14 Aralık 2017 Perşembe
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Nevzat Doğan haklı

Ozan Özgenç

19 Nisan 2017 tarihli yazısı

Referandumun ardından Kocaeli genelinde hemen tüm ilçelerde evet oyu çıkarken, sadece İzmit’te renk kahverengiye döndü.

Önceki gün İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’a referandum sonucunu nasıl gördüğünü sorduğumda, o İzmit’teki sonucu başarı olarak değerlendirdi.

Peki, öyle mi?

Hepimizin bildiği gibi İzmit’te hayır oyları evet oylarından fazla çıktı.

O da, yaklaşık dokuzyüz oy ve yüzde 0,1’lik bir farkla.

Şimdi şunu söyleyebilirsiniz:

“Türkiye’de yüzde 2 farkla evet çıkarken oluyor da, İzmit’te 0,1’lik farkla da olsa hayır çıkınca neden olmuyor?”

Olmuyor demiyorum...

Ama şunu da kabul etmek gerekir ki, İzmit demografik olarak Kocaeli’deki diğer ilçelerden de,  Türkiye’nin genel yapısından da farklı.

Üstelik, 1 Kasım’a göre değerlendirildiğinde İzmit’teki düşüş oranı, Kocaeli’deki hemen tüm ilçelerde de aynı oranda yansıdı.

Ama İzmit AK Parti için her zaman en zor ilçeydi ve sonuçlar hep yakın oranlarda çıkardı.

Dolayısıyla İzmit’teki yüzde 49,8’lik oran, İstanbul, Ankara, Antalya gibi şehirler de göz önüne alındığında aslında çok da başarısızlık olarak görülemez.

Ama hayır cephesi açısından bakıldığında da bir başarı var mıdır?

Tabi ki evet.

Peki, her iki taraf da başarılı oluyorsa, bu seçimin kaybedeni kim?

Bence yok.

Çünkü bu bir başkanlık ya da milletvekilliği seçimi değil.

Her ne kadar AK Parti bu referandumu, sonunda her zaman başarılı olduğu Kılıçdaroğlu düzlemine çekip, insanları bu pratikte düşünmeye sevketse de, öyle değil.

Aynı şekilde, İzmit’te de Nevzat Doğan’ın girdiği bir seçim yaşanmadı.

Ama Akşener de, Kılıçdaroğlu da İzmit’e geldi, CHP İzmit’te miting yaptı.

Hayırcılar referanduma en çok, İzmit’te asıldı.

Hayır cephesinin bu kadar çok asılmasına rağmen çıkan sonuca bakarsak, Nevzat Doğan haklı.

Onlar açısından, aksi tüm çalışmalara rağmen, İzmit’te çıkan yüzde 0,1’lik farkı başarısızlık olarak nitelendirmek bence haksızlık olur.

Bunu 2019 yerel seçiminde değerlendirmek daha doğru olandır.

 

TARTIŞMASIZ BİR SEÇİM YAPAMIYORUZ

Türkiye, siyasi tarihi açısından çok önemli bir virajı dönerken, birbirine yakın çıkan rakamlar maalesef hemen her seçimde olduğu gibi yine sandık tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Öncelikle, sandıktan çıkan neticeyi herkesin sindirmesi ve sonuca saygı duyması gerektiğini ifade etmek gerek.

Her ne kadar birbirine yakın sonuçlar bile çıksa, 1 milyon 300 bin kişilik bir evet farkı bu sonucu ortaya koydu.

Bu yok sayılabilecek bir rakam değil.

Bu andan itibaren ülkemizin geleceğiyle ilgili çıkarılacak uyum yasalarına odaklanıp, “herkes için” en iyisini aramak, bulmak gerekiyor.

Bununla birlikte, 94 yıllık temsili demokrasi tarihimizin neredeyse tamamında, sanki seçimlerin bir unsuruymuşçasına aynı sandık tartışmalarını hep yaşadık.

İster referandum, ister genel ya da yerel seçimler olsun, her seçim tartışmalarını beraberinde getirdi.

Birilerine göre hep;

Sonuçlanan hiç bir seçim, “adil” olmadı.

Açıklanan hiç bir sonuç, “gerçeği” yansıtmadı.

Ya açık oy gizli tasnif şaibe kattı, ya silaharın gölgesi damga vurdu sandığa, ya çöplerden oylar çıktı, ya trafoya kedi girdi.

Belki on yıllar öncesinin teknolojisi ile seçimlere hile karışması, sonuçlarla oynanması daha kolay ve olası görülebilir.

Ama 2000’li yıllara girdikten ve teknolojik devrimler yaşandıktan sonra bile, seçimler üzerindeki şaibe söylentileri bir türlü bitmek bilmedi.

“Gerçekten de, bu işi layığıyla yapmak bu kadar mı güç?” diye hep sorarım kendime.

Tamam, belki her söylenti gerçeği yansıtmıyor ya da mübalağa edilen durumlar da var.

Belki, söylenti çıkarmak, kaybedenlerin sığınmak için seçtiği doğal bir liman olarak da görülebilir.

Ancak YSK’nın seçim esnasında verdiği mühürsüz zarflardaki oyların da geçerli sayılması kararı, üstelik kanunda yasak olarak yazılıyken, doğru oldu mu?

İster hepsi hayır oyu olsun, ister geçersiz oy hatta hepi topu beş, on bin tane zarf.

Toplum düzeni için koyulan yasaların, üstelik böylesine kritik öneme sahip bir referandum sırasında bizzat YSK tarafından çiğnenmesi, evet diyenlerin de “adalet” duygusunu sızlatmadı mı şimdi?

Üstelik, hukukçuların açıklamasına göre yasa 2010 yılında koyulmuşken, YSK başkanının durumu açıklamak için yasa tarihinden yıllar önce verilmiş benzeri başka kararlarla durumu açıklaması, en hafif tabirle “manidar” değil mi?

Başta da söylediğim, bugüne kadar sandık düzeyinde kalan seçim tartışmalarının, bu referandumla birlikte doğrudan Yüksek Seçim Kurulu düzeyine çıkıp “kurumsallaşması”, iyi mi oldu şimdi?

Peki ya, sandık kurullarındaki CHP ve HDP’liler neden zarflara mühür vurulmasını takip etmedi?

Onlar da, seçimden sonra itiraz ettikleri bu duruma, seçim sırasında niçin müdahale edip mühür vurdurmadılar?

Bunları da sormamız gerekmiyor mu?

 

REFERANDUMDAN ÇIKAN 5 SONUÇ

Bir: Toplum bir lideri değil, anayasayı oyladığının farkındaymış.

İki: Sağ oyların toplamı her zaman yüzde 70 etmiyormuş.

Üç: Çoğulcu bir tabana hitap edebilirse, sandıktan CHP’de Cumhurbaşkanı çıkarabilirmiş.

Dört: Bundan böyle koalisyon mecliste partilerle değil, seçimden önce kitlelerle yapılacak.

Beş: Seçmen AK Parti içinde net bir değişim bekliyor.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr