20 Ekim 2017 Cuma
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Prof. Dr. Metin Feyzioğlu

Mevlüt Soysal

21 Mart 2017 tarihli yazısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’na yaptığı her eleştiri beni de üzmekte…

Ve üzüntümün kaynağı Metin Feyzioğlu’na duyduğum saygının ötesinde, hakikatler…

Çünkü Erdoğan Feyzioğlu’nu iyi tanımıyor.

Tanımadığı için de Feyzioğlu’nun önemli süreçlerde verdiği tepkilerin temelinin “pragmatik siyaset”in aksine kendi doğruları olduğunu bilmiyor.

Çünkü şöyle bir gerçek var:

Bugün iktidar mahallesinden kovulan Feyzioğlu daha dün muhalefet mahallesiyle karşı karşıya geldi. Yerini güç ya da gelecek değil, doğrular belirledi çünkü…

Peki, o doğruların temeli ne oldu?

Bir: Mustafa Kemal Atatürk…

İki: Evrensel hukuk…

Bu iki temel Feyzioğlu’nun hayata bakışının çerçevesini oluşturdu.

***

Türkiye her yeni güne yeni gözaltı haberleriyle uyandığı o yıllarda hiçbir başkanlık sıfatı olmayan genç bir akademisyendi Feyzioğlu… Duruşmalara gidiyor, her gün Silivri’nin yolunu tutuyor ve şöyle diyordu:

“Ortada bir kumpas var.”

Durun, durun! Bundan sekiz yıl önce öyle kolay değildi “Kumpas var” demek… FETÖ medyası ve iktidar destekçisi medya öyle bir algı oluşturmuştu ki, Türkiye darbelerle yüzleşiyordu ve yolun sonu tam demokrasiydi. İçeri alınan aydınlar, akademisyenler, askerler ve gazetecilerle alakalı olumlu laf etmek “darbeci” yaftası yemeye yetiyordu. İşte Feyzioğlu o yaftayı yemek uğruna gerçeklerin peşine takılıyordu. O davaların ne anlama geldiğini iktidardan beş-altı yıl önce fark ediyordu.

Fark ediyordu ama geç oluyordu.

Soruyorum:

O zaman yanlış mı yapmıştı Feyzioğlu?

***

Türkiye 12 Eylül 2010 referandumuna giderken de Ankara Barosu Başkan Adayıydı Feyzioğlu… Yine hiçbir yerde başkanlık sıfatı yoktu.

Bu defa de Feyzioğlu kent kent gezip “hayır” oyu istiyordu, “Bu anayasa değişikliği ile kuvvetler ayrılığı ortadan kalkacak” diyordu, “Yargı, F Tipi yapılanmaya teslim edilecek” diyordu.

Referandum oldu.

Yargı FETÖ’ye teslim edildi.

15 Temmuz Darbe Girişiminin önsözü Poyrazköy’de yazılırken, 12 Eylül 2010’da da “birinci bölüm” meydana getirildi.

Soruyorum:

O zaman yanlış mı yapmıştı Feyzioğlu?

***

Referandumun ardından Ankara Baro Başkanı olmuştu Feyzioğlu… Hatta öyle ki, mumla arıyordu Türkiye eski günlerini…

Gözaltılar sürüyordu…

Tutuklamalar birbirini takip ediyordu…

Özellikle Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasının ardından dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yaşanan süreci sorgulamaya başlıyordu.

Bu anlaşılıyordu ki MİT krizi cereyan ediyordu. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ifadeye çağrılıyordu.

Sonra mı?

17 Aralık 2013…

Bir sabah bakan çocukları tek tek gözaltına alınır, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları sosyal paylaşım sitelerine yüklenirken, olayın ne olduğunu anlayabilmek için Barolar Birliği Başkanlığı koltuğuna oturan Metin Feyzioğlu’ndan bir ses bekliyordum.

AK Parti’nin önde gelenleri dahi sus pusken, devlet yöneticileri sinmişken, Erdoğan dahi açıklama yapmazken, Feyzioğlu şunları diyordu:

“Rüşvet sorgulansın; ama önce bu cemaat yargısı masaya yatırılsın.”

Ve de Feyzioğlu, 23 Aralık günü yayınladığı 11 maddelik “krizden çıkış formülü” metninin altıncı maddesinde şu ifadeleri kullanıyordu:

“Yargının bütün şaibelerden arındırılarak; tarafsız, siyasi iktidardan ve her türlü yapıdan bağımsız bir yargının oluşturulması çalışmalarına derhal başlanmalıdır.”

Feyzoğlu, 11 maddelik formülü açıklamasından tam dört gün sonra, yeniden bir “formül” açıklıyordu:

“Yargının bir siyasi hesaplaşma arenasına dönüştürülmesiyle patlayan devlet krizinden çıkışın yolu, bu krizin taraflarından birinin yanında siyasi menfaat gözeterek yer almak değil, yurttaşın üstün menfaatine olacak şekilde, hukuk devleti ve demokrasiden yana ilkesel tavır almaktır. Böylece yaşanan vahim olaylardan gerekli dersler çıkarılarak hukukun üstünlüğünün ve yurttaşın hukuki güvenliğinin sağlandığı aydınlık bir gelecek toplumun bütün kesimlerinin işbirliğiyle inşa edilebilir.”

İllerleyen günlerde, 2 Ocak’ta yaptığı açıklamada ise Feyzioğlu, isim vermeden CHP ve MHP’nin bu operasyonu sahiplenmesine tepki gösteriyordu:

“Kumpas olduğu iddiası gündeme geldiğinde bu iddianın toplum tarafından sahiplenmesi gerekirken bu davaların sebebi ve yürütücüsü olan kişilerin, yolsuzluk soruşturmasını yapıyorlar diye kahraman ilan edilmesi ne kadar mantıkla bağdaşır. Söz konusu davaların hukuka uygun hale gelmesini istiyorsak, bu eziyeti onlara yapanları kahraman ilan ederek, yolsuzluk soruşturması nedeniyle göklere çıkararak, onlarla el sıkışarak yapamayız.”

Peki, soruyorum:

O zaman yanlış mı yapmıştı Feyzioğlu?

***

Kısacası şu:

17-25 Aralık’ın bir yargı müdahalesi olduğunu iktidardan dahi önce fark ediyordu Feyzioğlu…

Fark ettiği için muhalefet mahallesinden kovuluyordu.

Fark ettiği için “iktidar yandaşı” olarak anılıyordu.

Fark ettiği için kendisine altın tepsi ile sunulan “CHP Liderliği” görevini “hakikatler uğruna” elinin tersiyle itiyordu.

Ve o hakikatler özgürlüğü getiriyordu:

Kumpas mağdurlarının özgürlüğü…

Çünkü Feyzioğlu, Erdoğan’la özel bir görüşme yapıp Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasını talep ediyor, bu mahkemeler kaldırılıyor ve kararları geçersiz sayılıyordu.

Vatanseverler özgürlüğüne kavuşuyordu. 

 

portresi23

 

Türkiye 17-25 Aralık sonrası FETÖ gerçeğini anlamış ve bu taşeron çete ile mücadele ederken, muhalefet partileri oy uğruna bu örgütün yaptıklarını “terör” olarak kabul etmiyor, yapılan mücadeleye yeteri kadar destek vermiyor, seçimlerde bu örgütten destek alıyor, bu çeteye ait operasyon medyasına kayyum atanmasını “basın özgürlüğünün kısıtlanması” olarak değerlendiriyordu.

Feyzioğlu ise muhalefetten farklı düşündüğünden bir kez daha “iktidar destekçisi” sınıfa dahil ediliyordu.

“Hukuk çerçevesi içinde sonuna kadar gidilmeli” görüşündeydi Feyzioğlu?

Soruyorum:

Yanlış mı yapmıştı?

***

Ve kara gün: 15 Temmuz…

Muhalefetten bir kesim Türkiye’yi uçurumun kenarına getiren darbe girişimine “tiyatro” olarak yaklaşırken Feyzioğlu, “15 Temmuz tarihimizin en büyük organize terör saldırısıdır” diyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaretinin ardından kullandığı “işgal” kelimesi ise daha sonraki günlerde yaşananları özetlememizde bize yardımcı oluyordu; kurduğu diğer cümleler de olayın vahametini anlatıyordu:

“FETÖ adli hain örgüt sadece araçtır. Arkasında güçler, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ve bölgedeki menfaat çatışmaları olduğu gibi durmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ardından saf tutmak hepimizin görevidir.”

Öte yandan bu süreçte ilan edilen OHAL’i Feyzioğlu gerekli buluyor, bu yeni dönem büyük mağduriyetler yaratıp anayasal düzlemden çıkınca da, OHAL’i eleştiriyordu.

Soruyorum:

Yanlış mı yapmıştı?

***

Ve şimdi…

Bir Baro Başkanı sorumluluğu ile “hayır” diyordu.

***

Elbette uzayabilir yazı… Fakat sunacağımız her not, şu gerçeğin altını daha da kuvvetlice çizmemizi sağlar:

Metin Feyzioğlu için asıl olan hakikatler ve hukuktur.

Muhalefetle yan yana durmaktan çekinmeden, iktidarla anılmaktan zerre rahatsızlık duymadan söyledikleri, bugün harfiyen doğru çıkmıştır. Bugün söylediklerinde de yarın haklı çıkma ihtimali hiç de az değildir.

Bundandır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin önde gelenlerinin Feyzioğlu’nu birer “muhalefet temsilcisi” gibi yansıtmaları doğru değildir. Çünkü Feyzioğlu’nun yeri, kendi doğruları ile birlikte değişmektedir.

***

Öte yandan Erdoğan’ın “Barolar Birliği Başkanı tarafsız olmalı” sözlerinin üzerinde de çok kısa durmak gerek…

Barolar Birliği Başkanı’nın söylemlerini avukatların seçtiği delegelerin belirlediği Barolar Birliği Yönetimi oluşturur. Ve o yönetim, avukatların haklarını savunmak gibi bir görevi yerine getirirken, programında yazan, “Türkiye Barolar Birliği, yasaların bir meslek kuruluşu olarak kendisine yüklediği görevlerinin yanında, toplumun hukuki sorunlarıyla ilgili görüş ve önerileriyle de Türk hukuk sisteminin gelişmesine katkı sağlamaktadır” maddesini de uygular.

Yani, Türkiye’nin evrensel hukuk kurallarına uyması yönünde Barolar Birliği görev üstlenir.

Feyzioğlu da görevini yapıyor.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ