13 Aralık 2017 Çarşamba
Mustafa Kalabalık

Mustafa Kalabalık

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Hayat demi

Mustafa Kalabalık

06 Mart 2017 tarihli yazısı

İnsanoğlu, yaşadıkları olumsuzluklar karşısında, kendince yaşananların sebeplerini, etkilerini, ne olup bittiğini anlamak ister ve gelecekte aynı şeylerle karşılaşmamak adına yeni bir yol arar.

 

Aradığı yolu bulamadığında, göremediğinde ise en yakınlarından başlamak üzere aradığı yolun kendisine gösterilmesini ister ve bekler.

 

‘Ne kadar kibirli dursa da, bardağın önünde eğilir çaydanlık. Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir, bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından. Bardağı insan bunun için öper daima alnından…’ Erkin Vahidov

 

Kibir

 

Kısaca, böbürlenme, kendini beğenme diyebileceğimiz kibir, kişinin, bir kısım farklı özellikleri varmış gibi davranması, oturuşu-kalkışı, el-ayak hareketleri ve mimikleriyle hep bir farklılık peşinde bulunması, üstün bir karakter olduğunu ifade etmeye çalışması gibi tavırlarla bencilliğin dışa vurması sayılan bir çeşit cinnet ve ruhi bir rahatsızlık olarak tanımlanır…

 

Böyle bir hasta her zaman kendini olağanüstü görmenin yanında çok defa, başkalarını, hususiyle de meslek, meşrep, yol-yöntem açısından kendine rakip saydığı kimseleri küçük görür ve gösterir, başkalarına ait fazilet ve meziyetleri duymaya asla tahammül edemez ve duydukça öfkeden çatlayacak hale gelir.

 

Bu tip insanlar, sürekli “ben” mülahazalarıyla aslında kendi kendini yer bitirir. Zamanla daha da ileri giderek umulmadık beklentilere girer, beklediklerini bulamayınca da kırar geçirir, etrafındakileri horlar, hafife alır, hakaret eder, canından bezdirir…

 

Bunların hemen hepsinin ortak yanı, kendilerini olağanüstü varlıklar ve çevrelerindeki kimseleri de sıradan yaratıklar görmenin yanında, başkalarına ait fazilet ve meziyetlere tahammül edememe, bütün iyilikleri ve güzellikleri kendilerinden bilme, her türlü kötülüğü ve olumsuzluğu da başkalarına fatura etme gibi bir gayretlerinin bulunmasıdır.

 

Fayda(sızlar)...

 

Shakespeare’in “En iyiyi bulmak için uğraşırken iyiyi kaybediyorsunuz” sözü, “daha iyi” “iyi”nin düşmanıdır ifadesini doğrular.. Ancak, daha iyisini yapacağız diye; iyiyi, iyi olan işleri yarıda bırakmak, bitirmek de doğru değildir.

 

Bilmek demek; herhangi bir bilginin şu veya bu okulda öğretilmesi, kitaplarda yazılı olması, hafızamızın bir yerlerinde bulunması demek değildir. Bilmek; hakkıyla bilmek, yeni fikirler öne sürmek ve uygulamak, onlardan faydalanmak, sonuç almak demektir.

 

Hepimiz daha iyinin, yeni fikirlerin peşinden giderken yaşantımız süresince karşılaştığı her olayı, değişimi, gelişimi, isteklerimizi, arzularımızı, hedeflerimizi, kendimiz ve ailemiz başta olmak üzere, sosyal çevremiz, içinde yaşadığımız toplum adına ne kadar fayda sağlayacağı veya sağlamayacağı konusunda tereddütlerle birlikte değerlendirebilmekteyiz.   

 

Aslında, hangi iş kolunda olursa olsun, meşgul oldukları işlerle ilgili olarak sorumluklarını daha iyi nasıl yapacaklarını düşünmesi gereken insanların, işlerinde daha fazla muvaffak olduklarını, elde ettiklerinden ne kadar fayda sağladıklarını görebilmek o kadar da güç değildir.

 

“Eğer bir çocuk kavga ve gürültü içinde yaşarsa, kavgacılılık öğrenir.. Korku içinde yaşarsa, korkmayı öğrenir.. Daima ona acıyan insanlarla beraber yaşarsa, kendini zavallı hissetmeyi öğrenir.. Övmeyi bilen insanlarla beraber yaşarsa, başkalarını da takdir etmeyi öğrenir.. Kendisini adam yerine koyan bir çevrede yaşarsa, hayatta erişmek için çalışmaya değer bir amacı olmasını öğrenir.. Dürüst hareket eden insanlar içinde yaşarsa, adaletin ne olduğunu öğrenir.. Açık kalpli, güler yüzlü ve anlayışlı insanların arasında yaşarsa, dünyanın gerçekten yaşamaya değer güzel bir yer olduğunu öğrenir.”  

 

Hayat Demi

 

İnsan; tüm yaşadıkları, gördükleri, düşündükleri ve düşündürdükleriyle birlikte “hayat demi”ni alır..

 

Bu deme, hayat tecrübesi de diyoruz..

 

Tecrübeyi; ‘hayatta yenilen kazıkların bileşkesi” olarak tanımlamaz mıyız çoğumuz!

 

Bu tecrübe edinme süreci, başarılı olaylar kadar başarısızlıklarla da, mutluluklar kadar mutsuzluklarla da, umutlar kadar umutsuzluklarla da dolar taşar..

 

Ama en nihayetinde acısıyla tatlısıyla tecrübe edinir insan…

 

Önemli olan kibirsiz ve faydalı bir yaşam sürebilmek, topluma faydalı olabilmek.

 

Gelecek adına “hayat demi”mizin, hepimizin damak tadında olması dileğiyle…

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr