14 Aralık 2017 Perşembe
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

“Evet” çıkması durumunda oluşacak koalisyon sorunu

Mevlüt Soysal

04 Nisan 2017 tarihli yazısı

“Evet” diyenler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “sürekli var olacağı” üzerinden kararlarını pekiştirdiklerinden, “Erdoğan’sız Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nasıl olacak?” sorusuna yanıt vermekte güçlük çekiyorlar.

Çünkü sürekli güçlü liderler üreten bir ülke değil Türkiye…

Yarın da güçlü bir lider olmadığında ilk turda birçok parti cumhurbaşkanı adayı gösterecek. Sıra ikinci tura kaldığında ise koalisyonlar oluşacak. Çünkü partiler birinci olan aday ile ikinci olan adayın altında toplanacak.

***

AK Parti başta Güneş Otel olmak üzere tarihteki koalisyon pazarlıklarını ve bakanlık alışverişlerini sıkça gündeme getiriyor ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bu pazarlıklar ortadan kalkacak” diyor.

Hakikat ise böyle değil…

Adaylar, siyasi partilerin desteklerini almak için “Size bir cumhurbaşkanlığı yardımcılığı, dört de bakanlık verecek” diyecek. Destek alacağı başka siyasi partiye de aynı vaatleri verecek. Yani, tıpkı parlamenter sistemde olduğu gibi bakanlıklar pazarlık masasında duracak. Buna ek, bakanlığa bir de cumhurbaşkanlığı yardımcılığı eklenecek.

Siyasi partiler tabanlarının “iş-aş” beklentisine cevap verebilmek için masaya oturacak.

Durum bu iken, “Yeni sistemle koalisyonlar bitiyor” demek ne derece doğru?

Bana göre yanlış…

Tam tersi, yeni sistem aynı zamanda “koalisyon sistemi”dir.

***

Başta da ifade ettiğimiz gibi;

94 yıllık Türkiye Cumhuriyeti pak fazla güçlü lider üretemedi.

Şöyle bir saysak; Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit ve Recep Tayyip Erdoğan dışında isimler bulamayız. (Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş’in siyasal merkezde kitlesel güçleri yoktu. Onların güçleri kendi tabanlarındaydı.)

Durum bu iken bir sorun daha ortaya çıkacak:

İki başlılık…

Evet, evet, iki başlılık…

AK Parti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin her ne kadar çift başlılığı ortadan kaldıracağını ifade etse de, yeni sistem çift başlılığa parlamenter sistemden daha fazla koruyor.

Nasıl mı?

Örneğin dört tane cumhurbaşkanı adayımız var…

Bir: Binali Yıldırım…

İki: Devlet Bahçeli…

Üç: Kemal Kılıçdaroğlu…

Dört: Selahattin Demirtaş…

Seçim oldu ve AK Parti oyların yüzde 51’ini alıp mecliste çoğunluğu sağladı. Fakat AK Parti’nin adayı yüzde 47 aldı ve seçim ikinci tura kaldı. İkinci turda da Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı seçildi.

Ortada şöyle bir tablo var:

Meclis başkanı CHP’li, cumhurbaşkanı AK Partili…

Bu durum, iki başlılığa sebebiyet vermez mi?

Siyasal bir kutuplaşma döneminde yasama da yürütme de birbirlerinin önerilerini veto etmez mi?

“Böyle bir tablo hayatta olmaz” diyenler olacaktır.

Tamam olmasın…

Peki, 7 Haziran’daki gibi bir meclis denklemi oluştu fakat Erdoğan gibi güçlü bir lider yokken meclisteki partiler öyle bir koalisyon yaptılar ki, cumhurbaşkanını seçtirdiler.

Bu durumda ne olacak?

O meclis nasıl işleyecek…

Yoksa “Rahat ol, meclis zaten olmayacak” mı diyorsunuz?

O zaman durum farklı…

 

………………….

 

Kılıçdaroğlu’ndan

yanlış bir ifade

 

“15 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti işgal edilmek istendi. Amaç, iç çatışmaların çıkması ve daha sonra sömürge devletlerin olaya el koyması… Ardından da emperyalizmin Türkiye için hem ekonomik hem de sosyal çözüm argümanlarını koyması…

Ve şu da bir gerçek: Türkiye Cumhuriyeti’nin jeopolitik durumu, sınırları, ekonomisi, sosyolojisi değişmediğine göre işgal çalışmaları devam edecek.

Durum bu denli vahimken, ‘Bu kontrollü bir darbeydi’ demek, olayın boyutunu görmemek demektir. Umarım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu ifadeyi bir daha kullanmaz” demiştim son yazımda… Kılıçdaroğlu, dün de şu ifadeyi kullandı:

“15 Temmuz kontrollü bir darbe girişimidir. Saat 21.00’de darbe mi olurdu, biliyorlardı.”

Kılıçdaroğlu bu söylemiyle, 15 Temmuz gecesi hayatının en zor günlerinden birini yaşamış, yaşadığı travmayı hala atlatamamış kitlenin tepkisini görüyor.

Ya bu konuyla ilgili güçlü veriler ortaya koymalı… Ya da susmalı…

 

……………….

 

Doğru cümleler

 

Ünlü anketçi Adil Gür, MHP tabanındaki siyasal yönelimle alakalı şu çok doğru cümleleri arka arkaya getirmiş:

2010 referandumunda MHP’nin tavrı ‘Hayır’dı ama MHP seçmeninin bir bölümü gitti ‘Evet’ oyu verdi, sandıktan % 58’lik bir sonuç çıktı. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı vardı, MHP tabanının bir bölümü AK Parti’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan’a oy verdi. Dikkat edilmesi gereken asıl ayrışma ideolojik. MHP’nin iki farklı tabanı var, Karadeniz’de, Orta Anadolu’da ve Doğu’da Ak Parti seçmeni ile benzeşen, Ege’de, Akdeniz’de ve Trakya’da ise CHP seçmeni ile benzeşen seçmenler var.

Özetle referandum sonucu ile ilgili hesaplar yapanlar bu ideolojik farklılıkları gözden uzak tutmamalılar. MHP yönetimi ‘Hayır’ deseydi de ‘Evet’ oyu verecek MHP’liler olacağı gibi, MHP yönetimi ‘Evet’ dediği halde hayır oyu verecek veya sandığa gitmeyecek MHP seçmenleri olacaktır. Muhtemel bir milletvekili genel seçiminde bu MHP’li seçmenler ‘Evet’çi de olsa, ‘Hayır’cı da olsa yine partisi MHP’ye oy verecekler. Yani bir yere gittikleri yok. Geçmişte böyle olmadı mı?

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr