23 Ekim 2017 Pazartesi
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Yüzleştiğimiz gerçekler

Yüksel Yılmaz

22 Nisan 2017 tarihli yazısı

1.Abartanlar utansınlar. Çünkü anketler bile patladı.

2.Yalakalar oy vermediler. Çünkü güler yüzlü maskelerle dolaştılar.

3.Değişim için salt çoğunluk toplumun işine gelmedi. Çünkü herkese liderlik için bu adalet değil.

4.Maddeler bütün bir toplumca içselleşmedi. Çünkü çoğu seçmen maddeleri okumadı bile.

5.Hükümet yanlısı medyaya rağmen HAYIR çok oy aldı. Çünkü dibe vurması gerekiyordu.

6.Her halükarda EVET kazandı. Çünkü Erdoğan’ın karizması söz konusu.

7. Bu millet artık tatmin olmak istiyor. Çünkü muallâk oldukları alınan yüzdeden belli.

8. Erdoğan başarısıyla HAYIR’cıları mahcup etmeli. Çünkü iddiası var.

9.Hiçbir parti tabanına tam hâkim değil. Toplum da pastadan yemeye talip.

10.EVET’çiler Erdoğan’ın yarısı kadar çalışsaydılar %70'den aşağı oy gelmezdi. Çünkü göze batmadılar bile.

11. Bu muhalefetin çalışması bile Hükümetin tembelliğinden çok Hükümete yaradı. Çünkü muhalefetin mazisi karanlık.

 

Bu böyle devam eder gider… Bu seçime gideceğiz demektir. Fakat Reis’in seçileceği demek değildir. Hala bitmedi... Bilindiği üzere başkanlık sistemi kendi içinde farklı modeller alabilmekte ve her ülke kendine özgün şartlarda bir model geliştirebilmektedir. “Türk Tipi Başkanlık Sistemi” ifadesi başkanlık sistemine karşı çıkanları durdurmuştur. Çünkü o zaman onlara denildi ki: “Bildiğin gibi bir başkanlık değil.” Onlar da sordular: “Peki nasıl?” Derken başladılar tartışmaya… Burhan Kuzu gibi deneyimli bir hukukçuyu bile dinlerken onu köşeye sıkıştıran sorular karşısında nasıl sinirlendiğini müşahede ettim. Öyle bir sistem ki Meclis iki kanatlı değil; senato yok; federal örgütlenme yok… Tam burada şu sorulabilir: “Demokrasi olacağının garantisi ne?” Sanki Başbakanın yetkilerini aynen alıp Cumhurbaşkanına veriyorsun o kadar. Yasama ve Yürütme organını kontrol ediyor, yargıda son derece etkinliği oluyor…  Başkanlık ve yarı başkanlık sistemini uygulayan bütün ülkeler cumhuriyet rejimine sahipler. Parlamenter sistem uygulayan 76 ülkenin 28’inde cumhuriyet var.

 

Başkanlık sisteminde “kuvvetler ayrılığı” ilkesi net uygulanırsa yasama ve yürütme yetkileri tek elde toplanmamış olur. Sistemin potansiyel olarak taşıdığı “siyasî kilitlenme” olgusu, kuvvetler arası uyumu ve uzlaşmayı teşvik eder. Ama bu ayrılık teoride kalırsa işte o zaman iş değişir… Parlamenter sistemli ülkelerde geçmişte sık sık askerî darbelerin yapıldığı ve kısa veya uzun süreli diktatörlüklerin ortaya çıktığı doğrudur. Türkiye’de 1997’de, Pakistan’da 1999’da, Solomon Adaları’nda 2000’de, Bangladeş’te 2007’de, Tayland’da 2014’te darbe yapılarak görevdeki hükümet halka rağmen düşürülmüştü. Fakat bu durum Başkanlık sistemini aklamaz. Başkanlık sistemi “hükümet”, federalizm ise “devlet” modelidir. Başkanlık sistemi uygulayan ülkelerin büyük çoğunluğu üniter devletler olup parlamenter sistemi uyguladıkları halde federal devlet modelini benimsemiş ülkeler de yok değildir. Demek ki bir ülke üniter yapısını koruyarak da başkanlık sistemini uygulayabilir. Eyaletlerin kurulması bir zorunluluk değildir.

 

Dünyanın ekonomik açıdan en büyük yirmi ülkesinin 5’i başkanlık sistemiyle, 2’si yarı başkanlık sistemiyle, 10’u parlamenter sistemle, 1’i tek partili hükümet sistemiyle, 1’i meclis hükümeti modeliyle ve 1’i de mutlak monarşiyle yönetiliyor. Toplam gayrîsâfî millî hâsıla değerlerine bakıldığında Başkanlık sistemi uygulayan ülkeler 23,3 trilyon ABD Dolarına tekabül ediyor ama içlerinden bu rakamın üçte ikisi olan ABD’yi çekip çıkarırsan rakam çok düşüyor. Parlamenter sistem uygulayan ülkeler 21,9 trilyon ABD Dolarına, yarı başkanlık sistemini uygulayan ülkeler 4,6 trilyon ABD Dolarına, diğer sistemleri uygulayan ülkeler 11,8 ise trilyon ABD Dolarına tekabül ediyor (1).

 

Başkanlık sistemi yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına dayanmak zorundadır. Yargı organlarının üyelerinin seçilmesi veya göreve getirilmesinde yasama ve yürütme organlarının yetkisi arasında dengelenmek zorundadır. Yargı mensuplarının atanması sürecinde nihaî yetki yasama organının olunca yargıyı Başkanın etkisinden kurtarmak nasıl mümkün olacaktır? Başkanlık sisteminde kamu bürokrasisindeki tüm üst düzey atamalar yasama organının onayına bağlı olduğundan Başkan atamalarda tek yetkili merci değildir. Ama diğer mercileri etkilemeyeceğinden emin olunabilir mi? Başkanlık sistemi uygulayan bütün ülkelerde yasama organı, anayasada belirtilen rüşvet, vatana ihanet, görevi kötüye kullanma gibi hallerde Başkanı görevden uzaklaştırabilir. Hadi bizim Başkanımız yapmaz ama sonrakiler ya da başka ülkelerdekiler yapsalar bu suçlara delil bulmak mümkün olur mu? Başkanlık sisteminde başkan yasama organını feshedemez ama o organ da daha ziyade onun istediğinin dışında kurulamaz. Öte yandan Cumhuriyetli ya da Parlamenterli ülkelerin tamamında cumhurbaşkanına ve Yarı-başkanlıklı ülkelerin tamamında devlet başkanına yasama organını feshetme yetkisi tanınmıştır. Başkanlık sisteminde kanun koyma yetkisi yasama organı olan Meclise ait olup bu yetki devredilemese ve Başkanın kanun yapma yetkisi olmasa bile veto yetkisi olacağından Başkanın istemediği kanunu Meclis nasıl çıkaracak? Bu durum iki başlılığı kaldırma yolunda Başkanın ikna olmasını şart kılıyor.

 

Başkanlık sisteminde yürütme organı tek kişi yani başkandır. Böylece başka sembolik bir devlet başkanlığı makamı yoktur. Yani Başkan doğrudan doğruya halk tarafından seçilen hem hükümet hem de devlet başkanıdır. Başkan belirli bir süreliğine seçilir ve kural olarak görev süresi bitmeden görevden alınamaz. Parlamenter sistemde bakanlar kurulu genellikle parlamento içinden çıkarlar. Başkanın yasama organının güvenine dayanmaması demek, görev süresi bitmeden yasama organı tarafından güvensizlik oyuyla görevden alınamaz demektir. Başkan yasama organına karşı sorumlu değildir; sadece kendisini seçen halka karşı sorumludur. Parlamenter sistemde ise yürütme organı yasama organının güvenine dayanır ve devlet başkanının vatana ihanet suçu dışında göreviyle ilgili herhangi bir sorumluluğu yoktur. Ancak bakanlar kurulu yasama organına karşı sorumludur. Yasama organı yürütme organını denetleyebilir ve görevden düşürebilir. Belli şartlar altında devlet başkanı yasama organını feshedebilir.

 

Başkanlık sistemleri farklı farklı olabilmektedir ve bizimki öyle Amerika’daki gibi bir başkanlık sistemi değildir. Egemenliğin halka ait olması için halkın cumhurbaşkanını seçiyor olması yeterli değildir; yasama, yürütme, yargı bağımsız olmalıdır. Yürütme organının başı olarak partili sıfatıyla nasıl milletin tümünü temsil edecektir? Parti başkanı olarak aynı zamanda yüksek yargıçlar atayabilecek. Yargı siyasetin emrine girmeyecek mi? Partili olması nedeniyle tarafsız olması nasıl mümkün olacak? Parti devleti mi oluşacak? Endişe budur… Gensoru olmayacak. Belirli bir oran elde edilemedikçe işlediği suç nedeniyle yargı söz konusu bile olamayacak… Yürütme yetkisiyle parti genel başkanı olarak yasama ve yargıya müdahale edebilecek, Meclis gurubunu kontrol edecek. Dolayısıyla liderin hiçbir şekilde Yüce Divana sevki için yeterli oyları bulmak pek mümkün olmayacak. Bakanlar da işledikleri suçlar nedeniyle neredeyse yargılanamayacaklar… Esasen parlamenter ya da başkanlık beni “adalet” kadar ilgilendirmiyor; siyasette benim kriterim “adalet”tir. Parlamenter sistemde demokrasinin bilenle bilmeyeni sandıkta eşitlemesine hiç razı olmadım. Başkanlık sisteminde bilenle bilmeyen bir olmaz da iş ehline verilirse ve kriter “adalet” olursa bu millet bir daha asla demokratik haksızlığı istemeyecektir.

 

Dedim ya, hep liderin vicdanı ve adaleti önemli olacak… Problem liderse sistem bunu çözebilmeli; problem sistemse lider bunu çözebilmeli… Önce problemin tahlili yapılmalı, teşhis edildikten sonra da tedavisine geçilmeli. Hayrettin Karaman gibi bir fıkıh otoritesi bile “…oylamada evet demek farz olur” (2) dedikten sonra gelenekçilerin durumunu düşünemiyorum bile… Sen bile bunu dedikten sonra karşı çıkanlara kalkan olarak gösterdiğin “Referandum sürecinde itidal” (3) isimli makalen başkalarına cevap değil, çelişki olur… Reis’e gerçekten iyilik yapmak istiyorsanız hep onun duymak istediklerini değil, hep Allah’ın duymak istediklerini söyleyin… Mademki saliseler sadece garibanlar için değil; sosyeteler, politikacılar, kodamanlar için de aynı hızla geçiyor sen uyarıcı ol Sayın Hocam, kopyacı ilahiyatçılar gibi görmüyorum seni… Sen allamesin, politize olma… Reisi de olsa uyar… Böylece soldan bakanlarla aramızdaki fark bir adet daha artacaktır…

 

Kaynakça: 1. (Dünya Bankası’nın 2015 yılı verileri). 2. (Hayrettin Karaman, Yeni Şafak gazetesi, 20 Nisan 2017 Hayrettin Karaman, Yeni Şafak gazetesi, 20 Nisan 2017). 3. (Hayrettin Karaman, Yeni Şafak gazetesi, 26 Mart 2017).

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ