine gidiyorlar, her yazarla ilgili bilgi almaya çalışıyorlar ve gerçekten kitap satın alıyorlar.

Örneğin ben özellikle öğrencilerin geleceği saatlerde fuara gitmeye çalıştım.

Çünkü o “taşıma” denilen kitle, “Burada yazar var” diyerek yanıma koştu.

Sadece ben değil…

Az tanına tüm yazarlar için böyle…

Diyeceğim:

Taşıma kitlenin fuara ve yayınevlerine katkısı daha fazla…

Diyeceğim:

Eğer taşıma olmasa, bu tip fuarlar sadece birkaç yayınevi için güzel geçer. 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ