20 Ekim 2017 Cuma
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Bir meczuba inanmış beyinler

Mevlüt Soysal

04 Mart 2017 tarihli yazısı

Bir profesör, ilkokul mezunu meczup imam için, “Onun dünya ve Türkiye ilgili verdiği tüm kararlar benim kararımdır” minvalinde bir ifade kullanmıştı 15 Temmuz İşgal Girişimi’nin ardından tutuklanınca…

Sadece Türkiye değil, dünyanın çeşitli üniversitelerinde hukuk eğitimi görmüş bir FETÖ üyesi, bu meczubun gelecekler ilgili söylediklerinin tuttuğunu ifade ediyordu.

Önceki gün görülen duruşmalarda bir öğretmen, “2015 seçimlerinde muhalefet partisi için dua etmemiz istendi” diyordu.  

Bir başkası, “Benimle ilgili şunları şunları söyledi, gerçek çıktı” diyordu.

***

“Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, istençsel nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can.”

Yukarıda yazdıklarım “birey”in tanımı…

Anlaşılacağı gibi “birey”, yalnızca ama yalnızca fizyolojik anlamda insana benzeyenlere denmez.

Birey, “kendine özgülük” içerir.

Kendine ait bir düşünce…

Sormak, sorgulamak…

Kültür ve sanat…

Bakış açısı…

İdeoloji…

Yani, insanı hayvandan ayıran onlarca durum…

***

Sorum şu:

İlkokul mezunu bir meczup, dünyaya insan olarak gelmiş bir kitlenin “insani özellikleri”ni nasıl alıp onları çobanın peşinden giden koyuna dönüştürdü?

***

Kuşkusuz ki küresel bir örgüt FETÖ… Sömürge devletlerinin üçüncü dünya ülkelerinin siyasal ve ekonomik geleceklerini tayin etmek için kullandıkları kirli bir çete… Bu kirli çetenin içinde olanların bir bölümü de bu gerçeğin farkında…

Darbe gibi hedefi Türkiye’yi işgalle sonuçlanacak bir eyleme imza atmaları;

Cezaevindeyken bile devlete meydan okumalarının sebebi bu…

“Ne de olsa emperyalist ve güçlü ülkeler bizim arkamızda olacak” güveni var.

Ki bu ülkeler arkalarında da…

Darbe bertaraf edilse de Türkiye’ye yaptırımlar devam ediyor.

Bu “hain” kitleyi anlayabiliyorum.

Fakat diğerlerini anlamak güç…

Aklını kiraya verenleri…

Beyinlerini ipotek edenleri…

İnsan olmayı terk edip tepkileri birer hayvana dönüşenleri…

Anlamak hakikaten güç…

***

Diyeceğim şu ki:

FETÖ sorunu salt güvenlik ve yargı ile aşılacak bir sorun değil…

Kirlenmiş beyinler var…

İnsanlıktan koyunluğa evrilmiş kitle var…

Bunların kirlettikleri var…

Bu kitlelerin tamamına ulaşmak imkansız ve onlar belki darbe planlamıyorlar ama en az darbe kadar tehlike yaratacak beyinler üretiyorlar.

Devlet bu konuya da hassasiyetle yaklaşmalı.

 


 

Her renk burada, Türkiye gibi…

 

Türkiye tarihini kabaca değerlendirdiğimizde “kutuplaşma” denilen kavramın pek çok zaman karşımıza çıktığını görürüz.

Yıl bin dokuz yüz ellilerin sonlarına yürürken kahvehanelerini dahi ayırmış bir halk… Halkçı Partililer ve Demokrat Partililer…

Sanayileşme ve Avrupa’daki sol hareketlerin ardından Türkiye’de filizlenmeye başlayan sol ve Türk sağının bu düşüncenin sonunu “bölünme” görmesi ve safların iyice netleşmesi… Solun da Amerika’nın sağa verdiği destek nedeniyle Türkiye’deki emperyal projelere karşı çıkıp yerini iyice netleştirmesi…

Yetmişlerin sonuna doğru zirveye çıkan ayrışma ve her gün binlerce genç tabutunun kalktığı zamanlar…

Doksanlar ve irtica tehdidi algısı ile beraber yeni bir kutuplaşma: Laikler-antilaikler…

İki binler ve bu kutuplaşmanın derinleşmesi…

Bugüne baktığımızda da Türkiye’nin bir karpuz gibi ortadan ikiye ayrıldığını görüyoruz. Bir yanda “Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan” diyenler, diğer yanda “Mücadelemiz Recep Tayyip Erdoğan’la” diyenler…

Önümüzde de referandum…

“Evet” diyenler ve “hayır” diyenler…

Şu çok açık ki, bu kronikleşen kutuplaşma hastalığı bir mesleği çok ama çok zor bir hale getiriyor:

“Gazetecilik…”

Aklın yerini duyguların, gerçekliğin yerini aidiyetlerin oluşturduğu iklimin, doğruların yerini “kazanmak için her şey mubah” anlayışının aldığı bu zamanlarda toplum gazetecilerin kulağına şunu fısıldar:

“Taraf ol…”

Yani, bir duygunun, bir düşüncenin, bir ideolojinin, bir davanın, bir siyasi partinin düşüncelerini körü körüne paylaş…

Bu fikirlerin karşısında kim varsa gözlerini kırpma ve yerden yere vur.

Böyle zamanlar şöyle bir değerlendirmeyi elzem kılıyor çünkü: Kutuplaşan taraflar bir gazeteyi ya da bir gazeteciyi “bilgi edinmek” için değil, kendi doğrularını onaylatmak için okuyor.

Peki, durum bu iken bizler ne yapacağız?

Vadiden akan coşkun sulara katılıp alabildiğince akmak mı?

Yoksa yeni bir yol bulmak mı? İçinde doğruların, gerçeklerin, aklın aktığı bir nehir yaratmak mı en doğrusu?

Ben ikincinin tarafındayım…

Yeni bir yoldan, yeni bir nehirden yanayım…

Mensubu olduğum Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi de, farklı düşüncelerin, farklı anlayışların özgür biçimde yer aldığı ve hedefini aidiyetler yerine “doğru haber ve özgün yorum” olarak sunan bir gazete… 

Bundandır doğru gördüklerime doğru, yanlış gördüklerime yanlış diyebiliyorum.

Bundandır aynı yazıda hem iktidar partisini, hem de ana muhalefet partisini eleştirebiliyor ya da aynı makalede her ikisini de övebiliyorum.

***

Kutuplaşmalar tarihidir Türkiye tarihi… Bölünmeler, ayrışmalar kronik bir hastalıktır bu topraklarda…

Ve fakat acılar da bu saflaşmaların tavan yaptığı zamanlarda yaşanmıştır en çok… Dış müdahalelere açık olmuştur Türkiye; provokasyon terör örgütleri için çok daha kolay olmuştur; insanlar aidiyetleriyle hareket ettiğinden bölmek ve parçalamak basitçe gerçekleştirilmiştir.

Bundandır sesimiz kısık çıksa da şu çağrı zorunluluktur:

Bölünmeyelim… Farklı hayaller kahvehanelerimizi bölmesin. Farklı ideolojiler yollarımızı değiştirmesin. Farklı partiler bizi kavgaya tutuşturmasın.

Evet, bu çağrıyı zaman zaman yapmak için Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi’ndeyim. Ve biliyorum:

Hayal ettiğim Türkiye gibi bu gazete…

Hayata bambaşka bakışların, bir odada çalışabildiği…

7. yaşımız kutlu olsun. Nice 7 yaşlara…

(Bu yazıyı, gazeteniz Bizim Yaka Kocaeli’nin 7. yıl özel eki için kaleme almıştım, bir de burada paylaşmak istedim)

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ