11 Aralık 2017 Pazartesi
Galip Ataman

Galip Ataman

galipataman41@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Bakan Işık farkı

Galip Ataman

17 Nisan 2017 tarihli yazısı

Üç çeyrek asırlık yaşamımda Silahlı Kuvvetlerin 1960 ve 1980 müdahalelerine, 28 şubat Post Modern ve 27 Nisan E-Muhtıra, 15 Temmuz FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün darbe girişimine tanık oldum.

İlk oyumu kullandığım 1965 yılından buyana yapılan tüm seçimlerde Anayasal hak ve vatandaşlık görevimi yerine getirmek üzere sandığa gittim, oyumu kullandım.

Gazeteciliğe başladığım 1964 yılından buyana genel başkanlardan başbakanlara, bakanlardan milletvekillerine, il başkanlarından belediye başkanlarına kadar her partiden sayısız siyasi ile tanıştım.

53 yıllık gazetecilik dönemimde Kocaeli’den milletvekili seçilen Turan Güneş, Nihat Erim, Şevket Kazan, Onur Kumbaracıbaşı, Kazım Dinç, Necati Çelik, Osman Pepe, Meral Akşener, Vecdi Gönül, Nihat Ergün, Ali Haydar Konca ve Fikri Işık’ın da aralarında olduğu bakanlar ile sohbet ettim.

Milletvekilleri; Süreyya Sofuoğlu, Şahabettin Bilgisu, Sabri Yahşi, Vehbi Engiz, İbrahim Topuz, Mustafa Batgün, Osman Nuri Akyol, Orhan Otağ, Salih Güngörmez, Feridun Güray, Halim Aras, Bülent Atasayan, Alaattin Kurt, Rıza Sirmen, Erol Köse, Ömer Türkçakal, İbrahim Artvinli, İsmail Amasyalı, İsmail Kalkandelen, Hayrettin Uzun, Ahmet Arkan, Mehmet Batuk, Halil Çalık, Cumali Durmuş, Sefer Ekşi, Bekir Yurdagül, Turan İmamoğlu, Kemal Köse, Eyüp Ayar, Muzaffer Baştopçu, İzzet Çetin, Salih Gün, Sefa Sirmen, Hikmet Erenkaya, Sibel Gönül, Cevdet Selvi, Zeki Aygüb, İlyas Şeker, M. Ali Okur, Hurşit Güneş, M. Hilal Kaplan, Lütfü Türkkan, Cemil Yaman ile Kocaeli sorunlarını konuştuk.

Haydar Akar, Tahsin Tarhan, Fatma Kaplan Hürriyet, Sezere Katırcıoğlu, M. Akif Yılmaz ile törenlerde ayak üstü merhabalaştık. Cemalettin Kaflı ve Saffet Sancaklı ile hiç karşılaşmadım.

Bakanlardan ve milletvekillerinden vefat edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlık, parlamenterlikleri devam edenlere başarılar diliyorum.

41 yılı Kocaeli’de olmak üzere 53 yıl önce başladığım gazeteciliğim süresince tanıdığım bakanlar ve milletvekillerinin bende saygın, değerli, önemli anıları var. Anılarımı kaleme aldığımda hepsini yazacağım.

Bugün, 65. Hükümette Kocaeli’yi temsil eden Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’tan bahsedeceğim.

 

2-1

 

IŞIK’IN YERİ AYRI

Şöyle geriye dönüp baktığımızda, zaman tünelinde geçmişe yolculuk yaptığımızda akıllarda kalan siyasetçi sayısı bir elin parmağını geçmiyor.

Turan Güneş, Nihat Erim, Necati Çelik rahmetli oldu. Onur Kumbaracıbaşı ile tanışmak bakan iken de kısmet olmamıştı. Haydar Konca’nın bakanlığı bir ay sürdü.

Şevket Kazan yaşlandı. Kazım Dinç Kandıra’dan çıkmıyor. Osman Pepe ile yıllardır karşılaşmıyoruz. Nİihat Ergün ile zaman zaman telefonda görüşüyoruz. Meral Akşener’e son zamanlarda sıkça göründüğü televizyon ekranlarından el sallıyorum.

Vecdi Gönül’ün ben de ayrı bir yer var.Tanışıklığımızın 1976 yılına kadar uzanır ve birbirimizi 41 yıldır ilk günkü saygı içinde arar görüşürüz.

Bugünkü konuğum Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgüt üyelerinin 15 Temmuz’da kalkıştığı darbe sonrası daha iyi tanıma fırsatım oldu.

İlk kez AK Parti il başkanı iken karşılaştığım Fikri Işık adını 4 dönem milletvekili seçilerek, 61, 62, 63, 64 ve 65. Hükümetlerde görev alarak duyurdu.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yaptığı dönemde Bilişim Vadisi başta olmak üzere Kocaeli’deki yatırımları yakından takip etti.

24 Mayıs 2016 tarihinde oturduğu Milli Savunma Bakanlığı koltuğunda, siyaset adamlığında ki performansını, ulusal ve uluslararası alanda da başarı ile sürdürerek “devlet adamı”ünvanını fazlası ile hak etti.

İl başkanı ve milletvekili seçildiği yıllarda “başarılı bir siyasetçi” olarak, Bilim ve Sanayi Bakanlığı koltuğuna oturunca “bilime verdiği destek” ile anıldı.

15 Temmuz darbe girişimi ve sonrası Milli Savunma Bakanı olarak yurt içi ve yurt dışı girişimleri, aldığı kararlar, verdiği mesajlar ile siyaset adamlığının yanında “devlet adamı” olarak da farkını kanıtladı.

Kuvvet komutanlıklarının milli savunma bakanlığına bağlanmasının ardından asker-sivil ilişkisini en üst düzeyde başar ile yürüttü.

Sayın Işık, milli savunma bakanlığı görevini çok kritik bir dönemde üstlenmesine rağmen Kocaeli’den hiç kopmadı.

Fırsat buldukça Kocaeli’ye geldi, yatırım projelerini yerinde denetledi, yetkililerden brifingler aldı, başarılı bir orkestra şefi gibi Kocaeli’nin dinamikleri ve kanaat önderelerini buluşturmayı, uyum içinde çalılşmalarını sağladı.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile ilgili 18 Maddelik Anayasa değişikliğinin kamuoyuna anlatılması için yoğun çaba harcadı.

Yarın Kocaeli’nin siyasi tarihini kaleme alacak olanlar; Nihat Erim ve Turan Güneş’ten Ankara’daki çalışmalarından ve Vecdi Gönül’ün devlet adamlığından bahsederken Fikri Işık’ın siyaset ve devlet adamı olarak Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’ye katkılarını, olağanüstü performansını yazacaklardır.

Tanımaktan gurur duyduğum, çalışmalarını takdir ettiğim, performansına hayran kaldığım Milli Savunma Bakanı Fikri ışık’a her alanda başarılar diliyorum.

 

2-2

 

 

***

 

KÖY ENSTİTÜLERİ YOK AMA ‘IŞIĞI’ HALA AYDINLATIYOR

Eğitim; Bugün olduğu gibi dün de uygulamaları, sorunları ile hep gündemde idi.

TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920 ve Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923’ten buyana en çok eleştirilen kurumların başında geldi.

Okuma yazma oranı yüzde 2’den yüzde 95’e, okullaşma oranı yüzde birlerden yüzde 90’a ulaştı.

Okul sayısı üç binden 65 bine, öğrenci sayısı 350 binden 20 milyona, öğretmen sayısı dört binden bir milyona çıktı.

97 yılda 78 milli eğitim bakanı değişti, yüzlerce kanun ve binlerce yönetmelik çıkarıldı, devrim niteliğinde kararlar alındı.

Ama sorunlar, tartışmalar, eleştiriler hiç bitmedi, hedefler yakalanamadı.

Yetmezmiş gibi eğitimin en önemli paydaşlarından öğretmeni yetiştirmek üzere açılan köy enstitüleri, öğretmen okulları, eğitim enstitüleri, yükseköğretmen okulları bir bir kapatıldı.

 

köy-enstitüsü-köy-enstitüleri

 

17 NİSAN 1940’DA AÇILDI

İşte o kapatılan, kapısına kilit vurulan okullardan biri de17 Nisan 1940’da açılan “Köy Enstitüleri” idi.

77. Yıl önce Anadolu’nun okulsuz köylerine okul yapmak, gönüllü öğretmen yetiştirmek üzere kurulan “Köy Enstitüleri” bugün yok.

Türkiye’ye özgü bir proje olan, öğretmen yetiştirmenin yanında köylünün bilinçlenmesine, köy kalkınmasına öncülük eden “Köy Enstitüleri” fazla dayanamadı.

Köy çocuklarına okuma-yazma öğretmek ve köyde aydınlanma seferberliği başlatmak üzere açılan “Köy Enstitüleri” siyasilerin ve toprak ağalarının baskısı sonrası 1954 yılında kapatıldı.

CHP’nin oy kaybetme endişesi ile 1946 yılında kapatma fitilini ateşlediği, DP’nin 1954 yılında köküne kibrit suyu dökerek kapısına kilit vurduğu “Köy Enstitüleri”nden ne istediler?

Varsın köy ağaları, “Köy Enstitüleri”nin o güçlü ışığından rahatsız olsun.

Varsın siyasiler, “Köy Enstitüleri”nin bitmez tükenmez enerjisinden korksun.

“Köy Enstitüleri”nden korkarak varlığına ancak 17 yıl tahammül edebilenler bilsinler ki; o güçlü ışık hiç sönmeyecek, Cumhuriyet varoldukça aydınlatmaya devam edecek.

O dönemi yaşayan, o neslin çocuklarına okuma yazmayı, Atatürk’ü, Cumhuriyeti öğreten öğretmenlerin çocukları olan bizler “Köy Enstitüleri Meşalesini” yaşadığımız sürece taşıyacağız.

“Köy Enstitüleri” kapansa da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, getirdiği demokrasi ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”

İlkesi ile muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefini kimse engelleyemeyecek. Bu böyle biline.

Cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en özgün uygulaması “Köy Enstitüleri”ni kuran siyasileri, görev yapan öğretmenleri, eğitim alan öğrencileri rahmet ve şükran ile anıyorum.

 

20170416_120626_5

 

ATATÜRK’Ü OKUSUNLAR

Türk milletinin var oluş mücadelesi verdiği günlerde eğitimin durumunu ve “Köy Enstitüleri”ni gerçeğini merak edenler o dönemde başlatılan eğitim seferberliği” rakamlarına göz atsınlar.

Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “En önemli ve verimli görevimiz eğitimdir” sözünü hatırlasınlar.

15 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan Maarif Kongresi’nde, 1 Mart 1922’de TBMM açılışında, 27 Ekim 1922’de Bursa’da öğretmenler toplantısında yaptığı konuşmaları okusunlar.

1924 yılında yürürlüğe giren “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”nun, 1 Kasım 1928’de kabul edilen “Yeni Türk Harfleri”nin, 1 Ocak 1929’da gerçekleştirilen “Millet Mektepleri”nin ne anlama geldiğini araştırsınlar.

Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “cehalet” ile mücadelede aldığı kararları, verdiği mücadeleyi bilmeden “Köy Enstitüleri” gerçeği öğrenilmez.

Dün; siyasiler ve köy ağaları “İş İçinde İş İçin” sloganı ile açılan “Köy Enstitüleri”ni ‘tehlikeli’ bularak kapattırmıştı.

Bugün; siyasiler, bürokratlar, sanayiciler verilen eğitimin kalitesini arttırmak, nitelikli eleman yetiştirmek üzere “Eğiten ve Üreten Okullar” sloganı ile mesleki ve teknik liseleri açıyor.

Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) içinde açılacak bu okulları teşvik etmek için yasa çıkarıyor, protokoller imzalıyor.

Bugün OSB bünyesinde “Eğiten ve Üreten Okullar” sloganı ile meslek lisesi açma seferberliği başlatılmasına gönülden destek verirken, “Köy Enstitüleri”nin 63 yıl önce kapatılmasına üzüğlüğyorum.

Keşke, Anadolu’da aydınlanma ateşini yakan öğretmenlerin yetiştiği “Köy Enstitüleri”nin sakıncalı yanları tespit edilip düzeltilebilseydi.

Keşke, “Köy Enstitüleri”ni oy kaybı endişesi ile kapatan siysiler, köyün kalkınmasından ve köylünün bilinçlenmesinden korkan toprak ağalarını değil de uzmanları dinleyebilseydi.

Keşke, okuyan, yazan, eleştiren, özeleştiri yapan, liderlik özelliklerine sahip köy çocukları yetiştiren “Köy Enstitüleri” kapatılmasaydı. 

Keşke, eğitim yoluyla köyü canlandıran, köy çocuklarına düşünmeyi ve soru sormasını öğreten “Köy Enstitüleri”nin devamına izin verilseydi.

 

O ÖĞRETMENLERİ TANIDIM

Bugün, benim için sadece “Köy Enstitüleri” kuruluşunun 77’nci yıldönümü olduğu kadar bu okullarda görev yapan öğretmenleri, okuyan öğrencileri tanımak kadar da önemli.

“Köy Enstitüleri” gerçeğini; eşim emekli öğretmen Gülümser hanımın annesi, kayınvalidem Adana-Düziçi ve Balıkesir-Savaştepe Köy Enstitüleri’nde öğretmenlik yapan “Meserret İlter Uğurtan”dan dinledim.

Köy Enstitüsü öğrencilerinin büyük bölümünü, eşim ve kayınvalidem ile katıldığımız Balıkesir-Savaştepe’de düzenlenen “Çağdaş Eğitim Şenliği”nde tanıdım.

Köy enstitüsü simge isimlerinden Talip Apaydın ile Amasya Lisesi’nde birlikte çalıştık.

“Köy Enstitüleri”ni her kuruluş yıldönümününde kutlarken ben ve eşim Gülümser hanım, öğretmen aileye sahip olmakla da övünüyoruz.

Ailemizde “eğitim meşalesini” 3 göbek elden elden başarı ile dolaştıran o kadar çok öğretmen var ki; Ben, eşim, ablam, dedem, kayınvalidem ve annesi, yengem, kuzenlerimiz, akrabalarımız, hısımlarımız yıllarca öğretmenlik yaptık.

Dedem Ali Galip Ataman, eşimin annesi Meserret ve anneannesi Safiye İlter öğretmenleri rahmet ve şükran ile anıyoruz. 

Emekli olan ya da göreve devam edenlere sağlıklı, başarılı yaşam diliyoruz.

Öğretmen yetiştiren Köy Enstitüleri, Öğretmen Okulları, Eğitim Enstitüleri, Yüksek Öğretmen Okullarını kapatarak öğretmenliği itibarsızlaştıran zihniyeti kınıyoruz.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr