23 Ekim 2017 Pazartesi
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

İpekçi’nin İnönü’ye yönelttiği soru

Mevlüt Soysal

25 Şubat 2017 tarihli yazısı

1968 Kasım’ında da hava bahardan rol kapmaya çalışan bir kış ılıklığında mıydı, bilinmez.

Yağmurlar, bulutlarla bir türlü vedalaşamayan bir cimrilikte miydi, bilinmez.

Ve de yokluk, üstgeçitte uyumaya yeltenen genç kadın ve çocuğunu acıtan bir ceberutlukta mıydı, bilinmez.

Şu bilinirdi fakat;

Bir gazeteci ya da gazeteciler çıkıp, Milli Şef İsmet İnönü'nün karşısına geçip, “Senin yönetimin faşizandır, halka yüksekten bakmaktadır” diyebilirdi.

Lakin İnönü, “Bana bunu diyebiliyorsan, ortada bir faşizm yoktur” demezdi.

Anlatırdı.

Peki, bugün kürsüye çıkıp Milli Şef İsmet İnönü’yü Hitler’e benzeten, o dönemden “tek parti faşizmi” olarak bahseden bir liderin karşısına bir gazeteci çıkıp, “Ülkede faşizm var” diyebilir mi?

Dese, hali ne olur?

İşte böyle bir 2017...

Mevsimlerin sonbahardan kışa, kıştan ilkbahara yürümesi gibi değil; tam aksi, evrimlere, mevsimlere ters ilerledi zaman...

***

Sağ olsun Hürriyet, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bedenen aramızdan ayrılışının 75'inci yıldönümü nedeniyle okurlarına çok güzel bir hediye vermişti;

Abdi İpekçi’nin 10 Kasım nedeniyle İsmet İnönü’yle yaptığı ve daha sonra “İnönü Atatürk'ü Anlatıyor” ismiyle kitaplaşan röportajın özeti.

Buldum ve yeniden okudum.

Dikkatimi çeken, İnönü’nün Mustafa Kemal hakkında düşündüklerinden çok, İpekçi’nin sorduğu sorular oldu.

Örnek mi?

- Halk Partisi'nin halka yakınlaşmaması ve “Egemenlik Ulusundur” sözünü samimiyetle gerçekleştirmesi hususunda tatbikatının yetersiz kaldığı, halka inemediği, özellikle o yıllardaki dönem için öne sürülür. Belirli bir zümre meydana gelmiştir ve bunlar Halk Partisi adına hareket ederken halka inemeyip halkı ezmiştir. Halk Partisi o dönem hiçbir zaman halka inememiştir, "Egemenlik ulusundur" sözü söz olarak kalmıştır. Bu iddialar hakkında görüşünüz nedir?

***

1968 Kasım’ından 2017’ye gelelim ve bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şöyle bir soru yönelttiğini düşünelim:

- Türk halkına ileri demokrasiyi vaat etseniz de, bazı uygulamalarınızın bırakın demokrasiyi, otoriter bir yönetime benzediğini iddia edenler var. Halkın yaşam tarzına karışmanız, eğitim sistemini çağdaşlıktan çıkarıp dini usullere göre belirlemeniz, sizden farklı düşünene buyurgan ve aşağılayıcı bir tavırla yaklaşmanız, yargıyı hükümetin kontrolü altına getirmeniz bu iddiaları kuvvetlendiriyor. “İleri demokrasi” ifadesi söz olarak kalmıştır. Bu iddialar hakkında görüşünüz nedir?

***

Sorabilir mi?

Sormaya kalksa, sorunun sonunu getirebilir mi?

Getirse bile, İnönü gibi, “Bu görüşün haklı yanları var, fakat bir kesim tarafından da istismar ediliyor” şeklinde bir yanıt alır mı?

- Prensipleri koyduk, tatbik etmeye başladık. Partileri çoğaltmak için o zaman yapılan teşebbüsler şiddetli tepkiler yarattı. Her şey altüst olacak, tehlikeli olacak diye bıraktık. Şimdi tekrar devam ediyoruz. O zaman Halk Partisi halka inmemiştir, şöyledir, böyledir diye bir mevzu yoktu. Halka inmemiştir. Yukarıda kalmıştır.

Cevabın bir bölümü…

Peki, bugünün Cumhurbaşkanı da buna benzer bir yanıt verebilir mi?

“Evet, dediğiniz gibi bir durum var” diyebilir mi?

***

Neyse, sorumu okuyucular yanıtlasın fakat bir önemli konunun üzerinde duralım.

Eğer İnönü, kendisine yöneltilen sorunun ardından Abdi İpekçi’yi kapı dışarı etseydi, bununla yetinmeyip İpekçi’yi kodese tıksaydı, tek bir ses çıkar mıydı dünyadan?

Çıkmazdı.

Avrupa faşizmi yeni terk etmişti daha…

Dünyada demokrasi kurumsallaşmamıştı.

Ve fakat bugün?

Gelişmiş ve sözü geçen ülkelerde demokrasi var. Demokrasi, bazın özgürlüğü kurumsallaşmış.

Zaman farklı…

Diyeceğim:

Düne yürümek yerine çağı yakalamalıyız. Ekonomimiz de, refahımız da, güvenliğimiz de, çağı yakalamamızla mümkün.

Umarım, vereceğimiz kararlar otokrasiye değil, demokrasiye kapı aralar.

 

ipekçi  


 

Atatürk ve siyasi akımlar

 

Röportaj demişken… Abdi İpekçi’nin daha sonra kitaplaşan bir başka röportajına bakakım. Söz dönüp dolaşıp Atatürk’e geliyor. Milli Şef İnönü, komünizm ve faşizm konusunda Atatürk’ön görüşlerini anlatıyor.

Komünizme karşı aldığı vaziyet ne idi? Bir ara Komünist Parti kurdurtması nasıl izah edilebilir?

Derler ki Komünist Parti kurdurttu, bilmem ne yaptı. Bunları ben bilmem teferruatı ile… Yalnız Ruslarla münasebet teessüs ederken, yani adamlarla konuşurken iki taraf da emperyalistlere karşı ihtilal halinde bulunan milletler edebiyatı yapmıştır. Tabii temasta bulunduğumuz, aynı mevzide emperyalistlerle dış âlemde mücadele ettiğimiz zamanlarda birbirimizin idaresini kötüleyen bir tutum içinde, ne içeride, ne dışarıda olmamışızdır.

Milli Mücadele’den sonra?

Milli Mücadele’den sonraki safhada dışarıyla münasebet asgari düzeydedir. Kendi ihtiyacımıza göre kendi tedbirlerimizi tatbik etmişizdir. Rejimimizi, Cumhuriyetimizi, kendi prensiplerimizi kabul etmeyen ideolojiler ne kıyafete bürünürse bürünsün, onu müspet kabul etmemişsek karşısında bulunurduk.

Nazizm ve Faşizm hareketleri konusundaki düşünceleri ne idi?

Atatürk, “milli irade”, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Garp medeniyetinin usullerini tatbik etmek lazımdır” kanaatlerinde samimi idi. Bunları memleketimizde bir an evvel tatbik edecek, usul olarak kuracak, yerleştirecek bir ortamı arzu ediyordu, takip ediyordu. Benim kanaatim budur. Kendi hayatında ne dereceye kadar tatbik edebildiyse etti, mâbâdını bize bırakıp gitti.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ